
Benim İstanbulum
İstanbul’da yapmayı en sevdiğiniz şeyler?
İstanbul… İlham ve sürprizlerle dolu, her seferinde kendini yeniden fısıldayan bir şehir. Bazen bildiğimi sandığım bir sokağında bile, hiç karşılaşmadığım bir tarihi yapıyla, bir sergiyle ya da saklı bir hikâyeyle karşılaşmak hâlâ büyülüyor beni. Şehirle kurduğum en güçlü bağlardan biri de, kendimi bir flaneuse gibi yollara bırakmak. Sevdiğim bir semte gidip, hiç girmediğim sokaklardan geçmek, bilinmeyenin rehberliğine güvenmek…
En sevdiğiniz, en çok alışveriş yaptığınız ya da tasarımlarını en çok beğendiğiniz mağaza?
Alışverişte daha çok vintage parçalarla ilgileniyorum ve küçük butikler keşfetmeyi seviyorum. Yerel markaları tercih etmeye özen gösteriyorum; özellikle Pelacik, Jorah’s Closet ve Şiyar Akboğa en sevdiğim genç ve yerel tasarımcılardan.
Favori restoranınız, yemeklerini ve tarzını çok beğendiğiniz şef?
En sevdiğim restoranlardan biri Burgazada’daki Kalpazankaya. Orada meze, balık ve rakı üçlüsü eşliğinde uzayan gün batımlarını çok seviyorum. Sushi içinse Kuruçeşme’deki Inari Omakase favorim.
Gitmeyi sevdiğiniz mekân, kafe?
Favori kafe derseniz, gönlüm Abbasağa Mahallesi’ndeki Hi Cafe’den yana. İşletmecileri Doğan ve Erkan’ın mahalledeki herkese yardım etmeleriyle, leziz ürünleriyle, kedi ve köpek cenneti olmalarıyla sadece bir kafe olmanın ötesinde eşsiz bir yer. Burada arkadaşlarımı ağırlamayı ve çalışmayı çok seviyorum. Urban ve Ziba da özgünlükleri ve harika insanlarıyla en sevdiğim mekânlar arasında.
Salt Galata
Gezmeyi en çok sevdiğiniz müze?
İstanbul Modern, Arter ve Salt Galata vazgeçilmezlerim. İstanbul Modern’in, Akbank Sanat’ın ve Arter’in çağdaş sanat sergilerini yakından takip ediyorum. Salt Galata ise sadece sergileriyle değil, sakin atmosferi ve ilham veren mimarisiyle masa başı çalışmalarım için severek uğradığım bir yer.
Kalpazankaya Restaurant
En sevdiğiniz kitapçı?
En sevdiğim kitapçılardan biri Minoa Pera. Atmosferi, kahvesi, kitapları… Orada bazen saatin nasıl geçtiğini anlamıyorum.
Şehirde yapmayı en çok sevdiğiniz şey?
İstanbul’un ritmine, sürprizlerine, kendi akışına güvenip kendimi şehrin yollarına ve spontanitesine bırakmak. Bazen bir sokakta bir sergiye rastlamak, bazen bir arkadaşımla karşılaşıp bir kahve içmek. Bazen de hiçbir şey yapmadan öylece yürümek.
En sevdiğiniz semt?
Şehirdeki en sevdiğim semtler arasında kararsız kalsam da, Beyoğlu tüm karmaşasına rağmen beni her daim çekmeye devam ediyor. Özellikle kültür-sanatla buluşmalarımın çoğu orada geçiyor. Ama Beşiktaş, tarihi yapıları, parkları, mahalle ruhu ve gündelik samimiyeti ile kazanıyor sanırım.
En sevdiğiniz yürüyüş rotası?
En sevdiğim yürüyüş rotaları Burgazada ve Büyükada’nın doğanın içinden geçen yolları. Boş bir günüm varsa, kendimi Adalar’a atmak en çok sevdiğim şeylerden biri. Şehirden sadece bir buçuk saat uzaklıkta, tamamen başka bir zamana, başka bir ruh haline geçiş yapabiliyorum orada. Burgazada ise kalbimde ayrı bir yerde. Manzara noktaları, sahilleri, yürüyüş yolları… Özellikle bahar ve sonbaharda, turist kalabalıkları başlamadan önce bana benzersiz bir huzur veriyor.
En sevdiğiniz kültür-sanat-yaşam merkezi?
Genç bir oyuncu, çağdaş dansçı ve koreograf olarak en bağlı olduğum yerlerden biri Çıplak Ayaklar Kumpanyası. Bağımsız yapısı, harika insanları, genç sanatçılara her daim açık kapılarıyla kalbimde çok özel yer tutan bir mekân. Çıplak Ayaklar’da prova yapmak, bir atölyeye katılmak, gösteri izlemek ya da sadece orada bulunmak bile İstanbul’daki en sevdiğim şeylerden biri. Aynı şekilde Kabile Sirk Sanatları Sahnesi’nde de, kendi üretimlerim için prova yapmayı, aerial dersleri almayı ya da muhabbet etmek için kahveye uğramayı çok seviyorum. Son dönemde beni heyecanlandıran keşiflerim arasında ise Tokatlıyan Han’ın üst katında ve Tarhan Han gibi tarihi yapıların sergi mekânlarına dönüşmesi var. Bu tür dönüşümlerde hem geçmişin izleri hem de çağdaş anlatılar bir araya geliyor ve özellikle bunu çok seviyorum. Yeni gözdem ise Sıraselviler’deki Pilot Galeri – orayı da yakın takibe aldım. Sinema içinse Beyoğlu Sineması ve Sinematek favorilerim.
Inari Omakase
Şehirdeki kaçış noktalarınız?
Burgazada, şehirden bir saat uzaklıkta ama ruhen bambaşka bir yere götürüyor beni. Ada vapuru yolculuğu, sahilde yürümek, denizi seyre dalmak, sessizliği dinlemek… O anlarda zamanın yavaşladığını hissediyorum. Tabii ki İstanbul’un içinde de kaçış alanlarım var, yukarıda birçoğundan bahsettim. Ama galiba en büyük kaçış alanlarım, sanat, doğa ve Boğaz. Bu üçünden biriyle temas edebildiğim her an ve alan, bana Inari Omakase nefes aldırıyor.












