Haber kapak görseli
Genel
11 dk okunma süresi
History Of War

Berlin muharebesi

Sovyet Kızıl Ordusu, Hitler’in Üçüncü Reich’ını Nazi başkentinde kanlı bir sona sürükledi.

Michael Haskew

kinci Dünya Savaşı 1945 baharında altıncı yılına girmişti. Üçüncü Reich’ın kudretli savaş makinesi artık iyice yıpranmıştı. Hem doğudan hem batıdan saldırıya uğrayan Nazi Almanyası ölüm sancıları çekiyordu.

Savaşın başından beri Müttefik kuvvetleri “Hedef Berlin!” haykırışıyla moral buluyordu ama savaşın son haftalarında başka kaygılar öne çıktı. Amerikan ve İngiliz ordularının başkomutanı General Dwight D. Eisenhower, Almanya’nın batı sınırlarından ilerleyişi yönetiyordu. Ancak Eisenhower protokolü hiçe sayarak doğrudan Sovyet lideri Josef Stalin’le temasa geçti ve Müttefik Devletlerin Berlin için savaşmak niyetinde olmadığını bildirdi. Hem siyasi hem askeri nedenlerle, Nazi başkentini ele geçirme şansı ve bu zaferle birlikte gelecek şan şöhret Kızıl Ordu’ya bırakılacaktı.

Hitler 22 Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ni işgal etmeyi amaçlayan Barbarossa Harekâtı’nı başlattığından beri Avrupa kıtasındaki savaşın en ağır yükünü Sovyetler taşıyordu. Naziler ancak Sovyet başkenti Moskova’nın 20 kilometre yakınına kadar geldikten sonra durdurulabilmişti. O zamana dek milyonlarca Sovyet askeri ve sivili hayatını kaybetmişti.

Alman generaller Moskova’nın parıltılı kubbelerine hayranlıkla bakıyordu ama oraya hiçbir zaman ulaşamadılar. Kış bastırınca Alman askerleri donarak öldü, silahlar ve ekipmanlar soğukta çalışmaz hale geldi.

Ertesi bahar yeniden başlayan Alman saldırısını bu kez toparlanmış bir Kızıl Ordu karşıladı. Ardından 1943’te Stalingrad ve Kursk gibi büyük Sovyet zaferleri geldi. Sovyetler inisiyatifi ele alıp Almanları binlerce kilometre boyunca batıya sürdü, 1944 yazında Polonya’nın başkenti Varşova’ya ulaştılar. Kuzeyde Leningrad’dan güneyde Odessa’ya kadar uzanan Sovyet taarruzlarına “Stalin’in on darbesi” deniyordu. 1945’in başlarında Doğu Prusya, Baltık Devletleri ve Pomeranya Sovyet kontrolüne geçti. Kızıl Ordu, Vistül Nehri’nden Oder Nehri’ne ilerledi. Ardından Berlin’in 60 kilometre yakınına kadar yaklaştı.

SOVYETLER BATIYA DÖNÜYOR

1 Nisan’da Stalin, 1. Belarus Cephesi’nden Mareşal Georgiy Jukov ve 1. Ukrayna Cephesi’nden Mareşal İvan Konev ile Kremlin’de bir araya geldi. “Berlin’i kim alacak?” diye sordu Stalin. “Biz alacağız!” diye yanıtladı Konev. Stalin iki komutana da talimatlarını verdi. Jukov Berlin’e kuzeyden ve doğudan saldıracak, Konev ise güneyden yaklaşacaktı. Bu iki büyük cephe, Berlin’i dev bir kıskaç gibi kuşatacak ve savunmadaki Alman kuvvetlerini daralan çember içinde yok edecekti.

İki hafta sonra binlerce Sovyet topunun gök gürültüsünü andıran atışlarıyla son saldırı başladı. Konev’in Neisse Nehri üzerinden ilerleyişi iyi gidiyordu. Ama Jukov, Oder Nehri’nin hemen batısındaki Seelöw Tepeleri’nde bulunan Alman direniş hattının gücünü doğru değerlendirememişti. Burada sayıca az ve silahça zayıf olsalar da savaşma kararlılığı ve Nazi ideolojisiyle dolu Vistül Ordu Grubu unsurları direniyordu.

Albay General Gotthard Heinrici’nin komutasındaki Alman savunması, topçu ateşi başlamadan hemen önce ön cephedeki mevzilerinden geri çekilmişti. Bu sayede ağır hasar görmekten kurtuldular. Alman tankları ve tanksavar birlikleri, Sovyetlerin kendi ışıldaklarının aydınlattığı Kızıl Ordu tanklarının ve askerlerinin siluetlerini görebiliyordu. Bu durum Sovyetlere ciddi kayıplar verdirdi, bu da Jukov’un ilerleyişini yavaşlattı.

Dört gün süren şiddetli çatışmaların ardından Jukov Seelöw Tepeleri’ndeki savunmayı yarmayı başardı ama bunun bedeli ağır oldu. En az 30.000 Kızıl Ordu askeri ve 12.000 Alman askeri ölmüştü. Gecikmeye öfkelenen Stalin, Konev’e Berlin’in çevresinden dolanmayı bırakıp zırhlı birliklerini doğrudan şehre göndermesini emretti. Berlin’i kimin alacağı konusunda Jukov ile Konev arasındaki rekabet artık iyice kızışmıştı.

BERLİN’E YAKLAŞIRKEN

20 Nisan 1945 Hitler’in 56. doğum günüydü ama o gün Berlin’deki Führerbunker’da hiç kutlama havası yoktu. Uzun menzilli Sovyet topları başkenti vurmaya başlamıştı ve şehir düşene kadar da durmayacaklardı. Führer’in yeraltındaki komuta merkezine, Berlin’in doğusundaki üç savunma hattının düştüğü bilgisi ulaştı. Seelöw Tepeleri de onlardan biriydi. Jukov yaklaşıyordu. Konev ise açık arazide 4. Muhafız Tank Ordusu ve 3. Muhafız Ordusu’nun öncülüğünde kararlı bir şekilde ilerliyordu. Bir diğer Kızıl Ordu cephesi olan 2. Belarus Cephesi, Mareşal Konstantin Rokossovski’nin komutasında 3. Panzer Ordusu’nun savunma hatlarını yarmıştı. Berlin’in içinde, Wehrmacht’tan ve Waffen-SS’ten geriye kalan askerler derme çatma savunma hatları kurmaya çalışıyordu. Sovyetler şehre girince ölümüne bir direniş için yaşlılar ve çocuklar da Alman askerlerine katıldı.

22 Nisan’da topçu birlikleri Berlin’i doğrudan vuracak menzile ulaştı. Bir Kızıl Ordu muhabiri, Alman başkentine mermi yağdırmaya hazırlanan birkaç topçu bataryasına rastladı. Gazeteye şöyle yazacaktı: “Batarya komutanına ‘Hedefler neler?’ diye sordum. ‘Berlin merkezi, Spree köprüsü ve kuzeydeki Stettin tren istasyonları’ dedi. Sonra o muazzam emir geldi: ‘Faşist Almanya’nın başkentine ateş!’ Saate bakmıştım. 22 Nisan sabahı tam 8.30’du. Sadece birkaç dakika içinde Berlin’in merkezine 96 top mermisi düştü.”

Hem Jukov hem de Konev batıya ilerlemeye devam ediyordu. 25 Nisan’da 1. Ukrayna Cephesi’nden bir Muhafız tüfek alayının öncü birlikleri, Elbe Nehri üzerindeki Torgau’da ABD’nin 69. Piyade Tümeni askerleriyle temas kurdu. İşte o anda Üçüncü Reich ikiye bölünmüş oldu. Aynı gün Berlin kuşatması tamamlandı. Alman 9. ve 4. Panzer Orduları’nın etrafı sarılmıştı. General Walther Wenck’in komutasındaki 12. Ordu’nun Berlin’e yardım etme girişimi ise 1. Ukrayna Cephesi’nin batıya kaymasıyla engellendi.

ÖLÜME MAHKÛM SAVUNMA

Sovyetler Berlin’in etrafını sararken, yoklama amaçlı saldırılar şehrin savunmasını sınamaya başladı. Almanlar eşmerkezli üç savunma hattını dokuz mıntıkaya ayırmıştı. Çevresi yaklaşık 96,5 kilometre olan en dış çember, kentin kıyılarından geçiyordu. Bu zayıf hat genel olarak yol blokajlarından, enkazlar ve taşıtlardan oluşan barikatlardan ve sığ siperlerden oluşuyordu. Şehre yönelik asıl saldırıdan önce bu hat pek çok noktada yarılmıştı.

İkinci çember yaklaşık 40 kilometre uzunluğundaydı ve mevcut binalarla engellerden faydalanılarak oluşturulmuştu. Bunların arasında Berlin’in raylı toplu taşıma sistemi S-Bahn da vardı. İç çember ise eskiden Nazi hükümetinin bakanlık ve dairelerine ev sahipliği yapan devasa binaları kapsıyordu. Bu binalar, her katında ateş mevzileri bulunan makineli tüfek ve tanksavar noktalarına dönüştürülmüştü.

Toplarla kaplı altı adet devasa uçaksavar kulesi de iç çemberin bir parçasıydı. Bunlar doğrudan isabet dışında neredeyse hiçbir şeyden etkilenmiyordu. Mıntıkaların sekiz tanesi Berlin’in merkezinden dış hatlara uzanan pasta dilimleri şeklinde bölünmüş, A’dan H’ye harflerle adlandırılmıştı. Z adlı dokuzuncu mıntıka ise Hitler’in kişisel SS muhafızları tarafından savunuluyordu.

Berlin 547 kilometrekarelik bir alana yayılmıştı. Spree Nehri ile Landwehr ve Teltow Kanalları boyunca oluşturulan savunma hatları özellikle güçlendirilmişti. Alman kuvvetlerinin büyüklüğü tahminen 100.000 ile 180.000 arasındaydı. Bu rakamlara SS birlikleri, ordu mensupları, Volkssturm (Halk Milisi) ve Hitler Gençliği üyeleri de dahildi. Komuta Führer’in 23 Nisan’da atadığı General Helmuth Weidling’e verilmişti. Son direniş başlıyordu.

Berlin Muharebesi’nin son kısmı 26 Nisan’da öfke dolu bir saldırıyla başladı. 8. Muhafızlar ve 1. Muhafız Tank Orduları ikinci savunma çemberini aşarak S-Bahn hattını geçip Tempelhof Havalimanı’na saldırdı. Batıda ise 1. Belarus Cephesi’ne bağlı birlikler Charlottenburg’a girdi ve iki gün süren yoğun çatışmanın ardından Spree Nehri’ne ulaştı. Sovyetler Berlin’in merkezine dört ana eksenden ilerliyordu: güneydoğudan Frankfurter Allee üzerinden, güneyden Sonnenallee boyunca Belle-Alliance-Platz yönüne, yine güneyden Potsdamer Platz yönüne ve kuzeyden Reichstag’a doğru. Reichstag bir zamanlar Alman Parlamentosu’nun toplandığı ama 1933’teki büyük yangından beri kullanılmayan bir binaydı.

28 Nisan’da Landwehr Kanalı üzerindeki Potsdamerstrasse Köprüsü ele geçirildi ve çatışmalar Tiergarten’a sıçradı. Ertesi sabah 3. Şok Ordusu Spree Nehri üzerindeki Moltke Köprüsü’nü geçti. Reichstag, Königsplatz meydanının solunda kalmıştı. Ancak Königsplatz’a mayın döşenmişti ve meydan; makineli tüfekler, topçu birlikleri, birkaç tank ve yaklaşık 6.000 kişilik Alman kuvvetiyle ağır şekilde korunuyordu. İçişleri Bakanlığı binasına yönelik saldırılarsa yavaş ilerliyordu. 30 Nisan sabahı Kızıl Ordu birlikleri kısa süreliğine Prinz Albrechtstrasse’deki Gestapo karargâhını işgal etti ama ağır bir karşı saldırı sonucu geri çekilmek zorunda kaldılar. Ancak aynı gün Sovyetler diplomatik bölgenin büyük kısmını ele geçirdi.

Bu sırada 79. Tüfek Kolordusu Reichstag’ı ele geçirmek için yoğun bir saldırı başlattı. 150. Tüfek Tümeni askerleri Königsplatz üzerinden taarruza geçerken diğer tümenler büyük Reichstag binasının yan kanatlarına saldırdı. Sabah 4.30 ile öğlen 13.00 arasında gerçekleştirilen üç saldırı püskürtüldü. Berlin Hayvanat Bahçesi’ndeki betonarme uçaksavar kulesinden, yani 1 kilometre öteden ateş açan 128 mm’lik toplar savunmacılara destek veriyordu. Sovyet tankları ve kundağı motorlu topçular Königsplatz’a girerek Alman mevzilerini bombalamaya başladı.

Sovyetler henüz Königsplatz’ı bile tamamen geçememişken Reichstag’a kızıl bayrak çekildiğine dair bir dedikodu yayılmaya başladı. Haberin yalan çıkması halinde doğabilecek sonuçlardan korkan 150. Tüfek Tümeni Komutanı Tümgeneral Vasiliy Şatilov, saldırının iki kat yoğunlaştırılmasını emretti.

Saat 18.00 itibarıyla Reichstag için verilen mücadele 14 saattir sürüyordu. Sovyet askerleri saldırıya yeniden başlamıştı. Reichstag’ın tuğla ve harçla örülmüş girişlerini havan toplarıyla açarak içeri girdiler. Binanın içinde Sovyetlerle Almanlar göğüs göğse çarpıştı. Kızıl Ordu’dan birkaç asker, binanın arka tarafından çatıya çıkan bir merdiven buldu. Mihail Yegorov ve Meliton Kantariya adlı çavuşlar hemen kızıl bayrağı alıp çatıya çıktı. Çatının kenarındaki atlı bir heykel gördüler ve saat 23.00’e birkaç dakika kala bayrak direğini heykeldeki bir boşluğa sıkıştırdılar.

30 Nisan gecesi Sovyetler Birliği’nin orak çekiçli bayrağı Reichstag’ın üzerinde dalgalanıyordu ama binanın tamamen ele geçirilmesi 2 Mayıs’ı buldu. O gün son 2.500 Alman askeri de teslim oldu. Bayrak dikme anının ünlü fotoğrafları ve videoları ise aslında 3 Mayıs’ta yapılan canlandırma sırasında çekildi.

MERKEZ DAĞILIYOR

Berlin’i hâlâ umutsuzca savunan Almanlar artık bitap düşmüştü ve mühimmatları da tükenmek üzereydi. General Weidling, 30 Nisan sabahı Hitler’e Kızıl Ordu’nun birkaç saat içinde şehir merkezini ele geçireceğini bildirdi.

Sovyet 5. Şok, 8. Muhafız Tank ve 8. Muhafız Orduları meşhur Unter den Linden Bulvarı’ndan geçerek Reich Şansölyeliğine ve Führer’in sığınağına ilerledi. Hitler, General Weidling’in kuşatmayı yarıp kaçmayı denemesine izin verdi. Ardından, yıllardır birlikte olduğu ve sadece birkaç saat önce evlendiği eşi Eva Braun ile birlikte yeraltı sığınağında intihar etti.

Bu sırada savunma mevzilerinde yalnızca 10.000 Alman askeri kalmıştı. Sovyet birlikleri her yandan yaklaşıyordu. Sovyet topçuları Wilhelmstrasse’deki Hava Bakanlığı binasını aralıksız bombalıyordu. Bu bina, çelik ve betonla güçlendirilip barikatlarla tahkim edilmiş güçlü bir direniş noktasıydı. 3. Şok Ordusu Tiergarten’ın kuzey sınırından yaklaşıp bir grup Alman tankıyla çatışmaya girdi, o sırada Reichstag’a ve çevresine baskı uygulamaya da devam ediyordu. 8. Muhafız Ordusu’nun hareketiyle koordineli olarak 3. Şok Ordusu Berlin’in merkezini ikiye bölmüştü.

1 Mayıs’ta Alman Genelkurmay Başkanı General Hans Krebs, 8. Muhafız Ordusu Komutanı General Vasili Çuykov’la temasa geçerek Hitler’in öldüğünü bildirdi ve teslim şartlarını görüşmek istedi. Ancak Çuykov koşulsuz teslimde ısrarcıydı. Krebs’in böyle bir yetkisi olmadığını belirtmesiyle görüşmeler sonuçsuz kaldı. Bu sırada bazı Alman birlikleri batıya yönelerek Berlin’den kaçmayı denedi. Öfkeli Sovyetler yerine İngiliz veya Amerikan kuvvetlerine teslim olmayı yeğliyorlardı. Nazilerin Sovyetlere yaptıkları zulmü düşününce Sovyetlerin intikamından korkmuşlardı. Ancak Charlottenbrücke Köprüsü’nü geçerek Havel Nehri’ni aşmayı başaran az sayıda asker dışında çoğu ya öldürüldü ya da Sovyetlere yakalanıp esir alındı.

2 Mayıs sabahı Kızıl Ordu birlikleri Reich Şansölyeliğini ele geçirdi. General Weidling, gece saat 1.00’de General Çuykov’a bir mesaj göndererek yeni bir görüşme talep etti. 6.00’da Potsdamer Köprüsü’nde olması söylendi. Oradan alınıp Çuykov’un karargâhına götürüldü ve bir saat içinde teslim oldu.

Weidling tüm Alman birliklerinin de teslim olmalarını emretti ve Çuykov’un talebiyle bu emri yazılı hale getirdi. Ayrıca emrin ses kaydı yapıldı ve Sovyet kamyonları şehrin harap sokaklarında dolaşarak bu kaydı hoparlörlerden yayımladı. Yine de bazı inatçı SS birlikleri ölene dek direnmeye devam etti. Berlin Hayvanat Bahçesi’ndeki uçaksavar kulesinde görev yaparak Sovyetlere büyük sıkıntı çıkaran 350 Alman askeri de yenilgiyi kabul ederek gün ışığına çıktı. Berlin Muharebesi sona ermişti.

AĞIR BEDEL

Kayıplar korkunçtu. Oder Nehri’nden Berlin’e kadar olan ilerleyişte en az 81.000 Sovyet askeri hayatını kaybetmiş, 250.000’den fazlası yaralanmıştı. Alman kayıpları ise yaklaşık 100.000 ölü, 220.000 yaralı ve 500.000’e yakın esir olarak tahmin ediliyor. Ayrıca sivil Berlin halkından da en az 100.000 kişi hayatını kaybetti. Bunların bir kısmı intihar ederek öldü.

Kızıl Ordu askerleri sayısız Alman kadınına tecavüz etti, bir kısmını da öldürdü. Kendi vatanlarında Nazilerin yaşattığı dehşetin intikamını almak için her yeri yıkıp yağmaladılar. Hayatta kalan bazı Berlinliler için Sovyetlerin öfkesi ölümden bile beter bir kader oldu.

Berlin düştükten yalnızca bir hafta sonra Nazi Almanyası’nın koşulsuz teslim olmasıyla Avrupa’daki İkinci Dünya Savaşı sonlandı. Hitler’in 1.000 yıl süreceğini iddia ettiği Üçüncü Reich yalnızca 12 yılda tarihe gömülmüştü.

BERLİN 1945

1- Kuşatmadan saldırıya

26 Nisan’da Jukov’un 1. Belarus Cephesi, şehir merkezinin batısındaki Charlottenburg’a ve Tiergarten’in kuzeydoğusundan Spree Nehri ile Moabit semtine ilerledi. İki gün süren şiddetli çatışmalar, Alman savunmasının inatçı olacağını gözler önüne serdi.

2- Sarsılmaz uçaksavar kuleleri

Tiergarten’in güneybatı köşesinde, Berlin Hayvanat Bahçesi yakınlarında bulunan uçaksavar kuleleri, yaklaşan Sovyet askerlerine mermi yağdırdı. Bu büyük beton kulelerden biri 2 Mayıs’ta savaş bitene dek direndi.

3- Kanal geçişi

Almanlar Landwehr Kanalı üzerindeki Potsdamer Köprüsü’nü yıkmaya çalışıyordu ama Sovyet birlikleri 28 Nisan’da köprüyü ele geçirmeyi başardı. Bu konum, Berlin Hayvanat Bahçesi’ndeki sığınağa yönelik ilk saldırılar için avantaj sağladı.

4- Spree’den karşıya geçiş

29 Nisan sabahının erken saatlerinde Sovyet askerleri Spree Nehri üzerindeki son sağlam yapı olan Moltke Köprüsü’nü ele geçirdi. Bu stratejik pozisyon, diplomatik bölgeye ve İçişleri Bakanlığına yönelik saldırılar için sıçrama noktası olacaktı.

5- Hitler’in intiharı

Hitler, Reich Şansölyeliğinin derinliklerindeki Führerbunker’da 30 Nisan günü saat 15.30’da intihar etti. Uzun zamandır birlikte olduğu ve birkaç saat önce evlendiği Eva Braun da onunla birlikte hayatına son verdi. Cesetleri Reich Şansölyeliğinin bahçesinde benzinle yakıldı.

6- Reichstag’a saldırı

30 Nisan’da Tümgeneral S. İ. Perevertkin komutasındaki Sovyet 79. Tüfek Kolordusu, Königsplatz’a hâkim konumdaki Reichstag’a birkaç saldırı başlattı. O gece geç saatlerde askerler binanın çatısına tırmanarak Sovyet bayrağını dikti. Bina 2 Mayıs’ta tamamen ele geçirildi.

7- Reich Şansölyeliğine ilerleyiş

Sovyet birlikleri 1 Mayıs’ta Potsdam tren istasyonuna ulaştıktan sonra Lanberger Strasse boyunca doğuya ilerleyip Unter den Linden’den geçerek Reich Şansölyeliği’ne yürüdü. Binayı ertesi sabahın ilk saatlerinde ele geçirdiler. Aynı zamanda Führerbunker’ı ve Hitler ile Eva Braun’un yanmış kalıntılarını da buldular.

8- Teslimiyet

2 Mayıs sabahı General Helmuth Weidling, Potsdamer Köprüsü’nde Sovyet askerleriyle buluştu ve kısa süre sonra General Vasiliy Çuykov’a teslim oldu. Berlin’i savunan askerlerden bazıları batıya kaçmaya çalıştı ama çoğu ya öldürüldü ya da teslim olmak zorunda kaldı.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo