Haber kapak görseli
Genel
8 dk okunma süresi
İstanbul Life

Binnur Kaya & Mert Fırat: İlk kez aynı sahnede, patriyarkanın çifte standartlarını deşifre ediyorlar

Dario Fo ve Franca Rame’nin kült oyunundan ilham alan “Açık İlişki” DasDas sahnesinde tiyatroseverlerle buluşuyor. İlk kez aynı sahneyi paylaşan iki usta oyuncu, Binnur Kaya ve Mert Fırat, seyircileri evlilik, sadakat, toplumsal roller ve özgürlük üzerine bol kahkahalı, hiciv dolu bir yolculuğa davet ediyor.

Röportaj: Büşra Nazlan Üregül

Portre Fotoğrafları: Pınar Gediközer

Dünya tiyatrosunun en önemli yazarlarından Dario Fo ve Franca Rame’nin toplumsal eleştiriyi mizahla harmanlayan kült oyunu, DasDas’ın yorumuyla “Açık İlişki” adıyla sahnede. İlk kez aynı oyunda bir araya gelen Binnur Kaya ve Mert Fırat, evli bir çiftin çatırdayan ilişkisi üzerinden evlilik, sadakat, toplumsal roller ve bireysel özgürlük meselelerini hicivle harmanlıyor. “Özgürlük” adına önerilen açık ilişki fikrinin kadında yarattığı çöküş ve ardından gelen dönüşüm, hem kara mizahla hem de kahkaha garantili sahnelerle seyirciye aktarılıyor. Patriyarkanın çifte standartlarının gözler önüne serildiği tek perdelik oyun, yalın dili ve doğrudan seyirciyle kurduğu ilişkiyle sezona iddialı bir giriş yapıyor.

Dario Fo’nun oyunları politik ve toplumsal eleştiriyi mizahla harmanlamasıyla bilinir. Sizce “Açık İlişki” Türkiye’de bugün hangi güncel meselelere dokunuyor?

Binnur Kaya: Sadece Türkiye’de değil, geçmişte ve şimdi, tüm dünyada dokunduğu güncel meseleler aynı diyebiliriz. Kadının toplumdaki yeri, sahip olduğu ve olamadığı haklar, çifte standartlar, erkek yapınca kabul görenler, kadın yapınca ayıplananlar... Ayrıca şiddet ve kadın cinayetleri ve bunun neredeyse normalleştirilmesi.

Mert Fırat: Açık ilişki, Türkiye’deki pek çok meseleye temas eden bir konu. Geleneksel yaklaşımlarla günümüz toplumunun aile yapısı ve ilişkilere bakışı arasındaki çatışmayı görünür kılıyor. Aynı zamanda kadın meselesine dokunuyor, kadın-erkek ilişkilerinde hem toplumsal hem de bireysel düzeyde yaşanan eşitsizliklere ışık tutuyor. Bu bağlamda özgürlük ve eşitlik meselelerini ele alırken, eleştirel bir perspektif de sunuyor.

“Açık ilişki” kavramı oyunda kadın karakter için yıkıcı bir deneyime dönüşüyor, ama aynı zamanda onun uyanışını da tetikliyor. Sizce özgürlük her zaman sancılı mı olmalı?

Binnur Kaya: Keşke olmasa. Çünkü özgürlük, her canlı için doğuştan gelen bir hak.

Mert Fırat: Evet, özgürlük kimse tarafından hazır bir şekilde sunulmaz; her zaman alınır. Bunun için mücadele gerekir. Eğer birisi size hiçbir çaba göstermeden bunu veriyorsa, mutlaka altındaki küçük yazılara ve bunun karşılığında nelerin dayatıldığına bakmak gerekir diye düşünüyorum.

Evlilik ve sadakat üzerine kişisel olarak da düşünmeye sevk etti mi sizi bu oyun? Sizce “sadakat” ve “özgürlük” bir ilişkide bir arada var olabilir mi?

Binnur Kaya: Tam tersi, zaten yıllardır bu konulara kafa yorduğum için tercihim bu oyundan yana oldu. Bana göre özgürlüğün içinde sadakat de var. Sevdiğin insanın kişisel alanına gösterdiğin saygı, sadakati ve özgürlüğü birlikte yaşanabilir kılıyor.

Mert Fırat: Evet, biz bu oyunda herkes tarafından savunulan bu iki kavramın çatışmasına tanıklık ediyoruz. Asıl mesele de bu zaten. Bu kavramları birbirine karıştırmamak gerekiyor. Özgür olmak, sadakatsiz olmak anlamına gelmez; önemli olan özgürlüğü dengede tutabilmek.

İlk kez aynı sahneyi paylaşıyorsunuz. Bu ikiniz için de nasıl bir deneyimdi?

Binnur Kaya: Tatile çıkmak gibi... Bir mola vermek gibi... Aynı zamanda şifalı çünkü beraberken çok güldük. Gülmek, gülebilmek sadece komik bir durum olduğunda kendiliğinden gelen bir şey değil, hizalanmak gibi bir şey... Akıl, ruh ve fizik olarak hizalanmak... Ne büyük hediye... Bu yol arkadaşlığı, harika oyun arkadaşlığı için teşekkürüm sonsuz...

Mert Fırat: Benim için çok eğlenceli, öğretici ve yaratıcılığımızı besleyen bir süreçti. Oyun çıkarma aşamasında özgür kalabilmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha fark ettim. Binnur, partnerine ve oyun arkadaşına değer veren, fikirlerine sonuna kadar açık, aynı zamanda kendi düşüncelerini de çekinmeden paylaşan biri. Oyuna çok değerli katkılar sağladı. Onunla aynı sahneyi paylaşmak benim için büyük bir şans.

İlişkiler gittikçe karmaşık bir hal alıyor. Sanırım bunda sosyal medyanın ve günümüz çağının da etkisi var. İlişki tam olarak nedir hepimizin kafasını karıştıran bir soru. Siz ikili ilişkileri, yaşadığımız bu toplumda nasıl yorumluyorsunuz.

Binnur Kaya: İlişki dediğiniz şey çok derin. Zamandan bağımsız. Ruhani bir yolculuk. Bir buluşma. Kavuşma. Hasret giderme. Beklenenin değil, geleceğinden zaten emin olduğunun gelmesi ve kendine ayrılmış olan yere yerleşmesi... “Hoş geldin... Yerin başımın üstünde, aklımın ve kalbimin en özel yerinde...” demek gibi bir şey... Sanırım, günümüz ilişkilerine nasıl baktığımı bu cümleler ile anlatabilirim ancak.

Mert Fırat: İlişkilerin karmaşıklığı aslında bugünün meselesi değil; antik tiyatro metinlerinden modern çağ öncesine kadar çok farklı ilişki biçimleri ve toplumsal kabullerle karşılaşıyoruz. Bizim toplumumuzda ise ilişkiler, iki kişinin kararı olmaktan çıkıp toplumsal baskıya dönüşebiliyor ve yargılara kurban gidebiliyor. İki kişinin anlaştığı zemin kimi zaman evlilik ya da bir sevgililik dahi olsa sadece onları değil, çevresindeki herkesi ilgilendiren bir hal alıyor. Galiba biz hâlâ ilişkilerimizi dar bir çerçevede, yalnızca iki kişi arasında yaşayamıyoruz. Oysa ilişki, artı ve eksileriyle kabul edilen bir anlaşma; dünyayı birlikte anlamanın ve ortak bir payda oluşturmanın adı.

Evlilik bence psikolojik olarak kişiler üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Birinin gerçek benliğinden çıkarak, ruhuna bir kıyafet giymesi gibi… Keza belki tek eşlilik de öyle. Freud’a göre tek eşlilik, doğrudan içgüdüsel bir tercihten çok kültürel bir uzlaşıdır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Binnur Kaya: Yaşadığımız her şey onu nasıl yorumladığımızla alakalı... Bu sorunun cevabı, oyunumuzda bir kadın ve bir erkek üzerinden yorumlanıyor; “Tek eşlilik içgüdüsel bir tercihten çok kültürel bir uzlaşıdır ya da Sadakat ve tek eşlilik bir ihtiyaçtır çünkü ilişkilerde güven esastır.” İki düşünceye de katıldığım ve katılmadığım durumlar var.

Mert Fırat: Bence kişinin seçtiği ilişki biçimi, aslında onun neye ihtiyaç duyduğunu ve neye istekli olduğunu gösteriyor. Kimisi için tek eşlilik en sağlıklı yol olabilir, kimisi için evlilik ya da açık ilişki. Bunların hepsi bir tercih ve herkes için farklı bir ihtiyacın karşılığı. Önemli olan, bu tercihlerin yalnızca onları seçen kişiyi ilgilendirmesi. Toplumun yargılarından bağımsız olarak herkes kendi ihtiyacına en uygun olanı yaşamalı.

Freud, aynı zamanda “insan arzusu doyurulamaz” der. Oyunun bu bağlamda verdiği temel mesaj sizce ne? Tatmin mümkün mü, yoksa çatışma kaçınılmaz mı?

Binnur Kaya: Her koşulda çatışma kaçınılmaz. Alanlarımıza saygılı bir şekilde tartışalım, çatışalım; günün sonunda illa uzlaşmamız gerekmiyor, birbirimizi anlayalım, duyalım yeter. Çünkü birbirimizi duyabilirsek hissedebiliriz de, hissedersek hoyrat davranamayız, halinden anladığımıza şefkatle yaklaşırız. Aslında ne kolay bir matematik... Tatmin mümkün mü? İnsan verdikçe daha çoğunu isteyen bir varlık...

Mert Fırat: Eğer ruhunuz belirli bir olgunluğa erişmişse tatmin mümkün. Ama buna rağmen çatışma kaçınılmaz.

Evlilik ya da ilişki söz konusu olduğunda toplumların kadına ve erkeğe çifte standartla yaklaşması, kültürel olarak çöküşe de zemin hazırlıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Binnur Kaya: Bu soruya oyundan bir bölümle cevap vermek isterim; “Açık ilişkinin yürüyebilmesi için tek tarafın açık olması gerekir; erkek tarafının...Çünkü iki taraf da açık olursa cereyan yapar..!”

Mert Fırat: Türkiye’de kadın cinayetlerinin faillerinin çoğu zaman cezasızlıktan faydalandığı, üstelik bu faillerin büyük ölçüde kadınların birinci derece yakınları olduğu bir ortamdayız. Böyle bir tablo varken, kadına gösterilen toleransın ya da haklarının korunmasına duyulan önceliğin ne durumda olduğu zaten kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Kadın karakterin yaşadığı dönüşüm, bir bireyin içsel özgürlük yolculuğu gibi görünüyor. Sizce kadının geçirdiği bu kırılma anı, patriarkal sistemin birey üzerindeki etkisini nasıl görünür kılıyor?

Binnur Kaya: Coğrafyadan coğrafyaya farklılık gösteren bir durum bu. Oyunda der ki; “İlişkimiz sadece kültürel anlayışımız değiştiğinde kurtulacak...” Bu o kadar zor ki... Kız çocuğu olarak doğmuş olmanın getirdiği sorumluluklar var, ergen bir kız çocuğu olmanın daha da büyük sorumlulukları var; kadın olmak, anne olmak, üstüne eklene eklene gidiyor. Şayet siz, bu kabul görmüş döngünün dışına çıkıp, bireysel bir kendini ifade ediş yolu seçerseniz, sistem tarafından “ sakıncalı “ görünüyorsunuz...

Mert Fırat: Kadının oyundaki dönüşümü, aslında bildiği ama uzun süre uygulamayı tercih etmediği bir yönteme dayanıyor. Kendi eylemsizliğine direnerek, erkeğin hayatına ve yaptıklarına dönüşmeden yaşamını sürdürürken, sonunda içsel özgürlük yolculuğuna çıkıyor. Erkek gözüyle yazılmış tarihten psikolojiye kadar birçok alanda hâkim olan patriarkal sistemin, ortak değerleri de kadından yana şekillendirmediği bir dünyada yaşıyoruz. Bizim oyunumuzdaki kadın karakter, bu çifte standardın tam da görünür olduğu noktada direniyor; konulan kurallara karşı çıkıyor. Erkek birliğinin, erkek biliminin ve erkek aklının dayattığı her şeye, aslında onun panzehriyle karşılık veriyor.

Açık ilişki fikrinin erkek karakterin ağzından çıkması ama sonuçlarının onun kontrolü dışında gelişmesi, sizce toplumsal erkeklik kurgusunu nasıl deşifre ediyor?

Binnur Kaya: Kadın erkek eşitsizliği temel alınarak inşa edilmiş bir kurgu. Deşifre olan da bu..! Erkeğin sahip olduğu haklara, kadın sahip olmaya kalkarsa, psikolojik, ekonomik, fiziksel şiddet başlar. Oradan da kadın cinayetlerine kadar gidiyor. Sonrasını zaten hepimiz biliyoruz.

Mert Fırat: Aslında cevap sorunun içinde gizli. Erkek karakter “açık ilişki” fikrini ortaya atıyor ama sonuçların kendi kontrolü dışında gelişmesi, toplumsal erkeklik kurgusunun en büyük yanılgısını gösteriyor. Biz de bunu sahnede en yalın haliyle; oynayarak, yaparak, göstererek deşifre ediyoruz.

Seyirciyle doğrudan kurulan ilişki, metnin mizahi gücünü daha mı etkili hale getiriyor sizce? Dördüncü duvarın yıkıldığı anlar üzerine ne düşünüyorsunuz?

Binnur Kaya: Oyun, ikili ilişkiyi hem kadın hem erkek bakış açısından ortaya koyduğu için tartışmaya açık bir platform da yaratmış oluyor. Seyirci ile aradaki duvarın kalkması “Birbirimizden bir farkımız yok, hepimiz aynı dertten mustaribiz...” dedirtiyor. Seviyorum ben bunu...

Mert Fırat: Bizim oyunumuzda zaten form biraz daha sürprizlere açık. Dario Fo’nun metinlerinde dördüncü duvar zaten yok; geleneksel komedi kodlarını ve İtalyan komedi geleneğini barındıran bir yapısı var. Bu da seyirciyi daha etken ve uyanık tutmak için bilinçli olarak seçilmiş bir tür. Fo, toplumun sinir uçlarına incelikle dokunmayı bilen bir yazar. Dördüncü duvarı yalnızca seyircinin gözünün önünden değil, aynı zamanda zihninden kaldırmayı da her oyunda başarıyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo