
Bir fotoğrafçının gözünden İstanbul: Mustafa Seven ile şehrin izinde
SELEN TANYERİ
Çektiği sokak fotoğraflarına hayranlıkla baktığımız Mustafa Seven’in İstanbul fotoğraflarını mercek altına alıyoruz. Sanatçının fotoğraf ile buluşması ilk olarak çeşitli gazetelerde foto muhabirliği yaptıktan sonra fotoğraf editörlüğü ile devam ediyor. Ardından ise “hayata tanıklık etmek” diye tarif ettiği sokak fotoğrafçılığı alanında gerçekleştirdiği çalışmaları karşımıza çıkıyor. Sade ve etkileyici olan fotoğraf kareleri ayrıca duygusal bir derinliğe de sahip olmasından dolayı dikkat çekiyor. 2013 yılında “Tek” isimli ilk kişisel sergisini açan ve birçok ortak sergi ile çeşitli festivallere katılan sanatçı aynı zamanda eğitim alanında da sokak fotoğrafçılığı, mobil fotoğrafçılık üzerine atölyeler düzenliyor. Fotoğrafçılık üzerine yazdığı kitapların yanı sıra kurumsal markalar için projeler üretmeye devam ediyor. Yaratıcı kimliğini çektiği fotoğraf kareleriyle buluşturan Mustafa Seven ile onun İstanbul’u hakkında konuştuk.
En sevdiğiniz, en çok alışveriş yaptığınız ya da tasarımlarını en çok beğendiğiniz mağaza?
Alışverişimi genellikle eşim yapar. Günceli takip ettiği ve benim tercihlerim konusunda fazlasıyla fikir sahibi olduğu için onun seçimlerine güvenirim. Nerelerden aldığı konusunda çok bir fikrim yok :)) Mesleğim icabı fotoğraf çekerken rahat hareket etmemi sağlayacak bol şeyler giymeyi çok seviyorum. Keten, pamuk gibi çeşitli kumaşları tercih ediyorum. Tasarımcı takıntım da yok çünkü o dünyadan haberim yok.
Favori restoranınız, yemeklerini ve tarzını çok beğendiğiniz şef?
Bu konuda tam bir geleneksel olduğumu söyleyebilirim. Yeni nesil restoranları çok bilmiyorum ve çok fazla ilgimi çekmiyor. Ancak dijital iletişim araçlarından ya da eş dost tavsiyesi ile haberdar olduğumuz yerleri ziyaret etmeye çalışıyoruz. Ben daha çok esnaf lokantası diyebileceğimiz yerlerde yemek yemeyi çok seviyorum. Favori lokantam; Avrupa yakası için Osmanbey Mahir Restoran, Anadolu yakası için Kadıköy Balık Pazarı, Yanyalı Fehmi. Bunların dışında Fatih Kadınlar Pazarı civarı birçok lokantayı da vakit buldukça ziyaret etmeyi seviyorum.

Gitmeyi sevdiğiniz mekan, kafe?
Avrupa yakasında yaşarken Cihangir bölgesindeki cafeleri sık ziyaret ederdim. Kaktüs en sevdiğim kafeydi. Buluşma noktamızdı… Şimdi Anadolu yakasında yaşıyorum ve Yeldeğirmeni Mahallesi’ndeki kafeleri tercih ediyorum. Küff ve Yell Cafe bu ara en çok gittiklerim arasında yer alıyor.
Gezmeyi en çok sevdiğiniz müze?
Kesinlikle İstanbul Arkeoloji Müzesi
En sevdiğiniz kitapçı?
Bu konuda önceliğim, özellikle çizgi roman bölümü olan kitapçıları daha fazla ziyaret ediyorum. Kadıköy, Kuzgun Çizgi Roman Evi bu ara favorim.
Şehirde yapmayı en çok sevdiğiniz şey?
Profesyonel hayatımda fotoğraf benim işim olsa da dinlenmek ve aylaklık yapmak için de fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Küçük bir kamerayı yanıma alıp hesapsız, kitapsız yalnız başıma yürümek ve fotoğraf çekmek benim için tam bir antidepresan!
En sevdiğiniz semt?
Anadolu yakasında otursam da hala Beyoğlu benim gözdem. Malum nedenlerle insanlar biraz uzaklaşmış olsa da Beyoğlu küllerinden doğmasını bilecektir.
En sevdiğiniz yürüyüş rotası?
Bunun için iki farklı cevap verebilirim. Kafa dinlemek için Sarayburnu-Ayvansaray hattını tercih ediyorum. Ancak biraz daha insanların arasına karışmak istersem Taksim Meydanı - Yeni Camii arasını tercih ediyorum.
En sevdiğiniz kültür-sanat-yaşam merkezi?
Tabii ki bu sorunun cevabı da benim için Beyoğlu!
Şehirde kaçış noktalarınız?
İstanbul merkezinden 20-30 kilometre dışarı çıktığınız anda her yer kaçış noktası haline gelebiliyor. Avrupa yakası için Rumelifeneri Köyü Topçu Kalesi civarını çok seviyorum. Anadolu yakası için ise, Şile - Kefken arası sahil şeridi vazgeçilmezlerim arasında yer alıyor.












