Haber kapak görseli
Genel
7 dk okunma süresi
İstanbul Life

Biraz mola! Peki ama nerede?

Kitapların arasında kendi dünyanıza kapanmak mı, yeşilliklerin içinde kaybolmak mı, şehrin ara sokakları mı yoksa karşınızda derya deniz ufuklara dalmak mı? İstanbul’un farklı kimlikleriyle öne çıkan kafelerine uğruyoruz. Dinlenmek, keşfetmek, koşturmaya ara verip düşünmek için...

Yeni sayfalar açmaya hazır mısınız?

İlk durağımız kitap & kafeler. Minoa Pera şehirdeki en çarpıcı noktalardan biri. Kitap tutkunu çoğu şehir gezgini mutlaka bilir. Minoa, 10 yıl önce kapılarını ilk kez Akaretler’de açtığında hatırı sayılır bir müdavim kitlesi yaratmıştı. Bir yılı aşkın süredir, misafirlerini, Beyoğlu Meşrutiyet Caddesi’ndeki tarihi Union Française binasında ağırlamaya başladı. Dönemin Fransız hükümetinin özel talebiyle yaptırılan 1896 yapımı bina, şehirdeki pek çok yapıda imzası olan mimar Alexander Vallaury’nin eseri. Burası ufak bir kitap & kafenin çok ötesinde. Zira içinde yalnızca Cafe Vallaury yok. Jules Verne Bar, Lokanta Minoa Pera, Sahne (Ki burada cuma geceleri tiyatro, cumartesi geceleriyse çeşitli konserler düzenleniyor), ortak çalışma alanı Minoa Muse da yer alıyor. Yani mekân yalnızca kitapkurdu bünyeler için değil, kültür-sanat ve yeme içme meraklıları için de cennetten farksız. Menülerin yaratıcısı Head Chef Müge Ergül.

Şnitzel, çıtır kabak ve mücver en favori lezzetlerden. Ayrıca seçkisini Oğul Türkkan’ın yaptığı, kaliteli ve ulaşılabilir zengin bir şarap menüsüne de sahip. Kitabevi bölümündeyse çeşitli yayınevlerinden yerli, yabancı 60 binden fazla kitap mevcut. Yine hem Türkçe hem de yabancı dilde yayımlanan oldukça geniş bir İstanbul koleksiyonu da var. Kış aylarında, sıcak bir kahve eşliğinde, sevdiğiniz kitabın sayfalarını karıştırmak için müthiş bir atmosfer anlayacağınız. Ufak bir de not; satın almadığınız takdirde kitaplıktan masanıza kitap götüremiyorsunuz. Her gün 08:00-00:00 saatlerinde açık.

Beyoğlu’ndan Karaköy’e uzanalım. Farklı noktalarda 25 yerleşik, iki tane de mobil şubesi bulunan, Yeni Karaköy İskelesi’nin üst katındaki İstanbul Kitapçısı, şehri yakından hissetmek isteyenlere ilaç gibi gelebilir. Özellikle de vapurda hissi yaratan yuvarlak pencereli bölümü, dekoratif köşeleri ve elbette raflardaki kitaplarıyla. Ancak burası kütüphane hizmeti vermediği için kitapları sadece satın alabiliyorsunuz, bilginiz olsun. Güneşli bir kış gününü yakalarsanız, lebi derya terasına kurulup, gelip geçen vapurları izlerken kafesindeki sandviçlerden atıştırabilir, ya da deniz havasını içinize çekerek elinizdeki kitabın sayfalarında kaybolabilirsiniz. Her ikisi de çok cazip değil mi? Her gün 09:00-22:00 saatlerinde açık.

Sahil tarafından içeriye doğru ilerleyelim. Ali Paşa Değirmeni Sokağı’ndaki Fil Books, Karaköy’ün en cazibeli uğrak noktalarından. Özellikle de kitap okumak, çalışmak için. Halükar Mimarlık’ın yaklaşık 10 yıl önce yaptığı iç mekân, sade, sakin duruşuyla “cool” tabirini fazlasıyla hak ediyor. Tatlı ağırlıklı menüsündeki seçeneklerin de kendine has tavrından aşağı kalır yanı yok. Pastaları görüntüleri ve lezzetleriyle son derece şenlikli. Tabii ki gözünüzü pastalardan kitaplara çevirmeyi unutmayın. Zira Fil Books yalnızca kitapçı değil aynı zamanda bir yayınevi. Tahmininiz üzere iyi bir seçkiye sahip. Raflarda karşınıza ağırlıklı olarak, fotoğraf tarihi ve kuramı üzerine kitaplar, referans kitapları, dergiler, çocuk kitapları, bağımsız yayınlar çıkıyor. Dilediğiniz kitabı seçip satın almadan masanızda okuyabilirsiniz. Şapka, çanta gibi küçük, kullanışlı aksesuarlar ve el yapımı seramikler de satılıyor, bilginize. Her gün 10:00-21:30 saatlerinde açık.

Kıtayı değiştirelim ve rotayı Avrupa Yakası’ndan Anadolu’ya doğru çizelim. Mahalle kültürünü iliklerinize kadar hissedeceğiniz Kuzguncuk’tayız. Farklı kültürlerin kol kola gezindiği, camii, kilise, sinagogun iç içe geçtiği, yürürken esnafla selamlaştığınız, irili ufaklı özgün mekânların, ahşap binaların arasından tıkır tıkır ilerlediğiniz semtin can alıcı noktalarından biri de Nail Kitabevi. 1850’lerde yapılan tarihi bina, uzun yıllar harap haldeydi. Erhan Nailoğlu burayı satın aldıktan sonra kendisi de semt sakini olan mimar Selda Baltacı’nın başarılı restorasyonuyla, bugünkü görüntüsüne kavuştu. Hatta o kadar ki Kuzguncuk’un en ikonik yapılarından birine dönüştü. (İnternetteki bazı sayfalarda binayı Balyan Kardeşler’in yaptığı yazıyor. Ancak Selda Baltacı’dan ellerinde böyle doğrulanmış bir bilgi olmadığını öğreniyorum.) Erhan Bey burayı ilk aldığında her yer kitap olsun istemiş ve dediğini de yapmış. Üst kattaki kitaplıkta edebiyattan psikolojiye, kişisel gelişimden, tarihe, çocuk kitaplarına kadar pek çok yayın bulabilirsiniz. İstediklerinizi satın almanız da mümkün. Yiyecek menüsü yok ancak Julius Meinl kahveleri, kitapları kadar iddialı. Pazartesileri kapalı. Cuma-cumartesi 10:00-20:00, diğer günlerse 10:00-19:30 saatlerinde açık.

Geçiyoruz Bağdat Caddesi’ne. Vezir Sokak’taki Books & Coffee Caddebostan, elinizdeki kitaba da, çalışmak için önünüzde açık duran bilgisayara da tamamen konsantre olabileceğiniz bir yer. Sakin, gürültüsüz. İsterseniz kütüphanesinden istediğiniz herhangi bir kitabı seçip masanızda okuyabilirsiniz. Tasarımdan romanlara kadar çeşitli yayınlar var. Mekânın menüsü de zengin. Kruvasan, sandviç, burger, hotdog, pizza, bun, salata&bowl, vegan&glütensiz, kahve çeşitleri derken, seçenek çok fazla. Arka tarafta genişçe bir toplantı salonu da mevcut. Rezervasyonla ayırtmak mümkün. Mekânın İstanbul’da Karaköy, Yeldeğirmeni, Şişhane’de de şubeleri var. Her gün 09:00-22:00 saatlerinde açık.

Yalnız benim için bak yeşil yeşil

Kitap kafeleri arkamızda bırakıp, adımlarımızı yemyeşil bitkilerle dolup taşan mekânlara doğru hızlandırıyoruz. Suadiye Hamiyet Yüceses Sokak’taki Leaf Co. canlı bitkilerle çevrili, küçük bir ormandan farksız. İstediğinizi satın da alabiliyorsunuz. Ancak her yıl kasım ayı itibarıyla, bitkiler sahneden biraz çekilip, yerlerini ışıl ışıl, yeni yıl ruhuna bırakıyor. Tabii ki tekrar tam kadro geri dönmek üzere! Mekânın yılbaşı süslemeleri o kadar şenlikli ki, pat diye christmas market’e düştüğünüzü sanabilirsiniz. Elbette bu coşkulu ortamın fotoğrafını çekmek için uğrayanların sayısı hiç de az değil! Menü kahvaltı-brunch ağırlıklı. Taze makarna, sıcak sandviçler, salatalar, bowl’lar aklınızda olsun. Pasta ve tatlılardaysa gerçekten iddialılar. Cafe Patisserie her gün 09:00-00:00 saatlerinde açık. Yemek servisi 21:00’de bitiyor. Meraklısı için oda kokusu, mumlar, tütsüler, seramik bardaklar, saksılar da satılıyor.

Fenerbahçe-Dalyan sahilde, Hacı Mehmet Efendi Sokak’ta minik bir kafe Naive. Mahallelinin buluşup lafladığı, çalışmak isteyenlerin bilgisayarını kapıp geldiği, yürüyüş için Caddebostan sahil yoluna gitmeden kahvesini alıp soluklandığı sempatik bir durak. İçeri girdiğinizde bolca kesme çiçek ve yeşil bitkiyle karşılaşmaya hazır olun. Satın alabileceğinizi belirtelim. Ayrıca seramik ve galvaniz saksılar da var. Her ay çocuklar ve yetişkinler için farklı temalarda pek çok atölye de düzenleniyor. Çiçek, kapı süsü, koku, kolaj, vitray ya da yılbaşı temalı... Yani değişik şeyler öğrenmek istiyorsanız seçenek çok. Menüyse sağlıklı atıştırmalıkların hakimiyetinde. Rafine şekersiz, glütensiz tatlı-tuzlular, sabah ve öğlen uğrayanlar için granola, ekşi maya sandviçler ve pek tabii yanlarında kahve ve bitki çayları. Her gün 08.30-19.30 saatlerinde açık.

Yeniden Avrupa Yakası’ndayız. Cihangir Hayriye Caddesi’nde, No: 18’deki Müz, envai çeşit bitkinin arasına sığınıp, farklı boyuta ışınlandığınız yemyeşil bir kaçış noktası. Yüzlerce çeşit bitki var dersek abartmış olmayız. Ve güzel haber! Dilediğinizi satın alabiliyorsunuz. Bitkilerin yanı sıra mekânın sahibi Gülriz Sansoy’un yine semtteki atölyesinde yaptığı seramik saksılar, bardaklar da satılık. Menü, veganlar için tam bir festival. Neler var derseniz; kruvasan, kurabiye, kek, tatlı, kahvaltılık granola ve kruvasan sandviçler bir çırpıda sayabileceklerimiz. Vegan limonlu kek ise özellikle tavsiye edilir! Çado’nun çaylarının yanı sıra Müz, kahvede de iddialı. Kendi karamelleriyle yaptıkları tuzlu karamel latte’ye mutlaka şans verin. Pazar günleri hariç diğer günler 10:00-19:00 saatlerinde açık.

Emirgan Reşitpaşa Mahallesi’ndeki Misk Floral Cafe, mis gibi çiçeklerin ortasında müthiş bir nefes alanı. Gittiğinizde kesinlikle iyi hissedeceksiniz. Perakende çiçek satışından, online siparişlere, düğün etkinlik organizasyonlarına kadar çok geniş bir alanda ihtiyaçlarınıza cevap veriyor. Kafe bölümündeyse daha çok sabah kahvaltılarıyla öne çıksa da öğle yemekleri, tatlılar ve içeceklerden oluşan zengin bir menüsü de var. Dükkanda seramik, ses banyosu, nefes çalışmalarının yanı sıra sanat odaklı farklı atölyelere de yer veriliyor. Yani yaratıcılığınızı besleyip, dinginlik bulmak istiyorum derseniz doğru adresteniz. Pazartesileri kafe kapalı ancak çiçekçi açık. Diğer günlerse 09:00-18:00 saatlerinde uğrayabilirsiniz.

Yıllar boyunca farklı bölgelerde sezonluk projeler gerçekleştiren mekân, İzmir Alsancak’ta Misk Floral Kitchen adıyla, ikinci şubesini açmaya hazırlanıyor. Burada akşam yemekleri de servis edilecek. Meraklısına duyurulur.

Lafta değil, gerçekten evde gibisiniz

Reşitpaşa Mahallesi’ndeki House of 96, butik mobilyaların ve aksesuarların öne çıktığı bir adres. İçeriye girdiğinizde daha çok bir evin salonunda gibisiniz. Zaten mekânın amacı da bu; sizi evinizde gibi hissettirmek. Burada satılan mobilya ve aksesuarlar hem Türk hem de dünya tasarımcılarının koleksiyonlarına ait seçkilerden oluşuyor. Çok kıymetli parçalar var. Ancak House of 96’nın sundukları bu kadarla sınırlı değil. Uğradığınızda mobilyalara bakınırken, kendinizi daha da rahat hissetmeniz için lezzetli bir menü yaratmışlar. Birçoğu ev yapımı. Hatta dileyenlerin evlerine paket de yapabiliyorlar. Nasıl seçenekler var derseniz, yöresel lezzetlere modern yaklaşımlar söz konusu. Mantı çeşitleri, Adana’dan gelen içli köfte, sağlıklı bir şeyler atıştırmak için salatalar, kahvaltı seçenekleri ve pek tabii olmazsa olmaz kahve! Salı günleri kapalı. Diğer günler 09:00-18:30 saatlerinde açık. Yakında akşamları da hizmet vermeye başlayacaklar.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo