
BMW 3 Serisi 50 Yaşında
Uzun motor kaputunun altında bir sıralı 6 silindirli motor mırıldanıyor, köpekbalığı burnu şeklindeki ön tasarım havayı iki yöne yönlendiriyor, iç mekanda kokpit sürücüye doğru bir açı yapıyor, tüm kumanda elemanlarına rahatça ulaşılıyor…
Auto Show Dergisi / Ekim-Kasım 2025
Yüksek torka sahip 6 silindirli motor, fazla vites değiştirmeye gerek bırakmıyor ve yumuşak bir şekilde çalışıyor ama gaza yüklendiğiniz anda lastikler zemine resmen yapışıyor. Ve tüm bunlar yüksek yapılı ve kompakt, iki kapılı bir otomobilde yaşanıyor. Evet, bu ilk kuşak BMW 3 Serisi, (bugün bile) safkan bir sürüş makinesi.
1975 yılında BMW, 3 Serisi ile çok başarılı bir model yaratmış oldu: Münih merkezli şirket, 50 yıl içinde bu seriden 20 milyondan fazla araç sattı ve 3 Serisi, uzun süre BMW‘nin ekonomik açıdan en önemli modeli olarak kaldı. Diğer taraftan Haziran 1975‘te bu konseptin işe yarayıp yaramayacağı henüz tam olarak belli değildi. Çünkü selefi BMW 02, güçlü 4 silindirli motorları ve düşük ağırlığıyla dinamik sürüş meraklılarını hala tatmin edebiliyordu.
Birçok BMW 02 hayranı Frankfurt Otomobil Fuarı’nda 3 Serisi ile ilk kez karşılaştıklarında, büyük, ağır, yavaş ve güçsüz göründüğü için burun kıvırmıştı. Özellikle de 170 HP’lik tüy sıklet 2002 Turbo ile karşılaştırdıklarında...

Ancak BMW, 1972‘den beri satılan 5 Serisi‘nin altındaki segmentte de, daha fazla konfor ve lüks arayan insanların oluşturduğu bir pazar görüyor ve gelişmiş motor teknolojilerine sahip bir kompakt modelle yeni müşterilere hitap edebileceğini düşünüyordu.
Tasarımcılar, müşterilerini çok fazla ürkütmemek adına ilk 3 Serisi‘nde; köpekbalığı formlu bir burun, çift böbrek ızgara, kısa tampon-tekerlek mesafeleri ve çift far gibi bazı tasarım öğelerini hafifçe modifiye ederek kullandılar. Sürücü odaklı kokpit, C sütunundaki “Hofmeister kıvrımı“ ve konforlu iç mekan gibi diğer detaylarsa, sonraki modellerin temelini oluşturdu.
Tasarım Şefi Paul Bracq, dinamizm ve sportifliğe, ihtişam ve prestije odaklanırken günlük kullanıma uygunluğu ihmal etmemeyi başardı. Ne yazık ki 1970’lerin ortaları kötü bir dönemdi. 1973’teki ilk petrol kriziyle fırlayan yakıt fiyatları, hem üreticileri, hem de otomobil sahiplerini gitgide daha fazla zorluyordu. Bu nedenle 3 Serisi üzerinde çalışılırken, normal benzinle çalışan karbüratörlü ve tutumlu 4 silindirli motorlara odaklanılmıştı. Baz 316, 1010 kg ağırlığındaydı ve 90 HP’lik motoruyla 160 km/s hız yapabiliyordu. Ancak 14 bin mark civarındaki fi yatı yüksekti. Karşılaştırma yapmak gerekirse, 44 HP’lik motora sahip VW Kaplumbağa’nın başlangıç fiyatı o günlerde 8 bin 350 marktı.
Diğer taraftan BMW, bu yüksek fiyat farkı karşılığında sadece daha fazla güç ve daha geniş bir iç mekan değil, üst sınıf ambiyansı da sunuyordu: Zeminde kalın halı döşemeler, konforlu koltuklar, sürücüye birçok bilgi aktaran okunaklı bir kokpit... Dinamizm fanatikleri içinse güç hala eksikti ve BMW bu beklentiye 1977 yılında cevap verdi:

Daha büyük modellerinde olduğu gibi 3 Serisi’nde de 6 silindirli motorlar sunmaya başladı. Örneğin 320, 122 HP güce sahipti. Bir yıl sonra ise 143 HP’lik 323i aileye katıldı. O günlerde konforlu ve kompakt bir otomobilde 6 silindirli motor kullanılması yeni bir şeydi ve 3 Serisi’nin neredeyse hiç rakibi yoktu. Böylece 3 Serisi, bir spor otomobil olmayan sportif bir otomobil haline geldi.
İlk 3 Serisi‘ni bugün hala tanımlayan şey tam olarak bu: Ford Escort RS, Opel Kadett GT/E ve VW Golf GTI daha sportif karakterli otomobillerdi ve yaklaşık 110 HP civarında güçler sunuyordu. BMW ise geniş bir iç mekanı bolca güçle birleştiriyordu. Örneğin 323i... Yeni geliştirilen 2,3 lt hacimli, sıralı 6 silindirli motor, mekanik emme manifoldu enjeksiyonuna ve transistörlü ateşlemeye sahipti. 143 HP gücündeki makine 4500 d/d’de 190 Nm tork üretiyordu. Soğutma suyu ve motor yağı normal çalışma sıcaklığına ulaştığı anda bu motor, smokini çıkarıp eşofmanını giyiyordu.
5 ileri oranlı şanzıman kısa bir vites koluyla, çok hızlı bir şekilde değiştirilebiliyor, 6 silindirli motor gaz komutlarına hızlı tepkiler veriyor ve özellikle orta devirlerde canlı sürüşler sunuyor, egzoz gazları ise çiftli egzoz çıkışından dışarı atılıyordu. İkinci ve üçüncü vitesler yaklaşık 2500 devirde, dördüncü ites ise 60 km/s‘de devreye giriyordu. İncelik ve akıcılık açısından hiçbir motor, özellikle de o dönemin kompakt bir otomobilinde, bu 6 silindirli motorla boy ölçüşemezdi. Ancak 323i tamamen farklı da olabiliyordu. Örneğin 0’dan 100 km/ s’ye sadece 9,5 sn’de ulaşabiliyor, 190 km/s’lik maksimum hızıyla otoyolda bile çok az otomobil kendisinden yol isteyebiliyordu. 185/70 R 13 87 H ebatlarındaki lastikler ise ilk hızlı virajda limitlerine ulaşıp merhamet dilemeye başlıyordu: arka kısım kısa bir süre sallanıyor, bir tekerleği yere vuruyor ve diğerini kaldırmaya çalışıyordu.
BMW, süspansiyonu spor otomobillere çok benzemeden, sportif ve dinamik sürüşler için ayarlamıştı. Önde MacPherson bağımsız süspansiyon, arkada ise çapraz sevk çubukları ve helezonlu amortisörler vardı. Ayrıca büyük simitli kremayer direksiyon elastik yapısıyla bugünün direktliğini ve hassasiyetini sunamıyordu.

Yüksek oturma pozisyonuna rağmen sürücüler, ilk 3 Serisi’nin rahat karakterine birkaç dakika içinde uyum sağlıyordu: Sol elle direksiyonu tut, sağ elin vites kolunda olsun... Hız ve devir için kullanılan büyük göstergelerin yanında hararet ve yakıt için kullanılan iki küçük gösterge ile kokpit, o günlerde tam bir görsel şölendi.
Kimin daha fazla bilgiye ihtiyacı olurdu ki? 1983 yılı sonuna kadar E21 kasa kodlu ilk 3 Serisi’nden 1,36 milyon adet üretilmiş ve bunların yarısı ihraç edilmişti. İki kapılının dışında karoser firması Baur, 1977-1982 yılları arasında E21 bazlı bir cabrio (4595 adet üretildi) seçenek sunuyordu. Daha sonra bunlara, 1978 yılında Alpina B6 2.8 adlı modifiyeli versiyon ve Grup 5’te yarışan motorsporları versiyonları eklendi. Roy Lichtenstein’ın BMW Art Car’ı ise 1977’de üretilmişti.
3 Serisi’ndeki motor seçeneklerinin sayısı zamanla 8’e kadar ulaşırken, bunların güçleri 75 HP (315) ve 143 HP (323i) arasında değişiyordu. Çiftli farlar sadece 2.0 lt ve daha üzeri hacimli motorlara sahip versiyonlarda kullanılıyordu. E21’lerin üçte birinde 6 silindirli motorlar görev yapıyordu ve bunların en sık rastlanılanı ise 320’ydi. E21, BMW‘nin üretimi 1 milyonu geçen ilk modeli oldu ve markanın niş pazardan çıkıp, küresel bir şirkete dönüşmesinin yolunu açtı.
Şu anda 3 Serisi’nin 7. kuşağı üretilirken, bir zamanların 4,35 m’lik kompakt modeli bugün 4.80 m’lik bir orta sınıf otomobiline dönüşmüş durumda. Ancak öncülerinin önden motor/arkadan itiş konsepti ve yüksek sürüş keyfi hala korunuyor. 50. yılın kutlu olsun.












