
BMW 30 yıl önce tasarladığı modeliyle bugünün teknolojisini nasıl bildi?
1990'ların ortasında, otomobil dünyası daha yuvarlak hatlara ve fiziksel düğmelere odaklanmışken, BMW'nin Joji Nagashima liderliğindeki tasarım ekibi "Zukünftige BMW Familie" (Geleceğin BMW Ailesi) projesi için gizli bir prototip hazırladı.
Bugün BMW'nin iX, yeni 7 Serisi ve M3/M4 modellerinde gördüğümüz, çokça tartışılan dikey ve devasa ön ızgaralar aslında ilk kez ZBF 7er üzerinde denendi. O dönemde "absürt" bulunabilecek bu tasarım, bugün markanın yeni kimliğinin temel taşı haline geldi.
ZBF 7er'de geleneksel dikiz aynaları yoktu. Bunun yerine, bugün Audi e-tron veya Honda e gibi modellerde yeni yeni standartlaşan ince kamera kolları kullanılmıştı. 1996 yılında dijital sensör teknolojisinin emekleme aşamasında olduğu düşünülürse, bu gerçek bir devrimdi.
İç mekanda bugün bildiğimiz karmaşık bilgi-eğlence sistemlerinin (Infotainment) temelleri atılmıştı. Orta konsolda, daha sonra 2001 yılında E65 kasa 7 Serisi ile hayatımıza girecek olan iDrive kontrol tekerleğinin ilk örneği yer alıyordu.
Bu araç seri üretim bantlarından değil, İtalya'daki usta zanaatkarların ellerinden çıktı. Gövdesi tamamen el ile şekillendirilen alüminyumdan yapılmıştı. İç mekandaki sadelik ve ahşap-metal uyumu, bugünün "lüks oturma odası" konseptli araç iç mekanlarını anımsatıyordu.

Neden bu kadar gizli kaldı?
BMW, bu tasarımı on yıllar boyunca gizli tuttu. Çünkü ZBF 7er, sadece bir otomobil değil, markanın önümüzdeki 30 yılı nasıl domine edeceğine dair stratejik bir yol haritasıydı. Eğer o dönemde tanıtılsaydı, muhtemelen zamanının çok ötesinde olduğu için kabul görmeyecekti. Aracın üzerindeki lastikler bile özeldi. O dönemde bu kadar büyük jantlar (20 inç) yaygın olmadığı için, Michelin bu prototipe özel elle oyulmuş desenlere sahip lastikler üretmişti.












