Haber kapak görseli
Genel
8 dk okunma süresi
History Of War

Britanya 1940 yılında teslim olsaydı neler yaşanırdı?

İçeriği Paylaş

Nazilerin Birleşik Krallık karşısında kazanacakları zafer İkinci Dünya Savaşı’nın gidişatını derinden etkilerdi.

Röportaj: Dr. Charlie Hall

Nazi Almanya’sı 1940 baharında Batı Avrupa’ya yönelik yıkıcı harekâtını başlattı. Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika ve Fransa peş peşe düştü. Alman kuvvetleri aynı zamanda Britanya Adaları’nın işgalini hedefleyen Deniz Aslanı Operasyonu için de planlar geliştirdi. Kısa bir süre için Britanya’nın ve genel olarak Müttefiklerin savaş çabalarının nasıl bir geleceğe sahip olacağı, bıçak sırtında kalan bir konu oldu. Britanya teslim olsaydı ya da işgal edilseydi, bunun çok büyük sonuçları olurdu.

1939-40 döneminde, siyasetçiler ve halk arasında, Adolf Hitler ile barış yapılmasına yönelik destek ne kadar güçlüydü?

1930’lar boyunca Hitler’in yatıştırılması için Britanya’da geniş bir kamuoyu desteği vardı. Ancak, Nazilerin Mart 1939’da Çekoslovakya’yı ve Eylül ayında da Polonya’yı işgal etmesinin ardından, genelde, İngiliz halkı Almanya’nın ancak güç kullanılarak durdurulabileceğini kabul etti. Böylece İngilizler yeni bir Avrupa savaşı ihtimaliyle yüzleşmeye başladı.

İngilizlerin bu tutumu, Mayıs 1940’ta Almanya’nın hızlı ilerleyişi ve Fransa’nın yaklaşan yenilgisi nedeniyle kötü bir şekilde sarsıldı. Bu noktada, Dışişleri Bakanı Vikont Halifax, hâlâ tarafsız olan Mussolini’yi aracı olarak kullanarak İngiltere’yi Almanya ile barış yapmaya teşvik etti. Ancak Başbakan Winston Churchill savaşa devam etmekte kararlıydı. Bazı kurnaz politikalar ve hem İşçi Partisi’nin hem de selefi Neville Chamberlain’in desteği sayesinde Churchill sonunda zafer kazandı.

Churchill’in Birleşik Krallık hükûmetinin merkezi olan Whitehall’daki başarısı, İngiliz Seferi Kuvvetlerinin Dunkirk’teki liman ve plajlardan tahliye edilmesiyle aynı anda gerçekleşti. Birlikte ele alındığında, yaşanan bu olaylar İngiliz halkının savaşma azmini pekiştirdi. Halifax’ın barış önerisinin peşinden gidilseydi, muhtemelen halkın sadece küçük bir azınlığı bunun arkasında duracaktı.

İngiltere ile Almanya arasında bir barış anlaşması yönünde fikirleri değiştirebilecek herhangi bir etmen var mıydı?

Britanya’nın Avrupa ana karasındaki meselelere yönelik ilgisi her zaman kendi coğrafyası tarafından belirlenmiştir. Bir ada olarak istila riski oldukça düşüktür. Nazilerin Britanya adalarını işgali uzak bir ihtimal olarak kalırken, Britanya’nın teslim olma olasılığı da buna bağlı olarak zayıftı. Ancak askerî gelişmeler istilayı daha olası hale getirseydi, Britanya’da düşmanlıklardan müzakere yoluyla çıkma arzusu katlanarak artabilirdi.

Bu olasılıklardan en önemlisi, Kraliyet Donanması’nın ciddi bir darbe alması olurdu. Zira bu donanma istilaya karşı başlıca savunma hattını oluşturuyordu. Dunkirk tahliyesinin başarısız olması ya da Nazi Hava Kuvvetleri’nin (Luftwaffe) Birleşik Krallık üzerinde hava üstünlüğü elde etmesi gibi diğer olasılıklar da benzer bir etki yaratabilirdi. Aynı şekilde, Asya’da bir Japon saldırısı ya da Dominyonların tarafsızlık iddiaları gibi Britanya İmparatorluğu’na yönelik eşzamanlı meydan okumalar Britanya’nın güvenini sarsabilir ve belki de barış görüşmelerini yeniden başlatabilirdi.

Birleşik Krallık karşısında zafer kaz anması durumunda Nazi Almanyası’nın BritanyaAdalarını işgal etmek için bir planı var mıydı?

Nazilerin Britanya Adalarını işgali hiçbir zaman çok uzak bir ihtimalden öteye geçmedi. Hitler ve üst düzey Nazilerin çoğu bunun farkındaydı. Almanların tercih ettikleri seçenek İngiltere’nin işin ciddiyetini anlamasını sağlamak, bir barış anlaşması yapmak ve hatta belki de gelecekteki askerî harekâtlarda müttefik olmaktı. Sonuç olarak, adaların işgali için gerçek manâda ayrıntılı planlar hazırlanmadı.

Bununla birlikte, yapılan planların ana hatlarına bakarak Britanya ve İrlanda’nın Nazi işgali altında nasıl görüneceğine dair genel bir fikir edinebiliriz. Öncelikle Naziler ülkeyi her biri kendi askerî komuta merkezine sahip altı bölüme ayırmak istiyordu. Ayrıca İskoçya’yı ayırmak ve birleşik bir İrlanda yaratmak gibi başka fikirleri de vardı.

Daha geniş kapsamlı Alman hükümet planları muhtemelen Nazi işgali altındaki Avrupa’da benimsenen esasları takip edecekti. Almanlar, kendilerine yakın İngiliz memurlar ile politikacıları yanlarına alarak ve onları Berlin’den gelen politik direktifleri uygulamakla görevlendirerek işbirlikçi bir sivil yönetim kuracaklardı. Bu rejim, ağır bir askerî varlıkla desteklenen Nazi güvenlik güçlerinin yakın gözetimi altında kalacaktı.

Almanlarla işbirlikçilik yapacak İngiliz hükümetinde hangi askerî ve/veya siyasi figürlerin yer alması muhtemeldi?

Hitler’in İngiliz kukla hükümeti için hazırladığı listenin başında Oswald Mosley vardı. İngiliz Faşistler Birliği’nin lideri 1930’larda Führer’in büyüsüne kapılmış ve Britanya’nın savaş çabalarına karşı beşinci kol faaliyetlerine öncülük edebileceği endişesiyle Mayıs 1940 yılında İngiliz yetkililer tarafından gözaltına alınmıştı.

Savaştan önce faşizmle ilgilenen ve Nazi Almanya’sına yakınlık gösteren pek çok İngiliz siyasetçi vardı. Hatta bu iş monarşiye kadar uzanıyordu. Nitekim Windsor Dükü (eski adıyla VIII. Edward) Almanya’yı ziyaret etmiş, Hitler’le görüşmüş ve iki ülke arasındaki gerginliği yatıştırmaya yönelik faaliyetleri desteklemişti.

Bununla birlikte, adı geçen bu kişilerden çok azı Britanya’nın Nazi işgaline uğramasını memnuniyetle karşılayacaktı. Nazilerin Britanya’da kuracağı herhangi bir rejim doğru bir yaklaşımla yabancı bir dayatma olarak görülecek ve çok az yerel destek alacaktı. İşgal altındaki diğer bölgelerde olduğu gibi, korkuyla karışık ilgisizlik ve boyun eğme muhtemelen en yaygın tepki olacaktı.

Nazi işgaline ve buna yönelik işbirliğine karşı sivil ve askerî direniş güçlü mü yoksa sınırlı mı olurdu?

İşgalin ilk günlerinde direniş çok güçlü olurdu. İngiliz hükümeti ve buna bağlı olarak halkın savaşmaya devam etmeye karar vermesi halinde Alman kuvvetleri Britanya Adalarına boyun eğdirmek için kanlı bir mücadeleyle karşı karşıya kalacaktı. Siviller ve askerler, şüphesiz Kraliyet Donanması’ndan sağ kalanların da yardımıyla, birlikte çalışacak ve inatçı bir savunma yapacaklardı.

Ancak Almanların İngilizlere boyun eğdirtmeyi başarmaları halinde, direnişin boyutu ve şiddeti işgalin karakterine göre şekillenecekti. Sert ve müdahaleci bir yönetim güçlü bir direnişle karşılaşacak ya da tam tersi olacaktı. Her halükarda bu faaliyet, silahlı ayaklanmadan endüstriyel sabotaja ve İngiliz kurum ve ideallerinin pasif bir şekilde sürdürülmesine kadar çeşitli biçimler alabilirdi.

Gerçekleştirilecek herhangi bir direniş hareketi muhtemelen denizaşırı ülkelerden, özellikle de Dominyonlardan ve belki de ABD’den gelecek ikmal ve destekten istifade edecekti. Alman kuvvetleri, kendi topraklarından aşırı derecede uzaklaşmış durumda olacaktı. Bu nedenle Almanlar işgal altındaki tüm topraklarda özellikle de Almanya’ya uzaklığı ve ada coğrafyasının dayattığı şartlar göz önüne alındığında İngiltere’de düzeni sağlamanın ve aynı zamanda Doğu Cephesi’nde konvansiyonel bir savaş yürütmenin giderek zorlaştığını görecekti. Bu tür zorluklar nihayetinde Nazi rejimi için katlanılamayacak kadar maliyetli olabilirdi.

Churchill ve Kral 6. George liderliğinde sürgünde bir İngiliz hükümeti kurulması için plan var mıydı?

Britanya işgal edilseydi, hükümet ve İngiliz Kraliyet Ailesi mümkün olduğunca uzun süre ülkede kalacaktı Bu, halkın moralini ve silahlı kuvvetlerin savaşma isteğini korumak için hayati önem taşırdı. Kraliçe Elizabeth’e ülkeden ayrılıp ayrılmayacağı sorulduğunda sarf ettiği şu söz meşhurdur: “Çocuklar bensiz gitmez. Ben Kralı bırakmayacağım ve Kral da asla gitmeyecek.”

Kraliçe böyle söylemiş olsa da Kraliyet Ailesi mensuplarının Londra’yı terk etmek zorunda kalmaları halinde sığınabilecekleri bir dizi kır evi belirlenmişti. Nazi güçleri Midlands’a ulaşmış olsaydı, özel bir ordu birimi (Coats Mission) kraliyet mensuplarını Liverpool’a taşıyacak ve bir donanma gemisi de onları Kanada’ya götürecekti. British Columbia’daki görkemli bir konut olan Hatley Şatosu gerektiğinde Kraliyet ikametgâhı olarak kullanılmak üzere 1940 yılında satın alındı.

Churchill ve kabinesi de İngiltere’yi sadece son çare olarak terk edecek ve yine hedef Kanada olacaktı. Birleşik Krallık’a boyun eğdirilse bile, Kraliyet Donanması’nın gücü ve imparatorluğun büyüklüğü, İngiltere’nin oldukça önemli bir savaş çabasını sürdürmesini mümkün kılacaktı.

İngiltere teslim olsaydı, Nazi ideolojisi İngiliz kültürünü ve toplumunu nasıl etkileyebilir ve değiştirebilirdi?

Bir Nazi zaferinin ardından gelen herhangi bir barış dönemi muhtemelen geçici olacaktı. Genişleme ve yıkım Nazizm’in ana unsurlarıydı. Bu amaçlar için her zaman savaşılması gerekecek ve yeni düşmanlar ortaya çıkacaktı. Buna ek olarak, Britanya dâhil olmak üzere Alman çizmesi altındaki topraklar uzun süre sakin kalamazdı. Bu nedenle, Britanya’daki Nazi yönetimi ilk işgalin üzerinden bir süre geçtikten sonra daha sert olacak ve derin baskılar uygulayacaktı.

Nazizm’in bir diğer kilit unsuru da totaliterlikti. Bu nedenle etkin olduğu her ülkede kamusal ve özel yaşamın her yönünü kontrol etmeye çalışıyordu. Nazi işgali altındaki Britanya’da da bundan farklı bir durum olmayacaktı. Özgür basının yerini devasa bir propaganda makinesi alacaktı. Nazilerin dar ideallerine uymayan her türlü kültür yasaklanırdı.

Ayrıca, Yahudilere ve diğer etnik azınlıklara acımasızca zulmedilecekti. Britanya’da göreceli olarak kısa süreyle yaşanacak bir Nazi yönetimi bile, ülkenin sosyal ve kültürel dokusunda kalıcı değişiklere yol açacaktı.

Britanya’nın yenilgisinin ya da teslim olmasının savaş üzerinde ne tür etkileri olurdu?

Alman savaş makinesi Sovyetler Birliği’ne karşı daha fazla kaynağa sahip olabilirdi. Bu durumda ilk aşamalarında önemli başarıların elde edildiği ancak uzun dönemde yenilgiyle sonuçlanan Alman seferi, nihai bir zaferle sonuçlanabilirdi. Böylece Hitler Avrupa’nın hâkimi olurdu.

Ancak bunun uzun sürmesi pek olası değildi. İşgal altındaki topraklarda artan huzursuzluk ve direniş, yeni ortaya çıkan Nazi egemenliğini içeriden zayıflatabilirdi. İngiliz ve Fransız imparatorlukları başta olmak üzere dış tehditler de söz konusu olacaktı. İngiltere’nin yenilmesi halinde ABD belki daha uzun süre Avrupa’daki savaşın dışında kalacak olsa da sonunda Nazi Almanya’sı ile çatışmaya girmesi ihtimal dâhilindeydi.

Her halükarda, Nazizm’in kalbinde yükselen şiddet sarmalı eninde sonunda Almanya’nın kendisini de tüketecekti. Yine de İngiltere yenilmiş olsaydı, Nazi Almanya’sı (Üçüncü Reich) bir süre daha hayatta kalabilir; bu durum Avrupa ve ötesindeki halklar için feci sonuçlar doğurabilirdi.

Yaşanan olaylar

  • Dunkirk’te sıkışan İngiliz birlikleri kurtarıldı (Mayıs-Haziran 1940)

26 Mayıs ve 4 Haziran 1940 tarihleri arasında, İngiliz Seferi Kuvvetleri’nin (BEF) çekirdeği de dâhil olmak üzere, 338.000 İngiliz ve Fransız askeri, Fransa’nın kuzeyindeki Dunkirk limanı ve sahillerinden başarıyla tahliye edildi. Söz konusu tahliye bir mucizeden farksızdı. Ancak Churchill tahliyeyi bir zafer gibi lanse ederek bunun tadını çıkarma yoluna gitmedi. Bunun yerine “Birliklerimizin kurtarılmasını bir zafer olarak nitelendirmemek için çok dikkatli olmalıyız.” uyarısında bulundu.

  • İngiltere hava sahası güvence altına alındı (1940 yazı)

Alman Hava Kuvvetleri (Luftwaffe), 1940 yazı boyunca İngiliz Hava Kuvvetleri’nin (RAF) savaşma kapasitesini yok etmek ve Britanya üzerinde hava üstünlüğü sağlamak için büyük bir operasyon yürüttü. Amaç, Britanya’yı barış istemeye zorlamak ya da bunu başaramazsa denizden yapılacak bir istilaya zemin hazırlamaktı. RAF ve Donanma Hava Birliği (Fleet Air Arm) Almanların bu çabalarına kararlılıkla karşı koydu. Sonuç olarak İngiliz hava birlikleri İngiliz hava sahasının kontrolünü amaçlayan Britanya Muharebesi’nde zafer kazandı.

  • Nazi istilası iptal edildi (1940)

Hitler, tam anlamıyla bir istila başlatmak zorunda kalmadan İngiltere’yi müzakere masasına zorlamayı umuyordu. Yine de İngiltere’nin güney kıyısına Deniz Aslanı Operasyonu olarak bilinen bir Alman amfibi taarruzu için planlar hazırlandı. Ancak Britanya Muharebesi’nde yaşanan yenilgi ve diğer çeşitli endişeler nedeniyle Hitler, Deniz Aslanı Operasyonu’nu süresiz olarak ertelemeye ve bunun yerine birlikleri diğer cephelere yönlendirmeye karar verdi.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo