
Çölde hesaplaşma: Mussolini’nin Kuzey Afrika seferi nasıl çöktü?
Benito Mussolini Haziran 1940’ta Müttefiklere savaş ilan ettiği zaman, II. Dünya Savaşı yakında sona erecek gibi görünüyordu. Nazi Almanya’sı Batı Avrupa’nın çoğunu çoktan ele geçirmişti, Fransa sallantıdaydı. Fransa düştüğünde, yalnız ve tecrit edilmiş halde kalacak olan İngiltere de kesinlikle teslim olacaktı. Süveyş Kanalı da dahil olmak üzere, Kuzey ve Doğu Afrika’daki Fransız ve İngiliz topraklarını ele geçirerek fırsattan yararlanma hevesindeki Mussolini, ordularını hazır olmadıkları bir göreve, yani Akdeniz’in ötesine savaşmaya göndererek bir çatışmayı başlattı.
1929’da başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı’nın yanı sıra Mussolini’nin onlarca yıl devam eden kötü mali yönetimi, İtalya’yı endüstri sektöründe ve ekonomik olarak zayıflatmıştı. Bu arada, Doğu Afrika ve İspanya’ya yapılan faşist seferler, muazzam miktarda askerî malzemeyi tüketmişti. Sonuç olarak, eğitim seviyesi düşük olan İtalyan Silahlı Kuvvetleri, gerektiği gibi donatılmamıştı ve kaynakları yetersizdi. İtalyan savaş makinesinin bu eksiklikleri, özellikle İtalya’nın zırhlı birlikleri söz konusu olduğunda daha da belirgin hale geliyordu.
Çatışmaların başlangıcında İtalya’nın Ariete, Littorio ve Centauro olmak üzere üç zırhlı tümeni vardı. Bunların her biri 8.600 asker, M tipi 189 orta tank, 40 zırhlı araç, 20 kundağı motorlu top ve 70 muhtelif topçu silahından oluşuyordu. Ayrıca, çoğunlukla tanketlerden (piyadeyi desteklemek amacıyla üretilen, hafif zırhlı, çoğunlukla iki kişilik araç) oluşan 1.120 çeşitli araç da bulunuyordu. Adından da anlaşılacağı gibi, bunlar çok küçük tanklardı. İki dünya savaşı arası dönemde deney amacıyla geliştirilen bu hafif zırhlı muharebe araçları, diğer ülkeler tarafından modern savaşa uygun olmadıkları gerekçesiyle büyük ölçüde hizmet dışında bırakılmıştı.

Ancak 1935’teki Etiyopya istilası sırasında elde ettikleri sınırlı başarı, İtalyan üst komuta kademesinin bu araçları aşırı değerli görmesine yol açtı. Sonuç olarak, iki kişilik L3/33 aracı, çatışmaların başlangıcında İtalyan ordusunda en yaygın olarak kullanılan zırhlı araçtı. Ancak hafif silah ateşine dayanabilen 12 mm kalınlığındaki kaynaklı zırhı ve üzerindeki 8 mm çapındaki ikiz makineli tüfeğiyle bu araç, karşılaştığı hemen hemen tüm Müttefik zırhlı araçlarının karşısında tamamen yetersiz kalacaktı.
Bu arada, çatışmanın başlangıcında İtalyanların ana muharebe tankı M11/39’du. 30 mm kalınlığındaki perçinli zırhı ve 37 mm çapındaki tanksavar topuyla bu tankın, karşılaşacağı daha ağır ve daha güçlü İngiliz tanklarıyla, özellikle de 78 mm kalınlığındaki zırhı ve 40 mm çapında topu olan Matilda tankıyla boy ölçüşmesi mümkün değildi. Teknik olarak güven vermeyen M11/39 tankının muharebe etkinliği, genellikle yetersiz eğitimli mürettebat ve telsiz ekipmanı eksikliği nedeniyle daha da azalmıştı. Ancak Mussolini, ordularının sahip olduğu sayısal avantajın kendisine Afrika’da zafer getireceğine inanıyordu ve bu yüzden bir kumar oynadı.
Mussolini’nin Etiyopya’daki ordusu, savaş ilan ettikten iki ay sonra, yani 3 Ağustos 1940’ta, Britanya Somali’sinin sınırını geçti. Hızlı bir harekâtla, Mussolini’nin sayıca üstün kuvvetleri oradaki İngiliz garnizonunu hızla ele geçirerek 19 Ağustos’ta ülkeyi ilhak etti. Il Duce unvanını kullanan Mussolini bu başarıdan cesaret alarak Süveyş Kanalı’nın ele geçirilmesini istedi. General Rodolfo Graziani, 13 Eylül’de 235.000 kişilik bir ordunun başında Libya sınırını geçerek Mısır’a girdi. Bu ordunun saflarında, iki ortatank taburu ve üç hafif tank taburundan oluşan ve bu amaçla tertiplenmiş bir mekanize kuvvet olan Maletti Grubu da vardı.
Böylesine ezici bir kuvvetin karşısında bulunan yaklaşık 36.000 kişilik İngiliz Batı Çöl Kuvvetleri (Western Desert Force-WDF), taktik olarak geri çekilmek zorunda kaldı. General Richard O’Connor’ın komuta ettiği bu İngiliz kuvveti, sonraki üç gün boyunca düşmanı karadan ve havadan taciz etse de yalnızca küçük kayıplar verdirebildi. Ancak, İtalyanların tökezlemeye başlayan ilerleyişi kıyıda bulunan Sidi Barrani adlı yerleşim yerine ulaşınca durma noktasına geldi. Oraya kadar İtalyanlar sadece 97 km yol katetmişlerdi, ancak erzakları tükenmek üzereydi. Bu nedenle General Graziani, kuvvetlerini bir savunma hattına çekerek Sidi Barrani’nin doğusunda ve güneyinde yaklaşık beş büyük tahkimli ordugâh oluşturdu.
Bölgede iki ay devam eden bir denge durumu yaşandı ve bu sürede WDF, ağır Matilda tanklarından oluşan bir taburla takviye edildi. Kış yaklaşırken, General O’Connor bir karşı saldırı başlatmaya hazırlandı. Pusula Harekâtı (Operation Compass) olarak bilinen bu taarruz, 9 Aralık sabahı saat 7.15’te topçu ateşiyle başladı. İngiliz ve Hint birlikleri, Maletti Grubu’nun konuşlandığı Nibeiwa’daki İtalyan ordugâhına saldırdı. Bir saat süren çatışmada, Maletti Grubu da dahil olmak üzere İtalyanlar tamamen bozguna uğradı. Tahkimli ordugâh saat 8.30’da ele geçirildi ve ikiye bölünen İtalyan hattı çökmeye başladı.
İngilizler üç gün içinde geri kalan dört tahkimli kampı da ele geçirmek suretiyle Sidi Barrani’yi geri aldı. Bu hamle İtalyanları Libya sınırına doğru kaçmaya zorladı. Pusula Harekâtı Şubat 1941’de resmen sona erdiğinde, İtalya yaklaşık 15.500 kayıp vermiş, ayrıca 130.000 askeri de esir alınmıştı. Üstelik, İngiliz kuvvetleri onları sadece Mısır’dan değil, Libya’nın batı kesiminden de püskürttüğü için İtalyanlar neredeyse tüm zırhlı birliklerini kaybetmişlerdi.
Bölgedeki İtalyan birlikleri, o tarihten Mayıs 1943’e kadar geçen sürede durumu kurtarmak için Libya’ya gönderilen ve yeni kurulan Alman Afrika Kolordusu’nun (Afrika Korps) yanında ikincil bir rol üstleneceklerdi. İtalya’nın sahip olduğu üç zırhlı tümen de şimdi çölde savaşmak üzere Afrika’ya gönderilmişti. Bu tümenler 42 mm kalınlığında zırh ve 47 mm çapında topa sahip olan yeni M13/40 tanklarıyla donatılmış olmalarına rağmen, Müttefik zırhlı birlikleri karşısında hâlâ yetersiz kalıyorlardı. Zira 178 mm kalınlığında zırhı ve 75 mm’lik topu olan ABD yapımı Sherman gibi tanklar, İtalyanların M13/40 tanklarından kat be kat güçlüydü.
Kasım 1942’de yapılan El Alamein Muharebesi sırasında tamamen yok edilen Ariete ve Littorio zırhlı tümenleri, düşman tanklarının gücünü, kendi varlıkları sona ererken keşfettiler. Centauro zırhlı tümeni de ertesi yılın Mart ayında El Guettar Muharebesi’nde neredeyse tamamen yok edilerek benzer bir akıbete uğradı. Bundan iki ay sonra, Mussolini’nin birlikleri Afrika’dan tamamen kovuldu ve ikinci bir Roma İmparatorluğu hayali böylece paramparça oldu.
Images: Alamy, Getty
Benzer Haberler

İspanya İç Savaşı’nda Mussolini’nin Ordusu: Gönüllü askerler birliği ve Franco desteği

Mussolini’nin Afrika saldırısı: Etiyopya işgalinin ardındaki Ascari’ler

73. Doğu Nirengisi Muharebesi: 23 dakikada 28 Irak tankı nasıl yok edildi?









