
Bu baharı Deli Meryem'lere hediye ediyorum
Jilet Sebahat
Bahar gelince çocukluğumun geçtiği memleketimi düşünürdüm hep. Bahar en çok çocukluğuma yakışıyordu.
Memleketime bir de... Yıkılmış bir kentin ardından; erik dallarını basmış çiçeklere, tomurcuklanan toprağa ve adları zihnimden gitmeyen, lakapları toplum tarafından atanmış çocukluk kahramanlarıma, çocukluğuma ve kadınlara...
Sonraları ise yaşadığım bu kente. Şubat depreminin ardından mezar şehri olan memleketime Ahmed Arif’ten “dağlarına bahar gelmiş memleketimin” dizesini gönderiyorum.
Dağlar dışında bir şey kalmadı çünkü oralarda. Onun için bu şiir dizesi şu an en çok benim memleketime uyuyor.
Yaşadığım kente gelince... Ne kış bıraktılar, ne bahar, ne de dallarını çiçekler basmış ağaçlar. Beton pazarı, plazalar, alışveriş merkezleri, insan insana örülmüş duvarlar. Ruh ruh üzerine örülmüş, can can üstüne örülmüş.
Çocukluğuma ve memleketime dönecek olursam; dedemin bahçesindeki erikler çiçek açtığında anlardım baharın geldiğini. Baharın müjdecisi olurdu bembeyaz erik çiçekleri.
Çocuklukta her şey beyaz gelmez mi? Çocukluk öpüşleri, çocukluk gülüşleri, kavgaları, aşkları. O mahcup, habersiz, fütursuz, cesur, bir o kadar da korkak. Bembeyaz.
Bahar kokmaz mıydı çocukluk? Dalları basan çiçekler gibi değil miydi? Her şeye rağmen…
Bir de aşk ve bahar en çok çocuklukta beyaz değil miydi?
Her şeye, herkese rağmen
“Her şeye, herkese rağmen” dediğim zamanlarda baharla beraber, âşık olduğum sarı Mustafa da balkonda açardı erik çiçekleri gibi. Sarı Mustafa bahardan daha sıcak, erik çiçeklerinden daha beyaz. Orospu Nezahat’in oğlu. “Erkek adam sarı giyer mi?” diyenlerin yargısından adı Sarı olmuş. Bir de “O. Çocuğu” olunca Sarı iyice takılmış mahallenin örümcek ağı gözlerine ve dillerine.
Ötelenen bu kalp konmaz mı öteki olanın kalbine? Konar elbet, bahar kelebeği gibi. Kondu bu Sarı oğlana.
Aramızda erik dalları. Bembeyaz. Sarı yeniyetme, erik gibi kütür kütür.
“Bahar biter mi toprağımda”
Ben bahar gibi taptaze. Sarı’yı, kalbimi, baharın kalbimde açtığını kimseler bilmez.
Sarı da bilmez.
Sarı öteki, ben bu teki…
Bahar bitmeden sarı evlendi benli Süreyya’yla.
Ben hem baharın hem de dalların bu tarafında kaldım.
Benli Süreyya anarşik, istediği gibi konuşan, davranan, başka öteki balkonun kızı. Meğer gönül vermiş Sarı’ya. Sarı da ona. Üçümüzün de balkonu dünyanın ötesinde.
Küllük Fatma’dan aldım haberi. Çok sigara içtiği için adı küllük olmuş. Üçüncü kocayı dehleyip yanıma koşmuş. “Üzülme” diyor.
“Üzülmedim” diyorum.
“Nereden anladın?” demiyorum. “Bahar biter mi hiç benim toprağımda, başkasını severim” diyorum.
Aradan baharlar geçiyor. Bilmiyorum kaç bahar? Kaç erik dalı kırılıyor? Kaç erik dalı filizleniyor kalbimde bilmiyorum?
Sarı’yı görmüyorum hiç. Benli’yi de.
Deli Meryem gelip “Benli, Sarı’yı bırakmış.
İyi etmiş. Kızı çok dövüyordu” diyor.
Eriğin dallarına bakıyorum. Bir de karşı balkona.
Meryem terliği kaptığı gibi...
Deli Meryem bana bakıyor. Mahallenin en deli kadını deli Meryem.
Sözünü de, özünü de esirgemezdi hayattan.
Bir çalgı çalsa, bir düğün olsa en önce sahneye o atlardı. “Deli” demişlerdi adına, ne yapsa mubahtı.Kadındı. Deliydi. Biraz da orospuydu. Deliliği af getirmişti orospuluğuna da kadınlığına da.
Bir gün adamın teki mahallenin ortasında karısını döverken bütün mahalle film izler gibi izliyordu. Karı-koca arasına girilmezdi. Hele dövülen kadınsa suspus olurdu kartal bakışlı susuklar.
Deli Meryem göründü uzaktan. Terliğini çıkarıp uçtu adamın üstüne. Yapıştırdı. Yapıştırdı. Yapıştırdı.
“Bana deli dersiniz. Sizde vicdan yok lan” diyerek hem toplumun yüzüne indiriyordu terliği, hem de celladın. Adı iyice Deli’ye çıkmıştı. Çok şey öğrendim Meryem’den. Yılmamayı, kim ne derse desin istediğim gibi yaşamayı, sevsen de bırakmayı, boyun eğmemeyi öğrendim. Deli Meryem susmamayı, vicdanlı olmayı, yeri geldiğinde o terliği fırlatmayı öğretmişti bana.
Bu yüzden bu yazımı ve bu baharı Deli Meryemlere ve yeri geldiğinde o terliği fırlatmasını bilen herkese armağan ediyorum. Baharı ve erik çiçekleri eksilmesin kalbinizin.
Deli Meryem...
Deli Meryem geçtiğimiz depremde ölmüş. Ruhu bahar olsun. Toprağı hayat dolsun. Biliyorum ki bir yerlerde terliği sallıyordur birilerine.












