Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
İstanbul Life

Ç. Begüm Soydemir: Eski Gazete Kupürleriyle Türkiye'nin Unutulan Hikâyelerini Sahneye Taşıyor

İçeriği Paylaş

Eski gazete kupürleri, unutulmuş manşetler ve bugün hâlâ şaşırtıcı derecede tanıdık gelen hikâyeler... Gazeteci Ç. Begüm Soydemir, ‘Eski Türkiye’de’ performanslarında arşivleri sahneye taşıyarak geçmişle bugün arasında eğlenceli ve düşündürücü bir köprü kuruyor. Kişisel hafıza ile kolektif nostalji arasında dolaşan bu sıra dışı formatın hikâyesini sorduk.

Yazı: Selin Özavcı Tokçabalaban

Bu performansların çıkış noktası neydi, konuları nasıl belirliyorsun?

Çıkış noktası biraz merak, biraz da “Bu ülke gerçekten neler yaşamış!” hissiydi. Eski gazete kupürlerine bakarken şunu fark ettim: Geçmiş dediğimiz şey yalnızca büyük siyasi olaylardan, resmî tarihten ya da nostaljik fotoğraflardan ibaret değil. Bir reklam cümlesinde, bir magazin haberinde, bir doktor tavsiyesinde, bir maç yorumunda ya da küçücük bir gazete ilanında da koca bir memleket duygusu saklı. Benim ilgimi çeken taraf da tam olarak bu. İnsanların hem çok tanıdık bulduğu hem de “Bunu gerçekten yazmışlar mı ya!” diye şaşırdığı malzemeler. Instagram’da @eskiturkiyede diye bir sayfam var; orada da bu tür kupürlere, tuhaf ilanlara, eski haber diline ve bugüne garip biçimde bağlanan arşiv parçalarına bolca yer veriyorum. Yani konuları belirlerken sadece arşivde iyi kupür bulmaya bakmıyorum; bugüne bağlanabilecek, izleyicinin kendi hayatından bir şeye dokunabilecek başlıkları seçiyorum. Yılbaşı, aşk, cinsellik, güzellik, futbol, gündelik hayat gibi konular o yüzden çok verimli. Çünkü herkesin bir fikri var, herkesin bir anısı var ama arşivden çıkan şey çoğu zaman o fikirleri ters köşeye yatırıyor. Benim için temel ölçü şu: Bir kupür tek başına komik ya da ilginç olabilir ama sahnede bir hikâyeye dönüşebiliyor mu? Eğer dönüşüyorsa oradan bir performans çıkıyor.

Arşiv görüntülerini yalnızca belge olarak değil, canlı bir performans malzemesi olarak kullanarak eğlenceli quiz soruları hazırlıyorsun. Senin açından hazırlık süreci nasıl ilerliyor? İzleyiciler en çok neleri görünce ya da duyunca keyifleniyor?

Hazırlık süreci önce çok dağınık başlıyor. Gazete arşivlerinde gezerken bir başlık, bir cümle, bir ilan ya da küçük bir detay gözüme takılıyor. Sonra onları biriktiriyorum. Ama sahneye taşırken mesele “bakın ne buldum” demek değil. O kupürün etrafında bir beklenti kurmak gerekiyor. İzleyici önce tahmin ediyor, sonra cevap geliyor, sonra da aslında o cevabın bize ne anlattığı açılıyor. Quiz formatını sevmemin nedeni bu. Çünkü izleyici pasif kalmıyor. Sadece eski bir haberi izlemiyor; onunla oynuyor, tahmin yürütüyor, yanılıyor, gülüyor, şaşırıyor. Arşiv de böylece donmuş bir belge olmaktan çıkıp canlı bir sahne malzemesine dönüşüyor.

Bu nostaljiye düşme hâli, sence neden ilgi görüyor?

Bence insanlar nostaljiye sadece geçmişi özledikleri için düşmüyor. Bazen bugünü anlamak için de geçmişe bakıyoruz. Özellikle Türkiye’de geçmiş hiçbir zaman tam olarak geçmişte kalmıyor. Eski bir gazete kupürünü açıyorsun; dili eski, fotoğraf eski, mizanpaj eski ama mesele çok tanıdık. O tanıdıklık hem komik hem de biraz rahatsız edici. Benim ilgilendiğim nostalji “ah nerede o eski günler” nostaljisi değil. Daha çok “biz eskiden de böyleymişiz” duygusu. Bu bazen çok eğlenceli, bazen çok tuhaf, bazen de hafif utandırıcı. Ama bence tam da bu yüzden ilgi görüyor. Çünkü izleyici kendini geçmişe dışarıdan bakarken buluyor; sonra bir anda o geçmişin bugüne sandığından daha yakın olduğunu fark ediyor. Bir de arşiv malzemesinin çok güçlü bir tarafı var: Uydurulmuş gibi duran şey, gerçekten basılmış oluyor. Sahneye bir kupür koyduğunuzda, izleyiciyle aranızda ortak bir kanıt beliriyor. Ben de o kanıtın etrafında komik ve düşündürücü bir alan açmaya çalışıyorum.

Ç. Begüm Soydemir, maç yorumundan doktor tavsiyesine, reklam cümlesinden magazin haberine Türkiye tarihine uzanan bir yolculuğun kapısını gazete küpürleriyle açıyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo