Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
History Of War

Çalkantılı bir geçmiş

Rusya Federasyonu’nun ortaya çıkışıyla birlikte, Moskova gücünü göstermeye ve dünyadaki etki alanını yeniden kurmaya çalışırken, buna meydan okuyan bir bölgenin bağımsızlık arzusu korkunç bir çatışmayla sonuçlandı.

Fotoğraf: Bir Çeçen milis, devrilmiş Lenin heykelinin üzerinde çömelmiş durumda, Ekim 1991

Nihayet haftalar süren bombardımanın ardından Rus kara birlikleri 31 Aralık 1994’te Çeçenistan’ın başkenti Grozni’ye girmek için hazırlandı. Herhangi bir ayrım gözetmeden yapılan Rus saldırısı, binlerce sivilin ölümüne neden oldu ve şehri duman tutan bir harabeye çevirdi. Rusya’nın 25.000 kişilik kara birliklerinin başında bulunan General Pavel Grachev, Aslan Maskhadov’un komutası altında şehri savunmaya devam eden tahmini 3.000 Çeçen savaşçıya karşı hızlı bir zafer kazanmayı umuyordu.

Kendisi, ilk tanklarına taarruz emri verdiğinde, birliklerinin kısa süre sonra hayatta kalmak için amansız bir muharebeye gireceğini ya da tarihin Birinci Çeçen Savaşı olarak kaydedeceği çatışmaların dört buçuk yıldan daha fazla süreceğini bilmiyordu.

Peki, Rusya neden Çeçenistan’a asker göndererek bu küçük bölgede bir savaş başlatmıştı? Bu sorunun cevabı, Rusya’nın istikrarsız geçmişinde yatıyordu. Rusya’nın Çeçenistan ile olan gergin ilişkisi, 200 yıldan daha önceye dayanmaktaydı. Rus birlikleri bölgeyi ilk olarak 1785 yılında, Orta Doğu’ya giden ticaret yollarını güvence altına alma harekâtının bir parçası olarak fethetmişlerdi.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, Kafkas Savaşı (1817-1864) sonucunda bölgede yaşayan 1,5 milyon Çerkes Müslümanın yüzde 90’ı ya öldürüldü ya da bölge Rusya tarafından ilhak edildiği için sürgüne gönderildi.

İmparatorluk Rusya’sının çöküşünün ardından yaşanan kısa bir bağımsızlık döneminden sonra bölge, 1921 yılında Sovyetler Birliği tarafından yeniden işgal edildi. Stalin döneminde Çeçenistan, SSCB’nin başka yerlerinden gelen vatandaşlara yer açmak için bir dizi Ruslaştırma programına maruz kaldı. Bu yapılırken bölge nüfusunun yaklaşık üçte biri Orta Asya’ya sürüldü. Bütün bunlar o kadar yıkıcıydı ki, etnik Çeçenlerin anavatanlarında yeniden çoğunluğu oluşturmaları için 1980’leri beklemek gerekecekti.

Fotoğraf: İhtiyar heyeti üyesi Çeçen erkekler liderleri Cevher Dudayev’e desteklerini gösterirken, 6 Nisan 1992


O dönemde, SSCB’nin çözülmeye yüz tutmasıyla birlikte, Çeçenistan’ın bağımsızlık hareketi kendini yeniden göstermeye başladı.

SSCB Eylül 1991’de dağılırken, Çeçen ayrılıkçılar iktidara talip oldular. Bir darbe ile yerel Sovyet hükümetini devirerek Çeçenistan’ı egemen bir devlet ilan ettiler. Ardından Cevher Dudayev’i yeni cumhuriyetin başkanı olarak atadılar. Dudayev’in başkanlığı daha sonra bir referandumla onaylanınca, Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, bu hamleye İçişleri Bakanlığı’na bağlı 650 kişilik bir gücü Grozni’ye göndererek karşılık verdi.

Bu Rus gücü, havaalanında binlerce Çeçen ayrılıkçıyı karşısında buldu ve savaşmadan geri çekilmek zorunda kaldı. Bu aşağılanma, Yeltsin’in kolay kolay unutacağı bir şey değildi.

Mart 1992’nin sonunda imzalanan Federasyon Anlaşması ile Rusya Federasyonu, SSCB’nin küllerinden doğdu. Anlaşmaya göre neredeyse tüm eski Sovyet cumhuriyetleri, güvence altına alınan özerklik ve ticari bağlantılar karşılığında Moskova’ya siyasi bağlılık sözü verdi. Ancak imzalamayı daha önce reddeden Çeçenistan’ın anlaşmada yer almaması dikkat çekiciydi.

Çeçenistan’ın bu tutumu, Yeltsin için sadece bir hiçe sayma değildi. Çeçenistan’ın bağımsızlığını, Rusya’nın ulusal güvenliğini tehdit edebilecek istikrar bozucu bir durum olarak görüyordu. Bunun diğer cumhuriyetleri de ayrılmaya teşvik edeceğinden korkan Yeltsin ve Moskova’daki diğer yeni liderler, küstah olarak gördükleri Çeçenleri dizginlemenin yollarını aramaya başladılar.

Çeçenistan’daki istikrarsızlık çok geçmeden Moskova’daki yöneticilere aradıkları fırsatı sundu. Çünkü Çeçenlerin çoğu bağımsızlık isterken, ülkelerinin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda derin bir bölünme yaşıyorlardı. Ekonomisi çökerken, şiddet içeren suçlar ve ciddi sosyal düzensizlikler, yeni ortaya çıkan Çeçenistan Cumhuriyeti’ni kasıp kavurdu. Çok geçmeden, ülkede yönetimi elinde tutanlarla çeşitli rakip gruplar arasında ilan edilmemiş bir iç savaş patlak verdi.

Çeçenistan’da yaşanan bu şiddetli iç çatışma sonraki birkaç yıl içinde ivme kazandı. Dudayev’e düşman güçler Ekim 1994’te Grozni’ye geniş çaplı bir saldırı başlattı. Yeltsin, Rusya’nın çatışmaya müdahil olduğunu açıkça reddetmiş olsa da gerçekte Dudayev karşıtı güçler Moskova’dan hem askeri hem de mali destek alıyorlardı. Ancak bu saldırı da, 20 Rus askerinin esir alındığı daha büyük ikinci bir saldırı gibi başarısızlığa uğradı. Böylece Moskova’nın vekaleti altında yürütülen darbe paramparça oldu ve Yeltsin ikinci kez kamuoyu önünde küçük düştü.

Yeltsin bunun üzerine Dudayev’in güçlerine teslim olmalarını emretti ve bu reddedilince Rusya ile Çeçenistan arasında bir hesaplaşma için ortam hazırlanmış oldu. İlk Rus hava saldırıları 28 Kasım’da Çeçenistan’ı vurdu ve yılbaşı arifesinde General Grachev tanklarını Grozni’ye göndermeye hazırdı.

“Çeçenistan’ın bağımsızlığının diğer cumhuriyetleri de ayrılmaya teşvik edeceğinden korkan Yeltsin ve Moskova’daki diğer yeni liderler, küstah olarak gördükleri Çeçenleri dizginlemenin yollarını aramaya başladılar.”




© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo