Haber kapak görseli
Genel
12 dk okunma süresi
Pozitif

Çekim yasasına göre niyetlerimizi nasıl belirlemeliyiz?

İçeriği Paylaş

Düşüncelerimiz, duygularımız ve eylemlerimiz arasındaki görünmez zincir, hayallerimize ve hedeflerimize ulaşmamızda rol oynuyor olabilir mi? Çekim yasası ve manifesting teorisiyle “kısmetimde yok” düşüncesini rafa kaldırıyoruz. Çünkü dünyamız, içsel gerçekliğinizin bir yansımasıdır.

Yazı: Miboso Wellbeing

Yaşam yolculuğunuz boyunca her şeyi olumlu yanıyla görüp deneyimleme fikri, gerçek dışı ve uygulanması zor bir seçimmiş gibi gözükebilir. Çünkü yaşam; tabiatı oluşturan her bir zıtlığı içinde barındıran, kolaylıkla ve neşeyle gelen durumların yanı sıra zor ve baş etmesi güç olaylardan da oluşan bir deneyimler bütünü. Zorlu durumlarla baş etmenin yollarını ararken kendinizi yorgun hissetmeniz oldukça normal ve anlaşılır. Ancak kendinizi olumsuz deneyimlerin akışını bırakmak ve yaşamınızın benzer örüntülerle devam edeceğini kurgulamak, enerji akışınızı negatif yönde beslemekten başka bir işe yaramaz. Bu noktada enerji akışınızı negatif enerjilerden arındırmanın, eylemlerinizi besleyen düşüncelerin zemininin farkına varmanın ve niyetlerinizi doğru bir şekilde talep etmenin gerekliliğini vurgulayan çekim yasası ilkelerine kulak verebilirsiniz.

Çekim yasası nedir?

Çekim yasası, özünde “düşünce gücüne ve tüm düşünce biçimlerinin evrenin işleyişine olan etkisine odaklanan bir felsefe” olarak tanımlanabilir. Olumlu düşüncelerin olumlu eylemlere ve sonuçlara, olumsuz düşüncelerinse olumsuz eylemlere ve sonuçlara yol açabileceğini savunur. Ayrıca salt her hayal ettiğini gerçekleştirme gibi bir yaklaşımdan ziyade belirli ilkelere bağlı olarak çalışır. Çekim yasası temel üç ilkeyle açıklanabilir.

Benzer benzeri çeker

İlk ilke olan “Benzer benzeri çeker”, evrendeki her var oluşun evrensel bir yaşam enerjisi taşıdığı fikrinden hareketle bireylerin enerjilerine göre yaşamlarına olumlu ya da olumsuz enerjileri çekebileceği düşüncesi üzerine şekillenir. Bireylerin yaşamları, hayatlarına dâhil ettikleri insanlar ve başlarından geçen olaylar, düşüncelerinin oluşturduğu olumlu ya da olumsuz enerjiyi yansıtır. Örneğin “iyi niyetli olma” niyetine sahip bir birey, yaşamına iyi niyetli insanları çeker. Negatif bir enerji akışından beslenen niyetlerse beraberinde olumsuz koşulları ve durumları getirir. Bu noktada Dr. Joe Dispenza’nın “Dış dünyanız, içsel gerçekliğinizin bir parçasıdır” cümlesi, bu ilkeyi daha kolay bir şekilde benimsemenize yardımcı olabilir.

Tabiat boşluk kabul etmez

Çekim yasasının ikinci ilkesi olan “Tabiat boşluk kabul etmez”, etherin dâhi boşlukla tanımlanamayacağı ve insan tabiatının daima pozitif ya da negatif bir enerjiyle dolu olacağını ifade eder. Bu bağlamda ilke, bireylerin bilinçsiz bir şekilde olumsuz düşüncelerle kapladığı zihinlerini temizlemelerinin gerekliliğini vurgular. Olumsuz düşünceleri olumlu düşüncelere dönüştürme ve zihnin pozitif enerjiye hizmet eden düşüncelere ev sahipliği yapması fikrini önemli kılar.

Şimdiki zaman her zaman mükemmeldir

Son ilke olan “Şimdiki zaman her zaman mükemmeldir”, bireyin zihnen burada ve şu anda kalarak geçmişten gelen olumsuz düşüncelere ya da gelecek kaygılarına alan açmadan yaşamasını öğütler. Çünkü geçmiş ve gelecek zamana ait olumsuz düşünceler, bireyin kaygı seviyesini yükselterek anda kalmasına engel olabilir. Ancak bu noktada olumlu deneyimlerin yanı sıra zorlu süreçlerin ve dönüşüme kapı aralayan negatif durumların da varlığının kabulüyle hareket etmek önemlidir. Aksi takdirde birey, toksik bir pozitiflik sergilemeye başlayabilir.

Yaşam, birbirine bağlı eylemlerle somut bir gerçekliğe kavuşsa da eylemleri var eden ve şekillendiren düşüncelerdir. Bu bağlamda yaşam enerjinizi dönüştürebilmeniz için ihtiyacınız olan, çekim yasasının “Ne düşünürsen o olur.” mottosundan hareketle zihinsel farkındalık kazanarak niyetlerinizi birin ve bütünün hayrına olacak şekilde belirleyebilmek. Peki, çekim yasası nasıl uygulanır?

Niyetlerimizi belirlerken nelere dikkat etmeliyiz?

Çekim yasası ve yasanın ilkeleri; bilincinizde ve bilinç dışınızda yer edinmiş tüm düşüncelerinize, değerlerinize, ihtiyaçlarınıza ve isteklerinize göre çalışır. Bu noktada niyetlerinizi gerçekleştirebilmek için en etkili çekim yasasının ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Oysa en etkili yöntemi öğrenmekten ziyade yaşamınızı pozitif enerjilerle şekillendirmenizi ve dharma’nıza ulaştıracak eylemleri keşfetmenizi sağlayacak tüm düşünce biçimlerine, öz benliğinize odaklanarak ulaşmanız daha önemli. Zihinsel süreçlerinizi her zaman, her şeyin olumlu yanını görmenize alan açacak bir farkındalıkla yönetebilmek için uygulayabileceğiniz çeşitli çekim yasası yöntemleri var. Bu çekim yasası örneklerinden bazılarını sıralayalım.

Cümlelere ben zamiriyle başlayın

Niyet cümlelerinize, kurduğunuz her cümlenin bilinç dışınızı ve düşünme biçiminizi etkilediğini unutmadan, spesifik zamirler kullanarak başlayın. Örneğin, niyetiniz iş yaşamında başarılı olmaksa “Ben mesleğimde başarılı olmak istiyorum” şeklinde spesifik ve doğru zamirlerle niyette bulunun. Böylece hem kendinize hem evrene ne istediğinizi açıkça ifade etmiş hem eylemlerinizi daha net bir şekilde belirlemiş olacaksınız.

Basit, kısa ve olumlu cümle yapılarını kullanın

Zihninizde oluşan ve dile getirdiğiniz her cümle, evrende bir enerji akışı oluşturur. Bu noktada enerji akışı, “aklınızdan geçen şeyin gerçekleşmesine yönelik ilk adım” gibi düşünülebilir. Gerçekleşmesini ve dönüşmesini istediğiniz düşünce ve eylem her neyse, en basit hâliyle niyet ettiğinizde, müdahalede bulunamadığınız bilinç dışınız tarafından aynı şekilde kayıt altına alınır. Dolayısıyla niyetlerinizi dile getirirken basit, kısa ve olumlu cümlelere yöneldiğinizde düşünce gücü ve çekim yasası, amaçlarınızı ve isteklerinizi pozitif yönde beslemeye başlar.

Niyetlerinizi sık sık yüksek sesle dile getirin

Çekim yasasına dair “Bir şeyi çok istersen olur mu?” sorusunun cevabı çok merak ediliyor. Yaşamınızda gerçekleşmesini gerçekten istediğiniz şeyleri ilk defa yüksek sesle kendinize ya da bir başkasına dile getirdiğinizde çok heyecanlandığınızı hissettiğiniz o zamanları hatırlayın. Niyetleriniz hakkında ne kadar çok düşünüp konuşursanız niyetinizi gerçekleştirebilmek üzere o kadar çok harekete geçme isteği duyarsınız. Bu noktada önemli olan, niyetlerinizin bütünün hayrına mı olduğunu yoksa salt bireysel iyiliğinizi mi gözettiğini düşünmenizdir. Niyetlerinizi dile getirirken cümleye “Hayırlısı olsun” veya “Her şeyin hayırlısı” ifadeleriyle başlayarak evrene niyetinizin bütünün hayrına olacaksa gerçekleşmesini istediğiniz enerjisini yayabilirsiniz.

Cümlelerde şimdiki zaman veya geniş zaman kipi kullanın

Çekim yasasının “Şimdiki zaman her zaman mükemmeldir” ilkesinden de hareketle niyetlerinizi belirlerken şu ana ya da geniş zamana işaret eden ifadeler kullanın. “Ben sağlıklı yaşayacağım” yerine “Ben sağlıklı yaşıyorum” gibi geçmiş ve gelecek zaman çekimlerinden arındırılmış ifadeler kullanarak zaman kavramı olmayan bilinç dışına net ifadeler göndermiş olursunuz.

Görselleştirme çalışması yapın

Görselleştirme, zihninizde cümleler olarak yer edinmiş çekim yasası olumlamalarını somutlaştırarak niyetlerinizi gerçeğe dönüştürmenize yardımcı olabilir. Bunun için niyetiniz gerçekleştiği zaman kendinizi içinde görmek istediğiniz o anı ayrıntılı bir şekilde kurgulayarak aklınıza yerleştirin. Niyet ettiklerinizi zihninize ya da doğrudan bir kâğıdın üzerine resmedebilirsiniz. Kolaj tekniği kullanarak hayal panosu da hazırlayabilirsiniz.

Kuantum enerjisini kullanın

Basit ve olumlu ifadelerle yüksek sesle ve şimdiki zaman kipiyle oluşturduğunuz çekim yasası cümlelerini sık sık tekrar etmeye başladığınızda “kuantum tanecikleri” denilen titreşimler oluşmaya başlar. Evrenin akışını değiştirme gücü olan kuantum enerjisini istediğinizi elde etmek için kullanabilirsiniz.

Kutsal inanışlarda niyet etmenin gücü

Çekim yasası, ilk olarak 20. yüzyılın başlarında New Thought hareketinde kullanılmış bir kavram. Yine de çekim yasası örneklerine ve niyet etmenin gücüne Antik Çağ düşünürlerinin cümlelerinde ve kadim Doğu öğretilerinde tanıklık edebiliyoruz.

Budizm öğretilerinde çekim yasasına dair doğrudan bir ifadeye rastlamamakla birlikte Buddha’nın “Olduğumuz her şey, düşündüklerimizin bir sonucudur” cümlesi, düşüncenin ve niyet etmenin gücünü vurgular nitelikte. Şiddetsiz direnişin sembolü hâline gelen Mahatma Gandhi’nin “Düşüncelerine dikkat et, duygulara dönüşür; duygularına dikkat et, davranışlara dönüşür” ifadesi, düşüncenin evrendeki temsilini ve çekim yasasının etkisini yansıtır.

19. yüzyılda ezoterizm (batınîlik) ve teozofi alanında çalışmalar yürüten Helena Petrovna Blavatsky, düşüncelerin bireyin özünde kim olduğunu ve eylemlerini belirlediğini dile getirir. Blavatsky’nin yaklaşımı, çekim yasasının tecrübeleri ortaya çıkartan yaşam deneyimlerinin bireyin kendi sınırlarını aşarak elde ettiği düşüncelerden oluştuğunu anlatır.

Hayallerinize ulaşmayı sağlayacak yol: Manifestation

Spiritüel bir pratik olan Manifestation, zihnin yaratma gücüne odaklanıyor. Türkçe’ye “tezahür ettirme” olarak çevrilen bu pratik, düşüncenin yaratım gücüne atıfta bulunarak söz konusu düşüncenin fiziksel formda somutlaştırılmasının mümkün olduğunu öne sürüyor. Giderek artan bir oranda başta popüler ikonlar olmak üzere pek çok kişi, manifestation pratiği ile hayatlarının nasıl değiştiğini anlatıyor. Zihni değişimin katalizörü hâline getiren bu pratik, hedef koymaktan farklılaşan ve evrenle uyumlanan bir yaratım sürecini içeriyor. Peki ama manifestation tam olarak nasıl işliyor ve manifestation kişiye ne vadediyor?

Nedir?

Manifesting (tezahür ettirme) teorisi, ilk kez Yeni Düşünce Hareketi’nin bir parçası olarak 19. yüzyılda kullanılmaya başlanmış. Phineas Quimby tarafından ortaya konulan ve çekim yasasına dayanan bu teori, düşüncelerin de birer enerji kaynağı olduğu inancı üzerine temelleniyor. Teorinin inanç savları, Hermetizm ve Transandantalizm’den Hinduizm’e kadar uzanıyor. Yeni nesil spiritüel bir inanç olarak manifestation ise temelde bireyin yaşam yolculuğunun sorumluluğunu almasını amaçlıyor. Bu pratik, kişiyi âdeta kendi hayatının sürücü koltuğuna geçirirken aynı zamanda kişiyi tüm zihinsel koşullanmalardan da özgür kılıyor. Pratiğin temelinde ise zihnin hayal ettiklerini gerçeğe dönüştürebilme kabiliyeti yatıyor. Manifestation, zihin gücünü kullanarak deneyimlenen gerçekliği değiştirmeyi ve hatta yenisini yaratmayı amaçlıyor. Bir başka deyişle manifestation, yaşam yolcuğunun bireyin zihnini yansıttığı söylerken, aynı zamanda düşünce biçimlerinin yeniden kodlanabileceğini vurguluyor. Çekim yasasıyla birlikte işleyen manifestation, zihnin yaratma yeteneğini kullanarak bireyin hayallerini ve arzularını fiziksel yaşantısına çekmesini sağlayabiliyor. Zira her davranış ve her seçim, öncesinde bir düşünce tarafından belirleniyor. Tüm bu bilinçli ve bilinçsiz düşüncelerin toplamı ise bireyin yaşam yolculuğunu oluşturuyor. Manifestation, kişinin zihninde yarattıklarını aynı zamanda hem yansıtan hem çeken bir mıknatısa dönüştürmesini kolaylaştırıyor. Bu pratik, özünde bireyi koşullanmış düşünce kalıplarından ve toplumsal şartlandırmalardan özgürleştiriyor. Kelepçelerinden kurtularak “Ben gerçekten ne istiyorum?” sorusuyla gerçek arzularını keşfeden birey, yaşamını daha olumlu bir zihnin tezahürü hâline getirebiliyor.

Niyetlerimizi belirlemenin rehberi

  • Cümlelere ben zamiriyle başlayın.
  • Basit, kısa ve olumlu cümle yapılarını kullanın.
  • Niyetlerinizi sık sık yüksek sesle dile getirin.
  • Cümlelerde şimdiki zaman veya geniş zaman kipi kullanın.
  • Görselleştirme çalışması yapın.
  • Kuantum enerjisini kullanın.

Manifestation nasıl yapılır?

Manifestation teknikleri, düşünce kalıplarını dönüştürmeyi kolaylaştıran yöntemler içeriyor. Bununla beraber bu yöntemlerle arzu edilenlerin gerçekliğe kavuşturulabilmesi için bazı unsurlara dikkat etmek gerekiyor.

  • Arzularınızı netleştirin

Manifestation yapmaya başlamadan önce oldukça spesifik hedefler belirlemek gerekiyor. Bu hedefler, hayatınıza davet etmesini istedikleriniz kadar değiştirmeyi düşündüklerinizi de kapsayabiliyor. Bu nedenle manifestation yaparken neyi, nasıl ve ne zaman istediğinizi tam olarak belirlemeniz önem taşıyor. Hayatınıza çekmek isteğiniz her neyse onu tüm unsurlarıyla düşünüp tüm ayrıntılarıyla detaylandırmanız gerekiyor.

  • İnançlı olun

Çekim yasası, düşüncelerin oldukça güçlü enerji biçimleri olduğundan hareketle bireyin yaşamına tam olarak ne istiyorsa onu getirmeyi amaçlıyor. İçten içe daha iyisine layık olmadığını düşünmek, zihnin yaratım enerjisini de olumsuz etkiliyor. Bu yüzden şüpheler ve sınırlayıcı yargılardan sıyrılarak olumlu bir tavırla değişimin gücüne inanmak gerekiyor. Bu inancı içselleştirme başarısı, manifestation pratiğinin başarısını da doğrudan etkiliyor.

  • Eyleme geçin

Manifestation pratiği, doğru bir zihniyetten beslenen olumlu düşüncelerle uyumlu eylemler gerektiriyor. Yani arzu edilen her ne ise ancak gerekli gayret gösterildikten sonra gerisi evrene bırakılabiliyor. Bu yüzden manifestation yaparken gerçekçi ve eyleme geçirilebilir hedeflere yoğunlaşılıyor. Ayrıca bütünün hayrına olmayan hiçbir isteğin evrende karşılık bulamayacağını da fark etmek gerekiyor.

  • Akışa güvenin

Şu bir gerçek ki enerji akışı, dikkat neredeyse oraya doğru oluyor. Bu yüzden pozitif enerji, her zaman pozitif enerjiyi çekiyor. Kıskançlık benzeri negatif duyguların motivasyonuyla hareket etmek ise beraberinde kötü deneyimleri getiriyor. Bu yüzden Manifestation yaparken yaşama davet edilenleri sevgi dolu bir enerjiyle karşılamak için daha pozitif düşünmek ve daha pozitif davranışlar sergilemek gerekiyor. Böylece alma verme dengesi kurularak bilinçaltı blokajları yıkılabiliyor. Bu akışa güvenmek, arzu edilenle onu gerçekleştirecek eylemin çabasız bir doğallıkla uyumlanmasını sağlıyor.

Gerçeğe dönüştürmenin adımları

  • Hayatınıza katmak istediklerinizi tasvir ederek yazın ve günlük tutun.
  • Hayal ettiklerinizi temsil eden görselleri toplayarak hedeflediğiniz geleceği somutlaştırın ve enerjisine uyumlanın.
  • İstediklerinizi sabahları 3, gün boyu 6, akşamları 9 kez yazarak bilinçaltınızı yeniden programlayın.
  • Negatif söylemleri olumlu cümlelerle değiştirerek bilinçaltına pozitif bir dönüşüm sinyali gönderin.
  • Arzuladıklarınızın gerçekleştiği anı tüm ayrıntılarıyla zihninizde canlandırın ve hayal ettiğiniz hayatın deneyimleyen versiyonuyla eşleşin.
  • Hayal ettiklerinizi şimdiki zaman kipi kullanarak tüm detaylarıyla yazıya dökün ve listeleyin.
  • Seçtiğiniz tekniği, düşüncelerle uyumlu somut eylemlerle tamamlayarak gerçeğe dönüşümü için adım atın.

Manifestation teknikleri

  • Günlük tutma

Manifestation günlüğü, hayatınıza katmak istediklerinizin tasvirlerinden oluşturuyor. Öz farkındalığı geliştirmenin başlıca anahtarları arasında yer alan bu yöntem, duyguların serbestçe akmasına izin veriyor. Kişinin kendisiyle baş başa kalarak düşüncelerini kaydettiği günlük, zihinsel kalıpların keşfedilmesini kolaylaştırıyor. Böylece düşünsel yaratım gücünün önüne konulan engeller netleşiyor, değiştirilmek istenilenlere odaklanmak kolaylaşıyor. Ayrıca manifestation günlüğü, sizi arzuladığınız hayatı inşa etmekten alıkoyan kıtlık zihniyetini fark etmenizi ve onun yerine bolluk zihniyetini koymanızı kolaylaştırabiliyor.

  • ‘Vision board’ oluşturma

Vision board, en bilinen ve en sevilen manifestation teknikleri arasında yer alıyor. Zira vision boardlar, hedeflenen arzuların gerçekleştiğinde neye benzeyeceğini görselleştirmeyi kolaylaştırıyor. Hayatınıza çekmek istediklerinizi somutlaştıran bu basit teknik için sadece arzularınızı betimleyen görseller seçmeniz ve onları bir pano olarak hazırlamanız yeterli oluyor. Çekmek istediğiniz şeyin enerjisine dönüşmenizi kolaylaştıracak bu panoyu sık görebileceğiniz bir yere asmanız gerekiyor.

  • 3/6/9 yöntemi

Bu yöntem, manifestation günlüğüne yazılabildiği gibi herhangi bir kâğıda yazılarak da uygulanabiliyor. Her iki durumda da sabahları 3 kez, gün boyunca 6 kez ve akşamları 9 kez hayatınıza çekmek istediğiniz şeyi yazmanız gerekiyor. Bu metot, bilinçaltınız ile bilinçli olarak istedikleriniz arasında bir uyum yakalamayı amaçlıyor. Böylece zihninizi arzularınızı gerçekleştirmek üzere yeniden programlamak kolaylaşabiliyor.

  • Olumlama yapma

Olumlama, tıpkı 3/6/9 yönteminde olduğu gibi bilinçaltına seslenmeyi hedefliyor. Zaten manifestation pratiği, özünde kökleşmiş düşünce kalıplarını dönüştürüyor. Alışagelen negatif söylemleri olumlu cümlelere değiştiren olumlamalar sayesinde zihinde pozitif bir dönüşüm yaşanabiliyor. Gün içerisinde size uyan herhangi bir olumlamayı tekrarlamak hem öz değeri hem enerjiyi yükseltebiliyor. Üstelik bu pozitif dil bir alışkanlık hâline dönüştüğünde çekim yasasının gücü çok daha kolay gerçekleşiyor.

  • Görselleştirme

Vision board’un bir diğer alternatifi olan bu teknikte hayal gücü kullanılıyor. Hayata davet edilen arzu her ne ise zihinde somut bir temsili canlandırılıyor. Bu tekniğin doğru uygulanabilmesi için hayalde mümkün olduğunca çok ayrıntıya yer vermek gerekiyor. Görselleştirme tekniği, kişinin talep ettiği o hayatı deneyimleyen versiyonuyla enerjisel bir eşleşme yaratıyor. Detaylı bir görselleştirme sayesinde arzu edilen realiteye odaklanmak kolaylaşabiliyor.

  • Listeleme

Görselleştirme çalışmalarından hoşlanmayanların sıklıkla tercih ettiği listeleme yönteminde yaratıcı yazarlık öne çıkıyor. Bu yöntem, şimdiki zaman kipi kullanılarak arzulanan hayatının yazıya dökülmesini içeriyor. Burada mümkün olduğunca çok detaya yer vererek kısa cümlelerden kaçınmak gerekiyor. Teknik, ideal yaşantının beklentilerini ortaya çıkarırken aynı zamanda içsel bir derinleşme de yaşatıyor. Böylece kelimenin tam anlamıyla idealize edilen yaşam, her yönüyle yazıya dökülüyor.

  • Eyleme geçirme

Yöntem olarak neyi seçerseniz seçin, manifestation pratiğini mutlaka eylemle tamamlamak gerekiyor. Düşüncelerle eylemler arasında giderek artan bir uyumu yakalamak için gayret etmek, tekniği hayata geçirmek için önem taşıyor. Yani bugün başlayarak olmak istenilen kişi gibi düşünüp onun gibi hissetmek, kişiyi o versiyona giderek daha da yakınlaştırıyor. İnanç ve eylem birlikteliği yakalandığında ise yaşama çekilmek istenenler, daha kolay ve daha hızlı gerçekleştirilebiliyor.

Manifestation tekniğinin kişisel gelişim uygulamasından ziyade bir yaşam biçimi olduğunu fark etmek gerekiyor. Yaşamı algılama şeklini kökten değiştiren bu pratik için gerçek bir gayret ve zaman gerekiyor. Manifestation başta olmak üzere zihinsel kalıpları yıkmaya yönelik yapılan tüm ritüeller, düşünsel ve davranışsal boyutta gerçek bir bağlılık gerektiriyor. İstediklerinizi yaşantınıza davet edebilmek ve direnç gösteren zihinsel kalıplarınızı dönüştürmek için manifestation tekniklerini denerken sabırlı olmanız gerekiyor. Gerçek bir adanmışlık ve inançla beslenen manifestation yöntemlerini doğru şekilde uyguladığınızda hayallerinizin düşündüğünüz kadar uzak olmadığını fark edebilirsiniz.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo