Haber kapak görseli
Genel
5 dk okunma süresi
Pozitif

Kısmetin kapısı ne zaman açılır? Hayatın bilge tarafını anlamak

İçeriği Paylaş

Zamanı geldiğinde hayatın içinden bir fısıltı duyulur: “Merak etme, unuttuğumu sanma… Senin için hazırlanan şey seni bulur.”

Yazı: Ayşe Van

Kısmet… Bazı kelimeler vardır; tam açıklarsın, yine de açıklanmamış gibi kalır. Kısmet de onlardandır. İçinde biraz talih, biraz ilahi düzen, biraz da evrenin o kendine özgü mizahı vardır. Hayata yayılmış görünmez bir dokunuş gibidir: Tam “bitti” dediğin anda bir kapı açılır, tam “oldu” derken bir anda yön değiştirir. Hep bir sürpriz hâli, hep bir zamanlama oyunu.

Eskiden büyükler “kısmetinde varsa olur” derdi. Bu cümleyi yıllarca kadere bırakılmış bir teslimiyet gibi yorumladım. Sanki gökyüzünde bir yerlerde hayat dosyamı inceleyen bir memur var ve “bugün de Ayşe’nin dosyasına bakalım” diyor gibi… Ama zamanla şunu fark ettim; kısmet pasif bir bekleyiş değil, hayatla kurduğumuz dinamik bir ortaklık. Biraz bizden, biraz Tanrı’dan, biraz da yolun kendisinden oluşan ince bir örgü.

Neden olmuyor?

Kısmetin mizahı bir garip ama çok tanıdık. Tam “Neden olmuyor?” dediğin anda olur. Tam “Her şey bitti” sandığında yeni bir ihtimal belirir. Tam “Artık hiçbir şey şaşırtamaz” diye düşündüğünde hayat seni ters köşeye yatırır. Kısmet, planlarımızı pek ciddiye almaz. Evren, biz program yaparken araya kendi sürprizlerini eklemeyi sever. Uçağa yetişemezsin ama havaalanında karşılaşman gereken biriyle tanışırsın. Bir iş fırsatını kaçırırsın ama ertesi gün çok daha uygun bir kapı açılır. Yanlış durakta inersin ama doğru insan oradadır. Hani bazı filmler vardır, karakter yanlış trene biner ama hayatının en doğru trenidir ya… İşte kısmet tam olarak o “yanlış görünen ama aslında doğru” anların uzmanıdır.

Aşkın kısmet hali

Kısmet sadece aşk değildir ama aşk kısmetin çalışma alanlarından biridir. Aşk konusunu tamamen dışlamak olmaz; sonuçta kısmetin mizahla en çok eğlendiği alanlardan biri odur. Ama aşk, kısmetin tamamı değildir. Kısmet sadece romantik karşılaşmaları değil; hayatımıza giren insanları, karşımıza çıkan fırsatları, doğru karar anlarını, dönüm noktalarını, hatta kayıpların ardındaki gizli korunmayı da yönetir. Bazen kısmet bir insan değildir; bir fark ediştir. Bazen bir şehir, bazen bir yolculuk, bazen bir cümle. Bazen de yalnızca “tamam, şimdi oldu” diyen o iç sakinlik. Aşk, kısmetin küçük bir alt başlığıdır. Kısmet ise hayatın bütününe yayılan büyük bir akıştır.

Farkındalık yanılgısı

Bilim insanlarının “Baader-Meinhof Fenomeni” yani “Farkındalık Yanılgısı” dediği birşey vardır. Bir şeyi hayatında görmek için hazır olduğunda, o şey bir anda her yerde görünür hale gelir. Mesela araba değiştirmeye karar verirsin ve birden aynı model arabaları sürekli fark edersin. Bu aslında beynin filtreleme sisteminin değişmesidir. Kısmet de benzer çalışır: Hazır olduğumuz anda sinyaller görünür hale gelir. Aslında hep oradadırlar, ama biz onları henüz görecek durumda değilizdir.

Bir öğretmenim bir gün bana şöyle demişti: “Kısmet, sana gelmesi gereken şey yola çıkmışken sen başka yollara saparsan, seni orada bulmak için rotasını değiştirir.” O zaman sadece gülümsemiştim. Yıllar sonra bir şeyi çok isterken, her yolu denememe rağmen olmamıştı. En sonunda vazgeçtim, bıraktım, “Artık karışmıyorum,” dedim. İlginçtir, tam da o esnada aradığım değil, ama onun daha doğru bir versiyonu kendi kendine hayatıma girdi. O öğretmenimin sözü aklıma geldi ve kendi kendime güldüm: “Demek beni başka bir güzergâhta yakalaması gerekiyormuş.” O an anladım ki kısmet yalnızca bize gelmez; bazen biz de kısmete doğru yürürüz. Farkında bile olmadan ve bıraktığımız ne varsa önümüze serilir… Kısmetin büyüsü biraz da burada. Hem öğretir… Hem güldürür… Hem de sonunda doğru yere götürür. Kısmet ve talih yan yana yürür ama aynı şey değildir. Talih, şanslı günlerimizle ilgilenir. Güneşli hava gibidir; gelir, geçer. Kısmet daha derindir; hikaye gibidir, iz bırakır. Talih piyangodur. Kısmet ise o piyangoyu neden kazandığımızın -ya da neden kaybettiğimizin- hikayesidir. Biz seçimlerimizle hikayemizi değiştirirken, Tanrı da arka planda o hikayenin altyapısını kurar. İşte bu ikisi birleşince biz ona “mucize” deriz.

Kısmetin kapısı nasıl açılır?

Kısmetin dileği basittir: Bizi duyabilmesi için alan ister.

İçeride yer açmak

Dolmuş bir kalp, kırgınlıklarla tıkanmış bir zihin, kısmetin enerjisini zor duyar. İçimizde ne kadar boşluk ve açıklık varsa kısmet o kadar rahat sığar.

Küçük adımlara kıymet vermek

Kısmet büyük hamlelerle değil, küçük kıpırtılarla kendini duyurur. Bir fikir, bir karşılaşma, bir davet, bir mesaj… Kısmet küçük işaretler bırakır; onları fark eden yol alır.

Mizahı kaybetmemek

En önemlisi bu. Kısmet hafifliği sever. Kahkahayı, oyunu, spontane hareketleri… Drama, kısmeti uzaklaştırır. Neşe ise ona “buyur gel” der. Kısmet hayatın “seni duydum” deme şeklidir. Kısmet sadece talih değil, sadece şans değil, sadece kader değil. Hepsinin iç içe geçmiş hali: Biraz biz, biraz ilahi düzen, biraz tesadüf, biraz zamanlama. Kısmet bazen kapı açar, bazen kapı kapatır. Bazen yeni bir insan getirir, bazen bizi kendimize getirir. Bazen hızlandırır, bazen yavaşlatır. Ama en önemlisi şu: Kısmet hiçbir zaman geç kalmaz. Tam ihtiyacın olan anda, tam ihtiyacın olan halde gelir. Ve geldiğinde hayatın içinden bir fısıltı duyulur: “Merak etme, unuttuğumu sanma… Senin için hazırlanan şey seni bulur.”

Kısmet bizi nasıl bulur?

Bunu yıllar içinde gözlemledim. Kısmet genelde bizi üç yerde bulur; cesaretimizde, sabrımızda ve teslimiyetimizde.

  • İçimiz karışıksa bir süre bekler.
  • Çok kontrol etmeye çalışırsak geri çekilir.
  • Aman “olan olsun” dediğimiz o ince kabulleniş halinde görünür olur.

Çünkü kısmet zorlamayı sevmez; akışı sever. Bize ders vermek ister, ama cezalandırmak için değil; büyütmek için. Bu yüzden bazen “olmayan” bile kısmettir. Olmayan, bir yön değişimi olabilir. Olmayan, bir korunma olabilir. Olmayan, hazırlıktır.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo