Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
İstanbul Life

Doğanın her tonu: İğneada Longoz Ormanları

İstanbul’a karayoluyla sadece dört saatlik mesafede, hayranları giderek artan bir doğa hazinesi: İğneada Longoz Ormanları... Endemik bitkileri keşfedebilir, göller arasında gezinti yapabilir, mağaralara girebilir, filmlerdeki gibi bir fenerin hikâyesinin peşine düşebilirsiniz.

Yazı: Esin Sungur

İstanbul’dan küçük bir kaçamak yapmak, kendinizi doğanın ve yeşilin kucağına bırakmak için en güzel seçeneklerden biri, Kırklareli, İğneada tarafı. İstanbul’dan Çorlu, Lüleburgaz istikametinde, önce Demirköy’e varan bir yolculukla yaklaşık dört saat mesafede olan Yıldız Dağları bölgesindeki 3 bin 155 hektarlık bir alanı kaplayan longoz ormanları, göl ve lagün sistemleri, kıyı kumulları gibi bölgenin biyolojik çeşitlilik açısından öne çıkan ekosistemlerini içine alan İğneada, Longoz Ormanları Milli Parkı’na da ev sahipliği yapıyor. Burası, İstanbulluların mutlaka ziyaret etmesi gereken çok özel bir yöre.

Longoz, diğer adıyla subasar ormanlarında, dişbudak, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, ova akçaağacı, çınar yapraklı akçaağaç, üvez, ıhlamur, kızılağaç, mürver, kızılcık, karaağaç ve gürgen gibi ağaçları görebilirsiniz. Eğer doğaya, farklı bitki türlerine meraklıysanız, 470’in üzerinde farklı bitki türünün bulunduğu İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı tam da size göre. Diğer yandan, “Bu kadar bitki gözlemi de bana göre değil” derseniz, sadece huzurlu ve sakin, doğayla iç içe bir hafta sonu geçirmek, ormanlarda yürüyüş yapmak, temiz havayı ve bol oksijeni içinize çekmek için de son derece ideal. Özellikle de kış dönemine kalmadan, ilk ve sonbaharlarda gidilebilecek en güzel yerlerden biri zira kış aylarında daha ciddi bir yağış alıyor. Yağış aldığı dönemde zeminin de sularla kaplanması, bu ekosistemin en ayırıcı ve müthiş bir görsel şenlik de sunan özelliklerinden biri. Yine de güvenli ve daha rahat bir gezi için, öncesinde meteorolojik koşulları mutlaka kontrol ederek gitmekte fayda var.

Endemik türleri keşfedin

Nesilleri tehlike altında olan Göl Kestanesi ve Nilüfer topluluklarının da bulunduğu longoz ormanlarının yanı sıra, buradaki kıyı kumulları da görülmeye değer. Karadeniz Salkımı, Kilyos Peygamber Çiçeği, Kıyı Kerevizi ve Sahil Sığırkuyruğu gibi endemik türleri, Avrupa’da yalnızca Trakya’nın Karadeniz sahillerinde görülen bu harika çiçekleri de görebilirsiniz. Orman banyosu olarak Türkçeleştirebileceğimiz, ‘forest bathing’ denilen ve Japonya’dan dünyaya yayılan ağaçlar arasında vakit geçirerek, onlara dokunup sarılarak yeşilin sağaltıcı etkilerini hissedebileceğimiz aktivite için de burası bulabileceğiniz en muhteşem noktalardan biri; derin bir yeşil ve yoğun orman dokusu içinde orman banyosu yapabilir, trekking yapabilir, göllerde kano keyfi yaşayabilirsiniz. Göller demişken; İğneada çok özel bir göller ekosistemini de barındırıyor; Mert Gölü, Hamam Gölü, Saka Gölü, Pedina Gölü, Saka, Erikli Gölü gibi farklı göllerin ve sazlıkların olduğu bu bölgede göllerin tümünü gezmek için mutlaka otomobille gitmek lazım. Bu göllerden Mert Gölü, rehberli kano için güzel imkanlar sunuyor, longoz ormanlarının içlerine kadar uzman bir rehber eşliğinde birkaç saat kürek çekmek gerçekten de unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Gitmişken bunları da yapın

İğneada’ya gitmişken longoz ormanları dışında mutlaka görülmesi gereken bazı yerler de var. Sarpdere köyündeki Dupnisa Mağarası bunlardan biri. Türkiye-Bulgaristan doğal sınırını oluşturan Rezve Deresi’nin Istranca Dağları’nı yarıp geçtiği bölgede bulunan ve Trakya’nın turizme açık tek mağarası olan Dupnisa, yaklaşık dört milyon yıldan beri gelişimi devam eden birbirine bağlı mağaralardan oluşuyor ve bu özelliği ile çok özel bir mağara sistemi olarak adlandırılıyor. Tabii ki bu mağaralar sistemi güvenlik nedeniyle bütünüyle halka açık değil.

Toplam uzunluğu 2 bin 720 metre olan sistemin üst katında Kuru Mağara ve Kız Mağarası, 50 metre kadar aşağıda Sulu Mağara var. Kız Mağarası, içinde yaşayan yarasaların yoğunluğu nedeniyle turizme tamamen kapalı. Sulu mağaranın 250, Kuru Mağara’nın ise 200 metresi ziyarete açık. Ancak Sulu mağara, içinde yaşayan yarasaların kış uykusuna yatması ve doğal yaşamı koruma gerekçesi ile Kasım ortasından sonra 15 Mayıs tarihine kadar ziyarete kapatılıyor. Kız Mağarasını ise yıl boyu gezebilirsiniz.

Dupnisa’da devamlı akan bir yeraltı nehri, derin göller, süt beyazdan kırmızıya sarkıt ve dikitlerden oluşan göz alıcı bir renk cümbüşü var. Özellikle doğa sporları, trekking ve mağaracılık ile ilgileniyorsanız, ya da doğanın mucizelerini merak eden ve görmekten mutlu olan bir yapıdaysanız, kesinlikle görmeniz ve deneyimlemeniz gereken bir nokta.

Film atmosferi için: Fener ziyareti

Halk arasında Fransız Feneri olarak bilinen fener ise, yine mağaraya çok yakın olan Limanköy’de. 1866 yılında Sultan Abdülmecit tarafından Fransız müteahhitlere yaptırıldığı için bu adla anılıyor. Otomasyona geçmeden önce babadan oğula fenercilik yapan Kuçak ailesinin yaşadığı bu sempatik fener, bugün Karadeniz’in en batısında yer alan faal fenerlerimizden biri olarak da deniz feneri severlerin favorilerinden biri olarak dikkatleri çekiyor. Limanköy, yeme içme açısından da bölgenin en aktif noktası. Rota Balık Restoranı ve Liman Restoranı, balık yemek için uğrayabileceğiniz iki favori nokta. “İstanbul’dan gelirken erken çıkalım da günü kaybetmeyelim” dediyseniz, Demirköy’e geldiğinizde Samakof kır lokantasında kahvaltı edebilir veya öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Konaklama alternatifleri

İğneada’ya gidiş yaklaşık dört saat sürdüğü için günübirlik gitmek çok konforlu olmayacaktır; Limanköy, Mert Gölü ve Âşıklar bölgelerinde çadır kampı yapabileceğiniz noktalar var. Kendi çadırınızla veya kiralayarak kamp yapmanın yanı sıra, İğneada Resort Hotel & Spa gibi deniz kıyısında olan beş yıldızlı klasik bir tesiste veya orman içinde son derece rahat bir konaklama imkânı sunan Glamping Longosphere gibi tesislerde kalabilirsiniz. Longosphere’de lüks çadırlarda konaklayabilir, restorandan hizmet alabilir, ateşin başında keyif sürebilir ve sabah tertemiz orman havasına uyanabilirsiniz. Bölgedeki daha yeni bir butik otel de yine deniz kıyısındaki Inamare. Longoz ormanları içindeki aktiviteleri daha gitmeden, oteller üzerinden organize etmek mümkün.

Bulgaristan'a el sallayın!

Limanköy’den biraz daha devam ederseniz, ülkemizin en batısındaki yerleşim olan Beğendik Köyü’ne de uğrayabilirsiniz. Beğendik köyünde güzel bir plaj dışında fazla bir şey yok ama en önemli özelliği, Bulgaristan’ın Rezova köyünden sadece bir plajla ayrılması, yani bir sınır köyü. O nedenle buraya kadar gelmişken ziyaret etmenizi öneriyorum. Bambaşka bir aktivite önerisi ise, kuş gözlemi. Özellikle bu konuda deneyiminiz varsa, longoz ormanlarında ve göllerde geçirdiğiniz günlerde, iki yüzün üzerindeki kuş türünden bazılarını gözlemlemek de mümkün olabilir.

Sakarya'da bir başka longoz ormanı: Acarlar Langoz'u

Alternatif bir diğer longoz ormanı da, İstanbul’a biraz daha yakın olan yine Karadeniz sahilindeki Kefken’i geçip Karasu’ya doğru giderken yol üstünde karşınıza çıkacak olan Acarlar Longoz’u. Sit alanı olan Acarlar Gölü Longoz Ormanı ile birlikte iki binden fazla bitki türünün yaşadığı longoz, yazın kuruyup yağışlarla beraber kışın canlanan bir bölge. O nedenle, gidilebilecek en güzel mevsim bugünler. Kuruduğunda köylüler tarafından tarım arazisi olarak kullanılan longoz, kış aylarına gelindiğinde yayın, kızılkanat, sazan, turna, oklama gibi tatlı su balıklarını izlemek ve balıkçılık için ideal bir ortam sunuyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo