
Doğayla uyumlu bir hayat
Peyzaj Mimarı Selen Okan Tanyeri
Günlük alışkanlıklarımızı küçük ama etkili adımlarla dönüştürerek hem kendimiz hem de gezegen için daha sürdürülebilir bir yaşam kurmak mümkün. Doğal temizlik yöntemlerinden sürdürülebilir beslenmeye, arı dostu bahçelerden mevsimsel bitkilere, iyi yaşam ritüellerinden yeşil rotalara uzanan bu yolculukta, doğanın rehberliğinde yaşamı yeniden düşünmeye davetlisiniz.

Temizlik perileriyle değişim zamanı!
Sosyal medyada son günlerde artan temizlik tüyoları hakkında ne düşünüyorsunuz? Foşur foşur yıkama videolarını izlerken “Eyvah çok su gitti” diye düşünen kaç kişiyiz? Ardından “Acaba hangi odayı temizlemekle işe başlamalıyım” sorusu sizin de zihninizde beliriyor mu? Temizlik için su, önemli bir detay ama evi kırklarken, hijyen peşinde dört nala koşarken kullandığımız kimyasallarla çevreye büyük zarar verdiğimizin farkında mıyız? Temizlikten bahsederken, kirleten nasıl oluyor da biz oluyoruz yine? Moraller bozulsun istemem ama malum iklim, atık, biyolojik çeşitlilik ve daha birçok krizle uğraştığımız bugünlerde temiz alternatifleri hayata geçirmek zorundayız. Küçük adımların gücünü asla es geçmeyin! Örneğin kimyasal içerikli deterjan, yumuşatıcı ve temizleyiciler yerine daha doğal ürünler tercih edebilirsiniz. Bitkisel bazlı deterjanlar, beyaz sabun, çamaşır yumuşatıcısı yerine sirke, yüzey deterjanı yerine Arap sabunu kullanılabilir. Eski alışkanlıklarımıza bir şekilde veda etmeliyiz. Lavanta yağı güzel koku verir; ayrıca limon kabuklarını kaynatıp sirkeyle karıştırabilir ve bu sayede hoş kokulu bir temizleyici yapabilirsiniz. Bulaşık süngeri yerine kabak lifi, kağıt havlu yerine de pamuklu bezleri tercih edebilirsiniz. Tüm bunları yaparken de su tüketimine dikkat etmelisiniz. Boşa akıtacak suyumuz yok! Az suyla ve geleneksel malzemelerle de mis gibi temizlik yapılabilir!

Sürdürülebilir beslenmenin şifresi
Sürdürülebilir yaşam için beslenme büyük önem taşıyor. Ne yediğimizi bilmeli, sofraya gelen gıdanın geçtiği yolun da takipçisi olmalıyız. Bu konuya dikkat çekenlerden önemli bir isim de İyi yaşam ve Beslenme uzmanı Dilara Koçak. ‘The Good Wild’ oluşumuyla farkındalığı artırırken, bizi kendi topraklarımızdan gelen besinlerle buluşturuyor. The Good Wild, gezegene saygı gösteren, kaynakları koruyan ve yenilikçi ürünleri üretirken iyileştirilmiş gıda kavramını da gözler önüne seren bir marka. İnternet sitesinde filizlendirilmiş fermente ürünler, çorbalar başta olmak üzere, kurutulmuş filizler, atıştırmalıklar, granola çeşitleri, unlar ve içecekler mevcut. www.thegoodwild.co

Arı aşkına
Pestisitlerin yaygın kullanımı, iklim değişikliği gibi çevresel faktörler nedeniyle arı popülasyonu gün geçtikçe azalıyor. Peki vız vız uçuşan arılar yok olursa başımıza neler gelir? Albert Einstein’ın meşhur cümlesi bu noktada aklımıza düşüyor; “Arılar ölürse dünya da bir süre sonra yok olur.” Dünyada yaklaşık 20 bin tür arı var. Arıların da en önemli görevleri arasında çiçekleri tozlaştırmak yer alıyor. Şöyle bir düşününce güneşlenen, eş dost sohbetinde siesta yapan arı yok! Hepsi çalışıyor ve onlar olmazsa tozlaştırdıkları bitkileri zamanla kaybedebiliriz. Bu da doğanın dengesinin bozulmasına yol açacak bir zincirleme reaksiyon yaratabilir. Onları korumak için bahçelerde arı dostu bitkileri, ağaçları çoğaltabiliriz. Arılar kadife çiçeklerine, lavantalara bayılır. Dut mesela… Hatta arı evi inşa ederek onlara bahçelerde özel bir alan bile ayırabiliriz.

Bahçeliğe giriş
Kış geldi diye sakın bahçenizi unutup, geri plana atmayın! Bahçede yenilik yapmak, olanı korumak ya da ileri dönüşüm için bugünlerin kıymetini bilin ve kolları sıvayın. Isınma turu olsun diye önce bahçede bir dolaşın ve eksik listenizi çıkarın. Yosunlaşan yollar, boyası bozulmuş çit, kırık aydınlatma armatürü, yazdan kalma solmuş çiçekler, çimlerin üzerini kaplayan kuru yapraklar… Ne ararsan var mı? Derin bir nefes alın ve sakinleşin. Sandığınız kadar zor değil, hemen işe başlayalım. Bir kere yürüme yollarını temizlemelisiniz. Bunu bir fırçayla yapabilirsiniz. Nemli kalmamasına dikkat edin. Ardından kuru bir havada çitlerinizi temizledikten sonra zımparalayıp, boyayabilirsiniz. Kuruduktan sonra vernik atmayı da unutmayın. Elinize büyük bir torba alın ve yere dökülen yaprakları toplayın. Bunlardan kompost yapabilir ya da bitkisel atık noktasına dökebilirsiniz. Aydınlatmanızı gözden geçirin, onarıma ya da değişime ihtiyacı olanlarla ilgilenin. Kuru bitkileri temizlemeli, toprağı havalandırmalı ve yeni kışlık bitkiler için toprağı hazırlamalısınız. Toprakta zaman geçtikçe mineral bakımından azalmalar olur, yeni toprak ve gübre takviyesiyle mevcut toprağı canlandırabilirsiniz. Ardından da kışlık kasımpatı, çuha çiçekleri gibi renkli bitkileri dikebilirsiniz. Bu bitkiler sayesinde bahçeniz bir anda renklenebilir.

Atatürk Arboretumu’nu hâlâ görmediniz mi?
Sarıyer’de, Belgrad Ormanı’nın eteğinde yer alan Atatürk Arboretumu’na hâlâ gitmediyseniz üzülürüm, bu harika canlı ağaç müzesini ziyaret etmelisiniz. Floristik zenginliğiyle birçok yerli ve yabancı botanikçinin ilgisini çeken adres yaklaşık 296 hektarlık orman parçası üzerine kurulu. Arboretumlar, bilimsel araştırma ve gözlem amacıyla orijini ve yaşları belli olup bir araya getirilmiş olan, çoğunluğu ağaç ve diğer odunsu bitki taksonlarının yetiştirilip sergilendiği tabiat parçaları... Burada da yaklaşık 2 bin ender bitki yer alıyor. Yürüyüş parkurlarında ilerlerken bitkilerin isimlerini ve özelliklerini öğrenebilir, dinlenme noktalarında soluklanabilirsiniz. https://ataturkarboretumu.ogm.gov.tr

Doğal dokulardan dekor tasarlayın
Vazoya kuru dallar, kuru yapraklar, çam dalları, hatta yer yer yosunlar koyarak doğadaki kış atmosferini evinize taşıyabilirsiniz. Ben en çok manolya yapraklarını seviyorum. Deri gibi sertler ve kolay kolay bozulmuyolar. Yaprakları vazoda değerlendirebileceğiniz gibi, mum çevresine doğal bir ip ya da kurdeleyle sabitleyebilir ya da cam fanusun içini doldurabilirsiniz. “Bunlar için vaktim de yeteneğim de yok” diyenler için bir öneri: Kentin en iyi çiçek tasarımcılarından Deniz Kulaçoğlu’nun (Lisan-ı Ezhar) koleksiyonlarına göz atın. Online sipariş de verebilirsiniz.

Kendime yeni bir ben lazım!
Sağlıklı yaş almayı öğrenmek için katıldığım Wellaging eğitiminde Wellbeing uzmanı ve Ayurveda eğitmeni Ebru Şinik’in tavsiyesiyle günlük bakım ritüeline başladım. Ayurvedik Koruyucu Tıp protokollerinde ağız ve burun hijyenine özellikle sabah rutinlerinde büyük önem veriliyor. Ağız sindirim sistemine, burun da solunum sistemine ait bir organ olduğu için bunlara ‘bedenimizin ana giriş kapıları’ diyebiliriz. Uyandığınızda ağız bakım sağlığı için dil temizleme aparatı ve ayurvedik yağla, daha rahat nefes almak için sinüs temizlemek için kullanılan aparatla ve (Aladdin’in sihirli lambasına benziyor) burun nefes yağıyla başlıyorsunuz güne. Elbette uyanır uyanmaz kahve ve çay yerine limonlu ılık suyla da bu rutini devam ettiriyorsunuz. Bu taze başlangıçtan sonra, gününüzü iyi beslenme alışkanlıklarıyla geçirmek de elbette size kalıyor. Kendinize uygun bir egzersiz programını da unutmayın. https://dailywellbeing.shop/tr/agiz-burun-sagligi-ve-sinus-temizlemeww












