
Dunkerque mucizesi
Fransa 22 Haziran 1940’ta teslim olunca İngiltere Nazi Almanyası’na karşı tek başına kaldı. Şiddetli bir blitzkrieg, Fransa’yı aylar içinde savaş dışı bırakmıştı. İngiliz Seferi Kuvvetleri (BEF) ise Manş Denizi’ni aceleyle geçerek kıtadan son anda kaçabilmişti. Dunkerque mucizesi, İngiltere’ye hem savaşma morali hem de insan gücü kazandıran inanılmaz bir başarıydı. (Şehrin adının İngilizce yazılışı olan “Dunkirk” de yaygın kullanılır.) Bu tahliye başarılamasaydı İngiltere büyük olasılıkla mağlubiyetle yüzleşecekti.
Mayıs 1940’ta Alman panzer birlikleri Ardenler’e doğru ilerlemeye başladığında İkinci Dünya Savaşı’nın sekiz ay süren “Sahte Savaş” dönemi sona ermiş oldu. İngiltere ile Fransa Hitler’in yarattığı tehdidin farkındaydı. Onu uzak tutmak için ortak bir savunma stratejisi geliştirmişlerdi ve silahlı çatışmadan kaçınmaya çalışıyorlardı. Ancak Polonya’nın işgali bardağı taşıran son damla oldu. Hitler’in gözü artık Batı Avrupa’daydı.
Fransız ordusu 20. yüzyılın başlarında dünyanın en güçlülerinden biri olarak ün salmıştı. Fransızlar ülkenin doğu sınırına Maginot Hattı adını verdikleri devasa bir savunma sistemi inşa etmişti. Bu hattı neredeyse aşılmaz olarak görüyorlardı. Bu sırada BEF ise Alçak Ülkeler’i (Belçika, Lüksemburg ve Hollanda) düşmandan korumakla görevlendirilmişti.
“İngiliz donanmasına ait muhriplerin yanında feribotlar, gezi tekneleri ve kabinli tekneler de yer alıyordu.”
Polonya’nın işgalinden dokuz ay sonra, 10 Mayıs 1940’ta üç Alman ordu grubu saldırıya geçti. Planlarına göre Ordu Grubu A Ardenler’in tepelik ve ormanlık arazisinden geçerek ilerleyecek, Ordu Grubu B Hollanda ile Belçika’yı alacak, Ordu Grubu C ise Maginot Hattı’nda Fransızlara gözdağı verecekti. Hitler’in bu dâhiyane planı Müttefikleri gafil avladı. Almanları fazlasıyla küçümsemişlerdi ve Ardenler’in tank geçemeyecek kadar sık ormanlarla kaplı olduğunu düşünüyorlardı. Düşmanın Ardenler üzerinden hızla ilerlediğini anlayınca şoke oldular.
Tarafsız Hollanda, yoğun Rotterdam bombardımanında 1.000 sivilin hayatını kaybetmesiyle bir hafta içinde beyaz bayrağı çekti. Ardından Plan D çerçevesinde Müttefikler Belçika’dan da çekildi. Bu plana göre, saldırıya geçmeden önce ülkenin işgal edilmesine izin verilecekti.

Dunkerque ruhu, Nazi Almanyası’na karşı artık yalnız başına duran İngiltere’de kararlılığı perçinledi. Almanya şimdi gözünü Britanya Adaları’nı işgal planına çevirmişti.
Fransız ve İngiliz kuvvetlerinin komutası Pierre Billotte, Alphonse Georges ve Maurice Gamelin isimli generallerdeydi. Ancak bu üçü arasında sürekli anlaşmazlık yaşanıyordu. Fransızların kötü organize olması işleri daha da zorlaştırdı: Maginot Hattı’na çok fazla para ve işgücü harcamalarına rağmen Almanlar orada kolayca üstünlük sağlamıştı. Zayıf iletişim, modası geçmiş taktikler, kötü eğitilmiş ve yetersiz donanımlı BEF de eklenince Müttefikler savunmasız kaldı.
16 Mayıs’ta Brüksel düştü. Müttefik kuvvetleri giderek batıya itiliyordu. Almanların Alçak Ülkeler ile Ardenler üzerinden aynı anda saldırarak kuvvetleri ikiye bölmesinden de ciddi şekilde endişe ediliyordu.
16-21 Mayıs arasında Alman panzerleri Fransız kasaba ve şehirlerinden hızla geçerek 80 kilometrelik alanı ele geçirdi. İngilizler ve Fransızlar savaşarak geri çekiliyordu. Ordu Grubu A, Maas Nehri üzerinde üç önemli köprübaşı kurmuştu. Almanlar artık batıya doğru akın ediyordu.
Fransa Muharebesi’nin artık kaybedildiği düşünüldüğünden BEF’in tahliyesi için planlar yapılmaya başlanmıştı. Olaylara dair yeterli bilgilendirme yapılmayan Churchill bunu duyunca şoka uğradı. Churchill, BEF’in mevzilerini koruyacağını umuyordu.

Hollanda’nın Rotterdam şehri ağır bombardımana tutuldu. Ertesi gün Hollanda Almanlara teslim oldu.
Alman panzerleri ise her ne kadar başarılı olsalar da ciddi şekilde yıpranmışlardı. 23 Mayıs’ta Komutan Gerd von Rundstedt, Hitler’den cephede duraklama izni istedi. Hitler, cephe hattının artık Somme Nehri’ne kadar uzandığı ve fazla genişlediği endişesiyle bu talebi kabul etti. Bu duraklama, tahliye için BEF’e önemli bir zaman kazandırdı. Ancak bu fırsat sadece üç gün sürdü çünkü 25 Mayıs’ta Boulogne limanı Almanların eline geçti.
Müttefik kuvvetleri kıyıya doğru sıkışmaktaydı. Bu yüzden, ertesi gün Dinamo Harekâtı’nı başlatma emri verildi. 20 Mayıs’tan beri konuşulan bu planı Koramiral Bertram Ramsay yürütecekti. Başlangıçta en fazla 45.000 askerin kurtarılması hedeflenmişti. Tahliye 26 Mayıs akşamı saat 19.00’da başladı.
Anakarada BEF, Lord Gort’un komutası altındaydı. Ancak Gort, Fransız ve Belçikalı müttefiklerine haber vermeden Dunkerque’e çekilmişti. Fransız birlikleriyle tekrar birleşip karşı saldırıya geçmeyi umuyordu ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Başarılan tek şey 21 Mayıs’taki Arras saldırısı oldu, o saldırı da yeterli olmayacak kadar az zaman kazandırabilirdi. Dinamo Harekâtı aslında kısmi bir tahliye olarak planlanmıştı ama umutların tükenmesi ve Müttefiklerin savaşarak geri çekilmesiyle harekât bambaşka bir boyut kazandı.

BEF Komutanı Lord Gort
Tahliye için İngiltere 1.000 gemilik bir filo oluşturmayı başardı. İngiliz donanmasına ait muhriplerin yanında Manş feribotları, gezi tekneleri ve gönüllü sivillerin kullandığı kabinli tekneler de yer alıyordu. Bu teknelerin bazıları gerçekten küçüktü. En küçüğü, şu anda Londra’daki İmparatorluk Savaş Müzesi’nde bulunan 4,4 metrelik Tamzine adlı teknedir. Bu yoğun katılım, İngilizlerin savaş ruhunun en net göstergesiydi. Toplam 900 civarında küçük tekne bu efsanevi hikâyenin bir parçası oldu.
26 Mayıs gecesi yaklaşık 8.000 BEF askeri güvenli şekilde Dunkerque’ten tahliye edildi. Her şey o kadar aceleyle yapılıyordu ki askerler bazen boyunlarına kadar soğuk Manş sularına girip küçük teknelere ulaşmak zorunda kalıyordu. Sonra bu tekneler onları büyük gemilere taşıyordu. Kıyıya yeni birlikler ulaştıkça askerler kumsallarda sıraya girip tekneleri beklemeye başladı.
Ertesi gün Calais şehri Almanların eline geçti. Artık yarış zamana karşıydı. Kıyılara düşman ulaşmadan, olabildiğince çok asker İngiltere’ye geri gönderilmeliydi. Dunkerque limanı Luftwaffe’nin bombardımanlarıyla çoktan yerle bir olmuştu. Limanın girişindeki uzun set üzerinden muhriplere binebilenler şanslı bir azınlıktı. 27 Mayıs’ı 28 Mayıs’a bağlayan gece 25.000’e yakın asker tahliye edildi ama daha da hızlanmaları gerekiyordu.
Dunkerque çevresindeki savunma hattı her geçen gün daralmasına rağmen Alman kara saldırısı bir gün aniden durdu. Kumsalları koruyan Fransız garnizonuyla çarpışmanın çok asker kaybına yol açacağından endişelenen Hitler, işi bitirmeyi Göring’in Luftwaffe’sine bırakmıştı.

Tahliyeler sadece Dunkerque’le sınırlı değildi. Müttefik askerleri Fransa’daki birçok şehirden İngiltere’ye götürüldü.
Bir anda gökyüzünde Stuka ve Dornier bombardıman uçakları belirdi. Kumlara bombalar yağdırdılar, makineli tüfeklerle kumsalları taradılar. BEF âdeta av olmuştu. Ama İngilizler için bir umut ışığı da vardı: Zayıf koordinasyon, olumsuz hava koşulları ve hatta kum bile onların lehine işlemişti. Alman saldırısının etkisi, potansiyelinin çok altında kaldı. Göring üzerine düşen işi bitirememişti ve bu son başarısızlığı da olmayacaktı.
RAF de bu sürece katkı sundu. Dunkerque olayları sırasında yeterince aktif olmamakla eleştirilse de yaklaşık 100 Luftwaffe uçağını düşürdüler. Yani kaybedilen her İngiliz uçağına karşılık dört Alman uçağı düşürüldü ama bombardımanın büyük kısmını yine de durduramadılar.
Mayıs ayının son gününde Fransa’dan ayrılma sırası Gort’a gelmişti. Günlerce kumsalda bekledikten sonra 68.000 asker büyük gemilere binerek Manş Denizi’ni geçti, ama gemilerin hiçbiri ağır teçhizatı taşıyacak durumda değildi. BEF’e ait taşıtlar ve ağır silahlar sahilin her yanına terk edilmişti. Bu ekipman kaybı, İngiltere’de 1941 yılına kadar sürecek bir eksikliğe yol açtı.
Haziran ayında geri çekilme daha da zorlaştı. Alman hava saldırıları her geçen gün daha yıkıcı hale geliyor, liman batık gemilerle dolup tıkanıyordu. Tahliyeler artık sadece geceleri yapılabiliyordu ve Manş’ı geçmeye çalışanlar artık yalnızca BEF askerleri değildi. Başlangıçta sadece İngiliz askerlerinin teknelere binmesine izin verilmişti ama artık Fransız ve Belçikalı askerler de İngiltere’ye ulaşıp orada yeniden toparlanmaya çabalıyordu. Tahliye tam anlamıyla bir Müttefik Devletler harekâtına dönüşmüştü. Nihayet 3 Haziran’da son askerler teknelere binip Manş’ın karanlığına karıştı. Harekât tamamlanmıştı.
Askerler Manş Denizi’ne doğru yürüyerek suya girmek zorundaydı. Ardından onları muhriplere taşıyan küçük teknelere biniyorlardı.
4 Haziran saat 15.40’ta İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Avam Kamarası’nda bir konuşma yaptı. Tahliyenin inanılmaz başarısını överken şu uyarıyı da yaptı: “Savaşlar tahliyelerle kazanılmaz.” Ancak o konuşmanın sonu Churchill’in hafızalardan silinmeyecek kararlılığını simgeliyordu: “Kumsallarda savaşacağız, çıkarma alanlarında savaşacağız, tarlalarda da savaşacağız, sokaklarda da, tepelerde de. Asla teslim olmayacağız.”
Churchill’in azimli sözleri parlamentoda yankılanırken Alman 6. Ordusu Dunkerque’e girdi. Kumsallar kurtulamamış askerlerin cesetleriyle kaplıydı. Führer’in gözü artık Paris’e ve Fransa’nın geri kalanına çevrilmişti. Bu başarılı tahliyeye rağmen İngiltere en büyük müttefikini kaybettiği için İngiltere’nin yakında teslim olacağını düşünüyordu.
Ertesi gün Alman ordusu Paris’e doğru yürürken 5 milyon mülteci ise güneye doğru kaçıyordu. Rotterdam ve Varşova’da yaşananlardan ürken Fransızlar Paris’i “açık şehir” ilan etti ve şehir çok az direnişle teslim alındı. 22 Haziran’da Fransa Muharebesi sona ermişti.
Dunkerque büyük bir başarı olmasına rağmen kayıpsız değildi. Luftwaffe altı İngiliz ve üç Fransız muhribini batırdı. 161 cesur küçük tekne de Manş’ın dibini boyladı. Toplam 217 Müttefik gemisi batırıldı, 177 Müttefik uçağı düşürüldü. Küçük tekneler de ellerinden geleni yaptı ama askerlerin üçte ikisini kumsallardan tahliye edenler 39 İngiliz ve Fransız muhribiydi. Toplam 340.000 İngiliz, Fransız, Belçikalı ve Kanadalı asker Dunkerque’ten güvenli bir şekilde tahliye edildi. Fransa genelindeki limanlardan tahliye edilen toplam asker sayısıysa 558.000’di.
İngiltere yere serilmiş ama yenilmemişti. BEF’in Wehrmacht’ı durduramaması blitzkrieg’in gücünü ortaya koyarken, aynı zamanda İngiltere ile Fransa’nın ne kadar hazırlıksız olduğunu da gözler önüne serdi. Dunkerque başarısız olsaydı her şey çok farklı olabilirdi ama bu başarılı tahliye, Müttefik Devletlere savaşa devam etme umudu verdi. Zafer sayılamazdı ama Churchill için en önemlisi, bozguna dönüşmemiş olmasıydı.
İngiliz gazeteleri bu durumu bir mucize gibi sunsa da olumsuz yönler de vardı. Dönen askerlerin morali bozuktu. Alman panzerlerinin gücüne karşı koyamamanın hayal kırıklığını yaşıyor ve İngiltere’nin işgalinin an meselesi olduğunu düşünüyorlardı. Hatta Dunkerque’te firar ve çatışma haberleri bile vardı: Bazı İngiliz askerleri Fransızları teknelerden zorla indirmeye çalışmıştı. İşte bu yüzden Dunkirk biraz da “mit”tir. Tahliye gerçekte olduğundan çok daha büyük bir başarı gibi sunulmuştur.
İşin aslı şu ki, bu tahliye gerçekleşmemiş olsaydı İngiltere çok sayıda esir verecek ve Hitler’le barış masasına oturmak zorunda kalacaktı. Hitler Eyfel Kulesi önünde poz verirken Britanya anakarasının işgal planları çoktan hazırlanıyordu. Fransız General Maxime Weygand, “Üç haftaya kadar İngiltere’nin boynu bir tavuk gibi sıkılacak.” demişti. Fransa Muharebesi sona ermişti ama Britanya Muharebesi yeni başlıyordu.

HİTLER’İN DUR EMRİ
Führer’in Alman ilerleyişini durdurması İngilizlerin fazlasıyla işine yaradı.
24 Mayıs sabahı saat 11.42’de Hitler Alman askerlerinin ilerleyişini durdurma emri verdi. Bu emir büyük tartışmalara yol açacaktı. Emir, cephe hattının aşırı uzamasını önlemek amacıyla verilmişti çünkü tankların bataklık kıyı arazilerinde zorlanacağı düşünülüyordu.
Ancak emir sadece üç gün geçerli olsa da BEF’e Dunkerque çevresinde savunma hattı kurmak ve tahliyeyi genişletmek için kritik bir zaman kazandırdı. Hitler’in amacı kendi askerlerini korumaktı ama bu karar Almanların ivme kaybetmesine yol açıp İngilizlere nefes aldırdı.
Emir, Alman generaller arasında farklı tepkilere yol açtı ve gerçekten gerekli olup olmadığı hâlâ tartışma konusudur. Yine de Alman panzerleri Dunkerque’e sadece 30 km uzaklıktayken yapılacak bir son hamle Dinamo Harekâtı’nın seyrini değiştirebilirdi.
KANLI FRANSA MUHAREBESİ
- 10 Mayıs 1940 Polonya’nın işgalinden dokuz ay sonra Wehrmacht’ın Belçika sınırını geçmesiyle Sahte Savaş sona erdi. Neville Chamberlain başbakanlıktan istifa etti.
- 14 Mayıs 1940 Hollanda’nın Rotterdam şehri ağır bombardımana uğradı. Ertesi gün Hollanda teslim oldu.
- 16 Mayıs 1940 Brüksel’in düşmesi üzerine Müttefik orduları Belçika’dan çekilmeye başladı. Kuzeyden ve güneyden gelen Alman ilerleyişiyle çifte kıskaçta kalmaktan korkuyorlardı.
- 20 Mayıs 1940 Wehrmacht’ın zırhlı birlikleri bir haftadan kısa sürede 80 km ilerleyince tahliye planları devreye girdi. Arras’ta yapılan Fransız karşı saldırısı Almanları bir süreliğine durdurdu.
- 23 May 1940 Hitler calls a stop to the panzer advance with the front now only 30 kilometres from Dunkerque. This gives the BEF vital time to begin the evacuation.
- 23 Mayıs 1940 Hitler, panzerlerin ilerleyişini durdurma emri verdi. Cephe artık Dunkerque’e sadece 30 km uzaklıktaydı. Bu sayede BEF, tahliyeye başlamak için zaman kazandı.
- 26 Mayıs 1940 Boulogne’un düşmesinin ertesi gecesi 8.000 asker Manş Denizi’ni geçerek tahliye edildi. Ertesi gün Calais de düşünce Fransa’dan kaçış öncelikli hale geldi.
- 31 Mayıs 1940 BEF Komutanı Lord Gort, tahliye edilen 68.000 kişiden biri olarak Dunkerque’ten ayrıldı.
- 1 Haziran 1940 Luftwaffe’nin bombardımanı şiddetlenince tahliyeler yalnızca gecenin karanlığında yapılmaya başlandı.
- 3 Haziran 1940 Tahliye biterken İngiliz, Belçikalı ve Fransız askerlerden oluşan toplam 340.000 kişi kurtarılmış oldu.
- 4 Haziran 1940 Son Müttefik askerlerinin kaçmasından sadece bir gün sonra Alman askerleri Dunkerque’e girip limanı ele geçirdi. Winston Churchill, Avam Kamarası’nda dokunaklı bir konuşma yaptı.
- 5 Haziran 1940 Hitler yönünü güneye çevirerek kuzey Fransa’nın geri kalanını işgal etme ve hayatta kalan askerleri esir alma emri verdi.
- 10 Haziran 1940 Alman ilerleyişi karşısında Paris tehdit altına girince Fransız hükümeti başkenti terk ederek yönetim merkezini Tours’a taşıdı.
- 22 Haziran 1940 Fransızlar Hitler’in dayattığı barış şartlarını kabul ederek Versay’da belgeleri imzaladı. Fransa Muharebesi sona erdi.
Görseller: Alamy (ana görsel)












