Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
Pozitif

Dünyanın her şeyden çok merhametli insanlara ihtiyacı var

İnsanlık olarak, acıya daha çok bakmaya mecbur kaldığımız günlerden geçtiğimizi düşünüyorum. Bugün “travma” nedir, bilmeyen kalmamış olabilir. Günümüzün en popüler kavramlarından biri olan travma acı ile ilgili. Enteresan değil mi?

BERİVAN ASLAN SUNGUR

Her geçen gün daha çok insan kendini anlamak, iç çalışma yapmak için farklı yöntemler deniyor. Kendini bilme yoluna çıkan samimi arayıştakiler, illa ki hem kendi acısına hem de başkasının acısına cesaretle bakmak zorunda kalıyor. Bunun kimse için bir istisnası olmadığını düşünüyorum. İnsanın bu dünyada yaşam sürdüğü hiçbir zamanda...

Kendi acısını bilen, diğerinin acısını da bilebiliyor. Acısına vesile olan “hikayenin” içindeki insanlara şefkat duyabilenin, kendine ve tüm insanlığa karşı içinde şefkat uyanabiliyor.

Kendine şefkatle yaklaşabilen insan, aynı zamanda merhametli oluyor.

Hepsi acıyı bilmekten! Ve bence bu dönemde, dünyanın her şeyden çok merhametli insanlara ihtiyacı var. Kendine ve diğer tüm canlılara karşı merhametle yaklaşacak insanlara...

Gerçek anlamda acıyı bilenlere...

Kendi acılarını bilenlere...

Atalarının acılarını bilenlere...

Kendine bakacak cesareti bulabilenlere...

“Kalp sevince değil, yanınca yürek olurmuş” misali!

Yanan yüreklere, yüreklilere...

Hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var.

Bugün!

Ve her gün biraz daha...

Bir yerde Tanrı’nın sevgisinin, kendini onun merhametinde ifade ettiğini okumuştum. Bence insanın da içinde uyanmış olan sevme kapasitesi, onun kendisine ve diğerlerine merhametinde görülebilir.

Ve merhamet, bir insanın içinde katman katman uyanabilir.

Uyanışın derin katmanlarında bir yerde, insanın kendi acizliğini, hayatta hatta hayatlar boyu ne çok yerde elinden geleni yapmış olmasına rağmen, kendisinin de atalarının da elinden gelmeyenleri görmesi, kabul etmesi ve hem kendisine hem de onlara şefkat duyabilmesinin yattığını düşünüyorum.

İnsanın elinden gelmeyenler için Tanrı’dan tüm kalbiyle -acıyı bilen o tüm kalbiyle- bağışlama dilemesinin yattığını... Diz çöküp, Tanrı’nın bağışlayıcı ve merhamet eden sıfatına sığınmasının yattığını düşünüyorum.

Kendini bilen insan önce merhamet diler, sonra merhamet eder diye geçiyor içimden.

Her şey bu yazıyı okuyan senin, benim, her birimizin cesaretle kendisine, acılarına, acılarımıza, dünyada bizim gibi görünmeyen, halbuki farkında olmaksızın bize dokunan acıya bakması ile dönüşecek. Ben buna inanıyorum.

Anahtar biziz. Her birimiz. Sen, ben! İnanması zor, biliyorum... Kulağa ayakları yere basmayan, hayalperest insanların sözleri gibi geliyor olabilir. Ancak değil. Dilerim, içindeki karşılığını duyarsın.

Her birimizin kendi hakikatine yaklaşmak için her gün attığı, o her bir adım; paha biçilmez. Üstelik her birimiz için...

İnsan sadece kendine yapıyor zannediyor yaparken. “Kendim için terapiste gidiyorum”, “Kendim için yoga, meditasyon yapıyorum”, “Kendim için insanlığın insana armağanı olan şifa metotlarından faydalanıyorum” zannediyor. Kendimiz için yapıyoruz, elbet. Ancak aynı zamanda hepimiz için yapıyoruz.

Ayrı olduğumuz sanrımızdan kaynaklanıyor yanılmasamız...

Benliğe sımsıkı tutunmamızdan!

Kendine samimiyetle bakma cesareti gösterenler, sağ olsunlar, var olsunlar... Yolu açanlar, yolu bilenler, bildiği kadarıyla yolu gösterenler... Yürekliler! İyi ki varlar...

Hem geçmişi hem de geleceği iyileştiriyorlar.

Hem atalarını hem de doğacak çocukları...

Hepimizin çocuklarını,

Hepimizin atalarını...

Dünyayı...

İyileştiriyorlar.

Ve...

Çocuklarım merhametli insanlar olsun istiyorum. Karşılarına da merhametli insanlar çıksın diye dua ediyorum. Kendim için de daha çok acıyı bilmek, içimdeki merhameti uyandırabilme gücünü bulabilmek için dua ediyorum. Bu duayı yazmanın bile insanı korkutacak bir yanı olduğunu söylemeliyim. Cesaretli olanlar da korkuyor bence. Ancak bence başka yürünecek yolumuz olmadığını biliyorlar belki de yüreklerinde!

Ve kendimden biliyorum ki yol, yolumuz uzun. Benimki öyle. Acıyı bilmede, şefkati uyandırmada. Gerçekten tüm benliğinle merhametli olmada... Ancak hepimiz o yolda bir yerlerdeyiz. Ve elimizden geleni yapıyoruz... Bunu bilmek ve hissetmeye izin vermek, çok kıymetli bence.

Elimizden geleni yaptığımızı.

Her birimizin...

Dilerim, daha çok dua edelim. Daha çok acımızı bilebilmek ve hissetmeye izin verebilmek için... Acıyı tutabilecek kadar kabımızı genişletebilmek için... Şefkati ve merhameti içimizde daha çok uyandırabilmek için...

Birbirimizin elini tutarak kaldırabilmek için; yukarıya, daha yukarıya!

“We shall lift each other up! Higher and higher...”

(Biz birbirimizi kaldıracağız, yukarı taşıyacağız, daha yukarı...)

Bu şarkının tam bu dizelerini birbirinin elini samimice tutmuş, yukarı taşıyan bir grup insanla tekrar tekrar birlikte söylediğim o anı iyi hatırlıyorum. İçimde bildiğim derin bir gerçekliğe nasıl dokunduğunu biliyorum...

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo