Ebru Yücebaşoğlu & Themis Zouganeli’den İstanbul’da Özel Pop-Up: Akdeniz zarafeti şehre taşındı
Genel
9 dk okunma süresi
HELLO!

Ebru Yücebaşoğlu & Themis Zouganeli’den İstanbul’da Özel Pop-Up: Akdeniz zarafeti şehre taşındı

Themis•Z’nin kurucusu Themis Zouganeli, Atina’dan Mikonos’a uzanan estetik dünyasını İstanbul Bebek’teki Emila Interiors’ta gerçekleşen özel bir pop-up ile paylaştı. Tasarım, şıklık, zarafet, misafirperverlik ve yaşam ritüelleri tek bir anlatıda buluştu.

Röportaj: Rana Korgül

Fotoğraflar: Cengiz Dikbaş

A Day of Design’ın kurucu ortağı Ebru Yücebaşoğlu ve Emila Interiors kurucusu, iç mimar Aysu Karabacak Erbeş’in katkılarıyla gerçekleşen pop-up’ı ziyaret ettik. 30 yıla yaklaşan tecrübesi ile estetik anlayışını ve güçlü bir kürasyon dilini birleştiren Yücebaşoğlu, bu vizyonu Emila Interiors’ta Themis•Z için kurgulanan pop-up aracılığıyla uluslararası tasarım sahnesine taşıdı. Yunan kökenlerinden beslenen marka; yalın çizgiler, mimari desenler ve Akdeniz yaşam kültürü etrafında şekillenen tasarım dilini İstanbul’la buluşturdu. Moda ve ev koleksiyonlarını bir araya getiren bu karşılaşma, tasarımı nesne odaklı bir yaklaşımdan çıkararak bir yaşam biçimi olarak ele aldı. El işçiliği, zanaatkarlık ve bilinçli üretim anlayışı, mekanın sofistike atmosferiyle uyum içinde buluşurken, İstanbul’un çok katmanlı kültürel dokusu Akdeniz zarafetini çağdaş bir anlatıyla yeniden yorumlamış oldu. Bu özel buluşma vesilesiyle Yücebaşoğlu ve Zouganeli ile bir araya geldik.

HELLO!: Bu güzel pop-up’ta sizi bir araya getiren ortak duygu neydi?

Ebru Yücebaşoğlu: Themis Zouganeli, uzun zamandır özgün tarzı, işine olan bağlılığı ve güçlü enerjisiyle hayranlık duyduğum bir tasarımcı. Bu rafine ve anlatımı güçlü tasarımları İstanbul’la buluşturmanın önemli olduğunu düşündüm. Onu buraya davet etmek, bu hayranlığımın çok doğal bir devamıydı. Kendisiyle Mikonos’ta tanıştık ve İstanbul’da davet ettim.

HELLO!: Burada hem kıyafetler hem de sofra ürünleriniz yer aldı. Ürün çeşitliliği hakkında bilgi verebilir misiniz?

Themis Zouganeli: Bu pop-up için Akdeniz-Yunan yaşam tarzının özünü yansıtan bir seçki hazırladık. Kıyafetlerimiz Yunanistan’da üretiliyor; rahat siluetler, nefes alan doğal kumaşlar ve Akdeniz yaşamından ilham alan zamansız bir renk paletiyle şekilleniyor. Desenlerim Yunan mimarisinden besleniyor ve çağdaş bir yaklaşımla yeniden ele alınıyor. Sofra ve ev ürünleri ise geleneksel tekniklerle çalışan Yunan zanaatkarlar tarafından elde üretiliyor. Organik formlar ve bilinçli olarak bırakılan küçük kusurlar her parçayı benzersiz kılıyor. Tüm koleksiyon, yavaş ve bilinçli bir yaşam biçimini, Yunan mirasıyla ve Akdeniz’in gündelik ritüelleriyle kurulan derin bağı kutluyor.

HELLO!: İstanbul’u buluşma noktası olarak seçmek sizin için ne ifade ediyor; neden burası ve neden şimdi?

T. Zouganeli: İstanbul’u buluşma noktası olarak seçmek benim için çok anlamlıydı. Kültürlerin, tarihlerin ve yaratıcı enerjilerin doğal biçimde kesiştiği bir şehir ve bu özellikleri markamızın ruhuyla örtüşüyor. Türkiye, daha geniş mirasımızın bir parçası. İstanbul’a her gelişimde şehrin güzelliğinden, mistik havasından ve katmanlı yapısından ilham alıyorum. Şehir sürekli yaşayan, değişen ve kendini hissettiren bir enerjiye sahip. Buradaki sıcaklık ve cömertlik insanı hemen içine alıyor. Ebru Yücebaşoğlu ile tanışmak, bu süreci daha da özel kıldı. Vizyonu, yaratıcılığı ve sezgisel yaklaşımı bu iş birliğine çok kişisel bir boyut kazandırdı ve her şeyin doğal bir akış içinde gelişmesini sağladı. El işçiliğine verilen değer, paylaşılan estetik anlayış ve gelenekle kurulan güçlü bağ nedeniyle İstanbul’a büyük bir sevgi duyuyorum.

HELLO!: Themis•Z’nin tasarım dilinde sizi ilk etkileyen unsur ne oldu?

E. Yücebaşoğlu: İlk olarak renkler ve desenler dikkatimi çekti. Zamanla bu motiflerin kendi kültürel geçmişine ne kadar derinlemesine bağlı olduğunu fark ettim. Yunanistan ve Türkiye’nin coğrafi yakınlığı, aralarındaki çok katmanlı kültürel diyaloğu da beraberinde getiriyor ve bu bağ, işlerine çok net bir şekilde yansıyor.

HELLO!: Sizce Bebek’teki Emila Interiors, pop-up’ın atmosferini ve anlatısını nasıl etkiledi?

E. Yücebaşoğlu: Emila Interiors, benim için çok özel bir iç mimari ofis ve mağaza. Üstelik yakın tanıdığım ve bir dönem beraber işlere imza attığımız iç mimar Ayşu Karabacak Erbeş’e ait. Üç markanın görsel dili ve estetik duyarlılığı doğal biçimde örtüşüyor. Bu uyum, pop-up davetimizi çok keyifli, verimli ve dengeli bir noktaya taşıdı.

HELLO!: Uyum, denge önemli elbette. Bu pop-up’ı klasik bir sergi ya da perakende sunumundan ayıran neydi acaba?

T. Zouganeli: Yapı olarak geleneksel bir pop-up ya da satış sunumundan çok farklı değildi fakat arkasındaki niyet daha kişiseldi. Orada birebir bulunmak, gelen herkesle tanışmak ve gerçek bir bağ kurmak benim için çok önemliydi. Mekanın davetkar ve rahat bir his vermesini istedim. Konukların acele etmeden ürünleri deneyimleyebilmesini ve sohbet edebilmesini amaçladım. Ebru’nun seçtiği alan son derece şık ve zarifti. Benim için de çok keyifli bir deneyim oldu. Herkes çok sıcak ve açıktı. Markayla kurdukları bağ ve gösterdikleri ilgi gerçekten özeldi. Bu karşılıklı etkileşim ve paylaşılan heyecan pop-up’ı benzersiz kıldı. Mekanın sahibi Aysu’nun zevki ve stil anlayışı da deneyimi daha da özel hale getirdi.

HELLO!: Markayla ilk kez karşılaşan birine Themis•Z’nin özünü nasıl anlatırsınız?

T. Zouganeli: Themis•Z’nin özü, Yunan mirası ve tasarım anlayışına dayanıyor. Aynı zamanda zamansız zarafeti sıcaklık ve misafirperverlikle bir araya getiriyor. Marka, desenler üzerine kurulu ve bu desenleri bizzat ben tasarlıyorum. İlham kaynağım, Yunan kökenlerim ve Atina’daki gündelik yaşam. Atina, eski şehirde yapılan sıradan bir yürüyüşle bile ilham veren başlı başına bir tuval benim için. Tasarımlarımızda bilinçli şekilde oluşturulmuş desenler, özenle seçilmiş bir renk paleti ve çağdaş Yunan estetiğini yansıtan rafine bir sadelik var. Çok önemli bir nokta daha var: Themis•Z etnik bir marka değildir; bunu belirtmek isterim. Hedefim, gelenek ve zanaatkarlığa derinlemesine bağlı ancak modern ve etnik olmayan bir Yunan tasarım dili sunmak. Bu, daha önce yapılmamış bir yaklaşım. Markanın kalbinde zarafet, özgünlük ve kişisel olduğu kadar evrensel bir Akdeniz yaşam anlayışı var. Themis•Z iki ayrı alanda varlık gösteriyor: ev ürünleri ve moda. Ev koleksiyonlarımız Atina’da, yüksek kalite standartlarıyla elde üretiliyor. Dior Maison için tasarım ve üretim yapmış olmam, bu kalite anlayışının bir göstergesi ve markayı daha da özel kılıyor. Moda koleksiyonlarımız da elde hazırlanıyor ve küçük seriler halinde üretiliyor. Bizde bir tasarım tamamlandığında tekrar edilmez. Her kadının kendini özel hissetmesini istiyoruz. Themis•Z’nin kıyafetleri, zahmetsiz bir şıklıkla zarafeti bir araya getirmek isteyen, duyusallığı ve ihtişamı sade ve rafine bir dille ifade etmeyi tercih eden kadınlar için tasarlanıyor. Amacımız; yüksek sesle değil, duruşuyla var olan, modern ve zamansız bir sofistikasyon sunmak…

HELLO!: Themis•Z markası heykelsi bir duruş ile işlevsellik arasında bir denge kuruyor diyebilir miyiz?

T. Zouganeli: Evet, heykelsi duruş ile işlevsellik arasındaki bu denge, tasarım sürecimizin merkezinde yer alıyor. Güçlü ve mimari formlarla yola çıkıyoruz ancak her parçanın nasıl giyileceğini, hareket edeceğini ve günlük yaşamda nasıl var olacağını mutlaka göz önünde bulunduruyoruz. İddialı bir ifade sunarken, konfor ve doğallığı korumak niyetindeyiz. Kesimden kumaş seçimine kadar her detayda form ve işlev birlikte düşünülüyor. Böylece zarafet ve pratiklik kendiliğinden bir araya geliyor.

HELLO!: Zanaatkarlık ve malzeme kullanımı, Themis•Z parçalarının duygusal karakterini şekillendiriyor mu?

T. Zouganeli: Zanaatkarlık ve malzeme, ister bir giysi ister bir ev objesi olsun, her tasarıma hayat veriyor. Kendimi güçlü, zarif ama rahat hissettiren kıyafetler tasarlamayı seviyorum. Duruma göre farklı şekillerde kullanılabilecek parçalar bunlar. Ev ürünlerimiz de günlük yaşamın bir parçası olacak şekilde tasarlanıyor; güzelliğin yanı sıra sıcaklık ve varlık hissi taşıyor. Yunan mirası ve Akdeniz tasarım anlayışına dayanan her parça, samimiyet, neşe ve zamansız zarafet duygusu yaratmayı amaçlıyor. Her objede ve giyside bir ruh var. Bağ kurmaya davet eden, gündelik hayatın estetik keyfini yücelten sessiz bir sofistikasyon da diyebiliriz…

HELLO!: Yunan kökenleriniz markanın görsel dilini etkiliyor hiç şüphesiz…

T. Zouganeli: Evet, Yunan kökenlerim Themis•Z’nin yaratım sürecinin merkezinde yer alıyor. Bununla birlikte annemin Yunan olmaması; Polonya kökenli, New York’ta büyümüş ve yaşamış olması da beni çok etkiledi. Annem, 1970 yılında Harper’s Bazaar tarafından New York’un en şık kadını seçilmişti. Atina’da büyümek, bu şehrin antik dönemden art deco’ya uzanan mimarisiyle sürekli görsel olarak beslenmek ve annemin daha kozmopolit bakış açısına sahip olması; benim stil anlayışımı derinleştirdi. Mikonos da bu hikayenin önemli bir parçası elbette. Babamın 1960’lardan itibaren Atina ve Mikonos’ta işlettiği Nine Muses gece kulüpleri, dünyanın dört bir yanından ünlü isimlerin uğrak noktasıydı. Bu ortamda büyümek, misafir ağırlamak ve atmosfer yaratmak, benim sofra kültürüne olan sevgimi şekillendirdi. 70’ler ve 80’ler Mikonos kadınlarının cesur, şık ve özgür stili de tasarımlarım üzerinde güçlü bir etki bıraktı.

HELLO!: Peki bu pop-up, A Day of Design’ın genel vizyonunu nasıl yansıtıyor?

E. Yücebaşoğlu: A Day of Design zamansızlık fikri üzerine kurulu. Ortağım iç mimar Mehmet Yücebaşoğlu daha sade ve doğal bir palete yönelirken, ben renge daha yakınım. Bu karşıtlık, sürekli bir etkileşim ve diyalog yaratıyor. Sofra tasarımına geldiğimizde ise Themis’in dünyasına duyduğumuz ortak hayranlık bizi aynı noktada buluşturdu.

HELLO!: Themis•Z’yi günümüz çağdaş ve koleksiyonluk tasarım dünyasında nasıl konumlandırıyorsunuz?

T. Zouganeli: Ev ve moda alanlarını bir arada ele alan, Yunan tasarımını yaşam biçimiyle bütünleştiren başka bir marka yok. Desenlerim bilgisayar üretimi değil; bu, bizim için çok önemli. Akdeniz estetiğini, zanaatkarlığı ve zarafeti bir araya getiren bütüncül bir dünya sunuyoruz. Her parça, bir yaşam anlayışını temsil ediyor ve nesiller boyunca aktarılabilecek bir değer taşıyor.

HELLO!: Yeni şehirlere ve pazarlara girerken hangi değerleri korumakta ısrar ediyorsunuz?

T. Zouganeli: Özgünlük, zanaatkarlık ve sıcaklık vazgeçilmez değerler... Nerede olursak olalım, Themis•Z özü, zarafet, samimiyet ve bilinçli tasarım anlayışıyla varlığını sürdürmeli...

HELLO!: Haklısınız, değerler çok önemli… Seyahatler, şehirler ve kültürel geçişler yaratım sürecinizi nasıl besliyor?

T. Zouganeli: Farklı şehirlerin enerjisi, mimarisi, renkleri ve ritmi bana yeni bakış açıları kazandırıyor. İstanbul gibi şehirler; tarih, el işçiliği ve çağdaş yaşamın iç içe geçtiği güçlü bir ilham alanı sunuyor. Bu deneyimler, kültürel karşılaşmaları kişisel ama evrensel bir dile dönüştürmemi sağlıyor.

HELLO!: Peki yakında İstanbul’da yeni iş birlikleri planlanıyor mu?

T. Zouganeli: Evet, gelecekte çok heyecan verici projeler var. İlkbaharda İstanbul’a dönmeyi ve yaz koleksiyonumuza odaklanan bir pop-up gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Devamı şimdilik sürpriz!

HELLO!: Bunu duymak ne güzel! Türkiye’de müşteriler ürünlerinize nasıl ulaşabilecek?

T. Zouganeli: Moda koleksiyonumuz çok yakında Beymen’de yer alacak. Ev koleksiyonlarımız ise seçili pop-up’larda sunulacak; çünkü müşterilerimizle birebir ilişki kurmak ve kişiye özel sofralar yaratmak benim için çok önemli.

HELLO!: Geleceğe baktığınızda hangi yeni yönleri keşfetmek sizi en çok heyecanlandırıyor?

T. Zouganeli: Malzemeler, teknikler, kavramlar ve yeni şehirler beni heyecanlandırıyor. Her alanda keşfetmek istediğim pek çok şey var. Tüm bu yenilikleri markanın samimi, yaşayan ve zamansız ruhunu koruyarak gerçekleştirmek istiyorum.

HELLO!: Son olarak, İstanbul’daki popup’ınızı deneyimleyen ziyaretçilerle ilgili aklınızda kalan duygu ne oldu?

T. Zouganeli: İstanbul beni gerçekten büyüledi. On yıl aradan sonra geri döndüm ve bu kez çok daha derin bir bağ hissettim. Ziyaretçilerin kıyafetler ve ev ürünleriyle kurduğu samimi ilişki, sordukları sorular ve paylaştıkları düşünceler çok etkileyiciydi. Bu ilgi, üretme motivasyonumu ve markanın değerlerinin sınırların ötesinde karşılık bulduğunu yeniden hatırlattı. Yunanlar ve Türkler arasındaki benzerlikler bu bağı çok hızlı kurmamızı sağladı. Sonuçta İstanbul’da geçirdiğim zaman olağanüstüydü. Boğaz’a uyanmak, bana büyük bir mutluluk verdi. Hayatımda gördüğüm en güçlü misafirperverliği burada yaşadım ve kendimi evimde hissettim. Ebru ve Aysu’nun yaklaşımı, şehrin zarafeti ve ziyaretçilerin sıcaklığı bu deneyimimi unutulmaz kıldı. Pop-up’a gelen herkesin markayı bu kadar iyi anlaması ve sevmesi beni ayrıca çok duygulandırdı. Üstelik tüm kadınlar koleksiyonlarımız içinde son derece zarif ve etkileyici görünüyordu. İstanbul’da olmak baştan sona büyük bir keyifti. En kısa zamanda yeniden gelmeyi dört gözle bekliyorum...

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo