
Eildon Tepeleri’nin gizemi: İngiltere–İskoçya sınırında saklanan peri krallığı
Yazan: Edoardo Albert
İskoçya ile İngiltere arasındaki sınırda, üç zirveli Eildon Tepesi yükselir. Burası, dünyaların birbirine dokunduğu, “ince yerler”den biridir. Burayla ilgili bir efsaneye göre 1220–1298 yılları arasında yaşayan ve “Thomas the Rhymer” adıyla anılan şair Thomas de Ercildoun birgün burada bir ağacın altında dinlenirken uyuyakalmış. (Bugün bu hikâyeye referansla o ağacın yerine yerleştirilen taşa “Rhymer’s Stone” deniyor). Şair, uykusundan Peri Kraliçesi’nin öpücüğüyle uyandırılmış ve Kraliçe onu tepelerin altındaki krallığına götürmüş. Kahramanımız orada yedi yıl kaldıktan sonra ölümlü dünyaya geri dönmüş. Ancak döndüğünde artık yalan söyleyemediğini ve kehanet yeteneği olduğunu fark etmiş. Yıllar sonra Thomas, köye giren beyaz geyiği görür görmez arkadaşlarına veda ederek onu takip etmek üzere yola çıkmış ve ölümlü gözler onu bir daha görmemiş.
Anlatılan bir başka hikâyede, başrolde bu kez atının üstünde evine dönen bir at tüccarı sahneye çıkar. Yol kenarında eski zamanlara ait gibi duran kıyafetler giymiş bir adam onu durdurur. Tüccar, bu gizemli adama atını satar. Bu alışveriş birkaç kez daha tekrarlanır. Merakı giderek artan tüccar, sonunda “Bu anlaşmayı bir içkiyle kutlayalım” diyerek kendisini alıcının evine davet ettirir.
Adam onu, bölge halkının Lucken Hare adını verdiği küçük bir tepeciğe götürür. Burada, Eildon Tepesi’nin kalbine açılan gizli bir kapı belirir. İçeri girdiklerinde, devasa bir mağarayla karşılaşırlar. Mağaranın içinde, zırhlarıyla birlikte atlarının yanında yüzyıllardır uyuyan şövalyeler vardır. Mağaranın tam ortasında ise bir masa, üzerinde bir kılıç ve bir boru durmaktadır.
Yaşlı adam, tüccara bu eşyaları almasını söyler. Tüccar boruyu alıp çalar ama bu büyük bir hatadır. Bir anda mağaradan dışarı fırlatılır, paramparça bir halde Eildon Tepesi’nin yamacına düşer. Ertesi gün, orada, son nefesini verirken bulunur.
Sir Walter Scott, bu noktadan Eildon Tepesi’ni ve Tweed Nehri’ni izlemeyi çok severdi. O kadar sık burada dururdu ki, atı komuta ihtiyaç duymadan kendi başına buraya giderdi.












