Haber kapak görseli
Genel
7 dk okunma süresi
İstanbul Life

En tatlı hayalperest: Enis Arıkan

Herkesin hayal kurmaya ihtiyacı vardır! Bu özelliğini kaybetmiş ya da hâlâ keşfedememiş olanlar için, oyuncu Enis Arıkan’ın Aralık ayında Zorlu PSM Sahnesi’nde perdelerini açacağı “Hayalperest” oyunu tam bir düş rehberi olacak. Üzüldüğümüz anda güleceğimiz, umutsuzluğa düştüğümüz anda düşlerle yeniden yeşereceğimiz bir oyun! Tüm bu maceralara tanıklık ederken şöhretine, inancına ve azmine daha doğrusu hayallerine ortak olacağımız bir Enis Arıkan’ı izleyeceğiz.

Röportaj: Selen Tanyeri

Fotoğraflar: Nurdan usta

Yapım Asistanları: Semiha Armutlu, Melih Aran

Mekan için Zorlu PSM'ye teşekkür ederiz.

Hayal kurmak, sizce de harika bir özellik değil mi? Aslında bunun için sadece farklı renklere ihtiyacınız var! Bakmayı bilmek, baktığınızı görebilmek… Peki, herkes bu özelliğe sahip midir sizce?

Bu özelliğini keşfedenler ve bunun farkında bile olmayanlar olabilir. Her şey siyah-beyazken farklı renkleri görebilmek, ezberlediğimiz yaşam yolunda farklı yolların da olabileceğini düşlemek, buna inanmak ve ardından da gerçeğe dönüştürmek için adımlar atmak… Herkesin içinde az da olsa biraz hayalperestlik olmalı! Yaşamı daha renkli, eğlenceli, bazen romantik bazen de şaşırtıcı kılacak kadar olmalı… Bu sihirli kavramın peşinde Zorlu PSM Sahnesi’nde Enis Arıkan ile buluştuk! Tiyatro oyuncusu, influencer, beyaz perdenin aranan ismi ve son zamanlarda televizyonda sunucu kimliğiylede bizlerle... Komedi, dram her karakter onunla hayat buluyor, her oyun onunla renkleniyor… Çünkü hayalleri, ışığını sahneye bütünüyle yansıtabilecek kadar gerçek ve samimi...

Hayalperest, hayallerine sığınarak yaşamın zorluklarına göğüs germeyi öğrenen bir gencin star olma hikâyesi. Kulağa oldukça heyecan verici geliyor… Bu hikâyenin de baş rolünde sevgili Enis Arıkan yer alıyor. Kendi hayatına paralel birçok hikâye, bu oyunda bizlerle buluşuyor. Tam da hayal ettiğimiz gibi bizleri ışıltılı, renkli ve eğlenceli bir dünya bekliyor. Bol kahkaha garantili… Üzüldüğümüz anda güleceğimiz, umutsuzluğa düştüğümüz anda düşlerle yeniden yeşereceğimiz bir oyun. Tüm bu maceraları izlerken şöhretine, inancına ve azmine daha doğrusu hayallerine ortak olacağımız bir Enis Arıkan izleyeceğiz… Perde açılsın, hayallerde buluşalım!

Zorlu PSM’de gerçekleşen üçüncü projenizde bu sefer tek başına sahnede olmak nasıl bir duygu?

Esasında tek başıma değilim :) Sahnede bana eşlik eden kalabalık bir ensemble ekibimiz var. Ancak kendi dünyamı açmak ve seyirciyle paylaşma noktası, işte orası çok enteresan. Yaşarken nasıl olacak, üstesinden nasıl gelinir dediğim her şeye birilerinin eşlik edecek olması; belki de hem bu hikâyelerin gerçekliğini, hem de kendi yolculuğumu bana tekrar hatırlatacak. Bu hikâye hem bir yüzleşme, hem de bir dilek benim için. Zaten hayaller de dileklerimizle yüzleşmek, yani isteklerin yaşanma cesareti değil midir? Bizim oyunumuzun adı da bu yüzden Hayalperest.

Bu gösterinin hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

Aslında bu benim hikâyem, hayat hikâyem demek istemiyorum nedense ama tam olarak ne demek istediğimi de oyunu da görmeden anlatmam mümkün değil. Sahnede bir yolculuk izleyecek seyirci ve bu yolculuğa şahitlik edecek. Hikâye ve metin Mert Dilek tarafından oyunlaştırıldı. Daha önce hiç kimseye anlatmayıp, kimseye bahsetmediğim hikâyelerimi bu oyuna saklamışım. Tüm bu hikâyelerle yüzleşirken, seyirciyi şaşırtarak bu yolculukta bana eşlik eden anılara hep birlikte şahit olmak için çok heyecanlıyım.

Hayalperest oyununda kimlerle berabersiniz? Kaç kişilik dans ekibi size eşlik ediyor?

Zorlu PSM ve menajerim Ahmet Faik Karanis’in şirketi Away From Keyboard ortaklığında bir proje bu. Yönetmenimiz Mehmet Ergen ve Lerzan Pamir. Hikâyelerin tamamını dramaturg Mert Dilek uyarladı. Oyunun tüm dekor ve ışık tasarımı Londra’da hazırlanıyor. Işıkta Richard Williamson, dekor da ise Robert Innes Hopkins ile çalışıyoruz. Koreografımız çok sevdiğim Beyhan Murphy. Hep beraber bir dünya kurup birlikte heyecanlandık. Ayrıca 25-30 kişiden oluşan bir oyuncu ve dansçı kadromuz olacak. Hepimizin bu hikâyenin içine girip, kendi hayallerini de eklediği ve tüm bunları yansıttığı bir gerçeklik, biraz da eğlenceli bir fantazi dünyası yaratmak istiyoruz. Sezon boyunca her gösterimde Zorlu PSM’nin en büyük salonu Turkcell Sahnesi’nde 2 binden fazla kişiye oynayacağız.

Kendi hayatınızdan da izler taşıyan bu prodüksiyonda sizi en çok heyecanlandıran şey ne oldu? En çok hangi noktalarda sizinle örtüşüyor?

Tüm hikâye benim yolculuğumdan, anılarımdan ve duygularımdan oluşuyor. Benim dünyamdan, benim gözümden bir yolculuk, ailem, arkadaşlarım, hayallerim, hayal kırıklıklarım, heyecanlarım, başlangıçlarım, bitişlerim hepsi bir hikâye içerisinde seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Sadece bu kısmı bile aslında oldukça heyecanlı!

Oyunda da karşılaşılan zorluklardan bahsediliyor. Peki gerçek hayatta siz karşılaştığınız zorluklarla nasıl baş ediyorsunuz?

Zaten gerçek hayatla sahne o kadar paralel ki. Hayatın içinden olmayan hiçbir şeyi sahneye taşıyamıyorsunuz. O yüzden ben de tüm hayatım boyunca, zorluklarla baş edebilmek için sahnede olmayı bekledim. Her zaman bahsettiğim, bir iyileşme yolu bu benim için. Ama bu sefer farklı bir şey yapacağım. Bu iyileşmeyi, kendi hikâyemle kurmayı deneyeceğim. İşte bunun bana ve seyirciye katkısı nasıl olacak, hayatımda karşılaştığım tüm zorlukları ve mücadeleyi sahnede anlatmak bizlere ne hissettirecek, hep birlikte göreceğiz...

Dans ve müzik bu oyunun keyifli bir kısmını oluşturuyor. Bunun için de uzun zamandır dans dersleri aldınız, nasıl geçti bu süreç?

Dans hayatımda en sevdiğim şey. Aslında konservatuarda oyunculuk okumadan evvel en büyük hayalim, dans bölümünde modern dans okumaktı. Bu süreç o yüzden benim için daha da heyecanlı geçiyor. Bu yaşta tekrar dansa başlamak, dans ederek tekrar seyirciyle buluşmak inanılmaz bir his. Çok güzel hocalarım var; Ada Nil, Çağla. Onlar geçen seneden beri benim için çok emek veriyor. Ama bu 3 ay içinde hazırlığımız çok daha fazla olacak ve beni her zamankinden daha başka bir biçimde izleyeceksiniz.

Hazırlık kısmında da yurtdışında birçok müzikale gittiniz, içlerinden favoriniz hangisi oldu?

Müzikal çok sevdiğim için hepsine bayıldım diyebilirim. Ama favorilerim Book of Mormon, Back to the Future, Frozen ve Wicked.

Sahne açıldı ve show başladı! Seyircide bırakacağı etki sizce nasıl olacak? Kendi hayallerine kapılacaklar mı?

Herhalde bir insanın kendine yapabildiği en kötü şey hayal kurmayı bırakmak olur. Küçüklüğümüzde bize ilk öğretilen, yetişkinliğimizde belki de en zorlandığımız şeye dönüşüyor. Hayal kurmak da eminim ki bir çoğumuz için biraz zor artık. Bu yüzden izleyenlerden tek ricam, oyunu izlerken sadece durup biraz kendilerini dinlemeleri… Belki uzun zamandır duymadıkları o sese kulak vermeleri. Gerçekten istedikleri şey neydi, hayaller neye dönüştü. Bunu hatırlamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden evet, kendi hayallerine kapılacaklarını ve inançlarını tazeleyeceklerini hissediyorum.

Samimiyetinizin ve enerjinizin seyirciye geçeceğine eminiz! Ama bu aşamada oyun için sizin içinizden geçen duygular neler?

Ben 20 yıldır tiyatro sahnesindeyim ve sahnede olmak bu hayatta en sevdiğim şey. Beni sahneye koyun, bırakın ve gidin. Sonsuza kadar orada yaşar ve kalırım. Hayalperestle ilgili hayalim de, adından anlaşılacağı üzere bu oyunu yıllarca sahnede oynamak. Sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de, Avrupa’da, dünyada ve her yerde yaşlanana kadar, ömrüm yettiğince oynamak ve hayallerime ulaşmak aslında.

Şebnem Bozoklu ile çok keyifli bir yarışma programı sundunuz: Password. Gerçekten yarışmada gösterdiğiniz ve söylediğiniz gibi hırslı mısınız, yoksa bu da programın bir parçası mı?

Aslında tamamen programın bir parçası. Bizler, orada bir karakter yaratmak istedik; hırslı, her şeyi bilen ve tuttuğunu koparan. Ama aslında ruhum o kadar savaşçı değil, tamamen proje gereği bir roldü diyebilirim. Ama tabii ki arkadaşlarımla oyun oynadığımda yine kazanmak için elimden geleni yaparım ve bu bizi çok eğlendirir. Ancak o kadar çirkef ve zararlı bir hırsım yoktur diyebilirim.

Pek çok işle uğraşıyorsunuz, dizilerde de izledik sizi, ama en çok kendinizi bulduğunuz alan hangisi?

Evet hepsini çok çok seviyorum, her yaptığım işte de heyecanlanıyorum. Ama Zorlu PSM sahnesinde olduğum zaman, özellikle büyük sahnede kendimi çok mutlu hissediyorum ve ait olduğum yerin orası olduğunu düşünüyorum, oradan hiç inmek istemiyorum. Bunun yeri ve tadı benim için çok başka. Dolayısıyla bu soruya, tiyatro benim en mutlu olduğum yer diye cevap verebilirim.

Bundan sonrası için kurduğunuz en çılgınca hayal?

Bundan sonrası için kurduğum en çılgınca hayal, Hayalperest’in tüm dünyada oynayabilmesi. Beni çok heyecanlandıran bir başka hayalim ise; kendi yaratacağım bir müzikalin, yönetmeni ve yapımcısı olmak.

Hayatta mutlu olmak için en çok neye ihtiyaç duyarsınız? Kendi enerjinizi ve motivasyonunuzu nasıl düzeltirsiniz?

Ailemle ve sevdiklerimle vakit geçirmek, sanırım bana her şeyden daha iyi geliyor. Tempolu hayatlar yaşıyoruz ve bundan arta kalan zamanlarda sadelik benim enerjime çok iyi yansıyor. Hayvanlarıma çok aşığım; köpeğim Lashanta ve kedim Miu ile olmak, bana çok iyi hissettiriyor. Son olarak da, şu sıralar düzenli spora gidiyorum ve motivasyonuma ne kadar katkı sağladığını size anlatamam.

Duygusal bir insan mısınız, gerçekçi mi?

Duygusal bir insanım daha çok hayallerle ilgileniyorum. Hayat zaten hepimiz için yeteri kadar zor ve yıpratıcı. Bu yüzden evet, bir yerde gerçeğe mecbur kalıyoruz ama bana bırakılan zamanlarda da ben duygusal olmayı seçiyorum. Bu bana hem ilişkilerimde, hem hayata bakış açımda farklı bir güç kazandırıyor. Bu yüzden duygusal olmaktan kimse korkmasın, bir şeyler hissedebilmek hayatta olduğumuzun bir göstergesi.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo