Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
History Of War

General Grachev, Grozni ve Gerillalar

Rus Federal Silahlı Kuvvetleri, ayrılıkçı başkente yaptıkları ilk saldırıda isyancıların iyi hazırlanmış savunması karşısında şoka uğradı.

Rus kara birlikleri Aralık 1994’te Grozni’ye dört koldan saldırdı. Paraşütçüler tarafından desteklenen mekanize piyade birliklerden oluşan bu kuvvet şehre akın etti. General Pavel Grachev, Sovyet stratejik doktrinine göre meskûn mahallerde muharebe etmekten mümkünse kaçınılması, bunun mümkün olmaması halinde ise meskûn mahalin ezici bir güçle hızla ele geçirilmesi gerektiği anlayışıyla eğitilmişti. Saldırıdan önceki hafta boyunca şehri bombalatan General Grachev, tank ve zırhlı personel taşıyıcılara (ZPT) sahip, sayıca üstün kuvvetinin Grozni’yi savunan 3.000 Çeçen savaşçısını ezeceğinden ve ayrı kollardan ilerleyen birliklerin saatler içinde şehir merkezindeki başkanlık sarayında birleşeceğinden emindi.

Kâğıt üzerinde incelendiğinde, Kızıl Ordu’nun o zamana kadarki geleneklerine uygun ve kesin sonuç alıcı bir plan gibi görünüyordu, ama Grachev’in elindeki birlikler Kızıl Ordu’nun deneyimli askerlerinden oluşmuyordu. Bunlar çoğunlukla muharebe deneyimi olmayan genç askerlerdi. Daha çok tesisleri korumaya ya da esir konvoylarına eşlik etme gibi işlerde kullanılan bu askerler, bir isyana karşı yürütülecek operasyon konusunda hiçbir eğitim almamışlardı.

Sayısal olarak bakıldığında şans Ruslardan yana olabilirdi, ama ortak bir amaç için birleşmiş, kararlı ve deneyimli bir düşmanla karşılaştılar. Bu gerçeği kısa bir süre sonra keşfedeceklerdi. Çeçen savaşçıların çoğu eski Sovyet askerleriydi; dolayısıyla Grachev’in birlik komutanlarının kullanacağı taktikleri çok iyi biliyorlardı. Ayrıca Grozni’nin sokakları hakkında da derin bilgiye sahiptiler ve bu birikimi yıkıcı sonuçlar doğuracak şekilde kullanacaklardı.

Fotoğraf: Grozni şehir merkezindeki çatışmalar durakladığı sırada bir makineli tüfeği mevzilendiren Çeçen savaşçılar, 10 Ocak 1995

Grachev Moskova’dan ayrılmadan önce amirlerine Çeçenistan’da “Kansız bir Yıldırım Harbi” gerçekleştireceğine dair bir söz vermişti. Ancak Çeçenlerle birlikte savaşan eski bir Kızıl Ordu subayı olan İlyas Akhmadov’un görgü tanığı olarak anlattıklarına göre, yaşananlar bunun tam tersiydi. İlyas Akhmadov gördüklerini şu cümlelerle dile getirecekti:

“Beni şaşırtan şey, Rus tanklarının ve ZPT’lerinin bir muharebe düzeninde bile ilerlememesiydi. Bunlar tören alanındaymış gibi yürüyorlardı ve her bir ZPT arasında sadece altı metre mesafe vardı. Kısacası ihtiyaç halinde bu araçlar manevra yapamıyor ya da geri dönemiyorlardı. Bu, intihar gibi bir şeydi. Dahası, piyadeler de ZPT’lerin arasında tam bir düzensizlik içinde ilerliyorlardı. Bizim taktiklerimiz basit ama etkiliydi. Rus yürüyüş kollarının, ZPT’lerin ve tankların manevra yapamayacağı caddelerden şehre girmesine izin verdik. Bir kol dar bir caddeye girdiğinde, sadece en öndeki ve en sondaki zırhlı aracı vurup onları tuzağa düşürdük. Bunu yaptığımızda Ruslar çantada keklikti.”

Keskin nişancı tüfekleri, makineli tüfekler ve RPG roketatar silahlarıyla donatılmış, bazen en fazla dört savaşçıdan oluşan küçük timler halinde hareket eden Çeçenler, Ruslara çatılardan saldırarak onları sıkıştırıp avlıyordu. Bu pusulardan kaçabilen Ruslar ise genellikle bubi tuzakları bulunan binalara kaçıyor ya da tecrit edilerek yakalanıyordu.

Oluk oluk kan aktığını gören General Grachev, saldırıya devam etmeden önce daha fazla hava taarruzu yapılması için emir verdi. Erzakları azalan Çeçen savunucular, yavaş yavaş Grozni’den çekilip savaşı şehrin etrafındaki dağ eteklerine taşıyıncaya kadar meskûn mahal muharebeleri haftalarca sürdü.

Ruslar 19 Ocak günü Başkanlık Sarayı’ndan geriye kalan yıkıntıları ele geçirdiler. Şehir sonunda onların elindeydi ama bunun bedeli korkunç olmuştu. Grozni’nin büyük bölümü harabeye dönmüş; aralarında 5.000’i çocuk olmak üzere yaklaşık 25.000 sivilin de bulunduğu binlerce insan öldürülmüştü. Ruslar ise ölü ve yaralı olmak üzere 10.000 kadar kayıp vermişlerdi. Ayrıca muharebeler sırasında yüzlerce zırhlı araç ve tank da imha edilmişti.

Savaş kırsal bölgelere kaydıkça, Çeçenler Ruslara karşı oldukça etkili bir gerilla savaşı yürütmeye başladı. Pusular yaygındı ve Çeçenler hiç merhamet göstermiyordu. Ruslar da aynı şekilde karşılık verdi ve çatışmalar kısa sürede rehin alma ve toplu katliamlar döngüsüne dönüştü. Bunlar olurken her iki taraf da savaş suçları işledi. Bunların en kötülerinden biri, Nisan 1995’te Rus birliklerinin tahminen 250 Çeçen sivili öldürdüğü Samaşki Katliamı idi. Çeçen savaşçıların Rusya’ya geçerek 1.500’den fazla kişiyi rehin aldığı Budyonnovsk Hastane Krizi ise 120’den fazla kişinin ölümüne neden oldu. Bu olay, aynı zamanda taraflar arasında geçici bir ateşkes yapılmasına da vesile oldu.

Fotoğraf: Zorlu koşullar altındaki Çeçen askerler Grozni’ye giden yolun yanında bulunan bir siperde mevzileniyorlar, 10 Aralık 1994

1996 yılına gelindiğinde Yeltsin siyasi hayatını sürdürebilmek için mücadele ediyordu. Rusya ekonomisi çalkantı içindeydi ve Komünist Parti’nin yapılacak seçimlerde iktidarı yeniden ele geçirmesi muhtemel görünüyordu. Yeltsin’in mutlaka bir galibiyete ihtiyacı vardı ve bu galibiyet, 21 Nisan günü Başkan Dudayev’in bir füze saldırısında öldürülmesiyle geldi. Suikast, Yeltsin’in itibarını yeniden kazanmasına ve seçimlerde galip gelmesine yardımcı oldu. Ancak ikinci dönemi için yemin etmesine sadece üç gün kala Çeçen savaşçılar Grozni’ye sürpriz bir saldırı düzenleyerek şehri yeniden ele geçirdiler.

Artık Rus kamuoyunda Çeçenistan’da yapılan savaşa karşı bir istek kalmamıştı ve Yeltsin kayıplarını azaltmaya karar verdi. 30 Ağustos’ta imzalanan Khasavyurt Anlaşması çatışmaları fiilen sona erdirdi.

Yeltsin, Çeçenistan’da başarısızlıkla sonuçlanan harekâttan kendisini uzak tutmak için elinden geleni yapsa da, Rusya’daki sertlik yanlısı politikacıların bu fiyaskonun sorumlusunun kim olduğu konusunda şüpheleri yoktu. Yapılan Khasavyurt Anlaşması, düşmanlıklara en azından bir süreliğine son verdi. Ancak bu anlaşmanın Rusya için meydana getirdiği aşağılanma, ülkenin tam anlamıyla liberal bir demokrasiye dönüşme ihtimalini de ortadan kaldırdı ve o tarihten sonra yaşanacakların önünü açtı.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo