
Halikarnas'ın korsan kraliçesi Artemis
Antik Yunanlar'a karşı Serbas'ın yanında yer alan ve Herodot'un övgüyle anlattığı bu kadın hakkında gerçekte neler biliyoruz?
Yazan: Jonathan Gordon
Pers İmparatoru I. Serhas gücünü, MÖ 480 yılında Antik Yunan şehir devletlerine karşı iki büyük muharebeyle ortaya koydu. Bunlardan ilki olan Termofil Muharebesi’nde, muhtemelen 300 bin kişilik ordusuyla zafer kazanmış olsa da çok büyük kayıp verdi. Efsane, bu dev ordunun karşısında yalnızca Kral Leonidas önderliğindeki 300 Spartalı’nın durduğunu anlatsa da gerçekte bu sayı muhtemelen 7.000 civarındaydı. Aynı günlerde, Salamis Adası ile Pire Limanı arasındaki dar sularda Serhas’ın donanması Atinalılar tarafından paramparça edildi. Serhas bu iki muharebede de doğrudan cephede yer almadı ve tarih, bizzat savaşan komutanlardan çok azını kayıt altına aldı. Ancak bu karanlıkta öne çıkan bir isim vardı: Karyalı Kraliçe I. Artemisia, Atina’ya karşı denizde savaşa girmenin büyük bir hata olacağını imparatora önceden söylemiş, savaş felaketle sonuçlandığında da eleştiri yağmurundan alnının akıyla çıkmayı başaran birkaç Pers komutanından biri olmuştu.
Artemisia, Halikarnas şehir devletinin kraliçesiydi. Onu bugün hâlâ hatırlıyor olmamızı büyük ölçüde hemşehrisi Herodot’a borçluyuz. Herodot’un Salamis Deniz Muharebesi’ne ve onu çevreleyen tarihe ilişkin kayıtları, Artemisia’nın yaşamına ve dönemine etkisine dair elimizdeki az sayıda kaynaktan biri. A History of the World in 80 Lost Women (Kayıp 80 Kadında Dünya Tarihi) adlı kitabın yazarlarından Dr. Katie Nelson, Artemisia hakkında şunları söylüyor: “Ondan söz eden başka Antik Yunan ve Roma tarihçileri de var ama Herodot onu büyük bir hayranlıkla anlatmış.
1882 tarihli, Constantinos Volanakis imzalı, Salamis Deniz Muharebesi temalı bir tablo
Üstelik bir kadın olarak Artemisia’nın konumu hakkında özellikle açıklama yapma ihtiyacı duymamış olması da o dönemde Persler’in kadınlara bakışına dair çok şey anlatıyor. Böyle bir açıklamanın yokluğu, bir kadın generalin Persler için pek de sıra dışı olmadığını, dolayısıyla da bu göreve nasıl geldiğine ilişkin uzun uzadıya bir anlatıma gerek duyulmadığını gösteriyor.”
Muharebe öncesindeki hayatına dair elimizdeki bilgiler son derece sınırlı. Bildiğimiz kadarıyla Artemisia, adı günümüze ulaşmamış olan eşinin ölümünün ardından oğlu Pisindelis adına naiplik yaparak Halikarnas’ı yönetmişti. Halikarnas hükümdarı Lygdamis’in kızıydı ve ismi bilinmeyen annesi Girit kökenliydi; yani hem Karya hem de Antik Yunan kökenine sahipti. Hükümdarlığının tam olarak ne zaman başladığı ve ne zaman sona erdiği net değil ancak Serhas’ın saltanat dönemiyle (MÖ 486–465) çakıştığı kesin. Şunu da biliyoruz ki Artemisia’nın şehri, çağının önemli güç merkezlerinden biriydi.
Artemisia, Pers filosundaki tek kadın kumandandı
“Artemisia’nın yönetimi altındaki Halikarnas yüzyıllardır önemli bir ticaret limanıydı,” diyor Dr. Nelson. “Şehir, Mikenler tarafından kurulmuştu. Dolayısıyla, şehir halkı kendi kültürel mirasına, yani Kahramanlar Çağı’ndan gelen destansı hikâyelere oldukça hâkimdi. Artemisia’nın hükümdarlığından kısa bir süre sonra, MÖ 351’de Halikarnas, antik dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi’ni (Mausoleion) inşa etti. Bugünse aynı yer, Türkiye’nin gözde turistik noktalarından Bodrum olarak biliniyor ve özellikle Avrupa’nın dört bir yanından insanları hâlâ kendine çekiyor.”
Erkeklerle çarpışan kadınları betimleyen bir Antik Yunan frizi
Artemisia’nın Serhas’ın donanmasındaki rolüne dek hayatına dair pek çok şey belirsizliğini koruyor. Dr. Katie Nelson’ın da vurguladığı gibi, Heredot’un Artemisia’ya hayran olduğu açık… Belki de doğup büyüdüğü şehirde bu savaşçı kraliçeyle ilgili hikâyeleri çocukken sıkça dinlemişti; zira muharebe gerçekleştiğinde Heredot henüz dört yaşındaydı. Sebebi her ne olursa olsun, Heredot anlatılarında Serhas’ın diğer komutanlarına neredeyse hiç yer vermezken, Artemisia’dan özel olarak bahsetmiş. Heredot Tarihi adlı eserinde, “Diğer kaptanların adını vermeme gerek yok, yalnızca Artemisia’yı anacağım, çünkü bir kadının Yunanlar’a karşı sefere katılması beni büyük bir hayrete düşürdü,” diye yazmış. Artemisia’nın Serhas’ın donanmasına beş gemiyle katkı sağladığını ve bu gemilerin o gün Atina’ya karşı savaşan en başarılı gemiler arasında olduğunu da özellikle belirtmiş.
Salamis Deniz Muharebesi, gemilerin birbirine çarpıp sıkıştığı bir arbede hâlini aldı
Dr. Nelson, Artemisia’nın Pers komutanları arasındaki eşit konumu ve katkısının, Antik Yunan ve Ahameniş kültürleri arasındaki farklar hakkında çok şey anlattığını vurguluyor. “O, Serhas’ın en önemli generallerinden biriydi ve tek kadın komutandı. Elimizdeki tarihî kaynaklara göre, sadece komuta heyetinde önemli bir yere sahip olmakla kalmıyor, önerdiği savaş taktikleri erkeklerinki kadar saygı görüyordu. Kadın olduğu için onu küçümseyen ya da işini öğretmeye kalkan kimse yoktu. Yani kadın bir generalin varlığı, skandal olarak görülmek bir yana, şaşırtıcı bile değildi. Persler, antik dünyadaki en özgür ve eğitimli kadınlara sahipti. Kadınlar mülk ve meslek sahibi olabiliyordu. Her ne kadar hâlâ erkek egemen bir toplumda yaşıyor olsalar da güçlü mevkilere yükselebiliyorlardı.”
Artemisia’nın Salamis’ten sonraki yılları tarihin sisleri arasında kayboldu
Artemisia’nın güçlü duruşu ve kişiliği kesinlikle Yunanlar’ın dikkatini çekmişti. Atinalılar’ın, onun yakalanması için bin drahma (bir işçinin üç yıllık maaşına denk geliyor) ödül vadettiği rivayet edilir. Ayrıca, uzun yıllar sonra dahi Artemisia’yı hâlâ andıklarını biliyoruz, zira Antik Yunan komedyasının en büyük yazarlarından Aristofanes’in MÖ 411 tarihli Lysistrata adlı oyununda ondan bahsediliyor. Dr. Nelson şöyle diyor: “Bir efsaneye göre Sparta halkı (o da güçlü kadınların yaşadığı bir başka toplumdu), istilacı Persler’in geride bıraktığı enkazın parçalarıyla Artemisia’nın bir heykelini yapıp agoralarına dikmiş. Bu, kuşkusuz insanı derinden etkileyen bir hikâye. Kaybeden taraf, kendi şehrinin enkazından parçalarla, düşmanın simgesi haline gelmiş bir kadın komutanın heykelini yapıyor… İnsan bunun hakkında saatlerce tartışabilir!”
Muharebede sergilediği başarılara karşın, başlangıçta Artemisia Atinalılar’la denizde çatışmaya karşı çıkmıştı. Herodot, onun bu itirazını, Serhas’ın güvendiği komutanlardan biri olan Mardonios aracılığıyla aktarıyor. Mardonios’un anlatımıyla Artemisia, kendisine fikrini soran Serhas’a şu sözleri söylemiş: “Gemilerini sakınmaya bak ve denizde çatışmaya girme! Çünkü güç açısından bir erkek bir kadından ne kadar üstünse, buranın denizcileri de senin denizcilerinden o kadar üstün.”
Bodrum’daki Artemisia heykeli
“Herodot’un aktardığı bu sözleri çok güçlü buluyorum,” diyor Dr. Nelson. “Ne etkileyici bir cümle! Tüm erkeklerin aksini savunduğu bir ortamda, bir kadın generalin bunları dile getirmesi gerçekten dikkat çekici.”
Artemisia’nın bu itirazına ve ardından muharebede oynadığı kilit role baktığımızda, onun filoya katılıp katılmama konusunda özgür bırakıldığını anlıyoruz. Nitekim Herodot’un anlatımında da Artemisia’nın muharebeye dahil olmak için zorlandığına dair hiçbir işaret yok. Dr. Nelson şöyle diyor: “Serhas, herkes aksini düşünürken açıkça fikrini söyleme cesaretini gösterdiği için ona daha da fazla saygı duymaya başladı. Fakat yine de tavsiyesini dinlemedi. Seferi başlattı lakin Artemisia’ya bir çıkış yolu da bıraktı. Sefere katılmak zorunda olmasa da Artemisia’nın seçimi bu yönde oldu. Gelişini gördüğü korkunç bir fırtınaya doğru bilerek ve isteyerek yelken açtı.”
Bir zamanlar Halikarnas’ın yükseldiği yer, günümüzde Bodrum
Artemisia, Salamis Deniz Muharebesi’ne katılan tek kadın olarak kayıtlara geçse de Dr. Nelson bize bunun en azından Pers toplumunda sıra dışı bir durum olmadığını söylüyor: “Bana kalırsa, Artemisia’nın askerî bir komutan olması Persler açısından öyle sansasyonel bir olay değildi. Elbette Herodot’un ona özel bir parantez açması ve hayranlık dolu ifadelerle ondan söz etmesi dikkat çekici ancak Persler’in bu durum karşısında şaşkına döndüklerini söylemek doğru olmaz. Muhtemelen günümüzde kadın bir CEO ya da başbakan gördüğümüzde hissettiğimize benzer bir durumdu: İlgi uyandıran, heyecan verici ve bu yüzden daha yakından izlenen; ama kesinlikle şok edici değil.”
“Tabii bu yalnızca Persler için geçerliydi. Atina’da böyle bir şey düşünülemezdi. Atinalılar bir kadını herhangi bir yöneticilik makamında görseler gerçekten büyük bir şok yaşarlardı; hele ki bir donanma filosunun başında! Şaşırtıcı gelebilir ama şu bir gerçek ki kendini ‘demokratik’ olarak tanımlayan Atina, kadınlara karşı son derece baskıcı bir toplumdu. Atinalı kadınların kamusal alanlarda dolaşmaları bile hoş karşılanmazdı. Vatandaşlık haklarından söz etmek bir yana, herhangi bir yönetici rolü üstlenmeleri tamamen imkânsızdı.”
300: Bir İmparatorluğun Yükselişi adlı filmde Artemisia’yı Eva Green canlandırdı
Salamis Deniz Muharebesi, Artemisia’nın öngördüğü gibi Serhas’ın kuvvetleri için tam bir felakete dönüştü. Atinalıların ustaca manevralarla dar bir boğaza doğru çektiği Pers donanması dört bir yandan kuşatıldı. Gemilerin birbirine çarpmasıyla çatışma açık deniz muharebesinden çıkıp neredeyse göğüs göğüse bir çarpışmaya dönüştü. Artemisia’nın gemisi de bu kaosun tam ortasında sıkışıp kalmıştı. Dr. Nelson o anları şöyle anlatıyor: “Pers filosu, dar bir geçide çekilip daha hızlı ve çevik Atina gemileri tarafından kıstırıldı. Dalgaların etkisiyle Pers gemileri birbirine çarpıyor, donanma Serhas’ın gözleri önünde batıyordu.” Tam bu noktada Artemisia, kimilerine göre cesurca, kimilerine göreyse ihanete yorulabilecek bir hamle yaptı. Bir Atina triremisi (üç sıra kürekçiye sahip, hızlı ve çevik bir savaş gemisi) tarafından kovalanırken önü Pers filosuna ait gemiler tarafından kesilince, onlara çarparak kendine yol açmaya karar verdi. Çarptığı gemi, müttefiki Kalyndos Kralı Damasithymos’a aitti. Herodot bu hareketin kasıtlı olup olmadığını şu sözlerle sorguluyor: “Belki Hellespontos’ta (bugünkü Çanakkale) birlikte savaşırken aralarında bir anlaşmazlık yaşanmıştı ve bu hareketi kasıtlıydı. Veya Kalyndoslu kral o sırada tesadüfen önüne çıkmıştı; bunu bilemem.”
Bu hamle, hem dost hem de düşman cephelerinde Artemisia’nın lehine sonuçlandı. Atinalılar onun taraf değiştirdiğini sanıp peşini bıraktı. Serhas ise uzaktan izlerken Artemisia’nın bir düşman gemisini cesurca parçaladığını düşündü ve Heredot’un aktardığına göre, hayranlıkla şöyle haykırdı: “Erkeklerim kadınlaştı, kadınlarım erkek kesildi!”
Salamis Deniz Muharebesi yenilgiyle sonuçlandı ama Artemisia’nın Serhas nezdindeki itibarı sarsılmadı. Dr. Nelson’un anlattığına göre: “Bu yıkıcı yenilgi ve aşağılanmanın ardından Serhas tüm generallerini huzuruna çağırdı ve Artemisia hariç hepsine tepki göstererek sembolik bir hareketle onları görevden aldı. Ardından, Artemisia’ya ne yapması gerektiğini sordu. Artemisia’nın cevabı kısa ve netti: ‘Buradan derhal ayrılmalısınız.’ Serhas bu görüşe katıldı ve ilk etapta onu, sayıca bir hayli fazla olan çocuklarını güvenli bir şekilde Pers topraklarına geri götürmekle görevlendirdi. Artemisia çocukları kendi gemisine alıp, günümüzde Türkiye sınırları içinde yer alan Efes’e sağ salim ulaştırdı. Bu yolculuğun ardındansa tarih sahnesinden tamamen silindi.”
Serhas, işgali devam ettirmesi için yine Artemisia’nın önerisiyle komutan Mardonios’u geride bıraktı. Mardonios ertesi yıl Platea Muharebesi’nde öldü ve Persler’in Yunanistan seferi son buldu.
Muharebede sergilediği cesaretin ödülü olarak Artemisia’nın, Serhas tarafından tam teşekküllü bir Yunan zırhıyla onurlandırıldığı rivayet edilir. Bu, aslında Perslere özgü bir gelenek değil, başarılı Antik Yunan komutanlarını yüceltme şekliydi. Ancak muhtemelen Karya kültüründe de benzer bir uygulama bulunduğundan, bu armağan Artemisia için iki kat değer taşıyor olmalı. Öte yandan, yenilgiye uğrayan Pers donanmasının amirali, hükümdarının alaycı tavrından nasibini aldı ve Serhas ona, kadınlığı simgelediği düşünülen bir iğ ve kirmen verdi. Böylece, muharebe sırasındaki haykırışını simgesel olarak da tekrar etmiş oldu.
Dr. Nelson’un da belirttiği gibi, Artemisia’nın sonraki yıllarına dair bilgiler oldukça sınırlı. 9. yüzyıldan günümüze ulaşan bir hikâyeye göre, Dardanos adlı bir prens tarafından reddedilen Artemisia denize atlayarak intihar etmiş, lakin böyle bir efsaneye daha eski metinlerde rastlanmıyor. Diğer taraftan, oğlu Pisindelis’in MÖ 460 civarında Karya yönetimini devraldığı biliniyor. Bu da Artemisia’nın, Salamis Muharebesi’nden sonra uzunca bir süre yerel yöneticilik görevleriyle meşgul olduğunu düşündürüyor.
Dr. Katie Nelson, “Artemisia’nın hikâyesinin daha fazla ilgi görmesini isterdim,” diyor ve ekliyor: “Bu hikâye geçmişteki toplumlar hakkında pek çok ilginç detay içeriyor. Öncelikle, tarihte kadınların rolünün tek bir kalıba sığdırılamayacağını gösteriyor. Görünen o ki antik dünyada kadınlar için farklı ataerkil düzenler vardı. Burada, bir yanda Antik Perslerin, diğer yanda ise Antik Atinalıların ataerkilliğini görüyoruz. Tıpkı bugün olduğu gibi, geçmişte de ataerkil toplumlarda kadınların yaşadığı deneyimler birbirinden oldukça farklıydı.”

Salamis Deniz Muharebesi
Antik Yunanlar Pers donanmasını nasıl ustalıkla alt etti?
TUZAK KUR
Yunan gemileri şafak vakti mevzilenirken, hedefleri Pers donanmasını Salamis ile Yunan ana karası arasındaki dar bir boğaza çekmekti. Böylece manevra alanlarını olabildiğince kısıtlayacak ve ardından onları dört bir yandan kuşatabileceklerdi.
YAKIN ÇATIŞMAYA GİR
Yunan gemileri pozisyonlarını aldıktan sonra dört bir yandan taarruza geçtiler. Pers donanmasını çembere alıp muharebeyi kısa sürede bir kaosa çevirdiler. Muharebe artık mızrakların ve okların havada uçuştuğu, Yunan deniz piyadelerinin Ahameniş gemilerine atlayıp göğüs göğüse çarpıştığı kanlı bir boğuşmaya dönüşmüştü.
DÜŞMANI KENDİNE ÇEK
Yavaş yavaş geri çekilen Yunan donanmasını kovalayan Pers gemileri tehlikenin farkında olmadan boğazın içlerine doğru ilerledi. İşte bu, tam da Artemisia’nın korktuğu türden, ustaca bir deniz muharebesi taktiğiydi.
KAÇACAK YER BIRAKMA
Gemilerin birbirine girdiği bu ortamda, Pers donanmasının büyük bölümü ne geri çekilecek alan bulabildi ne de manevra kabiliyeti gösterebildi. Muharebe alanında tam bir kargaşa yaşanıyordu. Gemiler birbirine çarpıyor, sıkışıklıktan hareket edemiyorlardı. Canını kurtarabilen birkaç kişi varsa, onlar da yüzme bilenlerdi.

Antik Yunanların Savaşçı Kadınları
Adları bizzat yönettikleri orduların başarılarıyla anılan diğer kadınlar
Tomris
Tomris, MÖ 1. binyılda Orta Asya’da yaşamış göçebe bir İranî halk olan Massagetler’in kraliçesiydi. Ülkesini kuşatan ancak topraklarını savaşmak yerine kolay yoldan ele geçirmek isteyen Pers Kralı II. Kiros’un evlilik teklifini reddeden Tomris, Herodot’a göre ordusunun başında Pers kuvvetlerinin üzerine yürüdü. Yaşanan büyük çarpışmada Tomris’in birlikleri Pers ordusunu bozguna uğrattı. Bazı kaynaklara göre II. Kiros bu muharebede hayatını kaybetti.
Pheretime
Antik Yunan dünyasının Kuzey Afrika’daki kolonilerinden Kirene Krallığı’nı yöneten Battos Hanedanı’na mensup Kral III. Arkesilaos, MÖ 518 civarında tahttan indirilip sürgüne gönderildi. Bunun üzerine kraliçe olan annesi Pheretime, sürgünde öldürülen oğlunun intikamını almak için Perslerden destek istedi ve katillerin saklandığı Barka şehrini kuşattı. Herodot’a göre bu kuşatma tam dokuz ay sürdü.
Telesilla
Burada bahsedilen lider konumundaki diğer kadınlardan farklı olarak Argoslu (günümüzde Peloponez bölgesinde) bir şair olan Telesilla, MÖ 5. yüzyılda, yaşadığı şehrin Sparta tarafından işgal edilmesi ve savaşan erkeklerin tamamının ölmesinin ardından, kadın, yaşlı ve hatta çocukları örgütleyip silahlandırarak savunmayı üstlendi. Bu gönüllü ordu, Spartalılar’ı şaşırtarak geri püskürtmeyi başardı.
Görseller: © Getty Images, © Shutterstock
UZMAN BİYOGRAFİSİ
DR. KATIE NELSON
Dr. Katie Nelson, dünya tarihi konusunda uzman bir akademisyen. Weber State Üniversitesi’nde dersler veriyor, aynı zamanda makaleler yazıyor, tarih gezileri düzenliyor ve podcast yayınları yapıyor. Dr. Nelson, Olivia Meikle ile birlikte kaleme aldığı A History of the World in 80 Lost Women (Kayıp 80 Kadında Dünya Tarihi) adlı kitabında, tarihteki kadın kahramanlara ışık tutuyor.












