
II. Dünya Savaşı’nda Japonya: Liderler, strateji ve silahlar
Japonya’nın yardıma ihtiyacı vardı. 19. yüzyılın ortasında hızlı bir sanayileşme sürecinden geçen ülke, artık kendini büyük bir küresel oyuncu olarak görüyordu. Ancak dünyanın geri kalanı aynı fikirde değildi. Japonya, Birinci Dünya Savaşı’nda Müttefiklerin zaferine katkı sağlamıştı ama Batılı güçler Japonya’nın artan emperyalist eğilimlerinden endişe duyuyordu. Güçlü ittifaklar kuramayan Japonya’nın askeri gücü sınırlı kaldı ve hatta Amerika, Japon göçmenlerin ülkeye girişini yasakladı. Japon milliyetçileri için bunlar ırkçı hamlelerdi. Böylece potansiyel müttefikler düşmana dönüştü.
Japonya’da işler yolunda gitmiyordu. Ülke büyük bir iç kriz yaşıyor, ekonomik çöküş halkı eziyordu. Hükümetin kontrolü giderek zayıflarken ordu kendi başına hareket etmeye başladı. Öyle ki, sonunda başbakanlık görevine bir amiral getirildi. Doğal kaynaklara acil ihtiyaç duyan ve kendini haksızca geride bırakılmış hisseden Japonya yeni bir plana girişti: Asya’yı Japon liderliği altında birleştirecekti. Bunun anlamıysa açıktı: Uzun süredir rakibi olan Çin’i işgal etmek.
Uzak Doğu’ya egemen olma hedefiyle Japonya, Çin’e karşı taarruza geçti. Bu saldırı, kısa sürede tam teşekküllü bir savaşa dönüştü. Milletler Cemiyeti Japonya’yı kınadı, Japonya ise buna karşılık örgütten ayrılıp fetihlerine devam etti. Çin’in neredeyse tüm kıyılarını işgal etmiş olmasına rağmen Çin hükümeti teslim olmadan çatışma sürdü. Kaynakları kısıtlı olan Japonya sonunda kırılma noktasına geldi. Yeni kaynaklara ihtiyacı vardı. Dost edinmek için artık çok geçti ama düşmanlarının düşmanlarıyla ittifak kurmak artık cazip görünüyordu.
Emperyalizmin liderleri

Hirohito
Japonya İmparatoru, İmparatorluk Genel Karargâhı Komutanı (1901-89)
Hirohito 1926 yılında imparator oldu. Teoride mutlak güce sahip olmasına rağmen güçlerinin büyük kısmını bakanlara devretmişti. Bu nedenle, Japonya’nın yayılmacı politikalarındaki kişisel rolü hâlâ tartışma konusudur.

Fumimaro Konoe
Japonya Başbakanı (1937-1941
Asil bir aileden gelen Konoe, 1937’de başbakanlığa getirildi. Japon askerleri Çinlilerle çatışmaya girerken Konoe büyük bir savaştan kaçınmak istiyordu ve savaş büyüyünce istifa etti.

Hideki Tojo (1884-1948)
Japonya Başbakanı, 1941-1944; Savaş Bakanı, 1940-1944
Madalyalı bir general olan Tojo, Konoe’nin istifasının ardından başbakan oldu. Yayılmacı politikaları destekledi, Pearl Harbor saldırısından sorumluydu ve eğitim sistemine milliyetçi ideolojileri aşıladı.
Savaş makineleri

Mitsubishi A6M Zero
Japon hava gücünün sembolü haline gelen Zero’lar, Pearl Harbor saldırısından son kamikaze görevlerine kadar bütün savaşta kullanıldı. 1939-1945 yılları arasında toplam 11.283 adet üretilen bu uçaklar neredeyse yenilmez olarak görülüyordu.
Avantaj: Uzun menzil, manevra kabiliyeti
Dezavantaj: Sınırlı ateş, zırh ve motor gücü

Mitsubishi G4M Betty
Şeklinden dolayı “Uçan Puro” denilen bu Japon bombardıman uçağı savaşın başından sonuna kadar görev yaptı. Toplam 2.435 adet üretildi.
Avantaj: Olağanüstü menzil, yüksek hız
Dezavantaj: Zırh eksikliği, mürettebat koruması olmaması, kolay tutuşan korumasız yakıt depoları

Yamato
Bu dev savaş gemisi, tarih boyunca inşa edilmiş en ağır ve en güçlü silahlı savaş gemisiydi. ABD’nin savaş gemilerine karşı koymak üzere tasarlanmıştı.
Avantaj: İnanılmaz ateş gücü, hız
Dezavantaj: Zırhındaki yapısal zayıflıklar nedeniyle havadan atılan torpidolara karşı savunmasız
Images: Alamy (Mussolini), Bundesarchiv Bild 101I-201-1561-20 / Zepke / CC-BY-SA 3.0 (L3 tankette), GFDL Kogo (Mitsubishi A6M Zero)












