İki güçlü kadın ve ortak bir hikaye Caroline N. Koç & Bettina Machler
Genel
8 dk okunma süresi
HELLO!

İki güçlü kadın ve ortak bir hikaye Caroline N. Koç & Bettina Machler

Ev yaşamını bir yolculuk ve hikaye anlatım alanı olarak ele alan, çok katmanlı ve oyuna açık bir tasarım dünyası sunan Caroline N. Koç ve Bettina Machler; usta işçiliği, şiirsel ve sembolik anlatımla birleştirerek zamansız ama hayal gücü yüksek parçalar yaratıyor. Yolculuklardan ilham alan, rafine, sezgisel ve anlatı gücü yüksek bir iş ‘Seferî’ koleksiyonu…

Röportaj: Rana Korgül

Fotoğraflar: Fethi İzan

Ev, sadece yaşanan bir mekan değil; ritüellerin, anıların ve paylaşılan hikayelerin biriktiği canlı bir dünya. Haremlique Istanbul’un kurucusu Caroline N. Koç ile yaratıcı anlatı diliyle tanınan Bettina Machler’in yolları, bu dünyayı yeniden yorumlama arzusuyla kesişiyor. ‘Seferî’ adını taşıyan bu iş birliği; seyahat, kültürel etkileşim ve misafirperverlik kavramlarını merkezine alan çok katmanlı bir tasarım evreni sunuyor. Tekstilden sofraya uzanan koleksiyon, kullanıcıyı nesnelerle oyun oynamaya ve kendi hikayesini kurmaya davet ediyor. Bu hoş sohbette iki güçlü kadının vizyonunun sezgi, zanaatkarlık ve hayal gücü etrafında nasıl buluştuğunu keşfediyoruz.

HELLO!: ‘Seferî’ iş birliğinin çıkış noktası neydi ve nasıl hayata geçti?

Caroline N. Koç: Başlangıç noktası, Bettina ile çalışmak istememdi. Onun davet kültürü konusundaki uzun yıllara dayanan deneyimine, atmosfer yaratma anlayışına ve ev hayatının gündelik ritüellerine kattığı hikaye anlatıcılığına her zaman hayranlık duydum. Bu duyarlılığın Haremlique Istanbul’un tasarım dünyasına doğal ve ilham verici bir katman ekleyebileceğini hissettim. İlk görüşmelerimiz sofra üzerineydi; Bettina’nın davet ve ağırlama konusundaki bakışının Haremlique Istanbul’un dünyasına nasıl uyarlanabileceğini konuşuyorduk. Ancak süreç ilerledikçe iş birliğinin doğal bir şekilde genişleyebileceğini gördük. Sabit bir konseptle başlamadık; fikirler organik olarak gelişti ve ortak bir vizyona dönüştü. Projenin başlangıç evresinde Bettina, ‘Seferî’ adını önerdi ve bu, bize de çok anlamlı geldi. Her iki tarafın da ilham aldığı; seyahatleri, hatıraları ve kültürel etkileşimleri çağrıştıran bu isim, koleksiyonun duygusal yönünü mükemmel biçimde tanımladı. Bu aşamadan itibaren iş birliği doğal bir akış içinde ilerledi ve tasarım ekibimiz ortaya çıkan fikirleri Haremlique Istanbul’un imza işçiliğiyle sağlam bir yapıya oturttu.

Bettina Machler: Caroline benimle iletişime geçtiğinde ‘brief’ aslında çok belirgindi. İki dünyanın bir araya gelmesinden, ikimizin de çok önem verdiği, ev hayatına anlam katan ritüeller, tekstiller ve objeler üzerinden ortak bir dil kurmaktan bahsediyorduk. Seferî ismi de bu aşamada aklıma geldi. Seferî, yolculukta olma halini ifade eden eski bir Osmanlıca kelime. Bu koleksiyonun da bir yolculuk hissi uyandırmasını istediğim için bu ismi seçtik. Her bir parça, yol boyunca biriken hikayeleri, hatıraları ve yaşanmışlıkların bıraktığı izleri içinde taşıyor.

HELLO!: Aranızda sıkı ve eski bir dostluk var. Bu iş birliğini sizin için kişisel olarak anlamlı kılan nedir?

C. N. Koç: Bu iş birliği, Haremlique Istanbul’un kimliğine sadık kalarak yeni yaratıcı alanlara açılmasını sağladığı için benim açımdan çok değerliydi. Bettina, Haremlique dünyasına taze ve hayal gücü yüksek bir katman getirdi; şiirsellik, oyunbazlık ve görsel hikaye anlatımı taşıyan bir yaklaşım. Onun sanatsal dilinin Haremlique’in zanaatkarlığa olan bağlılığıyla buluşmasını görmek son derece ilham vericiydi. Ayrıca koleksiyonun sosyal sorumluluk boyutu da benim için önemli. Gelirin bir kısmının Türk Eğitim Vakfı’na aktarılması bu projeye daha derin bir anlam katıyor. ‘Seferî’ benim için sadece eve güzellik taşıyan bir koleksiyon değil; aynı zamanda gelecek nesillere destek olma fikrini de taşıyor.

B. Machler: Benim için ‘Seferî’, objeler üzerinden hikayeler anlatmanın bir yoluydu; hayal gücünü, kültürel referansları ve duyguyu bir araya getirebildiğim bir alan. Sembolik motifleri ve katmanlı referansları tasarımlara taşıyabilmek, bu fikirleri böylesine incelikle hayata geçirebilen bir ekiple çalışmak harikaydı. Süreç hem kişisel hem yaratıcı hem de ifade özgürlüğü doluydu benim için.

HELLO!: ‘Seferî’ koleksiyonu, kullanıcıyı objelerle etkileşime geçmeye ve kendi ritüellerini, anılarını ve atmosferlerini yeniden kurmaya davet ediyor. Bu koleksiyonu özel kılan nedir?

C. N. Koç: ‘Seferî’, çok yönlülüğü ve kullanıcıyı oyuna davet eden yaklaşımıyla öne çıkıyor. Parçaların çoğu tersyüz kullanılabilir ya da çok amaçlı olacak şekilde tasarlandı; bu da kullanıcıya farklı atmosferler ve yorumlar oluşturma imkanı tanıyor. Bu esneklik, koleksiyonun ruhunu yansıtıyor; katmanlı, ifade gücü yüksek ve kişisel hikaye anlatımına açık. Ayrıca Haremlique Istanbul’un tekstil ve bitiş tekniklerindeki uzmanlığı her parçada hissediliyor. Elde tamamlanan detaylardan kumaş konstrüksiyonuna kadar her aşama büyük bir özenle ele alındı. Yaratıcılık ile hassas işçiliğin bu birleşimi, koleksiyonu gerçekten benzersiz kılıyor.

B. Machler: Sanatsal açıdan koleksiyonu farklı kılan şey, anlatı niteliği taşıması. Her bir obje kültür, sembolizm ve hayal gücü katmanlarını barındırıyor. Koleksiyon durağan değil; nasıl kullanıldığına göre şekil değiştiriyor. Her kombinasyon yeni bir hikaye anlatıyor.

HELLO!: ‘Seferî’ koleksiyonunda neler yer alıyor? Detay verir misiniz?

B. Machler: Koleksiyon evin içinde bir yolculuk gibi ilerliyor. Zengin tekstillerle başlıyor… Nakış ve baskının birleştiği, çoğu zaman çift yönlü kullanılabilen seçenekler, yastıklar, sofra tekstilleri… Ardından rafine sofra ürünleri, heykelsi sunum parçaları ve ortama sıcaklık katan dekoratif objeler geliyor. Koleksiyonun imza parçalarından biri de Storyteller yemek takımı. Değiştirilebilir tabak süsleriyle kişiselleştirilebilen bu seri, ‘Seferî’nin oyuncu ve ifade dolu ruhunu çok iyi yansıtıyor.

HELLO!: Koleksiyonun en inovatif parçalarından biri olan Storyteller yemek takımı var. Storyteller fikri nasıl ortaya çıktı?

B. Machler: Storyteller, sofraya şiirsellik ve etkileşim katma fikrinden doğdu. Değiştirilebilir süsler; nar, müge, laleler, tavşanlar, limon, deniz canlıları, orman meyveleri, kuzular her tabağın kendi hikayesini oluşturmasına olanak tanıyor. Sofrada oyun alanı açıyor, anılar ve yaratıcılık üzerinden bir bağ kuruyor. Bu tabak süslerinin elde bitirilen detaylarından modüler yapılarına kadar her unsur, bu etkileşimi desteklemek için tasarlandı.

HELLO!: Koleksiyonda Anadolu ve Osmanlı’dan esinlenme de var. Bunlardan bahseder misiniz?

B. Machler: Tekstillerdeki motifler, Anadolu’nun farklı değerlerinden ilham alıyor. Türk çinilerinde gördüğümüz formlar; güzelliği, yenilenmeyi ve bereketi simgeleyen lale, karanfil ve nar gibi unsurlar ile ana desendeki otağ çadırı bu esin kaynaklarının bir parçası. Bunun ötesinde koleksiyonun ruhu, Türk misafirperverliğinin cömertliğini yansıtıyor: bereketli sofralar, davetkar atmosferler ve hem tanıdık hem de şiirsel bir his taşıyan mekanların samimiyeti.

HELLO!: ‘Seferî’, Haremlique Istanbul’- un tasarım anlayışını nasıl yansıtıyor?

C. N. Koç: Seferî, geleneksel ile çağdaş zarafet arasında kurduğu köprüyle tasarım anlayışımızı güçlü bir şekilde yansıtıyor. Bettina ile çalışmak bize daha katmanlı, ifade gücü yüksek bir dünya keşfetme fırsatı sundu. Ekibimiz, her bir parçanın ustalık ve titizlik dengelemesini sağladı ki bu yaratıcı denge Haremlique Istanbul’un tasarım felsefesinin merkezinde yer alıyor.

HELLO!: Yaratıcı süreç tasarım ekibi ve Bettina Machler arasında nasıl ilerledi?

C. N. Koç: Tasarım ekibimiz sürece büyük bir merak ve titizlikle yaklaştı. Referanslar üzerine çalıştılar, renk hikayeleri geliştirdiler, nakış ve baskı tekniklerini araştırdılar ve Bettina’nın anlattığı dünyayı ustalıkla dokunsal tasarımlara dönüştürdüler. Onların görevi, bu hayal gücünü Haremlique Istanbul’un işçilik standartlarına uygun şekilde hayata geçirmekti.

B. Machler: Süreç son derece akıcı ilerledi. Ben eskizler, hikayeler ve görsel ipuçları getirdim; ekip ise teknik çizimler, numuneler ve malzeme önerileriyle yanıt verdi. En çok etkilendiğim şey, her fikrin arkasındaki duyguyu anlayabilmeleri ve bunun için doğru tekniği -ister nakış, ister katman, ister illüstrasyon olsun- bulabilmeleriydi.

HELLO!: ‘Seferî’ ismi bir yolculuğa işaret ediyor. Bu yolculuk sizin için ne ifade ediyor?

B. Machler: Benim için hem gerçek hem de sembolik; insanların, motiflerin ve hatıraların zaman içinde hareket etmesini ifade ediyor. Her parça bir keşif hissi taşıyor ve kullanıcıyı daha yakından bakmaya davet ediyor.

C. N. Koç: Bizim için bu yolculuk, Haremlique İstanbul’un köklerine bağlı kalarak gelişimini sürdürmesini temsil ediyor. Yeni kategorilere, malzemelere ve yaratıcı birlikteliklere açılmayı simgeliyor. Aynı zamanda iki tasarım dilinin uyumlu bir şekilde buluşup eve dair bütünsel bir vizyon oluşturması anlamına geliyor.

HELLO!: Koleksiyonda kullanılan malzemeler ve teknikler neler?

C. N. Koç: Malzemeleri uzun ömürlü olmaları, dokuları ve kaliteleri doğrultusunda seçtik. Nevresimlerde penye pamuklar, sofra tekstillerinde doğal ketenler, aksesuarlarda ise seramik, cam, gümüş kaplama parçalar ve ıhlamur ağacı kullandık. Birçok parça elde tamamlanan detaylara sahip; ajur işlemeler, zarif dikişler ve Haremlique’in ustalığını öne çıkaran çift taraflı konstrüksiyonlar...

B. Machler: Teknikler bu hikayenin temelini oluşturuyor. Nakışlı motifler, geleneksel desenlerden ilham alıyor fakat çağdaş bir bakışla yeniden yorumlanıyor. Bazı parçalarda baskılar ve dokular katmanlanarak farklı hissiyatlar oluşturuyor. Bu teknikler her objeye samimiyet, derinlik ve kişilik kazandırıyor.

HELLO!: ‘Seferî’nin kullanıcıyla kurduğu etkileşimi düşündüğünüzde, koleksiyonun ev içinde nasıl ‘yaşlanmasını’ hayal ediyorsunuz?

C. N. Koç: ‘Seferî’ ürünlerinin kullanıldıkça, paylaşıldıkça ve farklı kombinasyonlarla yeniden yorumlandıkça, her evde başka bir kimliğe bürünmesi, anılarla zenginleşmesi benim için kıymetli.

B. Machler: ‘Seferî’ ürünlerini kullananların kendi dokunuşlarıyla, seçimleriyle kendi dünyalarını yaratacağı fikri heyecan verici. Zaman içinde farklı sofralar, farklı hikayeler ve ruh halleriyle başka başka katmanlar kazanmasını istiyorum.

HELLO!: İki farklı yaratıcı dilin bu kadar akıcı biçimde buluşabilmesinin sizce en önemli noktası neydi?

C. N. Koç: Bettina’nın anlatmak istediği dünyayı gerçekten anlamaya ve ona alan açmaya çalıştık. Aynı zamanda Haremlique Istanbul’un köklü işçilik anlayışını korumak da önemliydi. Bu dengeyi kurabildiğimiz için süreç doğal ve akıcı ilerledi.

B. Machler: Benim için en önemli nokta, herkesin kendi alanında güçlü olmasıydı. Ekiple çalışma sürecimiz çok akıcı geçti. Nihayetinde her detayı incelikle düşünülmüş ürünler çıkarmamızı sağladı.

HELLO!: ‘Seferî’den sonra geriye dönüp baktığınızda, bu iş birliğinin sizde bıraktığı en kalıcı kişisel iz nedir?

C. N. Koç: Birlikte üretmenin ve ortak bir bakış açısı geliştirmenin ne kadar besleyici olabileceğini bana yeniden hatırlattı. Bu koleksiyonda kendi tasarım anlayışımızı farklı bir yorumla harmanlama fırsatı bulduk.

B. Machler: Benim için en kalıcı iz, bu kadar detaylı ve özenli bir üretim sürecinin parçası olmak oldu. Fikirlerin bu kadar ciddiyetle ele alındığını görmek ve her motifin, her objenin arkasında gerçek bir emek olduğunu bilmek benim için çok kıymetliydi.

HELLO!: Genel anlamda ağırlama ve misafirperverlik hakkında ne düşünüyorsunuz?

C. N. Koç: Misafirperverlik benim için, misafirin kendini rahat ve doğal bir şekilde iyi hissetmesini sağlayan bir atmosfer yaratmakla başlıyor. Sofra takımlarından kullanılan tekstillere, ambiyansı oluşturan her öğenin dengesi bu hissi güçlendiriyor.

B. Machler: Ben misafirperverliği, sofra etrafında kurulan yeni anılar üzerinden düşünüyorum. Bir davete hazırlanırken, benim için en önemli şey, o sofrada kimlerin bir araya geldiğidir. Farklı insanlar, farklı bakış açıları, sohbeti ve atmosferi kendiliğinden oluşturuyor.

HELLO!: Peki son olarak, seyahat etmek sizi nasıl besliyor?

C. N. Koç: Seyahat etmek, farklı kültürleri ve yaşam biçimlerini yerinde gözlemleme imkanı sunuyor. Bu gözlemler, dünyaya bakışımı tazeliyor ve iş hayatında aldığım kararlara daha geniş bir perspektiften yaklaşmamı sağlıyor.

B. Machler: Seyahatler zihnimde bir arşiv oluşturuyor. Her yolculuktan bir birikimle dönüyorsunuz; renkler, dokular, sofralar, küçük gündelik detaylar zamanla bu arşivin parçası oluyor. Sonra farkında bile olmadan bu birikim tasarımlara sızıyor, yeni hikayelerin temelini oluşturuyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo