
İlk Kamikaze
Fotoğraf: Bir Japon Kamikaze uçağı Leyte Körfezi Muharebesi sırasında bir Amerikan gemisine saldırıyor, Ekim 1944
Belirtiler çok açıktı. Gidişatı düzeltmeye yönelik köklü bir tedbir alınmaması halinde, Japonya İmparatorluğu için nihai felaket yaklaşıyordu. Bir zamanların kudretli Birinci Hava Filosu’nun komutanlığına 1944 sonbaharında kısa bir süre önce atanan Amiral Takijiro Onishi’nin önünde imkânsız bir görev vardı. Pasifik’teki savaş Japon İmparatorluğu için kesinlikle olumsuz bir hal almıştı ve giderek güçlenen ABD Donanması, Japon Anavatan Adaları’nın kalbine saldırmaya hazırlanıyordu.
Ekim ayında Amerikan birlikleri Filipinler’deki Leyte Adası’na çıkarma yaptı. Bu olayın ardından Amiral Onishi, amansız Amerikan akınını durdurmak için tek seçeneğinin geleneksel hava taktiklerinden radikal bir şekilde ayrılmak olduğu sonucuna varmıştı. Destansı Leyte Körfezi Muharebesi devam ederken, kendisine bu radikal taktiği uygulama fırsatı verildi. Söz konusu radikal taktik, yüksek değerli düşman hedeflerine karşı havadan intihar görevleri gerçekleştirmekti. Savaş uçaklarıyla Pasifik’te yıkıma yol açan ABD Donanması’nın uçak gemileri özellikle hedef alınacaktı.

Fotoğraf: ABD Uçak Gemisi Grubu Leyte Körfezi açıklarında saldırı altında
Amiral Onishi ilk başta intihar saldırısı kavramına karşı çıkmıştı. Ancak bazı pilotlar, İmparator Hirohito için ölme hevesiyle kendilerini daha önceki günlerde feda etmeye başlamışlardı. Pilotlar isabet almış uçaklarıyla kasten Amerikan gemilerine çarpmış ya da en başından bu amaçla havalanmışlardı. Amiral Onishi’nin komutanlık yaptığı dönemde bu fikir onaylanmış bir askerî hareket tarzı haline geldi. Çünkü gelinen durumun açık umutsuzluğu amiralin bakış açısını değiştirmesine neden olmuştu.
Haziran 1944’te yapılan Filipin Denizi Muharebesi sırasında Japon uçak gemilerinin hava gücü neredeyse tamamen yok edilmişti. Aslında Japon yenilgisi o kadar büyüktü ki Amerikalı savaş pilotları muharebenin hava boyutunu tanımlamak için “Mariana Takımadaları Büyük Hindi Avı” tabirini kullanmışlardı.
Bunun ardından Ekim ayı ortalarında ABD uçak gemilerine bağlı uçaklar Formosa Adası’ndaki Japon tesislerine bir dizi baskın düzenledi. Japonların uçak ve pilot kayıpları yine önemli boyutlardayken, Caroline Adaları’ndaki Truk ve Palau üslerine yapılan Amerikan akınları daha da büyük kayıplara yol açmıştı. Bu son saldırılarda Japon İmparatorluk Donanması ve Ordusu toplamda 800’den fazla uçak kaybetmişti. Böylesine yıkıcı kayıpların yeri doldurulamazdı.
Amiral Onishi’nin elinde artık birçoğu eskimiş olan yaklaşık 150 uçak kalmıştı. Amiral bu uçakların ve kendini işine adamış ama iyi eğitim almamış pilotlarının, geleneksel taktikleri kullanmaya devam etmeleri halinde, genişlemekte olan Leyte Körfezi Muharebesi sırasında da benzer bir kaderle karşılaşacaklarını anlamıştı.
Yükselen Güneş için Kurban
Yıllarca üst düzey komutanlık yapan Amiral Onishi, harekete geçmeye istekli bir subay olarak ün yapmıştı. Ekim ayı başlarında Beşinci Üs Hava Kuvvetleri’nin komutasını almak üzere Manila’ya vardığı zaman, yaklaşan düşmana karşı Filipinler’i koruma görevinin başarılamayacağını hemen fark etti. Elindeki kuvvetler bu iş için yetersizdi ve imha edilmekle karşı karşıyaydı.
Ancak çok geçmeden Amiral Onishi, Japonya’ya katkıda bulunmak için canını vermeye niyetli bir deniz subayının fedakârlığından haberdar oldu. Bu subay, eski dönemlerdeki savaşçıların davranışlarını şekillendiren ve imparator için ölmenin en asil davranış olduğunu savunan Bushido felsefesine uygun davranıyordu. Manila’da konuşlu 26. Hava Filosu’nun 49 yaşındaki komutanı Amiral Masafumi Arima, 15 Ekim’de patlayıcı yüklü bir Mitsubishi G4M “Betty” modeli bombardıman uçağını kasıtlı olarak bir Amerikan uçak gemisinin güvertesine çarptırarak hayatını feda etmeye karar vermişti.
Amiral Arima uçuş kıyafetindeki rütbe işaretlerini çıkardı ve “Betty” modeli uçağına tırmandı. Hedefe doğru uçtu ve kısa süre sonra kuvvetli bir düşman uçaksavar perdesiyle karşılaştı. İsabet eden mermiler uçağını delik deşik etti ve Arima, intihar görevini tamamlayamadan havada infilak etti. Ancak Amiral Arima’nın kahramanlığı ve savaşın gidişatını ülkesinin lehine çevirmek için ölmeye hazır olduğu kulaktan kulağa yayıldı. Amiral Onishi, bu tür cesarete sahip askerlerin Arima örneğinden cesaret alarak savaşta şanlı bir ölümü isteyebileceklerini, hatta bu süreçte belki de Pasifik Cephesi’ndeki muharebelerin gidişatını değiştirebileceklerini düşündü. Amiral Onishi, intihar görevleri fikrini şahsen kabul ettikten sonra, bunlar oldukça hızlı bir şekilde uygulanmaya başlandı. Her ne kadar Onishi intihar görevlerinin önde gelen taraftarı olarak hatırlansa da giderek artan sayıda subay arkadaşı bu çaresiz önlemi yerine getirmek için talepte bulunmaya başlamıştı bile.

Solda: Teğmen Yukio Seki, Leyte Körfezi’nde ABD Donanmasına karşı düzenlenen ilk Kamikaze görevlerine liderlik ederken hayatını kaybetti.
Sağda: Amiral Takijiro Onishi, Leyte Körfezi Muharebesi sırasında ve sonrasında görevlendirilen Japon Kamikaze filolarının “babası” oldu
Amiral Onishi konuyu Tokyo’daki üst düzey komutanlara ve donanma komuta kademesine açınca, bu “özel görevlerin” sadece gönüllü havacılar tarafından yürütülecek olmasına kuvvetli bir itiraz gelmedi. Onishi bu görevin gerekçesini de şöyle açıkladı: “Karada dursalar bombalanırlar, havada kalsalar vurulurlar. Bu üzücü hem de çok üzücü. Öte yandan genç adamlara güzel bir ölüm bahşetmek, buna Tokko denir ve sempati göstermek de böyle bir şeydir.”
“Tokko” ve “Shinpu” kelimeleri Japonların kendilerini feda etme felsefesiyle ilişkilendirilen çeşitli tanımlayıcı terimler arasındadır. Bunlardan en bilineni ise 1281 yılında anavatan adalarının açıklarında istilacı bir Moğol filosunu yok eden büyük fırtınaya atıfta bulunan ve “İlahi Rüzgâr” anlamına gelen “Kamikaze”dir. Amiral Onishi yeni intihar taktiğini uygulayacak birlik olarak 201. Hava Grubunu seçti. Onishi, 19 Ekim’de birliğin karargâhını ziyaret etti.
Burada, Teğmen Yukio Seki liderliğinde toplanan pilotlara yaptığı konuşmada, büyük bir deniz muharebesinin devam ettiğini belirterek buna verilecek hava desteğinin en iyi pilotların 550 libre (250 kg) bomba yüklü Mitsubishi A6M Zero uçaklarını Amerikan savaş gemilerine çarptırarak onları etkisiz hale getirmeleri ya da batırmalarıyla sağlanabileceğini ifade etti.

Fotoğraf: Manila Körfezi’nde saldırıya uğrayan bir Japon savaş gemisi hızla dönüş yapıyor
Amiral Onishi toplanan havacılara konuşurken sözlerine şöyle devam etti: “Durum o kadar vahim ki imparatorluğun kaderi icra edeceğimiz Sho Operasyonu’nun sonucuna bağlıdır. Yapılacak görevler belirlendi. Amiral Kurita komutasındaki bir deniz kuvveti Leyte Körfezi’ne girecek ve orada bulunan düşman su üstü birliklerini imha edecektir. Birinci Hava Filosu, düşman uçak gemilerini en az bir hafta süreyle etkisiz hale getirerek bu görevi desteklemek üzere görevlendirilmiştir. Kanımca bu ancak uçak gemilerinin uçak pistlerine çarpma dalışı yapılarak başarılabilir.”
Bu iş için gönüllü olan pilotlardan teşkil edilen 23 kişilik ilk gruba “Shinpu” adı verildi ve bu grup dört alt bölüme ayrıldı. Alt bölümlerin her birine vatanseverlikle alakalı isimler verildi: Yamazakura, dağ kirazı çiçekleri; Asahi ise sabah güneşi anlamına geliyordu. Yamato eski bir Japon adıydı, Shikishima ise ülkede kullanılan başka bir şiirsel isimdi. Ertesi akşam Güneybatı Bölge Kuvvetleri karargâhında bir toplantı yapıldı ve Amiral Onishi, Özel Taarruz Filosu için son onayı amiri ve aynı zamanda Güneybatı Bölgesi Filo Komutanı olan Koramiral Gunichi Mikawa’dan aldı.
Modern Samuray
Teğmen Yukio Seki o tarihte 23 yaşındaydı. Ehime Vilayeti’nin Saijo Şehri’nde doğmuş, Eta Jima’da bulunan İmparatorluk Deniz Harp Okulu’nun 70’inci yıl mezunlarındandı. Savaşın daha önceki zamanlarında çeşitli görevlerde bulunmuş ve Kasumigaura’daki denizcilik okulunda eğitmenlik yapmıştı. Leyte Körfezi Muharebesi’nin arifesinde 20 Ekim’deki olaylar gelişirken, Teğmen Seki’ye ilk Özel Saldırı Filosuna komuta etme fırsatı verildi. Bazı raporlarda Seki’nin cevap vermeden önce on saniye kadar düşünceli bir şekilde durakladıktan sonra “Lütfen beni bu göreve atayın.” dediği belirtilmektedir.
Diğer kaynaklar ise Teğmen Seki’nin kendi ölümüyle yüzleştiğinde saygılı ama suskun olduğunu yazmaktadır. Japon İmparatorluğu’nun resmi haber ajansı Domei Tsushinsha’nın bir muhabiri, son uçuşundan önce Seki ile bir mülakat yapmıştır. Bu görüşme sırasında ne vatanseverlik duygusunu ne de Bushido felsefesinin ateşlediği coşkuyu sergileyen Seki, muhabir Masashi Onoda’ya açıkça şunları söylemişti: “En iyi pilotlarından birini öldürmek zorunda kalması halinde Japonya’nın geleceği karanlık olacaktır. Bu göreve imparator ya da imparatorluk için gitmiyorum. Bana emir verildiği için gidiyorum!”
Diğer genç Japon havacılar ise imparator için ölme konusunda hevesliydiler. Eğitim ve kültürel geçmişleri onlara Krizantem Tahtı’nı işgal eden ve tanrı-insan olarak kabul edilen İmparator için bir görev duygusu aşılamıştı. O pilotlara hayatlarının imparatora ait olduğu ve onun hizmetinde ölmenin en büyük onur olduğu öğretilmişti. Bir Kamikaze pilotu ailesine bir veda mektubu yazdı ve bu inancında kararlıydı. Sözleri şöyleydi: “Lütfen beni tebrik edin! Ölmek için bana muhteşem bir fırsat verildi. Bu benim son günüm. Anavatanımızın kaderi, güneydeki denizlerde, ışıltılı bir kiraz ağacından kopan bir çiçek gibi düşeceğim nihai muharebeye bağlı... ölümlerimiz kristalin paramparça olması kadar ani ve temiz olsun!”
Kişisel kanaatleri ne olursa olsun, saldırılara katılmak için gönüllü olan 23 genç savaş pilotunun bir araya gelmesinden sonra intihar gruplarının teşkili hızlıca devam etti. Bu pilotlar, Pasifik Cephesi’ndeki muharebeler sırasında intihar saldırılarında hayatlarını kaybeden yaklaşık 3.800 Kamikaze havacısının öncüleri olacaklardı. Kamikazelerin Müttefik donanma personeline en az 10.000 kayıp verdirdiği ve her türden yaklaşık 400 gemiyi batırdığı ya da hasar verdiğine inanılmaktadır. Kamikazeler çatışmanın gidişatını değiştirememiş olsalar da Leyte Körfezi Muharebesi’nden sonra bunların kullanılması Japon Yüksek Komutanlığı’nın temel stratejilerinden biri haline gelmişlerdi.
İlk Girişimler
Teğmen Seki, 21 Ekim 1944’te Amerikan savaş gemilerine uçaklarla çarpmayı amaçlayan ilk Japon hava saldırısını yönetti. Sabah saat 9’da Shikishima Grubu’na ait beş adet Mitsubishi A6M Zero avcı uçağı Mabalacat Havaalanı’ndan havalanarak Filipinler’in doğusunda ve Leyte Adası’nın kuzeyindeki sularda hedef aradı. Ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve uçaklar geri döndü. Üç gün daha benzer şekilde sortiler yapıldıysa da kötü hava koşulları arama alanını sınırladı ve amaçlanan hiçbir faaliyet gerçekleştirilemedi.
Yamato Grubu’na 21 Ekim sabahı Cebu Adası’na gitme emri verildi ve burada Zero avcı uçaklarından beşi günün ilerleyen saatlerinde havaalanını bombalayan Amerikan Grumman F6F Hellcat uçakları tarafından tahrip edildi. İlk başta yaşanan bu aksiliğe rağmen, Yamato Grubu’na bağlı geri kalan üç uçak öğleden sonra Leyte açıklarında olduğu bildirilen bir Amerikan uçak gemisi grubunu avlamak üzere havalandı. Uçuş lideri diğer iki pilota Cebu’ya dönmelerini emretti. Ancak lider, yaklaşan düşmana doğru tek başına ilerlemeyi tercih etti ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Eş zamanlı olarak Asahi Grubu’na Mindanao Adası’ndaki Davao şehrine bir Kamikaze operasyonu düzenlemesi emri verildi.
Motivasyonu yüksek pilotlar arasında hayal kırıklığı artmaya başlamıştı; ancak 24 Ekim’de Amerikan gemileriyle kesin olmayan ilk intihar teması gerçekleşti. USS Sonoma adlı filo römorkörü 20 Ekim’de Leyte Körfezi’ne girmiş ve San Pedro Körfezi’ndeki ikmal gemilerine yardım etmeye başlamıştı. Dört gün sonra römorkör Augustus Thomas adlı yük gemisinden henüz ayrılmıştı ki tepesinde bir Mitsubishi G4M “Betty” bombardıman uçağı belirdi. Sonoma sancak tarafındaki silahlarıyla ateş açtı ve Japon uçağı alevler içinde kaldı ve hemen arkasından römorkörün sancak tarafına çarptı. Ardından gelen bir dizi infilak ciddi hasara neden olurken gemiyi karaya oturtma çabaları sonuç vermedi. Birkaç saat sonra Sonoma sığ suda battı.
Augustus Thomas adlı gemi, bir Japon uçağının iki Amerikan gemisinin arasına düşmesi sonucu hasar almış ve batmasını önlemek için karaya oturtulmuştu. Bu olayla ilgili raporlar tek bir Betty uçağının mı yoksa iki bombardıman uçağının mı hasara yol açtığı konusunda biraz çelişkilidir. Ayrıca, Japon pilotların niyetine ilişkin bazı varsayımlar da mevcuttur. Eğer bir intihar saldırısının gerçekleştirmeleri emredilmişse, USS Sonoma, Kamikaze’lerin verdiği hasara yenik düşen ilk ABD donanma gemisi olarak kabul edilebilir.
Ayın 21’inde başka bir yerde, Leyte kıyı başında bulunan LCI(L) 1065 numaralı Amerikan gemisine karşı münferit bir intihar saldırısı gerçekleştirildi. LCI(L) 1065, 200 kadar muharip piyade askeri ve çeşitli teçhizat taşımak üzere tasarlanmış küçük bir piyade çıkarma gemisiydi. Kaynaklar LCI(L) 1065’e çarpan Japon uçağının tipinin “Betty” ya da Mitsubishi Ki-21 “Sally” olduğu konusunda farklı bilgiler vermektedir. Kayıtlar, ölümcül saldırı meydana gelirken söz konusu iki uçağın da havada olduğunu; geminin hızla batmasıyla yedi denizcinin öldüğünü, dokuzunun yaralandığını ve beşinin de kaybolduğunu göstermektedir.
Bu sortiler Amiral Onishi’nin Özel Saldırı birimleri tarafından gerçekleştirilmemiştir ve bunların intihar görevi olarak tasarlanıp tasarlanmadıkları belirsizliğini korumaktadır. Bununla birlikte, bu saldırılar kısa süre sonra gelecek olan kasırganın habercisiydiler.
Samar Açıklarında İntihar
ABD Donanması Yedinci Filosu’nun eskort (refakatçı, küçük) uçak gemileri etrafında oluşan 77.4.1, 77.4.2 ve 77.4.3 Görev Grupları, çıkarma plajlarını ve Leyte Körfezi açıklarındaki ikmal gemilerini korumak üzere 25 Ekim sabahı geride bırakılmışlardı. Taffy 1, Taffy 2 ve Taffy 3 olarak numaralandırılan ve ‘jeep carrier’ olarak adlandırılan küçük eskort uçak gemilerden oluşan bu gruplar, karadaki birlikleri desteklemek üzere muharebe hava devriyeleri ve taarruz uçakları havalandırmaya hazırlanırken, muhripler ve korvetler de Japon denizaltılarına karşı teyakkuzda bekliyorlardı.
Ancak sabah saat 6:30’dan hemen sonra, Amiral Clifton A. F. Sprague komutasındaki grupların en kuzeyinde bulunan Taffy 3, Amiral Takeo Kurita komutasındaki ağır Japon savaş gemilerinin saldırısına uğradı. Bunların arasında 18 inçlik (457 mm çapında) topları olan süper zırhlı Yamato gemisi de bulunuyordu. Taffy 3 grubuna mensup Amerikan gemilerindeki en büyük kalibreli top ise sadece 5 inç (127 mm) çapındaydı. Taffy 3’ün denizcileri hayatları pahasına savaşıp canla başla direnerek Amiral Kurita’yı, çıkarma bölgesinin girişini tutan küçük gemilerden çok daha güçlü bir kuvvetle karşılaştığına ikna etmişlerdi. Müthiş bir zaferin eşiğinde olan Amiral Kurita, kararlılığını yitirerek görev gücüne geri çekilme emri verdi.
Amiral Sprague ve Taffy 3 grubu, yaralarını sarmak ve bu orantısız saldırıda kaybedilen kahraman destroyer ve korvetlerin mürettebatından hayatta kalanları toplamak için kaderleriyle baş başa kaldılar.
Ancak günün çilesi henüz bitmemişti. Taffy 1 ve Taffy 2 grubu Amiral Kurita’nın yüzey gemilerinin saldırısından kurtulmuş olsa da üç Taffy grubu da kısa süre sonra bir dizi Kamikaze saldırısına maruz kaldı. Amerikan uçak gemileri Leyte ve Samar Adası’nın doğusundaki sularda faaliyet gösterirken, Japonların ilk intihar filoları tarafından tespit edildiler. Sabah saat 7:30 sularında, gemi radarından gelen erken uyarıya rağmen Taffy 1 grubu vuruldu.
Davao’dan havalanan altı adet Zero uçağı, bulut örtüsünden yararlanmıştı. Söz konusu uçakların sayılarının nispeten az olması gözle tespit edilmelerini zorlaştırıyordu.
Bir Kamikaze, USS Santee adlı ABD uçak gemisinin uçuş güvertesine iskele tarafından çarparak hangar güvertesine girdi ve uçağın taşıdığı bomba patladı. Patlamanın göreve hazırlanan Grumman TBF Avenger bombardıman uçaklarının arasında patlaması neticesinde yaklaşık 4,5 metreye 9 metre ebadında bir delik açıldı. Bu olay sırasında Amerikalıların şansı yaver gitmiş ve yakınlarda bulunan sekiz bomba patlamamıştı. Ayrıca çıkan yangın, yapılan hasar kontrol çalışmaları sayesinde birkaç dakika içinde kontrol altına alınmıştı. Sabah 8’den hemen önce bir Japon denizaltısından atılan torpido ise USS Santee’nin sancak tarafına isabet ederek geminin önemli miktarda su almasına neden oldu. Kamikaze saldırısında USS Santee’nin on altı personeli ölmüş ve 27’si yaralanmışsa da küçük uçak gemisi batmadan kurtulmayı başardı.
Bu sırada Taffy 1 grubundaki bütün uçaksavarlar kullanılmaya başlanmış ve bunun bir sonucu olarak gökyüzünü mermi patlamaları kaplamıştı. İkinci bir Japon uçağı USS Suwannee uçak gemisinin üzerinde daireler çizmeye başladı ve bunun ardından pilot başka bir uçak gemisi olan USS Sangamon’a doğru ölümcül bir dalışa geçti. Tam bu sırada USS Suwannee’den atılan 127 mm çaplı bir mermi, gemiye çarpmasına kısa bir mesafe kala isabet ederek, spiral çizmeye başlayan uçağı karanlık sulara gönderdi. Üçüncü bir Kamikaze, USS Petrof Bay adlı uçak gemisinin hemen yakınında uçaksavar ateşiyle düşürüldü. Ayrıca USS Suwannee’den açılan isabetli ateş bir Kamikaze’yi daha düşürdü ve üçüncü bir Kamikaze’ye de hasar verdi. Bu Kamikaze, havada bir duman bulutu bıraktı ve hedefi olan USS Petrof Bay’den vazgeçerek USS Suwannee’ye doğru ilerlemeye devam etti. Pilot, Zero uçağıyla USS Suwannee’nin uçuş güvertesine ve geminin kıç asansörünün biraz ilerisine sırt üstü vaziyette çarptı. Uçaktaki bomba uçuş güvertesi ile hangar güvertesi arasında patladı. Ancak dikkat çekici derecede etkili yürütülen hasar kontrol çalışmaları yangının yayılmasını önledi. Uçuş güvertesinde oluşan 3 metreye 6 metre ebadındaki delik aceleyle onarıldı ve USS Suwannee sabah 10’dan hemen sonra hava operasyonlarına yeniden başladı.
Bir başka Kamikaze Zero, 26 Ekim günü saat 12:40’ta USS Suwannee’ye çarparak uçuş güvertesinde henüz inmiş olan bir torpido bombardıman uçağını hedef aldı. Çarpışma sonucunda iki uçak bir alev topu halinde patladı, ancak ikincil yangınlar yine kontrol altına alındı. USS Suwannee’nin iki günlük çilesinde 107 ölü ve 160 yaralı olmak üzere toplam 267 kayıp verilmişti. Bu arada Teğmen Seki, Mabalacat’tan kalkan beş intihar Zero uçağının lideriydi.
Onlara Teğmen Hiroyoshi Nishizawa’nın başında olduğu dört Zero uçağı refakat ediyordu. Kalkıştan kısa bir süre sonra uçağın önü Amerikan Hellcat avcı uçakları tarafından kesildi. Teğmen Nishizawa bunlardan ikisini savaştaki 86. ve 87. hava zaferi olarak vurdu. Ancak çatışma sırasında eskort ve intihar uçakları birbirinden ayrıldı. Yine de Teğmen Seki, kuşatılmış durumdaki Taffy 3 adlı uçak gemisi grubunu tespit etti. O sırada gruba dahil olan uçak gemileri, Amiral Kurita’nın kuvvetleriyle çatışmaya giren uçakları indirmeye çalışıyorlardı.
Kamikazeler Amerikan uçak gemilerindeki ani dikkat dağınıklığından yararlandılar ve radar tespitinden kaçınmak için alçaktan uçtular. Muharebe hava devriyelerinin yakıtı azalmıştı ve saldırgan uçaklar 5.000 fitin (1.524 m) üzerine çıkıncaya kadar tespit edilemediler. Alarm, ABD avcı uçaklarının etkili bir şekilde müdahale edemeyeceği kadar geç verilmişti.
İlk kamikaze saat 10:50’de USS Kitkun Bay adlı uçak gemisine dalış yaptı ve pilot geminin köprüsünü nişan noktası olarak kullandı. Uçak geminin üzerinden kükreyerek geçti ve denize düşmeden önce iskele tarafındaki yaya yoluna çarptı. Çarpma sonucunda uçakta bulunan bomba patladı ve gemide büyük hasar oluştu. İki Zero uçağı daha uçak gemisi USS Fanshaw Bay’e yöneldi ama bunlar çok yoğun uçaksavar ateşiyle vurularak düşürüldü. Diğer iki intihar uçağı, USS White Plains adlı uçak gemisinin üzerine dalmaya çalıştıysa da bunlar adı geçen ya da çevrede bulunan diğer savaş gemilerinden açılan yoğun ateşle uzaklaştırıldılar.

Fotoğraf: Bir Kamikaze uçağı tarafından vurulan USS Abner Read adlı muhripten çıkan dumanlar gökyüzünü kaplıyor
Görünüşe göre bu uçaklardan isabet almış olanı duman püskürterek uçak gemisi USS St. Lo’ya doğru döndü. Sanki iniş yapmaya niyetleniyormuş gibi, pilotun dalış açısını düzeltmek için bir an için yükseldiği, ardından 550 librelik (250 kg) bombasını bırakarak uçuş güvertesinin ortasına savrulduğu ve çok sayıda yangına yol açan uçak yakıtını ortalığa saçtığı görüldü. Bomba, USS St. Lo’nun hangar güvertesinde yakıt ikmali yapan ve bomba yüklenmekte olan uçaklar arasında büyük bir patlamaya yol açtı. Bir benzin borusu alev aldı ve bunun ardından altı adet ikincil patlama meydana geldi. Bu patlamaların geminin mühimmat depolarında bulunan bomba ve torpidoları infilak ettirmesiyle küçük geminin sonu geldi. USS St. Lo gemisi yarım saat içinde battı ve 889 kişilik mürettebatın yaklaşık yarısı hayatını kaybetti. USS St. Lo, Amiral Kurita’nın savaş gemileri ve kruvazörleriyle daha önce yaşanan çatışmada batırılan USS Gambier Bay’in ardından o gün Taffy 3 grubunun yitirdiği eskort tipi küçük uçak gemilerinin ikicisiydi.
Teğmen Seki’nin yaptığı göreve dair anlatılanlar birbirinden farklıdır. Bazıları aslında önce onun dalışa geçtiğini ve ardından USS St. Lo’ya çarptığını iddia etmektedir. Diğerleri ise onun USS Kalinin Bay adlı uçak gemisine saldırdığını ve iki geminin daha USS Kalinin Bay’a eşlik ettiğini belirtir. Bunlardan hangisi olursa olsun, Teğmen Seki saldırı sırasında öldü. USS Kalinin Bay iki Kamikaze tarafından vurulmuş, bunlardan biri uçuş güvertesinin iskele tarafına zarar vermiş, diğeri ise kıç iskele bacasını tahrip etmişti. Saldırıda mürettebattan beşi ölürken 55’i de yaralandı.
İkinci Ölümcül Gün
25 Ekim günü yapılan saldırıların sonuçlarından cesaret alan Japonlar, ertesi gün Cebu’dan havalanan kalan uçaklarıyla Kamikaze taarruzlarına devam ettiler. USS Suwannee adlı uçak gemisine ikinci intihar saldırısı gerçekleştirdiğinde, Grumman TBF Avenger modeli bir torpido bombardıman uçağı ön asansörün tepesinde duruyordu. Zero pilotu tarafından çarpılan bu uçak muazzam bir alev topuna dönüştü. Buna ek olarak, uçuş güvertesinin ön kısmında dokuz uçak daha bulunuyordu. Bunlar patlamadı ve büyük yangın iki saat içinde söndürüldü.
Aynı zaman dilimi içinde USS Petrof Bay adlı uçak gemisi de saldırıya uğradı. Zero uçaklarından birisi geminin sancak pruvasından sadece 18 m, diğeri ise geminin kuyruğundan sadece 4,5 m uzaklıkta denize düştü. Kısacası USS Petrof Bay saldırılardan kıl payı kurtulmuştu. Aynı zamanda USS Sangamon adlı uçak gemisi de bir intihar saldırısından kıl payı kurtulduğunu rapor etti.

Aniden Gelen Farkındalık
Amerikalılar, yapılan bu ilk Kamikaze saldırılarının ardından Japon intihar pilotlarının adanmışlığı ve şiddeti karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Düşmanın yeni taktiklerini çözmeye çalıştılar. Deneyimli bir topçu, radar ve atış kontrol subayı olan Koramiral Lloyd Mustin şunları söylüyordu: “Yaşanan karışıklığın yoğunluğu Kamikaze pilotunun yapabileceklerine bağlıdır. Neyin hedef olduğunu ve bunun ardından birçok hedeften hangisinin seçildiğini anlamak biraz karmaşık bir iştir. Bu, genellikle bir geminin savaş harekât merkezinde bulunan iyi eğitimli bir grup insana bağlı bir tanımlama sürecidir.”
ABD Donanması, Japonların çok sayıda Kamikaze uçağı kullanma niyetinin farkına vardıkça, muharebe hava devriyelerinin sayısı artırıldı. Radar operasyonlarının etkisini artırmak için erken uyarı görevi yapan gözcü gemileri kullanıldı. Uygulanan yenilikler ve gelişen teknoloji sayesinde kullanılan diğer taktikler de evrim geçirecekti.
Ancak, kararlı intihar pilotları Pasifik Cephesi’ndeki muharebelerin sonuna kadar ABD filosunu takibe devam etti. Bu saldırılardan en dramatik olanı da 1945 baharında Okinawa Adası açıklarındaki sularda yaşandı.
Bununla birlikte, Kamikaze saldırıları önemli ölçüde ölüm ve yıkıma yol açsa bile, intihar görevlerinin gerekçesi, başta Amiral Onishi olmak üzere, bunu uygulamaya geçirenlerin aslında savaşın kaybedildiğini kabul ettikleri gerçeğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu kişilerin, İmparatorluk Japonya’sını ezmeye niyetli Müttefik kuvvetleri savaşın son aylarında yenilgiye uğratılabileceğine dair umutları aslında bir yanılsamadan öteye gitmiyordu.












