Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
History Of War

İmparatorluğun yıkılışı

Bizans İmparatorluğu’nun 1453 yılında tamamen çökerek yıkılması hayal bile edilemez görünüyor olsa da, aslında bu çok gecikmiş bir sonuçtu.

Bizans İmparatorluğu, 1000 yılı aşkın tarihi boyunca inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. I. Justinianus (527-565) döneminde en geniş sınırlarına ulaşmış ve takip eden yüzyıllar boyunca Akdeniz kıyıları boyunca kontrol ettiği topraklar değişikliğe uğramıştır. Ancak, özellikle 1070 yılında Malazgirt Muharebesi’nde Bizanslıların Selçuklu Türklerine yenilmesinden sonra, imparatorluk 15. yüzyılın ortalarına gelinceye kadar yüzyıllar süren bir gerileme dönemi yaşamıştır.

Malazgirt Muharebesi’nde Levant ve Anadolu’nun büyük bir bölümü kaybedilmiştir. Ayrıca Bizans İmparatoru IV. Romanus esir alınmış ve imparatorluk on yıl sürecek bir iç savaşa sürüklenmiştir. Bu iç çatışmanın ardından yeni Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos (1080-1118) Batı Avrupa’daki hükümdarlardan yardım istemiştir.

Bu çağrı, Kutsal Toprakları (İsrail, Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye’nin bir bölümünü kapsayan bölge) Hristiyanlık için geri almak amacıyla, ilki 1096-1099 yılları arasında olacak şekilde, Haçlı Seferleri’nin yapılmasına yol açtı. Birinci Haçlı Seferi büyük bir başarıyla sonuçlandı. Kudüs’ü yeniden ele geçirmelerinin yanı sıra, deniz ötesi anlamına gelen “Outremer” olarak da bilinen Haçlı Devletleri (Kudüs Krallığı, Antakya Prensliği, Edessa yani Urfa Kontluğu ve Trablus Kontluğu) kuruldu.

Bu başarı, Bizans topraklarının yeniden genişlemesini sağlamış olsa da aslında I. Aleksios’un mecburen yaptığı yardım talebinin altında yatan devletin zayıflığını maskelemiştir. İşin özü; Bizans İmparatorluğu artık baskın bir askerî güç değildi ve eski ihtişamını sürdürmek için müttefiklere ihtiyaç duyuyordu. Bizans ordusunun bu dönemde birden fazla kez yenilgiye uğraması ve yüz kızartıcı hallere düşmesi, en iyi günlerinin artık geride kaldığını gösteriyordu. Dahası, Bizans’ın müttefikleri son derece güvenilmezdi.

Bunlar küçük, hesapçı ve bencil güçler olup kısa sürede kendi aralarında çatışmaya başlamışlardır. Ayrıca bu devletler Bizans İmparatorluğu’na karşı hiçbir yakınlık beslemiyorlardı. Bizans kendisini Roma İmparatorluğu’nun halefi olarak kabul ederken, bu müttefiklerin hiçbiri kendini eski Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olarak görmüyordu. Bunun yerine, bu güvenilmez müttefikler kendilerini tamamen bağımsız, Bizans’a eşit ve belki de en önemlisi, ondan farklı görüyorlardı.

Yakın Doğu’nun görünüşte durdurulamaz Müslüman fetihlerine karşı Hristiyan olmalarına rağmen, Batılı müttefik devletler kendilerini Bizanslılardan farklı kabul ediyorlardı. Batı Avrupa krallıkları, Rum Ortodoks Bizanslılardan farklı olan Latin Katoliklerdi.

Yaşanan bu gerilim ve Bizans’ın batılı müttefiklerinin güvenilmez olduğu Dördüncü Haçlı Seferi’nde (1202-1204) çok canlı şekilde ortaya çıktı. Batılı Haçlılar Kudüs’ü yeniden ele geçirmeye çalışmak ve Mısır’a taarruz etmek yerine Konstantinopolis’i yağmaladılar. Bu çok büyük bir felaketti ve Bizans İmparatorluğu’nun çöküşünü daha da açık bir şekilde gözler önüne serdi.

Bizans İmparatorluğu müttefiklerinin başkent Konstantinopolis’i yağmalamalarını engellemekte başarısız kalınca, bu durum diğer topraklarının Franklar ve Bizanslılar arasında paylaşılmasına yol açtı. Bölünme sonucunda Venedik Cumhuriyeti ve Bizans İmparatorluğu’nun yerini alması amacıyla Konstantinopolis merkezli Latin İmparatorluğu kuruldu. Eski Bizanslılar İznik, Trabzon ve Epir’de (Arnavutluk ve Batı Yunanistan) devletler kurdular.

13. yüzyılın geri kalan bölümünde Bizanslılar eski müttefikleriyle savaştı ve 1261’e kadar kaybedilen toprakların kontrolünü geri kazanarak tahtta yeniden bir Yunan imparatoru çıkardılar. Ancak bu olay, Bizans’ın talihinin iyiye dönmesi anlamına gelmiyordu. Outremer 1291 yılına gelindiğinde Müslüman fetihleri tarafından tamamen yenilgiye uğratıldı. Bu kapsamda; Edessa (Urfa) 1144’te, Antakya 1268’de, Kudüs 1287’de, Trablus 1289’da ve Akka 1291’de düştü. Kudüs’ü ele geçiren komutan Selahaddin Eyyubi idi.

Konstantinopolis ve imparatorluk üzerinde Bizans kontrolünün yeniden tesis edilmesi, Bizans etkisinin yeniden canlanacağı anlamına gelebilirdi. Ancak ne yazık ki tahmin edilebileceği gibi durum böyle olmadı. 14. yüzyıl, Bizans tahtında hak iddia edenler, dış tehditlerle yüzleşmek yerine kaynakları ve insanları israf eden bir dizi iç savaşa giriştiler. Nihayetinde bu savaşlar Bizans İmparatorluğu’nun sonunu getirecekti.

Osmanlı Beyliği, 1299 yılında kuzeybatı Anadolu’da Bizans topraklarının sınırında kurulan birkaç beylik arasında küçük bir beylik olarak ortaya çıktı. Osmanlılar daha sonra Anadolu’da sürekli büyüyen bir imparatorluk kurdular ve kuşatma savaşlarında büyük bir yetkinliğe ulaştılar. Osmanlı yayılması Sultanı II. Mehmet’in yönetiminde Konstantinopolis’e dayanınca, zayıflamış Bizans devleti genişleyen bir imparatorluğun başında olan genç bir fatihle karşılaştı. II. Mehmet o dönemde sadece 21 yaşındaydı. Bu her ne kadar şoke edici olsa da Konstantinopolis (İstanbul) 29 Mayıs 1453’ten çok daha erken bir tarihte düşmüş olabilirdi.


© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo