
Kaan Yarman ile İstanbul’da 24 Saat
SEVDA BARANDIR SUNGURTEKİN
İstanbul’da bir gününüz nasıl geçiyor?
Benim geleneksel uyanış saatim sabah 9’dur. Her sabah 10:00’da fitness veya boksa giderim. 11:30’da öğlen yemeğine otururum. Spor sonrası beyaz et beni daha mutlu ettiği için genellikle Günaydın’a veya Beyaz Fırın’a giderim. Beyaz Fırın’da tabuleli tavuk hem protein hem de kaliteli karbonhidrat olarak kalbimi okşuyor. Saat 13:00’te yüzmeye, pilatese veya tenis dersine gidiyorum. Yeme düzenin 3 yaşında bir çocuğa benzer. Az yerim ama 2 saatte bir acıkırım. O yüzden saat 14:30 civarı kahve içip yanında granola tarzı bir şeyler atıştırırım. Kahve gurusu olduğum söylenemez; ancak bahçeli havadar mekânları daha çok seviyorum. Club Sporium’un içinde havuz başında yer alan Alfie kafeyi, Etiler Alkent’in içindeki Minoa’yı çok severim. Hafta içi 16:00-21:00 arası çekim yapmakla veya içerik girmekle geçer. Sonrasında evde hafif bir şeyler atıştırıp ertesi günü planlarım.
“Hobim, dışarıda yemek”
Sabah güne nasıl başlıyorsunuz? Kahvaltı için favori adresleriniz var mı? Spor yapıyor musunuz, günün hangi saatinde?
Ben dışarıda olmayı çok seven biriyim. Kimi parasını motorsiklete, kimi figür koleksiyonuna kimi arabasına harcar. Benim hobim de dışarıda yemek yemektir. O yüzden imkanım yettiği kadar dışarıda yemek yemeye bütçe ayırmaya çalışırım. Sabah kahvaltısında klasik bir kahvaltı yapmak istersem 2005’ten beri Rumeli Hisarı’ndaki Kale vazgeçilmezim. Ekmek üstü veya eggs benedict tarzı bir şeyler yemek istersem Küçük Bebek’te Hidden House’u çok severim. Klasikler sıktı, hep aynı şeyleri yiyoruz dediğim dönemde de Maybe’ye giderim. Maybe’de favorim de Cristo’dur. Haftada 3 kez fitness’a gidiyorum. Fitness’a başlama sebebim vücut geliştirmek değildi. Beni sabah 9’da uyandıracak bir şeye ihtiyacım vardı. Spor hocama vücut geliştirmeye uygun bir yaşam ve yeme düzenim olmadığını, o yüzden iyi bir öğrenci olamayabileceğimi söyledim. O da sağolsun “Ben de çok iyi bir hoca değilim; ama sohbetim güzeldir” dedi. Bir de şöyle bir şey ekledi “Burası sadece bir fitness salonu değil. Terapi merkezi, aldığın doğru ve yanlış kararlarda seni destekleme merkezi, dert dinleme ve dinlediğin derde ortak olma merkezi”... 5 yıldır haftada 3 kez gidiyorum. Vücudumda hiçbir değişiklik ya da kaslanma olmadı; ama sayesinde terapiste veya yaşam koçuna para vermiyorum. Uyku ve yaşam düzenim de oturdu. Daha ne isterim. Bunun üstüne haftada 1 tenis, 2 boks eklendi. Son 3 aydır da yüzme ve pilatese gidiyorum.
Öğle saatlerinde genelde nerede olursunuz? Yemek için nereyi/nereleri tercih edersiniz? Bir öğleden sonrası için planınızda neler olur?
Öğlen saatlerinde genelde sporlardan birinden çıkmış oluyorum. Sonrasında protein almak için genelde beyaz et tercih ediyorum. Eğer Sarıyer tarafındaysam İstinyepark’taki İstinye Tavukçusu veya Özkanatçı Kardeşler’i tercih ederim. Beşiktaş taraflarındaysam Arnavutköy’deki Mert restorana giderim. Tavuk şişi ve domatesli salatası olağan üstüdür tavsiye ederim. Eğer garanti bir yer arıyorsam da Beyaz Fırın’a veya Günaydın’a giderim.
Akşamları genellikle neler yapar, nerelere gidersiniz? Yemek, gösteri, etkinlik, müzik dinlemek vs…
Akşamları yeni yerler keşfetmeyi, özellikle de balık yemeyi çok severim. 2011 yılından beri Arnavutköy’deki Mira Balık’ın bendeki yeri ayrıdır. Şiir gibi servisi ve kemik bir müşteri kitlesi vardır. Özel bir günde veya bir misafirim olduğunda genellikle Alaf Kuruçeşme’yi tercih ederim. Servisten yemeğe, rezervasyon için telefonda konuşurken bile her şeyleri çok özenlidir. Eğer manzaralı, içine deniz çekmeli, ne güzelsin İstanbul demeli bir yer istersem de Anadolu Hisarı’nda Uskumru veya Rumeli Kavağı’ndaki Güzel Yer restoranı tercih ederim. Vakit buldukça tiyatro ve müzikal gibi sahne sanatlarına gitmeye çalışırım. New York’ta izlediğim Sleep No More’a bayılmıştım. Türkiye’de izlediklerim arasında Afife’nin yeri ayrıdır. Hipnotize olmuş gibi izlemiştim. Onun dışında Küheylan ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü de müthişti.












