
Kapadokya ve Mardin karışımı bir İtalyan: Matera
Yazı: Yaprak Gürdal
İtalya’nın Basilicata bölgesinde yer alan Matera, Gravina Kanyonu’nun tepelerindeki kayalara oyularak inşa edilen kilise ve evlerden oluşan bir yerleşim. Burası dünyanın en eski sürekli yerleşim yerlerinden biri, hatta buradaki ilk yerleşim Paleolitik döneme tarihlenirken daha sonraki yerleşimler insanlık tarihinin bir dizi önemli aşamasını gösteriyor.
Matera’ya geldiğinizde ‘sassi’ olarak bilinen antik mahallelerde geziniyor, otel ve restoranlara döndürülen mağaralara hayran kalıyorsunuz. Murgia’nın doğal mağaralarına inşa edilen evler, kiliseler, manastırlar ve inziva yerlerinden oluşan Sassi ve Matera Rupestria Kiliseleri Parkı; UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunuyor.
Tarihine baktığımızda Matera’nın ünlü isimlere ev sahipliği yaptığını da görüyoruz. Örneğin Dr. Carlo Levi, kurucularından ve yöneticilerinden olduğu antifaşist Giustizia e Libertà (Adalet ve Özgürlük) grubu nedeniyle faşist hükûmet tarafından bugünkü adı Basilicata olan güney İtalya’daki Lucania bölgesine sürülmüş. Matera da sürgünden önce uğradığı yer olmuş.

Ünlü filmlerin çekildiği yer
Matera uzun yıllar boyunca adını çok duyurmamış olsa da 1993’te UNESCO Dünya Mirası Alanı, 2019’da Avrupa Kültür Başkenti ilan edilince ilgi çekmeye başladı. Mel Gibson’un başrol oynadığı, 2004 yapımı ‘The Passion of the Christ (Tutku - İsa Mesih’in Çilesi)’, 2021 yapımı James Bond filmi ‘Ölmek İçin Zaman Yok’ gibi filmler de burada çekilince kentin kaderiiyice değişti. Mağaraların çoğu şık otellere ve restoranlara dönüştürüldü. Matera böylece turistlere tüm zenginliğini ve güzelliğini cömertçe sunan bir yer hâline geldi.
Matera’da mağaralarda bolca geçirmeniz mümkün. Bir mağarada konaklayabiliyor, bir diğerinde yemek yiyebiliyor ya da modern heykelleri izleyebiliyorsunuz.
Burası benim gözümde güney İtalya rotalarının en etkileyicisi. İtalya’da pek çok yere gittim ve bu tecrübeye dayanarak bana “Nereyi tavsiye edersin” diye sorsalar, cevabım kesinlikle Matera olur.
Sassi di Matera, şehrin eski mağara evleriyle ünlü Sasso Caveoso ve Sasso Barisano bölgelerine deniyor. Burada tarih öncesi ilk insan yerleşimine dair izler görülüyor. Bölge Sassi ve Matera Rupestria Kiliseleri Parkı olarak UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunuyor.

Şehirde çok sayıda da yer altı sarnıcı var. Piazza Vittorio Veneto’nun altında yer alan ve bu sarnıçların en büyüğü olan sarnıca SuKatedrali (Palombaro Lungo) adı veriliyor. Tüf kayalara oyulan sarnıç, su geçirmez özel sıvayla kaplanmış. Çevre tepelerden gelen yağmur suyu ve kaynak sularını toplayan on beş metre yüksekliğindeki sarnıç, yaklaşık beş milyon litre su kapasitesine ulaşabiliyor.
Eğer şehrin en eski kısmının tepesine çıkarsanız Noha Evi (Casa Noha) dikkat çekiyor. 15’inci yüzyıla tarihlenen ev, bir zamanlarsoylu Noha ailesinin ikametgâhıymış. Bir mağaranın içinde yer alan, tüf çerçeveler ve oymalarla süslenen ev, dönemin özel mimarisinin en iyi örneği kabul ediliyor. İtalya’nın fiziki mirasına ait unsurları korumayı hedefleyen FAI İtalyan Çevre Fonu (FondoAmbiente Italiano), 2004 yılında Noha Evi’ni satın aldı. Evde bölgenin öyküsünü mimari, sanat ve arkeoloji perspektiflerinden anlatan bir multimedya sunumu gösteriliyor.

Müzeler ve kiliseler arasında
Müzeler içinde en önemlisiyse kuşkusuz Matera Ulusal Müzesi. Burası, Ridola Müzesi ve Palazzo Lanfranchi’dan oluşuyor. Domenico Ridola Ulusal Arkeoloji Müzesi (Museo Archeologico Nazionale Domeni co Ridola), bölgede birçok kazı yapan ve en önemli koleksiyonlarının tamamını ülkeye bağışlayan arkeolog Senatör Domenico Ridola’nın emriyle kurulmuş ve onun adını almış. Müzede bölgedeki en eski insan yerleşiminden kalan eserler sergileniyor.
Piazza Pascoli’ye bakan Palazzo Lanfranchi (Basilicata Ulusal Orta Çağ ve Modern Sanat Müzesi - The National Museum of Medieval and Modern Art of Basilicata), şehirdeki 17’nci yüzyıl mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Yapı, Monsenyör Lanfranchi’nin isteği üzerine 1668-1672 yılları arasında inşa edilmiş. Bana en ilginç gelen kiliselerden biriyse Araf Kilisesi. Kilise 1725-1747 yılları arasında inşa edilmiş. Diğer araf kiliseleri gibi bu kilise de cennetle cehennem arasında sıkışıp kalan ruhlar adına dua edebilecek bir yer olarak yapılmış.

İkonik Sassi di Matera bölgesinin hemen dışında yer alan bu barok kilise; çok sayıda kafatasları, iskeletler ve ölümle ilgili diğer dekorlarla ilginç bir şekilde süslenmiş. Matera’da her köşenin büyüleyici bir güzelliği var. Seyir teraslarından şehri izlerken de, ara sokaklarda kaybolurken de buranın enerjisiyle sarılıp sarmalanıyorsunuz. Hayranlıkla etrafınıza bakıyorsunuz ama bir türlü doyamıyorsunuz. Güney İtalya’da her yeri çok beğendim ama Matera denince benim için akan sular duruyor.
Eğer bir görsel şölen içine dâhil olmak isterseniz, Matera sizin yeriniz olacaktır. Nevşehir’in Ürgüp ilçesiyle kardeş şehir ilan edildiğinden burayı Kapadokya’ya benzeyenlerolduğu gibi mimarisi nedeniyle Mardin’e de benzetenler de var. Bana sorarsanız, nereye benzetilirse benzetilsin, burası sıra dışı bir yer.

Nasıl gidilir?
Matera’ya gitmek için önce Bari şehrine gitmek gerekiyor. Buraya İstanbul’dan direkt uçuşlar iki saat sürüyor. Bari-Matera arası 54 kilometre. Bu yolu Sita Basilicata otobüsleriyle gidebiliyorsunuz. Bireysel gezmek istiyorsanız otomobil kiralamak en doğru çözüm; fakat sokaklar dar olduğundan küçük bir araç kiralamanızı öneririm.
Ne zaman gitmeli?
Matera’yı gezmek için en ideal aylar Mayıs ve Eylül olsa da bölge her zaman güzel; kışın bile aşırı soğuk olmuyor. Sadece İtalya’nın güneyine indikçe İngilizce bilen insan sayısının azaldığını, konaklama yeri bulmanın nispeten zorlaştığını göz önünde bulundurmanızda fayda var.
Nerede kalınır?
Konaklamak için lüks zincir oteller yok, küçük yerel işletmelerde kalıyorsunuz.

Ne yenir, ne alınır?
İtalya’nın bu bölgesinde yemek olarak en çok cucina povera (yoksulların yemeği) biliniyor. Başlangıçta zorunluluktan oluşan mutfak, günümüzde dünya çapında yükselişe geçen bir gıda hareketinin ön saflarında buluyor. Bu mutfakta sade, lezzetli, mevsimlik yerel malzemeler kullanılıyor. En yaygın olarak orecchiette (yumurta kullanılmadan yapılan ve küçük kulaklara benzeyen makarnada sos olarak patlıcan, domates, mantar gibi yerel sebzeler kullanılıyor) yeniliyor. Sokak yemeği olarak panzerotti(peynir ve domatesle doldurulup derin yağda kızartılan hamur işleri) ve deniz ürünleri (ahtapot, karides, anemon) çok yaygın tüketiliyor. Yerel şaraplar içinde de Primitivo (Zinfandel) üzümleriyle yapılan şaraplar öneriliyor. Eğer alışveriş yapmak istiyorsanız yöreye özel peynir ve şarap eşleştirmesi yapabilirsiniz.












