
Kelimelerin güldüren efendisi: Miray Akovalıgil ile kahkaha dolu 10 yıl
Röportaj: Selen Tanyeri
Fotoğraflar: Pınar Gediközer
Mekan için Minoa Pera'ya teşekkür ederiz.
Miray Akovalıgil, yaklaşık on yıldır iç sesimizi dile getiren, bizi güldüren ve de aynı zamanda düşündüren; kimi zamansa ilham kaynağı olan bir isim. Onu ilk kez televizyon ekranlarında görsek de, bugün bir milyonu aşkın takipçisiyle sosyal medyada ve farklı şehirlerde sahnelediği gösterileriyle dikkat çekiyor. Avukat kimliğiyle kelimelerin gücünü ustalıkla kullanan Sevgili Miray, gösterilerinde de binlerce kişiyi kahkahaya boğuyor. “Ya bende bir şey yoksa?” adlı stand-up showunda izleyicisini yaklaşık 2,5 saat gibi uzun bir süre sahnede kalarak hem eğlendiriyor hem de düşündürüyor. Son dönemde daha sağlıklı bir yaşam için verdiği kiloları, sabah spor rutinleri ve içten paylaşımları da hayranlarının ilgisini çekiyor. Onu farklı kılan belki de bağımlılık değil, “bağlılık” yaratması.
Düşünsenize, tanımadığınız bir milyon insanla aynı anda aynı kişiye gülmek, samimiyetine ortak olmak, “Arkadaşım olsa kesin beraber gülerdik” diyecek kadar yakın hissetmek… İşte bu yüzden 7’den 70’e herkesin sevgisini kazanıyor. Henüz gösterisine gitmediyseniz, bu sezon şansınız çok. Çünkü Miray Akovalıgil yalnızca Türkiye’nin farklı şehirlerinde değil, yurtdışında da izleyicisiyle buluşacak!

Sizi sahneye götüren ilk kıvılcım neydi? Komedyen olmaya nasıl karar verdiniz?
Beni sahneye götüren temel kıvılcım rahmetli canım arkadaşım Umut Avcı’dır. Kendisini birlikte gittiğimiz oyunculuk atölyesinden tanıyordum ve çok seviyordum. Umut’un bir oyununa davet edildik ve ders ekibinden bir tek benim müsaitliğim vardı, kendi başıma onu izlemeye gittim. Ben tiyatro oyunu zannederken Umut’un yer aldığı oyunun tiyatro değil stand-up olduğunu fark ettim ve resmen büyülendim. Hemen mekânın yetkilileri ile konuşup stand’a başlamak için izin istedim. Aslında umut benim içimde çocukluğumdan beri bastırdığım komedyen ve oyuncu olma isteğimi sahneye dökmeme vesile olan kahramanımdır. Geçen sene ani bir şekilde kaybettik kendisini. Mekânı cennet olsun güzel arkadaşımın.
İlk sahne deneyiminiz nasıldı?
Çok net hatırlıyorum ilk sahneye çıktığım günü… Umut’u izledikten bir veya iki hafta sonraydı, mekân yetkililerine stand-up yapmak istediğimi söyleyince bana gün verdiler; BKM mutfakta açık mikrofon gecesine çıkacaktım ve tam tamına 12 dakikam vardı. Aşırı heyecanlı olduğumu hatırlıyorum ama bu heyecanımı çok profesyonel bir şekilde bastırdığımı ve sahneye çıktığımda o sahnenin aslında yıllardır benim olduğunu hissettiğimi de hatırlıyorum. Anlatmaya başladım ve seyircilere bakarken içimden hep şunu söyledim “ait olduğum yeri buldum“…
Ailenizin ve yakın çevrenizin bu yolculuğunuzda size yaklaşımı nasıldı, destek oldular mı?
Hayattaki en büyük şansım ailem ve dostlarım. Bu konuda bana tabi çok büyük “kıyak” geçilmiş. Çünkü ailem ve ailem kadar yakın olan tüm dostlarım her zaman ben ne yaparsam yapayım kayıtsız şartsız bana destek oldular, hep daha fazlasını olabilmem için beni motive ettiler ve her anımda yanımda dimdik durdular. Yeri geldi ben hayallerimden pes etmeye karar verdiğimde onlar buna izin vermediler. Özetle çok şanslıyım ve bunları anlatırken bir sefer daha gözlerim doluyor.
Olumlu-olumsuz eleştiriler karşısında sizi en çok sinirlendiren veya en çok güldüren hangisi oldu?
Çok net ifade etmek isterim ki benim takipçim benden daha komik, ne demek istiyorum, yani benim paylaştığım bir videonun altına takipçilerimin yazdığı yorumların zekasına o kadar büyüleniyorum ki her seferinde şunu fark ediyorum, herkes gerçekten çok komik sadece ben ve benim gibi bir kaç kişi bunu sahnede yapmaya cesaret ediyor. Olumsuz eleştirileri genellikle ifşa edip seyircilerle beraber onlara gülmeyi tercih ediyoruz ama tabii ki de canımı sıkan yorumlar oluyor. Genelde olumsuz eleştiri kaldırma potansiyelim yüksek. Ama bazı günler belki de normal zamanda gülerek karşıladığım bir şeyi üzülerek de karşılayabiliyorum. Mesela en son geçen hafta sonu birisi yazmış bir videonun altına “Temu’dan alınan çakma Serenay Sarıkaya gibisin” diye. Çok bozuldum bayağı kendimi ilkokulda dalga konusu olan, okula yeni başlamış öğrenci gibi hissettim.
Videolarınızda ünlü isimlere de yer veriyorsunuz. Pişman olduğunuz bir isim oldu mu? Bu vesileyle tanıştığınız ve dostluk kurduğunuz biri var mı?
Bence hayat, sosyal medyada çok kısa hatırlanacak bir videoya kafa takıp üzülecek kadar küçümsenecek bir şey değil. Pişman oldum demeyelim ama videoda yer verdiğim ünlü ismin kırıldığını veya bundan rahatsız olduğunu anladığım zaman bu beni düşündürüyor. “Buna gerçekten değdi mi?” diye çünkü orada amacımız hep beraber abartılı veya ilginç bulduğum bir paylaşıma gülmek. Videolar vesilesiyle tanıştığım ve paylaşımımı çok beğendiğini bana bizzat ileten ünlüler de oldu, onların mizaha tahammül seviyelerini çok takdir ediyorum. Elbette ben de merakla bekliyorum bir gün beni kim tiye alacak, diye…

Yaklaşık 10 yıldır bu yolculuğu devam ettiriyorsunuz. İlk gün kendinize koyduğunuz hedefler nelerdi, bugün kendinizi nerede görüyorsunuz? İzleyicileri bundan sonra neler bekliyor?
Bana hedef sorarsan sana bir roman yazarım. Ben hayalleri çok büyük olan ve hayalleri için yaşayan bir kadınım. Komedi işinde birçok hedefim var. On yıl içerisinde bu hedeflerimin sanırım 1000’de birini gerçekleştirdim henüz, ama artık gerçekleştirmediklerime üzülmek yerine yapabildiklerimi kutlayan bir Miray olduğu için bunların keyfini sürmeye başladığım bir süreçteyim. İzleyenleri bundan sonra çok daha fazla stand-up sahnesinde farklı farklı şehirlerde beni görmek bekliyor. Ayrıca kendi yazdığım senaryoların hayata geçişini izlemek de bekliyor! İngilizce olarak gerçekleştireceğim stand-up performansı listede yer alıyor. Tüm bunlar hedeflerimin sadece birkaçı.
Hiç sahnede söylerken kendi kendinize “ben bunu neden söyledim?” dediğiniz bir şey oldu mu?
Ah ah olmaz mı. Bazen çok emin olduğun bir espri vardır işte burada “salon yıkılacak seyirciler kahkahaya boğulacak” dersin ve o anda salonda derin bir sessizlik olur. İşte orada hayatı ve kendini sorgularsın! Bunu yakın zamanda İzmir’deki Atatürk Açık Hava Tiyatrosu’nda deneyimledim. Tutmayan espiri de tutan kadar kıymetli çünkü asıl sınav seyircinin senin istediğin reaksiyonu vermediğinde buna tahammül etmeyi öğrenmektir.
Türkiye’de kadın komedyen olmak zor mu?
Ülkemizdeki istatistik verileri bunu cevaplamaya yeterli bence. Kadın popülasyonu her işkolunda büyük sınavlar veriyor. Erkek hegemonyasının hakim olduğu komedi sektörü de bunun en acımasız örneklerinden biri bence. Ama ben savaşmayı ve mücadeleyi çok severim ve bu beni yıldırmıyor aksine daha da kışkırtıyor.
Erkek komedyen olunca “çirkinse komiktir” algısı var. Peki kadın komedyen olunca güzel olması mı bekleniyor?
Neden olduğunu anlamadığım bir şekilde kadınlar için de bu böyle genellikle komedyen ise çirkindir ve hayata başkalarını güldürerek özgüven katmaya çabalıyordur gibi avam bir anlayış mevcut. Oysaki güzellik ve çirkinlik ne kadar göreceli kavramlar değil mi yani bana göre bir sanat eseri gibi algılanabilen bir surat bir başkasına göre tahammül edilmesi gereken bir surattır. Ben de öyleyim biliyorum, sosyal medyada bazıları bana dünya güzeli gibi olduğumu hissettiren çok büyük iltifatlar yazıyor bazıları ise bende görsel olarak çok büyük çirkinlikler buluyor ve bunları dürüstçe beyan ediyor.
Planlarınız arasında dizi ve film senaryosu yazmak var. Sizi de oyuncu olarak görecek miyiz? Senaryonuzda mutlaka yer almalı dediğiniz bir oyuncu var mı?
Evet, şu anda yazıyorum, yazıyorum ve siliyorum! Yazıyorum, yazıyorum, siliyorum. Sonunda silmekten vazgeçip bitirdiğim zaman bir senaryo olursa; beni de bu eserin bir parçası olarak göreceksiniz, yani inşallah. Daha hiçbirini yazmayı bitirmediğim için eserimde birlikte oynamak istediğim oyuncuları düşünmemeye çalışıyorum.

Avukatlık ve turne programlarını bir arada yürütmek yorucu oluyor mu?
Daha fazla iş yapmak bence göründüğü kadar zor değil sadece zamanlamayı çok iyi yönetmek gerekiyor. Tabii ki zorlanıyorum ama kolaylaştırmak için hayatımı devamlı revize ediyorum. Mesela son iki haftadır günün bana, hukuki işlerime ve komedi paylaşımlarıma yetmediğini fark ettiğim için sabah beşte uyanmaya ve daha erken yapılacaklar listemi önüme almaya başladım. İnanın istediğiniz zaman yetemeyeceğiniz iş yok bu hayatta.
Yeni sezonda pek çok şehirde sahne alacaksınız. İzleyicileri ne gibi yenilikler bekliyor?
Ay ben bayılıyorum seyircileri şaşırtmaya. Öncelikle ilk büyük sürprizim zor da olsa, ulaşamadığım illerdeki seyircilerimize ulaşmak. Büyük şehirlerin yanı sıra bu sezon rotamız da çok farklı şehirler de var: Bartın, Zonguldak, Trabzon, Kayseri, Kırklareli, Kütahya, Yalova, Samsun, Bolu, Çanakkale… “Buraya da gelmez” dedikleri yerlere gitmek organizatörüm ile bu sezonki en büyük hedefimiz.
Sahne sizin için bir show alanı. Makyajınız, stylinginiz hep sizi yansıtan renklerle bir bütün. Bunları belirlerken belirlerken ilham aldığınız biri var mı?
JOAN RIVERS ve ILIZA SHLESINGER, biri ekol biri de ondan daha genç ama ne yaptığını bilen muhteşem komedyenler. Sahnede dış görünüme önem verişinde ikisinin de çok büyük etkisi mevcut. Ben seviyorum çıktığım sahneyi görsel bir şova çevirmeyi, vücudumu sahnede izlenecek ek bir askı olarak kullanmayı. Belki de gizli amacım komedi sektöründe gizlice eksik bırakılan kadınlığın hıncını almaktır.
Son 1,5 yılda yaklaşık 40 kilo verdiniz. Bu süreç sizi zorladı mı? Yemek yemekten mutlu olurken buna sınırlar koymak nasıl hissettirdi?
Bu o kadar geniş bir soru ki yıllardır sosyal medyada anlatıyorum yine de anlattıklarım yetmiyor. Bu soruyu sağlıkla ilgili bir röportaj yaparsak ona ayıracağım.
Milyonları güldüren Miray Akovalıgil, en çok nelere gülüyor?
Hayatımda olan herkese ve gözlemlediğim üçüncü şahıslara. Ben çok kolay gülerim,-gülmeyi basitleştirdiğim için mizahı her yerde bulabilirim.
Takipçilerinizin sizi bu kadar sevmesini şeffaf ve içten olmanıza mı bağlıyorsunuz?
Takipçilerimin beni sevmesini ben de kendilerinden bir parça bulmalarına bağlıyorum açıkçası. Bir gün anlattığın bir şeyi ben de böyle yaşamıştım ve böyle düşünmüştüm bak yalnız değilmişim diye dinliyorlar. Bir gün ise paylaştığım bir komedi videosunda ele aldığım konu hoşlarına gidiyor. Bir gün hikâyelerim de yaptığımı gördükleri kombin onların ruhlarına iyi geliyor ve daha renkli giyinmek için benden cesaret buluyor. Sanırım hedefin birini sevmek olunca bunu doldurabilmek için bulabileceğin bahanenin sınırı yok. Ne mutlu bana ki takipçilerim beni sevmeyi ve anlamayı seçiyor.
Gözlemlere dayalı skeçleriniz için özel notlar alıyor musunuz, en çok nelere dikkat ediyorsunuz?
Tabii ki hemen aklıma bir fikir gelince onu telefonumdaki notlar dosyasına yazarım veya izlediğim bir şey beni etkilerse onu telefonuma kaydederim veya kuvvetle muhtemel saatlerce “nereye yazmıştım ben bunu” diye arayacağım bir not defterine yazılı olarak özet not çıkarırım.
Sizi sahnede en çok kimin izlemesini isterdiniz?
Cevabı net ve tek; rahmetli babamın…












