Haber kapak görseli
Genel
5 dk okunma süresi
İstanbul Life

Kenan Ece en tatlı hikayesiyle...

Vitrinde baştan çıkarıcı çikolatalar, kalbimizi çalan makaronlar… Tezgahın arkasındaki Kenan Ece, ustalıkla hazırladığı nefis dondurmaları külahlara yerleştirirken Erenköy’de açtığı Hermosa’nın öyküsünü anlatmaya başlıyor. Çoğumuz onu yalnızca tiyatrocu oyuncu kimliğiyle tanısak da bu kez karşımıza sürprizli, lezzetli, bambaşka bir yönüyle çıkıyor.

RÖPORTAJ: BEGÜM NALBANTLI

FOTOĞRAFLAR: PINAR GEDİKÖZER

Bağdat Caddesi Erenköy’de, Ömer Paşa Sokağı’na sapın ve yukarıya doğru biraz yürüyün. No: 36’ya geldiğinizde hazine bulmuş kadar sevineceksiniz. Zira Hermosa, yalnızca aniden gelen tatlı krizinizi bastırmak için değil, iyi hissetmek, gülümsemek, tüm hücrelerinize mutluluk pompalamak için de müthiş bir durak. Kenan Ece’nin bir süre önce çikolata tutkunlarıyla buluşturduğu dükkan, samimi bir aile geleneğinin izlerini takip ediyor. Ece’nin incelikle hazırladığı dondurmaları iştahla yemeden, peşmelbanızı hevesle kaşıklamadan, çeşit çeşit tatlıların, makaronların, çikolataların cazibesine kapılmadan önce hikâyeye de ortak olmak isterseniz, buyurunuz onu da bizzat kendisinden dinleyin.

Sizi tiyatro sahnelerinden, ekrandan takip edenlere hoş bir sürpriz yaptınız ve karşılarına bu kez farklı bir sahnede, Hermosa’da çıktınız. Bu dükkân bir anlamda sizin hikâyenizi de anlatıyor diyebilir miyiz?

Hermosa aslında aileden gelen bir tutkunun sonucu diyebilirim. Babam, Fransa ve İsviçre’de aldığı eğitimler sonrasında evde yaptığı makaronlar ve çikolata atölyelerinden edindiği tecrübeyle yıllarca enfes tatlılar hazırladı. Ben ise oyunculuğun, doğası gereği inişli çıkışlı, ‘dur-kalk’ bir meslek olduğunu fark ettiğimde, ayakları daha yere basan, bana ait bir iş kurmak istedim. Babamla paylaştığımda, onun da gençlik yıllarından beri, özellikle Fransa’da okuduğu dönemde, hayalini kurduğu bir şey olduğunu gördüm. Böylece güçlerimizi birleştirdik ve Hermosa’yı hayata geçirdik. Bu nedenle Hermosa, bizim hikâyemizi anlatıyor diyebilirim. Babamla birlikte kurduğumuz, annemin de desteğini verdiği (Kendisi daha önce Callebaut’ta yönetici olarak çalışmıştı) tam anlamıyla bir aile işletmesi. Üstelik işin kuruluşu, oğlumun doğum yılına da denk geldi; bu da ona ayrı bir anlam katıyor.

Mutfağa olan merakınızı ilk tetikleyen neydi peki? Belki de geçmişten kalan bir tat ya da koku olabilir mi?

Yemeğe, damak tadına meraklı evlerde büyüdüm. Annem güzel yemek yapardı, babamınsa farklı şeyler yapma merakı vardı. Mesela gece yarısı kalkıp irmik helvası yapardı. Çocukluğumda babamla hafta sonları birlikte yaptığımız kestane şekeri ve badem ezmeleri unutulmaz anılarım arasında.

Çikolatalarınızın reçetelerini kim hazırlıyor?

Hermosa’daki mevcut çikolata koleksiyonu büyük ölçüde babamın kreasyonu. Onunla birlikte Belçika’ya gidip araştırmalar yaptık, ustalarla görüştük, incelemelerde bulunduk. Ben de ayrıca çikolata eğitimi aldım ve işin mutfağına girmeye başladım. Böylece babamla paslaşarak bugünkü koleksiyonumuzu oluşturduk.

Hermosa’da sizin elinizden çıkan dondurmalar da var. Hatta İtalya’da gelato eğitimi almışsınız.

İşe önce çikolata ve makaronla başladık, daha çok hediyelik ürünlere yoğunlaştık. Bir dükkân açmaya karar verdiğimizdeyse dondurmayı da eklemek istedim. Bunun için İtalya’da eğitim aldım. Çok güzel bir deneyimdi, yeni bir yetenek kazanmış oldum. İtalya zaten bu işin ana vatanı; kültürünü, yemeklerini çok sevdiğim için benim için ayrıca keyifli bir süreçti.

Eğitiminiz sırasında gelato’ya dair öğrendiğiniz en ilgi çekici bilgi neydi?

En dikkat çekici şey, dengenin ne kadar kritik olduğuydu. Dondurma tamamen denge üzerine kurulu; malzemelerin birbirleriyle olan etkileşimi sonucu ortaya farklı bir lezzet çıkıyor. Bu denge bozuldu mu, iş hemen sarpa sarabiliyor. Ayrıca formül, kullandığınız malzemenin kalitesine göre de değişiyor. Yani bu işte sürekli ince ayar yapmak gerekiyor.

Dondurma tezgâhınızda hangi çeşitler var?

Vanilya, bitter çikolata, sütlü çikolata ve tuzlu karamel bizim demirbaşlarımız. Bunun yanına mevsimlik sorbeler ekliyoruz; çilek, frambuaz, şeftali, vişne gibi. Kış aylarındaysa brownie, tiramisu, Antep fıstığı ve fındık kremalı gibi daha yoğun tatlara yöneliyoruz.

Bu yolculukta size ilham veren bir dondurma ya da dondurmacı oldu mu?

Çocukluğumdan beri dondurma yemeyi çok sevmişimdir, çeşitli sevdiğim dondurmacılar oldu. Ama asıl farkı yaklaşık on yıl önce Barselona’da gördüm. Oradaki dondurmaların dokusu çok farklıydı, beni gerçekten etkilemişti. Bugün yaptığım dondurmada da o tarza yakın bir çizgiyi benimsedim.

Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? İçeri girip karşılarında sizi gördüklerinde şaşıranlar oluyordur mutlaka.

Evet, şaşıranlar çok oluyor. Gerçekten hayretle bakan, takdir eden insanlar var. Hatta “Rolünüzdeki adam mısınız, yoksa gerçek siz mi?” diye takılanlar bile çıkıyor. Ama en güzeli, buradan memnun ayrıldıktan sonra

sevdiklerini, arkadaşlarını getirmeleri.

Kullandığınız malzemeler konusunda da hassassınız elbette…

Malzeme her şeyin başında geliyor. Biz en kaliteli malzemelerle üretim yapıyoruz ve işin büyük kısmı aslında burada yatıyor. Bu yaklaşımı da sürdüreceğiz. Çünkü kendi tercih ettiğimiz yerlerde de aradığımız şey hep aynı: Kaliteli malzeme, iyi malzeme. Ancak böyle olunca ortaya gerçekten güzel bir deneyim çıkıyor.

Hermosa’nın şu anda başka şubesi yok. Lokasyon olarak Bağdat Caddesi/Erenköy’ü tercih etmenizde kişisel bir bağın etkisi var mı?

Evet, kişisel bir bağ var. Benim çocukluğum Anadolu Yakası’nda geçti. Babam küçükken Ömer Paşa’nın hemen aşağısında, Cadde üzerindeki bir apartmanda oturuyordu. Annem Çiftehavuzlar’daydı, sonra yine bu civara taşındı. Ben de burada ilkokula gittim. Yani hayatımın önemli bir kısmı bu yakada geçti diyebilirim. Dolayısıyla Hermosa’nın burada olması benim için özel bir anlam taşıyor.

İspanyolca bir kelime olan “Hermosa” kulağa çok zarif geliyor.

Marka ismi ararken çok uğraştık çünkü düşündüğümüz birçok isim alınmıştı. Yazıldığı gibi okunan, sade bir isim istiyorduk. Ürünlerimizin geldiği coğrafyayı da çağrıştırmasını arzuluyorduk; Akdeniz, özellikle Fransızca ya da İtalyanca isimler ilk tercihimizdi. Sonunda İspanyolcada karar kıldık. ‘Hermosa’, güzel kadın demek. Bu da soyadımızla örtüştü; Ece de güzel kadın anlamına geliyor.

Tabii bu arada tiyatroya da devam ediyorsunuz değil mi?

Evet, oyunculuğa devam ediyorum. Zaten oyunculuk benim bırakabileceğim bir şey değil; çocukluğumdan beri hayatımın bir parçası. En son Sidikli Kasabası müzikalinde sahnedeydim, o oyun geçen sezon sona erdi. Şimdi yeniden bir enerji toplandığını hissediyorum. Bu enerjiyi aktarabileceğim yeni bir projenin yakında geleceğine inanıyorum.

Tiyatro sahnesiyle, Hermosa arasında bir ilişki kuruyor musunuz? Sizce ortak noktalar neler?

Açıkçası doğrudan bir ilişki kurduğumu söyleyemem. Ama ikisinde de ritim, denge ve hikâye çok önemli. Sonuçta ister seyirci olsun ister müşteri; karşısındakinin samimi olup olmadığını hemen anlıyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo