Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
İstanbul Life

Kent belleğinde ‘Tophane Mekân’ın yeri

Bir zamanlar Fransız Yetimhanesi’ydi, sonra Zanaat Atelye oldu, şimdi de Tophane Mekân adıyla millet bahçesi... 150 yıllık bu kültür mirasının dönüşümünün ardında nasıl bir hikâye var? Kent Dedektifimiz satır arasında kalan detayların peşine düştü.

Yazı: Güler Emektar

Tophane’deki Zanaat Atelye’yi bilenler, oraya her uğradıklarında kendilerini şanslı hissedip Beyoğlu’nun hızından, kalabalığından ve gürültüsünden uzakta kalmayı başarmış bu mekânı keşfetmiş olmakla içten içe biraz övünmüşlerdir.

Tomtom Mahallesi, Boğazkesen Caddesi’nde, tarihi Boğazkesen Simitçisi’nin hemen yanı başındaki Zanaat Atelye, bölgedeki varlığıyla kapısından içeri adım atan herkesi istisnasız şaşırtan, etrafını kuşatan yapı blokları arasında yeşil kalmayı başaran; tavukların, horozların etrafta koşturduğu, meyve ağaçlarının gölgesinde çayların, kahvelerin içildiği, dışarıdaki kaostan bir süreliğine azade bir şekilde nefes aldığını hissettiği bir İstanbul köşesiydi. Boğazkesen’den gelip geçenlerin bazen bir merak duygusuyla başlarını kapısından uzatırken kendilerini bir anda içeride buldukları, ama çoğunlukla bilenlerin uğradığı Zanaat’ı, ben de tesadüfen keşfedenlerdenim. Bana da her defasında “burayı nasıl böyle kendi haline bırakmışlar” cümlesini kurduruyordu.

Kendisiyle tanışıklığımızın üzerinden 10 yıl geçmedi ama çoktandır Zanaat Atelye’nin kapısı kilitli, bostanı tarumar… Artık karşımızda ‘Tophane Mekân’ adıyla hizmet veren bir millet bahçesi var. Beyoğlu Belediye Başkanı Ali Haydar Yıldız, 22 Ağustos 2023’te resmi Twitter hesabından paylaştığı “Tarih Desen Beyoğlu, Yeşillik Desen Tophane Mekân: Tarihi Fransız Yetimhanesi’nin bahçesi; aileniz ve arkadaşlarınızla keyifle vakit geçirebileceğiniz, huzurla limonatanızı yudumlayıp kitap okuyabileceğiniz Tophane Mekân Sosyal Tesisleri’ne dönüştü” mesajıyla millet bahçesinin açılışını duyurdu. Bir şekilde ‘bahçe’ olarak kaldığı için yine de şanslıyız diye düşünebiliriz, ama peki neden bir millet bahçemiz daha oldu diye sevinemiyoruz?

Ünlü yapıların kartonpiyer atölyesi

Zanaat Atelye’den başlayalım anlatmaya… Burası, Kemal Cinbiz’in 1950’li yıllardan bu yana yönettiği bir kartonpiyer atölyesi idi. Hikâye onunla başlamıyor tabii; ondan önce Cinbiz’in çırak olarak yanında çalıştığı ustası Garabet Cezayirliyan’ın, ondan da önce kendinden sonrakilere el veren, baba Parseh Cezayirliyan’ın ‘Büyük Artistik Atölyesi’ buradaydı. Büyük Artistik Atölyesi’nde; Dolmabahçe Sarayı, Emek Sineması, Yıldız Sarayı, Mısır Apartmanı, Sait Halim Paşa Yalısı, Malta Köşkü, Pera Palas, Ses Tiyatrosu, Adile Sultan Sarayı, Huber Köşkü, Fuat Paşa Yalısı gibi İstanbul’un siluetine eklenen anıtsal yapıların süslemeleri ve kartonpiyerleri üretildi. İlerleyen yıllarda baba Parseh’ten oğul Garabet’e, ardından da Kemal Cinbiz’e emanet kaldı atölye. Zanaat adını verdiği atölyesinde günümüze dek üretime devam eden Kemal Cinbiz, ustasının kendisine teslim ettiği 150 yıllık değerli kalıplara zaman içinde kendi ürettiklerini de ekleyip yetimhanenin bir katında sergileyerek ziyaretçilere açtı. Onun deyimiyle burası “Ülkenin ilk kartonpiyer müzesiydi.”

150 yılı geride bırakmış bir kültür mirası

Zanaat Atelye’ye ev sahipliği yapan binanın aslında Saint Joseph Fransız Yetimhanesi olduğunu pek çokları gibi ben de sonradan öğrendim. Sultan Abdülaziz dönemine uzanan bir tarihi var yetimhanenin. Binanın bulunduğu arazi, Sultan Abdülaziz’in fermanıyla kolera salgınında halktan yardım elini esirgemeyen Daughters of Charity of Saint Vincent de Paul (Aziz Vincent de Paul’ün Hayırsever Kızları) rahibelerine bağışlıyor. 1866 yılında inşa edilen Saint Joseph Fransız Yetimhanesi’nin bulunduğu arazinin sınırları ek yapılarda daha da genişliyor. 1867-1935 yılları arasında işlevini sürdüren yetimhane, 1950’lerin sonuna dek faaliyet gösterdikten sonra Bebek sırtlarına taşınıyor; arazi ise Fransız Büyükelçiliği mülkiyeti olarak işletmelere kiraya verilip geliri de yetim çocuklar için kullanılıyor.

O kiracılardan biri de Kemal Cinbiz. Kemal Bey vefat edince Zanaat Atelye bu kez oğlu Cemal Cinbiz’e kaldı. 2014 yılında buraya bir de kafe açan Cemal Cinbiz, 2016 yılında Beyoğlu Belediyesi’nden ruhsat alarak atölye ve kafeyle yoluna devam etti. Ta ki 2021 yılına kadar… Bu tarihten itibaren sık sık kamuoyuna yansıyan sorunlar yaşanmaya başladı. Senelerdir bir sözleşme dâhilinde kirasını ödeyen Zanaat Atölye, Beyoğlu Belediyesi’nin talebi üzerine Beyoğlu Kaymakamlığı’nca atanan kayyum memurları tarafından işgalci ilan edilerek tahliyeye zorlandı.

Kent hafızasının önemli bir durağı

Fransa Başkonsolosluğu ve Cemal Cinbiz tarafından bu haksız uygulamanın iptali için mahkemeye taşınan süreç devam ederken Beyoğlu Belediyesi millet bahçesi için kolları sıvadı. İstanbul 2’inci İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına karşın Beyoğlu Belediyesi yine de çalışmalarını sürdürdü. Derken atölyenin kapısına kilit de vuruldu; içeri alınmayan ve müzede sergilenen binlerce parçanın akıbeti için kaygılanan Cemal Cinbiz, yetimhanenin kapısında nöbet tutar oldu. Alanda yürütülen kazı ve yıkım müdahalelerinin tarihi dokuya zarar verdiği gerekçesiyle yapılan şikâyetler üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü incelemelerde bulunup Beyoğlu Belediyesi’nden çalışmalarını ‘ivedilikle’ durdurmasını istediyse de millet bahçesi çalışmaları devam etti.

Son olarak İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6’ıncı İdari Dava Dairesi, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın İstanbul 2’inci İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına yaptığı itirazı oybirliğiyle ve kesin olarak reddetti. Fransız Yetimhanesi’yle ilgili sulh hukuk ve kadastro mahkemesinde açılan davalardan da yıl sonuna dek karar çıkması bekleniyor. Tophane Mekân, Ağustos ayından bu yana ziyaretçilerini ağırlıyor. Güncel gelişmelerin ardından görüşlerine başvurduğumuz Cemal Cinbiz ise, yasal hakkını kullanarak yeniden Zanaat Atelye’nin kapısını açacağını söylüyor, “Biz işgalci değiliz, burası yıllardır bize emanet” diyor.

Tüm hukuki süreç tamamlandıktan sonra netice ne olur, bilinmez; ama ‘korunması gerekli kültür varlığı’ olarak tescillenen yapılardan biri olan Saint Joseph Fransız Yetimhanesi ve ilgili yapıları, tarihi ve mimari önemlerinin yanı sıra 150 yılı aşkın tanıklığıyla kent hafızasının önemli duraklarından olduğu göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Restore edilerek yeniden kent hayatına katılması beklenirken bir şekilde İstanbullularla ve onların günlük hayatlarıyla ilişkilenmesini sağlayan Zanaat Atelye gibi yaşayan unsurlarının, bunca zaman biriktirdikleriyle birlikte devre dışı bırakılması demek, bu değerli miras alanının ve temsil ettiği hafızanın şehirden yavaş yavaş silinmesi demek.

Millet bahçesinde oturup huzurla limonatamızı yudumlarken manzaramıza eşlik eden yapıların, sadece harabe estetiği sunan birer dekordan ibaret olmadığını unutmayalım.

Artİstanbul Feshane şehre 'merhaba' dedi!

Osmanlı Batılılaşmasının öncü yapısı, şehrin en önemli endüstri miras alanlarından Feshane-i Amire, İBB Miras tarafından uygulanan restorasyon ve yeniden işlevlendirme sürecinin ardından Artİstanbul Feshane olarak aramıza geri döndü! ‘Ortadan Başlamak’ sergisiyle kapılarını açan Artİstanbul Feshane, 8 bin metrekarelik bir alana yayılan ve farklı ihtiyaçlara yanıt veren birimleri, Cumhuriyet’in önemli sanatçılarından, Eyüplü Naile Akıncı’ya ithaf edilen Kütüphanesi, yoğun bir katılıma sahne olan konserleri, açıkhava film gösterimleri ve çocuk festivalleriyle kısa sürede şehrin kültür sanat gündemini belirleyen bir yaşam merkezi halini aldı. Kamusal kültür sanat hayatının sınırlarını Haliç kıyılarına doğru genişleten Artİstanbul Feshane, yıl sonunda uluslararası sanat buluşmalarına da ev sahipliği yapacak. Ücretsiz olarak düzenlenen etkinlikleri Artİstanbul Feshane’nin resmi sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo