Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
İstanbul Life

Kerem Ayan: “İzleyici festivali olmaya devam ediyoruz”

İçeriği Paylaş

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan tarihleri arasında, Türk sinemasının en yeni filmlerinden ödüllü klasiklere, dünya sinemasının yenilikçi ve yaratıcı seslerinden özel seçkilere değin uzanan zengin bir program sunuyor. 1989 yılında sinema haftası olarak başlayan ve bu yıl 45. edisyonunu kutlayan festival ‘genç ruhunu’ korumaya devam ediyor. Festivalin direktörü Kerem Ayan, sinema meraklıları için bu yılın öne çıkan filmlerini, yeniliklerini anlatıyor.

Yazı: Yasemin Bay

İstanbul Film Festivali bu yıl 45. kez sinemaseverlerle buluşuyor. Yarım asra merdiven dayamış bir festivalin direktörü olarak, bu yılki seçkiyi oluştururken nasıl hareket ettiniz?

İstanbul Film Festivali dediğiniz gibi yarım asra merdiven dayıyor, ama genç ruhunu da koruyor. Bu yılki seçkiyi oluştururken geçtiğimiz yıllardan çok farklı kriterleri gözetmedik: Bir izleyici festivali olduğumuzdan, öncelikle izleyicilerimize olabildiğince yeni, çarpıcı hem sanatsal hem popüler beklentilerini karşılayan filmleri sunmayı hedefliyoruz. Şubat ayında yapılan Berlin Film Festivali’ne giderek oradan film seçmemizin nedenlerinden biri de en yeni filmleri seçkiye dahil edebilmek. Altın Lale Yarışması, ulusal odaklı Yeni Bakışlar ve Belgesel Kuşağı bölümlerimizde 30 kadar yerli film de seçkide yer alıyor, ki burada da özellikle ilk veya ikinci filmlerin sayıca çokluğu yanında dünya prömiyerlerini yapacağımız filmlerin varlığı da gurur kaynağımız. Dünden Bugüne Klasikler bölümünde de başta “Acı Hayat”ı restore edilmiş kopyasından izleyeceğiz. Belgesel bölümümüzde hem küresel hem yerel hem de kişisel tarihlere eğilen filmler kadar dünyanın halini yansıtan filmler var. Savaşlar, kıyımlar, felaketler, gelecek kaygısının zirve yaptığı yıllardan birini yaşarken hiçbir şeye sırtımızı dönme lüksümüz yok.

Bu yıla özel, izleyicinin daha önce deneyimlemediği bir yenilik var mı?

Sürpriz isimlerin İstanbul’a gelerek festivale konuk olmaları için çalışmaya devam ediyoruz. Şimdiden çokça konuşulan bazı filmleri seçkiye dahil etmek için uğraşıyoruz. Oscar adaylarının çoğunu Filmekimi’nde gösterdik. Venedik, Toronto, şubat ayında yapılan Rotterdam ve Berlin film festivallerinin en parlak filmleri programda yer alacak. Bu yıl başka restorasyon sürprizlerimiz de var: Festivalin bu yılki görsel dünyasının ilham aldığı, hepsi İstanbul’da geçen Türkan Şoray’lı “Acı Hayat”, “Tenten” ve Bond filmi “Rusya’dan Sevgilerle” restore edilmiş versiyonlarıyla programda yer buluyor.

Festival kapsamında Metin Erksan’ın “Acı Hayat” filminin restore edilerek programa dahil edilmesi heyecan verici. Neden bu yıl özellikle bu film seçildi?

Metin Erksan’ın, Türkan Şoray ve Ayhan Işık’lı filmi “Acı Hayat”, trajik bir aşk öyküsü anlatmanın yanı sıra efsanevi yönetmenin toplumsal sorunlara ve ekonomik sıkıntılara sınıfsal açıdan eğildiği özel bir film. Ayrıca Türkan Şoray, Antalya Film Festivali’nde verilen ilk En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü bu filmle kazanıyor, sinema tarihi açısından da önemli.Bunların yanı sıra filmin restore edildiği 35mm kopyası gerçekten çok kötü durumdaydı, dijitale aktarılmasıyla onu yeniden kazanmış olduk.

Yeni Bakışlar bölümünde Türkiye’den ilk veya ikinci filmler yer alıyor. Bu bölümün festival açısından taşıdığı önemi nasıl tanımlarsınız?

Öncelikle bu bölümde jürinin seçtiği en iyi filme, Seyfi Teoman Ödülü veriliyor; genç yaşta kaybettiğimiz yapımcı-yönetmen Seyfi Teoman’ın anısını ve heyecanını yeni yönetmenlere yol açarak yaşatıp aktarmak istiyoruz. Bu bölümde yer alan filmlerde tür kısıtı yok; belgesel veya kurmaca ayrımı da yapmıyoruz. Bu nedenlerden dolayı sinemamızın yeni bakışlar ve yeni seslere duyduğu gereksinimi, taze kanı, bu bölümdeki genç yönetmenlerde bulabileceğini, sinemamızın geleceğinin burada olduğunu düşünüyor ve çok önemsiyoruz.

Bu yıl programda ‘mutlaka izlenmeli’ dediğiniz favorileriniz nelerdir?

Tabii ki öncelikle Altın Lale Yarışması filmlerimiz… Bu sene yine birbirinden etkileyici 15 film yarışacak festivalde. Onların dışında da sevdiğim filmler arasında İldiko Enyedi’den bitkilerin başrolde olduğu “Silent Friend”, Isabel Coixet’ten gözyaşlarıyla bitireceğiniz “Three Goodbyes / Üç Kâse”, Carmen Maura’nın harika performansıyla başrolünde olduğu “Calle Malaga”, Pet Shop Boys’un üzerine yeniden müzik yaptığı başyapıt “Potemkin Zırhlısı” ve Sundance’ten seyirci ödüllü baba-kız hikâyesi “Hold Onto Me”yi sayabilirim.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo