
Şefin imzasıyla değişen rota: Tuzz Karaköy'de yeni dönem
Yazı: Begüm Nalbantlı
Uzun yıllar gerek İstanbul gerek Berlin’de hatta Michelin rehberinde yer alan Honca Berlin de dahil olmak üzere, önde gelen mekânlarda çalıştınız. Tüm bu tecrübelerin ardından Tuzz Karaköy’ün mutfak anlayışına taşıdığınız en önemli bakış açısı sizde nedir?
Benim mutfak anlayışımın temelinde sadelik var. İyi bir ürün zaten kendi hikâyesini anlatır; ona gereğinden fazla dokunmaya gerek yoktur. İstanbul ve Berlin’de çalıştığım yıllar boyunca farklı mutfak kültürlerinden öğrendiğim en önemli şey de buydu. Tuzz Karaköy’de Ege ve Akdeniz’in doğal lezzetlerini mümkün olduğunca yalın, dürüst ve ürün odaklı bir şekilde sunmaya çalışıyoruz. Bizim için önemli olan gösteriş değil, tabağa gelen her malzemenin gerçek karakterini hissettirebilmek.

Tuzz Karaköy’ün menüsünü oluştururken sizi en çok heyecanlandıran unsurlar neydi?
Karaköy gibi geçmişi güçlü, kültürlerin buluştuğu bir noktada menü oluşturmak benim için oldukça heyecan vericiydi. Amacımız, kökleri sağlam geleneksel tatları korurken onları bugünün damak zevkine uygun şekilde yorumlamaktı. Sofrada paylaşımı, iyi ürünü ve samimiyeti ön plana çıkaran bir menü yaratmak istedik. Sonuçta ortaya, bulunduğu semtin ruhunu taşıyan ama aynı zamanda herkese hitap eden bir mutfak çıktı.
Menüde mutlaka denenmesi gereken lezzetler hangileri sizce?
Tuzz’un ruhunu yansıtan birçok tabak var ama özellikle mezelerimiz benim için ayrı bir yerde duruyor. Aile yaşam kültürümden, çocukluğumdan ve yıllar içinde biriktirdiğim reçetelerden izler taşıyan lezzetler bunlar. Bu menüde sadece Ege ve Akdeniz değil, yüzyıllardır İstanbul’da yaşayan farklı kültürlerin mutfaklarından gelen etkileri de görmek mümkün. Ateş ve köz lezzetlerini öne çıkardığımız imza tabaklarımız, mevsimsel deniz ürünlerimiz ve paylaşmak için tasarladığımız mezelerimiz, Tuzz deneyimini en iyi anlatan lezzetler arasında. Benim için iyi bir sofra, farklı hikâyelerin aynı masada buluşmasıdır. Aslında Tuzz’un mutfağını şekillendirirken çıkış noktamız da tam olarak buydu. Bugün servis ettiğimiz her tabakta bu anlayışın ve mutfak hafızasının izlerini görmek mümkün.
Misafirleriniz Tuzz Karaköy’den ayrıldıktan sonra mekâna dair çok hangi duyguyu hatırlamalarını istersiniz?
Bir tabaktan çok, sofrada geçirdiği zamanı hatırlamasını isterim. İyi lezzetler, samimi sohbetler, özenli bir servis ve keyifli bir atmosfer… Misafirlerimiz ayrılırken güzel yemek yemiş, iyi ağırlanmış ve tekrar gelmek istemiş olsunlar yeter. Benim için en büyük başarı, insanların Tuzz’u sadece yemek yedikleri bir yer olarak değil, kendilerini iyi hissettikleri ve dönmek istedikleri bir sofra olarak hatırlamalarıdır. Ateş ve köz lezzetini öne çıkaran imza tabaklar, mevsimsel deniz ürünleri ve paylaşımlı mezeler, Tuzz deneyimini en iyi anlatan tatlar arasında yer alıyor.
Benzer Haberler

Garbage, İstanbul'da alternatif rock rüzgârı estirdi

İstanbul'da yaz: Şehrin en güzel yaz manzaraları ve semtleri

Ç. Begüm Soydemir: Eski Gazete Kupürleriyle Türkiye'nin Unutulan Hikâyelerini Sahneye Taşıyor









