
Kübalı devrimciler
CAMILO CIENFUEGOS
KÜBALI, 6 ŞUBAT 1932–28 EKİM 1959
Camilo Cienfuegos, Batista yanlısı güçlerin şiddetle bastırdığı bir öğrenci eylemine katıldıktan sonra devrim saflarında yer almaya karar verdi. Kısa sürede cesareti ve savaşçılığıyla öne çıktı; Fidel Castro’nun en yakın silah arkadaşlarından biri hâline geldi. Halk arasında büyük bir sempati kazanan Cienfuegos’un 28 Ekim 1959’da Havana’ya giderken bindiği uçağın kaybolmasıyla ondan bir daha haber alınamadı. O dönemde ortaya atılan söylentiler, Castro’yla anlaşmazlığa düştüğü için öldürüldüğü yönündeydi. Ancak CIA belgelerine göre, Che Guevara’nın idamından önce yapılan sorgulamalarda elde edilen bilgiler Cienfuegos’un ölümünün büyük ihtimalle bir kazadan kaynaklandığını gösteriyor.
JUAN ALMEIDA BOSQUE
KÜBALI, 17 ŞUBAT 1927 – 11 EYLÜL 2009
Bosque, Küba’da yoksulluk içinde büyüdü. 1952’de Batista’nın darbesiyle öfkeye kapıldı ve bu durumun emekçi halk üzerindeki etkileri onu çok kaygılandırdı. Daha en başından itibaren Castro’nun saflarında yer aldı; Moncada Kışlası’na yapılan baskına katıldı. Ömrü boyunca devrime sadık bir asker olarak kaldı ve 2009’daki ölümüne dek merkezi hükümette görev yapmayı sürdürdü. Ayrıca yazar ve besteci kimliğiyle de tanınıyordu.
HUBER MATOS
KÜBALI, 26 KASIM 1918 – 27 ŞUBAT 2014
Matos, bir dönem isyanın önde gelen askerî komutanlarından biriydi. Ancak 1959 sonbaharına gelindiğinde, devrim hükümeti içinde artan komünist eğilimlerden rahatsızlık duymaya başladı. Ekim ayında istifasını sunmak isteyince Castro’nun emriyle tutuklandı. 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 21 Ekim 1979’da serbest bırakıldı.
RAÚL CASTRO
KÜBALI, 3 HAZİRAN 1931 – GÜNÜMÜZ
Castro kardeşlerin en küçüğü olan Raúl, devrim sırasında Fidel’e destek verdi. Moncada Kışlası baskınında yer aldı ve 26 Temmuz Hareketi’nde komutanlık yaptı. Fidel’in, sağlık sorunları nedeniyle görevden çekilmesi üzerine 2008’de devlet başkanlığını üstlendi. İktidarı döneminde özel girişimi ve yabancı yatırımı teşvik eden bir dizi liberal reform gerçekleştirdi. Ayrıca, ABD ile ilişkilerin ciddi derecede normalleşmesine öncülük etti. 2018’de emekli olan Castro, devlet başkanlığı için her biri beşer yıl olmak üzere iki dönemlik süre sınırı getirdi.
Raúl’un reformları arasında Kübalıların cep telefonu ve dizüstü bilgisayar satın alabilmesinin yanı sıra, yurtdışına seyahatlerinin kolaylaştırılması da vardı.
HAYDÉE SANTAMARÍA
KÜBALI, 30 ARALIK 1932 – 28 TEMMUZ 1980
Haydée Santamaría ve kardeşi Abel, Küba Devrimi’nin ilk yıllarında öne çıkan isimlerdendi. İkisi de devrimcilerin Moncada Kışlası’na düzenlediği ancak başarısızlıkla sonuçlanan baskında yer aldı. Abel, Batista rejiminin eline düştü, işkence gördü ve öldürüldü. Haydée ise hapse atıldı. Bu sırada tutuklanan nişanlısı Boris de öldürüldü. Serbest bırakıldıktan sonra 26 Temmuz Hareketi’nde yer almayı sürdüren Haydée, devrim sonrasında da Küba’nın önde gelen figürlerinden biri oldu ve 1980’deki ölümüne dek ülkenin siyasi hayatında önemli bir rol oynadı.
VILMA ESPÍN
KÜBALI, 7 NİSAN 1930 – 18 HAZİRAN 2007
Vilma Espín, 1956’da Meksika’da Fidel ve Raúl Castro ile tanıştıktan kısa bir süre sonra devrim hareketine katıldı. 1959’da devrimin zaferle sonuçlanmasından bir yıl sonra Küba Kadınlar Federasyonu’nu kurdu. Yeni rejimin tesis edilmesinin ardından Raúl Castro ile evlenerek “Küba’nın First Lady’si” olarak anılmaya başladı ve bu konumun gerektirdiği pek çok görevi üstlendi.
FİDEL CASTRO
KÜBALI, 13 AĞUSTOS 1926 – 25 KASIM 2016
Fidel Castro, 1945’te Havana Üniversitesi’nde hukuk bölümüne girdiğinde siyasete ilgi duymaya başladı. Mezuniyetinin ardından Küba Halk Partisi’nden aday olmayı düşünüyordu ancak Batista’nın gerçekleştirdiği darbe bu planını boşa çıkardı. Bunun üzerine Castro, diktatörü devirmeyi hayatının en önemli davası hâline getirerek silahlı bir mücadele örgütlemeye koyuldu. İlk girişimi başarısız olup Meksika’ya sığınmak zorunda kalsa da yılmadı. 1959’daki zaferin ardından sosyalist Küba’nın lideri oldu ve çok geçmeden rejime muhalif herkese baskı uygulamaya başladı. 2008’e kadar iktidarda kalan Castro, sağlık sorunları nedeniyle görevi kardeşi Raúl’a devretti.
Fidel Castro, süt ürünlerine neredeyse saplantı derecesinde düşkündü. Özellikle dondurma tutkusu dillere destandı. Bu nedenle, süt endüstrisine de büyük önem veriyordu.
FRANK PAIS
KÜBALI, 7 ARALIK 1934 – 30 TEMMUZ 1957
Frank País, devrimci yoldaşları dağlarda mücadeleyi sürdürürken, Batista rejimine karşı sokak direnişini başlatan kilit isimdi. Özellikle, doğup büyüdüğü Santiago de Cuba şehrinde büyük bir etkiye sahipti ve buradaki işçilerin örgütlenmesinde önemli bir rol oynadı. Polis tarafından tutuklandıktan sonra yargılanmadan kurşuna dizildi. Ölüm haberi yayılır yayılmaz Santiago’daki işçiler hiçbir yönlendirme olmadan genel greve gitti. Bugün şehirde onun anısına dikilmiş bir heykel bulunuyor.
CELIA SANCHES
KÜBALI, 9 MAYIS 1920 – 11 OCAK 1980
Celia Sánchez, Küba Devrimi’nin en önemli isimlerinden biriydi. Rejime karşı verilen mücadelede pek çok hayati faaliyetin planlanması ve örgütlenmesinde rol oynadı. Castro, Raúl ve Guevara’yı da taşıyan Granma adlı yatın Küba kıyılarına varışının planlanması, Sierra Maestra dağlarındaki üsse gizlice erzak ulaştırılması ve yeni savaşçıların saflara katılması gibi kritik görevleri üstlendi. 1959’daki zaferin ardından Castro’yla yakın çalışmaya devam etti. Aralarındaki ilişki hakkında sıkça spekülasyonlar yapılsa da büyük olasılıkla sadece dostluk bağları vardı; her ne kadar bazı kaynaklar bunun ötesine geçtiğini iddia etse de…
CHE GUEVARA
ARJANTİNLİ, 14 HAZİRAN 1928 – 9 EKİM 1967
Ülkesi Arjantin’de tıp eğitimi alırken, bir arkadaşıyla çıktığı uzun Güney Amerika turunda yakından gördüğü yoksulluk ve sefalet Ernesto “Che” Guevara’yı derinden etkiledi. Daha sonra, Guatemala’da Başkan Jacobo Árbenz’in ABD destekli bir darbeyle devrilişine tanıklık etti. Tüm bunlar onu dünya çapında sosyalist bir devrim fikrine yöneltti. 1956’da Meksika’da Castro kardeşlerle tanışan Guevara, kısa sürede 26 Temmuz Hareketi’nin vazgeçilmez bir ismi hâline geldi. Küba devrimi başarıya ulaştıktan sonra rejimin gidişatı onu memnun etmedi ve 1966’da yeni bir isyan başlatmak üzere Bolivya’ya gitti. Burada yakalanarak idam edilse de ölümü, adını tarihten silmek yerine onu ölümsüzleştirdi. Bugün Che Guevara, sadece Latin Amerika’da değil, dünyanın dört bir yanında özgürlük ve isyanın en güçlü sembollerinden biri.
1967’de İrlandalı sanatçı Jim Fitzpatrick, Alberto Korda’nın çektiği bir fotoğraftan yola çıkarak Che Guevara’nın o ünlü portresini çizdi. Bu görsel, ilerleyen yıllarda ikonlaşarak posterlerden tişörtlere kadar her yerde görülür oldu.












