
Kurbağa adamların taarruzları
Yazan: Michael G. Welham
İLK KURBAĞA ADAMLAR

Fotoğraf: © Royal Navy
İlk kurbağa adamlar, 1941 yılında İtalyanların Decima Flottiglia MAS (Onuncu Hafif Flotilla) adlı birliği kurmalarıyla birlikte İkinci Dünya Savaşı’na dâhil oldular. Böylece muharebe sahasına yeni bir boyut getiren sualtı savaşı türü ortaya çıktı. Söz konusu birlikte, sualtından düşman limanlarına girerek kurbağa adamların demirli gemilere saldırmasına olanak tanıyan ve taşıyıcı bölmeden ayrılabilen harp başlığına sahip, puro şeklindeki bir araç kullanılıyordu. Söz konusu birliğin liderleri tarafından geliştirilen ve üzerinde kurbağa adamların oturduğu bu araç “insan torpidosu” olarak adlandırılıyordu.
Çok sayıdaki Müttefik ticaret gemisinin Kuzey Afrika’daki cephelerde çarpışan kuvvetlere götürmek üzere yakıt ve erzak yükledikleri Cebelitarık, birliğin öncelikli hedeflerinden birisi oldu. Kraliyet Donanması’nın komutasından sorumlu kurum olan Britanya Amiralliği (The British Admiralty) saldırılara tedbir olarak Cebelitarık Komutanlığı’ndan etkili bir karşı taarruz düzenlemesini istedi. Bunu söylemek yapmaktan daha kolaydı çünkü eldeki tek dalış ekipmanı ağır standart dalgıç elbisesiydi ve o dönemde limandan geçen tüm gemileri aramak için bunu kullanmak imkânsızdı.
İngilizler bunun üzerine Sualtı Çalışma Ekibi’ni kurdular. Bu, yapacaklarını fiilen iş başında öğrenmek zorunda olan küçük bir kurbağa adam ekibiydi. Serbest yüzmeleri gerektiğinden, elde edebildikleri tek ekipman Siebe Gorman & Company adlı şirket tarafından denizaltıcıların hasar görmüş denizaltılardan kaçmalarını sağlamak için tasarlanmış olan Davis Batıktan Kaçış Aparatı (DSEA) idi.
ÇEŞİTLİ GÖREVLER

Fotoğraf: © Getty Images
Bugün savaş dalgıçları olarak bilinen o dönemin kurbağa adamları, gemilere hasar vermek için su altından hedeflere yaklaşırken dalgıcın aracın üzerindeki yuvadan yönlendirdiği insanlı torpidoları kullanmışlardı. Ayrıca gemilere suda kullanılan manyetik limpet mayınları yerleştiriyorlardı.
Kurbağa adamlar, bazen bir mini denizaltı ile limanlara yaklaşıyor ve denizaltıları engellemek için kullanılan ağları keserek düşman gemilerine ulaşıyordu. Hedeflere ulaşmak için nehirlere sızmak maksadıyla kano da kullanmışlardır. Kano, bir dalgıcın yanı sıra birkaç mayın da taşıyabiliyordu.
Kurbağa adamlar ayrıca kumsalların personel ve zırhlı araçların çıkarılmasına uygunluğunu araştırmak; amfibi çıkarma öncesinde kumsalları ve sığ suları engellerden arındırmak için de görevlendiriliyorlardı. İlâveten keşif, gözetleme, belirli hedeflere karşı küçük çaplı saldırılar ve suda ya da karada sabotaj gibi gizli görevlerde yer aldılar.
İLK GÖREVLER
İtalyan kurbağa adamlarının ilk hedefleri Mısır’ın İskenderiye kentinde demirli olan Queen Elizabeth ve Valiant adlı gemilerdi. Altı kurbağa adam ve üç insanlı torpido 19 Aralık 1941’de bir denizaltı tarafından bölgeye taşındı. Grup burada denizaltıdan ayrılarak gemilerin bulundukları limana yöneldi. Görünmeden limanın içine sızan insanlı torpidolardan ikisi yukarıda adı geçen iki savaş gemisine, diğeri ise bir tankere yöneldi. İtalyan kurbağa adamların ikisi Valiant’ın nöbetçileri, diğerleri ise öteki gemiler tarafından ele geçirildi.
Ancak patlayıcılar infilak edip üç gemi ağır hasar görünceye kadar Kraliyet Donanması, kurbağa adamların bu görevlerinde başarılı olup olmadığını bilmiyordu çünkü gemilerini su altından kontrol edecek dalgıçları yoktu. Bu olaydan sonra İtalyanlar, dikkatlerini çok sayıda Müttefik gemisinin toplandığı Cebelitarık’a çevirerek insanlı torpido saldırılarına başladılar. Hedefler havaya uçup batarken, kurbağa adamların kaçabilmesi için patlayıcı başlıklar gemilere yapıştırıldıktan sonra geciktirilmiş zaman ayarlı olarak infilak ettiriliyordu.
Buna karşı, küçük bir birlik olan İngiliz Sualtı Çalışma Birimi’nin görevi, gemilerin altına dalarak mayın aramak ve bulduklarını çıkarmaktı. İnsanlı torpido saldırılarına ek olarak, Onuncu Hafif Filotilla İspanya’ya “Gamma Grubu” adı verilen 12 sualtı yüzücüsü gönderdi. Bu kişiler, mayınları çekerek götürmek suretiyle hedef bölgesine yüzecek, intikal sırasında bunları yüzeyde tutmak için kauçuk bir simit takılacaktı. Geminin altına yerleştirildikten sonra simit şişirilerek mayın gemiye yapışık halde sabit tutulacaktı.
İngilizler insanlı torpido saldırısı bekleyerek denizden gelecek bir saldırıya karşı tedbir alırken, Gamma grubu kuşkulanılmadığı için nispeten savunmasız bırakılan arka yönden yaklaştı. Karanlıktan yararlanan yüzücüler, Meta, Shuma, Baron, Douglas ve Empire Snipe adlı ticaret gemilerinden oluşan hedeflerine ulaştılar. Her yüzücü suya dalıp bir mayını gemiye yerleştirdikten sonra yüzeye çıkarak göreceli olarak daha güvenli olan İspanya’ya doğru uzun bir yüzüşe geçti. Yüzücüler, karaya çıkıp güvenli bir eve yerleştikten sonra patlamaları uzaktan izleyerek Müttefik gemilerinin battığını ve operasyonlarının başarıyla sonuçlandığını gördüler.
YENİ DALMA TEKNİĞİ

Fotoğraf: © Royal Navy
Dalgıçlar ağır, hantal ve hava sağlamak için bir pompaya ihtiyaç duyan standart dalgıç bareti kullandıklarından, kurbağa adamlar için su altı solunum ekipmanı genel olarak mevcut değildi. İngiliz Siebe Gorman firması “Amphibian Mark 1” adı verilen kapalı devre bir sualtı solunum sistemi geliştirmiş ve 1930’larda bu sistemin üretimi için İtalya’da bir fabrika kurmuştu.
Ancak İngiliz Deniz Kuvvetleri, standart ekipmanın daha güvenli olduğu ve serbest yüzen dalgıçların muharip birlikler olarak kullanılmasının düşünülemeyeceği gerekçesiyle şirketin tüm önerilerini reddetmişti. Bu ekipmanı kullanmanın yanı sıra, kauçuk giysiler ve yüzme paleti gibi kurbağa adam ekipmanı geliştirme öngörüsüne sahip olan İtalyanlar, böylece ilk sualtı özel kuvvetini oluşturarak Müttefikleri bu gelişmelerden tamamen habersiz bırakmışlardı.
Yapısı çok basit olan DSEA solunum seti, kullanıcının göğsüne dayanan esnek bir torba, karbondioksit emici içeren bir teneke kutu, kauçuk bir hortum ve ağızlık ile küçük bir oksijen şişesinden oluşuyordu. Kullanıcı önce esnek torbayı doldurmak için oksijen şişesini açıyor; böylece nefes aldığı zaman emiciden ve hortumdan geçen oksijen ciğerlerine ulaşıyordu. Nefes verdiğinde ise karbondioksit hortumdan aşağıya doğru giderek emiciden geçip torbaya geri dönüyordu. Cihazı kullanan kişi, bu şekilde nefes almaya bir süre daha devam edebiliyordu. Bu ekipman konsepti, gelecekteki gelişmelerin ve tasarımların temelini oluşturdu.
TEHLİKELİ BİR İŞ
Savaş dalgıcı pek çok zorlukla karşı karşıyadır. Bunlardan ilki, faaliyetlerin suda gizlenmiş olarak yürütülmesi ve suyun altında kalmanın çok önemli olmasıdır. Ancak dalgıcın solunum ekipmanında bir arıza olması durumunda su yüzüne çıkması gerekecektir. Ekipmanda bir sızıntı olursa ve karbondioksit emici madde ıslanırsa dalgıç ölebilir. Su yüzeyinde açıkta kalan dalgıç düşman tarafından görülebilir. Böyle bir durumda düşman silah ya da küçük patlayıcılarla saldırarak dalgıcı öldürebilir. Bu, yapılan görevi tehlikeye atarak diğer ekip üyelerini de riske atabilir.
Ayrıca dalgıca zarar verebilecek her türlü deniz canlısı vardır. Üstelik bazı ülkeler, dalgıçları bulup öldürmek üzere eğitilmiş yunuslar kullanmaktadırlar. Hedeflenen sahile ulaşan savaş dalgıcı, dikkatli bir şekilde denizden çıkarak düşmanın savunduğu karada görünmeden ilerlemelidir. Takdir edileceği gibi, böyle bir ortamdaki dalgıç düşmanın makineli tüfek, mayın ve buna benzer çok sayıda silahının etkisine büyük ölçüde açık durumdadır.
Tamamen su altında görev yaparken, bir savaş dalgıcı tarafından taşınabilecek mühimmat miktarı kısıtlı olduğu için düşmanla çatışmaktan kaçınılır. Bir savaş dalgıcı, sualtı taarruzu sırasında geminin sonarına maruz kalabileceği gibi, saldırı tehdidi altında bulunan geminin çalıştıracağı pervanelerine de maruz kalabilir. Su altındaki bir denizaltıya girip çıkan savaş dalgıcı, planlanmamış derinlik değişikliklerinden kaynaklanan dekompresyon hastalığı tehlikesiyle karşı karşıyadır. Aynı durum, yüzücü personeli taşıyan araçların ve Kuru Güverte Barınaklarının kullanılması durumunda da geçerlidir. Savaş dalgıçları, kötü hava koşullarında ya da dalgıcı risk altına sokabilecek zor deniz koşullarında görevlendirilebilirler.
KURBAĞA ADAMDAN SAVAŞ DALGICINA
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaş dalgıç birliklerinin ve dalgıçların çoğu ordudan ayrıldı. Geriye çoğunlukla Kraliyet Donanması mayın temizleme operasyonları için görevlendirilen az sayıda dalgıç kaldı. Kraliyet Deniz Piyadeleri, savaştan kazandıkları deneyimle örtülü operasyonlar dalgıcı rolünü sürdüren Özel Bot Filosu’nu (Special Boat Squadron - SBS) hayata geçirdi.
O dönemde özel kuvvet birliklerine dair genel askerî görüş, bunların yararlı oldukları ancak barış zamanında gerekli olmayacakları yönündeydi. Bu durum daha sonra değişti ve ABD’de savaş dalgıçlığı temelinde Navy SEAL (ABD Donanması’nın Özel Kuvvetleri) adlı birliği teşkil edildi. Ayrıca ABD Kara Kuvvetleri “Yeşil Bereliler” olarak bilinen Özel Kuvvetleri kurdu ve savaş dalgıçlarını da bu birliklere dâhil etti. Dünyanın dört bir yanında çatışmalar patlak verdikçe orduların seçkin savaş dalgıçlarına olan ihtiyacı da arttı çünkü su altındaki birkaç savaş dalgıcı avantaj sağlıyordu.












