Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
İstanbul Life

Melis İşiten ile sanatın iyileştirici gücüne dair samimi bir sohbet

Melis İşiten, samimiyet ve kahkaha dolu sohbetleriyle “Zaten Şov”da konuklarını sofraya davet eder gibi ağırlıyor.

Röportaj: Büşra Nzlan Üregül

Portre Fotoğrafları: Pınar Gediközer

Melis İşiten’in YouTube’da hayata geçirdiği “Zaten Şov”, izleyiciler için klasik bir talkshow’dan çok daha fazlası. Kahkahalarla örülü samimi sohbetleriyle bir arkadaş ortamını andıran programda İşiten, hem ünlü isimleri hem de farklı alanlardan dikkat çeken konukları ağırlıyor. Tiyatro sahnesinde karakterlere hayat veren oyuncu, burada ise sadece kendisi olarak var oluyor. İşiten, sohbetlerinde kahkahanın aslında ciddiyetin bir parçası olduğunu vurguluyor: “Hayatta kalabilmek için her şeyi gülünebilir kılıyorum.”

“Zaten Şov” çok samimi, bazen kahkahalarla bazen de derin paylaşımlarla ilerliyor. Bu formatın çıkış hikâyesi nasıl oldu?

Yıllardır YouTube içerik üreten arkadaşlarım aslında bu dünyaya ait olduğumu söylüyorlardı ama inanmıyordum. Sonrasında kanaldaki ortaklarımın beni ikna etmeye çalıştıkları bir yer oldu YouTube. Fakat ben ısrarla hayır diyordum. Ardından geçirdiğim bir kaza sebebiyle en hayatın beni durdurduğu ve bir şey yapmayı bıraktığım anda şu anki ortaklarım bana ‘hadi şimdi ‘ dediler ve yola çıktık. Aslında sürece ikna oldum diyebilirim.

Misafirlerinle kurduğun bağ programı özel kılıyor. Senin için önemli olan “samimiyet mi”, “merak mı”, yoksa “dinleyiciye yeni bir şey katmak mı”?

Benim için tamamen insan hikâyeleri. Aslında demomuzu çektikten hemen sonra bu formatın benim kendi dünyamızı bulmam olduğunu anladık. Ben zaten sofra kurmayı, yeni insan tanımayı, hikâyelere ortak olmayı çok seven biriyim. Burada da aslında aynı şeyi yapıyorum. Her konuğu soframa davet ediyorum gibi hissediyorum.

Sohbet ederken konuların akışını mı takip ediyorsun yoksa önceden planladığın bir çerçeven oluyor mu?

Her ikisi de... Öncelikle tüm izleyicilerin bildiği bir karakter var. Doğukan. O benim için konuğumu önden çalışıyor dolayısıyla genel hatlarıyla bir akışım olmuş oluyor. Doğaçlama değil elbette yani tüm bölüm. Sonrası akışta gelişiyor. Ezber bir şey yapmıyoruz elbette ama bölüm başlamadan konuğa çalışmış oluyoruz. Fakat sonrasında kayıt dediğimiz an itibariyle izlediğiniz her şey Melis olma hali.

İzleyiciler “Zaten Şov”u bir talk-show değil de “arkadaş ortamı” gibi görüyor. Bu his tam da istediğin şey miydi?

İzleyenlerin arkadaşım olması değil de izleyenlere bizim arkadaşlıklarımızı göstermek diyebilirim, yarattığımız dünyaya. Yani arkadaşlıklarımıza onları dahil ediyor davet ediyor ve ağırlıyoruz.

Programında hem ünlü isimleri hem de farklı alanlardan konukları ağırlıyorsun. Konuk seçiminde seni en çok ne etkiliyor?

Bu önemli bir soru çünkü tam olarak yapmak istediğimiz buydu bizim. Sadece ana akım televizyon ünlülerini değil, arkasına bir kitleyi almayı başarmış her kişiyi ağırlamak istiyorduk. Tabii ki benim ve ekibimin merak ettikleri, sonra alanında bizim için ‘ün’e sahip kişileri ağırlamaya özen gösteriyoruz.

Sen tiyatro kökenli bir oyuncusun. Sence tiyatro sahnesiyle “Zaten Şov”un sahnesi arasında nasıl bir fark var?

Yani birbinden tamamen farklı iki iş bana kalırsa. Biri oynama hali, biri ise benim kendi olduğum halim.

Oyunculukta sahnede bir karakteri canlandırıyorsun, burada ise “Melis” olarak varsın. Bu açıdan kendini daha mı özgür hissediyorsun?

Özgürlük doğru cevap olmayabilir. Birinde tüm eğitimimi, bilgi birikimimi ve işimi icra ediyorum, burası benim oyunculuk tarafım. Diğeri ise tamamen ve sadece kendi enerjimle kendi alanımızı kurduğum yeni mesleğim, sunuculuk.

Sohbetlerinde kahkaha çok baskın. Sence hayatı ciddiye almamak mı yoksa her şeyi ciddiye almak mı daha doğru?

Ahahaha. Bence her şey çok ciddiye alınmalı. Kahkaha attığım anlar ciddiye almadığım anlamına gelmiyor. Bu benim mücadele şeklim. Hayatta kalabilmek için her şeyi gülünebilir kılıyorum.

Hiç “keşke şu kişiyi mutlaka konuk etsem” dediğin hayal konukların var mı?

Edis ve Cem Yılmaz. Bir de umarım bir gün Ekrem Bey.

“Zaten Şov” bir müzik olsaydı hangi tür olurdu?

90’lar Türkçe pop. İçinde Sezen Aksu’nun olduğu her devir.

Kendin programına konuk olsan, kendine soracağın ilk soru ne olurdu?

Senin için ne yapabilirim Melis? Sanatın birçok formunda yer aldın.

Sence bugün Melis İşiten’in kendini ifade etmesinin en güçlü yolu hangisi?

Özgüvenim sanırım, kendimi çok seviyorum. Anlatmanın her biçimi. Konuşarak, oynayarak, durarak, eyleme geçerek, yazarak.. Her biçimi...

Sanatın ve sohbetin iyileştirici bir yanı olduğuna inanıyor musun? Sen kendi hayatında bunu deneyimledin mi?

Sanat, üretmek, paylaşmak ve bir arada olmak bunlar iyiliğin kendisi bence. Özellikle beraber yola çıktığın insanlarla arkadaşlarınla, ortak hayallerin ekmeğini yemek bence iyi olma biçimi.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo