
Pearl Harbor saldırısı: ABD’yi savaşa sürükleyen sabah
Yazan: Jonathan O’Callaghan
Aralık 1941 sabahı Charles Ebel ve bir arkadaşı Hawaii’deki Waikiki Plajı’na sörfe gitmeye hazırlanıyordu. Başlarına gelecek felaketten tamamen habersiz, keyifli bir gün geçireceklerini sanıyorlardı. “Sörf yapmayı yeni öğreniyorduk.” diyor Ebel. “3,5 metrelik dalgalarda sörf yapıyorduk. Bazen kendin bir dalgada tahtan başka bir dalgada oluyordu ve onu yakalamaya çalışıp duruyorduk.”
Ama bir anda her şey değişti. “USS Curtiss’teki bir ambar ağzından dışarı bakıyordum. Bir gürültü duydum ve uçakların bulunduğu o zavallı adaya bir uçağın bomba attığını gördüm. Sonra dönüp benim durduğum ambar ağzının önünden geçti. Pilotu yandan görünüyordu ve yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Kanal boyunca yukarı çıktı, sanırım başka bir hedef arıyordu. İşte olaylar böyle başladı. O andan itibaren sert bir mücadeleye girdiğimizi anladık.”
Ebel hemen harekete geçti. Ortalık cehenneme dönünce kaptanı onu ana güverteye gönderdi, orada yapabileceği bir şey olup olmadığına bakmasını söyledi. Güvertede sadece bir makineli tüfek vardı. “Hemen üzerine atlayıp bir süre ateş ettim.” diyor Ebel. “O anda tek amacımız hayatta kalmaktı.”
Hawaii’nin kartpostal güzelliğindeki Honolulu şehrinde sıradan bir gün gibi başlayan sabah, 60 yıl sonraki 11 Eylül saldırılarına dek Amerikan topraklarında yaşanacak en büyük can kaybının sahnesine dönüştü. 2.400 Amerikalı öldü, 1.200 Amerikalı yaralandı.

Saldırıdan önceki aylarda Ebel, Güney Pasifik’teki kruvazörlerde görev yapıyordu. 6 Aralık’ta USS Curtiss, Marshall Adaları’nın kuzeyindeki Wake Adası’na yakıt bırakmış ve son anda verilen bir kararla Honolulu’ya yönelmişti. Vardıklarında başka bir gemi Curtiss’in Pearl Harbor’daki yanaşma noktasını kapmıştı. Bu yüzden kaptan, gemiyi Ford Adası’nın arkasına yönlendirdi. Bu yolculuk sırasında Curtiss 378.540 litre benzin aldı ve nihayet 6 Aralık 1941 gecesi demirledi.
Saldırı başladığında Curtiss bulunduğu konum sayesinde biraz şanslıydı. Yanaştığı nokta Pearl Harbor’dan biraz uzakta olduğu için Japon saldırısının büyük kısmından kurtuldu, ancak mürettebatın tanık olduğu dehşet hiç de azımsanacak gibi değildi.
Ebel’ın anlattığına göre, yine de tamamen çatışmanın dışında kalmadılar. “Gemimiz üç uçağı düşürdü ve bir denizaltıya da hasar verdi. Savaş halindeyken bu denizaltı arkamızda yüzeye çıktı, biz de üzerinden ateş açtık. Sonra tekrar suya daldı ama geri döndüğünde bir torpido fırlattı. Torpido bizim geminin yaklaşık 3,6 metre ötesinden geçti. Daha yakın gibi hissetmiştik ama insana hep öyle görünür zaten. Torpido kanaldan yukarı gitti. Nereye ulaştığını bilmiyorum ama kanalda bir muhrip vardı ve denizaltı onu görünce kaçtı, bir daha da yüzeye çıkmadı. Her şeyin başlangıcı buydu.”

Curtiss’in binlerce litre benzin taşıdığını bilen Ebel aslında dev bir bombanın üzerinde durduğunun farkındaydı: “Hiç unutmadığım bir şaka var. Arkadaşıma nereye gittiğini sormuştum. ‘Can yeleği almaya gidiyorum.’ dedi. Ben de ona, ‘Bana paraşüt bulabilir misin? Çünkü bu kadar benzin patlarsa o can yeleği pek işe yaramaz!’ demiştim.” Neyse ki benzin alev almadı ve Curtiss saldırıdan kurtuldu.
Ama Ebel, Curtiss’te birçok arkadaşını kaybetti. Gemide toplam 19 kişi öldü, daha fazlası yaralandı. Tabii o anlarda Ebel’ın korkusunu belli etme lüksü yoktu. “Tatbikatlara alışkındık” diye anlatıyor Ebel, “ama gerçek bir saldırıda her şey olabilir. Genelde oldukça soğukkanlıydım, çok az endişeliydim. Sanırım bu da savaşın bir parçası. Harekete geçip işini yapıyorsun. Başka ne yapabilirsin ki?”
Saldırı bazı Amerikan askerlerinde neredeyse delice bir öfkeyi tetikledi. Curtiss’te yaşanan kanlı bir an, bu öfkenin boyutunu net biçimde ortaya koydu. Japon bir dalış bombardıman uçağı Curtiss’teki vince çarparak güverteye düşünce Ebel, arkadaşlarının öfkesine bizzat tanıklık etti. “Uçak vince çarpınca pilotun kafası kopup güverteye uçtu.” diyor Ebel. “Bizim çocuklar acımasızdı. Penseyle dişlerini sökmeye çalışıyorlardı. O an hiç aklımdan çıkmıyor çünkü daha 20 yaşındaydım, 21’e yeni giriyordum ve böyle şeyler beni rahatsız ediyordu. Ama bir süre sonra fark ediyorsun ki düşman dediğin kişi de bir insan.”

Saldırı durmaksızın devam ederken Curtiss için şans yüzünü yeniden gösterdi. Bir bomba, geminin arka kısmındaki bağlama halatını parçaladı. Ebel şöyle anlatıyor: “Gemi dönmeye başlamıştı. Bu da işimize yaradı çünkü uçaklar bizi ilk geçtikten sonra saldırmak üzere geri döndüklerinde farklı bir pozisyonda olabilirdik.” Büyük Japon saldırısından paçayı sıyırmış olsalar da Ebel, limanın diğer kısımlarında olup bitenlerin istemeden de olsa tanığı oldu.
“Gökyüzü onlarla doluydu. Arı gibiydiler.” diye hatırlıyor Ebel. “Her yerde uçak vardı. Bir torpido uçağı tam yanımızdan geçip USS Utah’ı batırdı. Ardından USS Arizona’ya bomba attıklarını gördüm. Bomba doğrudan duman bacasından girip gemiyi suyun dışına fırlatacak şekilde patladı.” Ebel’a göre o kadar çok geminin batmasının başlıca sebebi baskının çok ani olmasıydı: “Japonlar gemilerimize ulaştığında su geçirmez kapılar açıktı. Bu yüzden gemileri batırabildiler, yoksa batıramazlardı. Bir geminin üstünü tamamen parçalasalar bile gemi batmazdı çünkü su geçirmez kapılar hava boşluğu gibi çalışır, gemiyi su üstünde tutan da budur.”
Ama sabah saatlerinde saldırı ne kadar ani başladıysa, yaklaşık bir saat sonra da öyle aniden durdu. Ancak Ebel ve bütün mürettebat hâlâ alarm halindeydi. Aralarında Ebel’ın da olduğu bazı kişiler, Pearl Harbor saldırısının aslında Amerika anakarasına yapılacak bir işgalin öncüsü olduğunu düşünüyordu. “Geri geleceklerini düşündük.” diyor Ebel. “Japonların Pearl Harbor’ı ve muhtemelen Amerika’yı ele geçireceğini sanmıştım.”

“Hep Amerika’yı kolayca ele geçirebileceklerini düşünmüşümdür çünkü dünyadaki en fazla uçak gemisi onlardaydı. Yapmaları gereken tek şey birini Seattle’a, birini San Diego’ya göndermekti. Kimse onları durduramazdı çünkü ABD ordusu ağırlıklı olarak Hawaii’de ve başka yerlerdeydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD pek korunaklı değildi. Pearl Harbor’ı ele geçirmek için geri dönmeyerek büyük bir hata yaptılar. Savaşı orada kaybettiler, oysa kazanabilirlerdi. Hawaii’yi ellerinde tutabilirler miydi bilmiyorum ama eğer ABD’ye gitselerdi her şey çok farklı olurdu. İyi ki gitmediler.”
Dört yıl sonra Müttefik Devletlerin savaşı kazanması, Pearl Harbor’dan sağ kurtulan pek çok kişi için o trajik günün acısını dindirmeye yetmedi. “Ölen onca insana üzülüyorum.” diyor Ebel. “Hawaii’de bir tepede mezarlık vardı. Uzun ve derin hendekler kazıyorlar, üstleri çuvallarla kapatılmış cesetleri içine bırakıyorlar, ardından bir haç dikiyorlardı. Cesetlerin kim olduğu bilinmiyordu. Mezarlık, gözün alabildiği her yere uzanıyordu. Bu hiç gözünüzün önünden gitmeyen bir şey. Hep aklınızın bir köşesinde duruyor. Keşke görmeseydim ama gördüm.”
Saldırı 70 yıldan uzun zaman önce gerçekleşti. Ebel da dahil olmak üzere, Pearl Harbor’dan kurtulanların çoğu artık aramızda değil. Ancak geçen onca zamana rağmen, kurtulanlar bu gerçekle yüzleşmekte zorlandılar. Ebel, All About History dergisine verdiği röportajda “Eskisi kadar aklımı kurcalamıyor.” demişti. “Eskiden sokakta yürürken biri araba kapısını çarpsa irkilirdim. Artık olmuyor. Eskisi gibi kâbuslar da görmüyorum. Ama asla tamamen atlatamıyorsun.”

AMERİKA’NIN SALDIRIYA UĞRADIĞI GÜN
- Mayın tarama gemisi Condor, Pearl Harbor’a 3,2 km uzaklıkta bir denizaltı tespit etti ve USS Ward’a uyarı gönderdi.
- Kuzey Oahu açıklarındaki Japon uçak gemilerinden 183 avcı, bombardıman ve torpido uçağı havalandı.
- Oahu’daki Opana Radar İstasyonu, üzerlerine gelen 50’den fazla uçak tespit etti. Nöbetteki iki er gözlerine inanamadı.
- Bir teğmen, radarın tespit ettiği uçakları Amerikan B-17 bombardıman uçakları sanarak uyarıyı ciddiye almadı.
- Bulutların dağılmasıyla Japon uçakları Pearl Harbor’a yöneldi.
- Japonlar Pearl Harbor’ın kuzeyindeki Wheeler Field hava üssünü bombalayarak ABD savaş uçaklarının çoğunu yerde yok etti.
- Silahsız 12 Amerikan B-17 bombardıman uçağı, Japonya’nın saldırdığını henüz bilmeden Oahu’ya inmeyi başardı.
- B-17’lerden biri golf sahasına indi.
- USS Arizona’ya isabet eden bomba 450.000 kg barutun patlamasına yol açtı. Gemi anında yok olurken 1.177 mürettebat üyesi de öldü.
- USS Utah batırıldı.
- İkinci Japon avcı uçağı dalgası, kuru havuza ve birçok başka gemiye saldırdı.
- Üst düzey Japon komutanlar yeterince zarar verildiğini düşünerek üçüncü saldırıyı iptal etti.
- Japon uçak gemileri geri dönmeye başladı. Geride 2.400’den fazla ölü Amerikan askeri kaldı.
“Geri geleceklerini düşündük. Japonların Pearl Harbor’ı ve muhtemelen Amerika’yı ele geçireceğini sanmıştım.” Charles Ebel
New Yorklu denizci Charles Ebel, Japon savaş uçaklarının Pearl Harbor’daki ABD deniz üssüne saldırdığı sırada USS Curtiss adlı deniz uçağı destek gemisinde görev yapıyordu. Ebel, Ford Adası’nın karşısındaki konumundan birçok geminin batışını izledi. Bu 11 Eylül 2001’e kadar Amerikan topraklarında gerçekleşen en kanlı yabancı saldırı olacaktı.












