Pickett’in hücumu ve Amerikan İç Savaşı’nın dönüm noktası
Genel
15 dk okunma süresi
History Of War

Pickett’in hücumu ve Amerikan İç Savaşı’nın dönüm noktası

Konfederasyon’a bağlı 19. Virginia Piyade Alayı, 3 Temmuz 1863’te Amerikan askerî tarihinin en feci olaylarından birinde cehennemin pençelerine doğru yürüdü.

Yazan: Rick Britton

Şiddetli çatışmalarda üçüncü günün öğleden sonrasına gelinmiş ve o sıcak Temmuz ayının ilk iki günü geride kalırken muharebe alanına yayılmış cansız ve kararmış bedenler yapılan korkunç işin gaddar hatırlatıcıları olarak hâlâ ortalıkta duruyorlardı. Topçu ateşi azaldığında, gri ve açık kahverengi üniformalarıyla 12.000 Konfederasyon askeri, kızıl ve mavi savaş bayraklarının altında hızla toparlandı. Konfederasyon alayları sessiz ve sakin bir şekilde yürüyüp ilerledikçe oluşturdukları saflar mükemmel bir şekilde ortaya çıkıyordu. Muhabir Jonathan Albertson şahit olduğu bu manzarayı, “Savaş başladığından beri birliklerin böylesine görkemli bir düzen içinde muharebeye girdiğini hiç görmemiştim.” şeklinde yazacaktı.

Tümgeneral George Edward Pickett’in 3 Temmuz 1863’te Gettysburg Muharebesi sırasında gerçekleştirdiği bu hamle, Amerikan askerî tarihinin tartışmasız en kötü şöhretli piyade hücumudur. Bu olay sırasında Konfederasyon kuvvetlerinin doruk noktasında olup, bundan sonra bir daha bu güce ulaşamayacaklardı. Konfederasyon generali Pickett’in komuta ettiği Virginia Tümeni, o gün öğleden sonra açık araziden geçerek Mezarlık Sırtı (Cemetery Ridge) adlı bölgede iyi bir şekilde hazırlanmış Birlik mevzilerine karşı saldırıya başladı. Tümene bağlı birliklerden Tuğgeneral Richard Brooke Garnett’in tugayına bağlı 426 Konfederasyon askeri, 19. Virginia Piyade Alayı olarak bu ölüm vadisinden geçti. Bu yazıda anlatılacaklar onların hikâyesidir. 19. Virginia Piyade Alayı Mayıs 1861’de kurulmuştu ve bu hücum sırasında, Florida’da 1816-1852 yılları arasında cereyan eden Seminole Savaşı’nda görev yapmış olan 1841 West Point (ABD Kara Harp Okulu) mezunu 46 yaşındaki Garnett’in komuta ettiği “Gamecock Tugayı”na bağlı olarak görev yaptı. Gamecock Tugayı yaklaşık aynı büyüklükteki iki diğer tugayla birlikte Tümgeneral Pickett’in 6.000 kişilik kuvvetini oluşturuyordu. Tümgeneral Pickett de West Point mezunu olup, okulu 1846’da sınıfının son sıralarında yer alarak bitirmişti.

Gettysburg bir tesadüf muharebesiydi. Her iki taraf da 1 ve 2 Temmuz günlerinde muharebe sahasına alelacele takviye kuvvetler gönderdi. Tümgeneral Pickett’ın tümeni, General Robert E. Lee’nin Kuzey Virginia Ordusu’ndan gelen son piyade kuvvetiydi. 3 Temmuz sabahı, zayıf bir kahvaltının ardından Tümgeneral Pickett’ın üç tugayı, kendilerini düşmandan koruyan bir yükseltinin arkasında aceleyle mevzilendirildi. Tuğgeneral Garnett oraya ulaşınca, 426 kişiden oluşan komutasındaki Gamecock Tugayı’na muharebe hattına yerleştirdi. 19. Virginia Piyade Alayı hattın merkezindeydi. Alayın hizalanmasını denetleyen kıdemli subay “Büyük bir güce ve disipline sahip seçkin bir adam” olduğu söylenen Virginia Askerî Enstitüsü (VMI) mezunu 32 yaşındaki Albay Henry Gantt idi. İki Virginia alayı 19. Piyade Alayı’nın sağında, diğer ikisi ise solunda saflarını oluşturdu. Toplamda yaklaşık 1.900 subay ve erden oluşan Gamecock Tugayı 550 m genişliğinde bir cephe teşkil etti. Askerlere safların aralarını açarak yere yatmaları emredildi. Saat sabahın dokuzuydu.

Askerler rahatlamış bir şekilde beklerken 19. Virginia Piyade Alayı’nın teğmenlerinden biri aralarından ayrılarak yukarı doğru yürüdü. 22 yaşında ve 57 kg ağırlığında olan “Nat” lakaplı William Nathaniel Wood, 1861 yılında alaya katılmıştı. Sırtın telaşlı görüntüsü onu etkilemişti. Şahit olduğu şeyleri daha sonra “Bana öyle geliyordu ki topçular her yönden yaklaşarak tepenin üzerinde ya da yakınında harekâta hızla hazırlanıyorlardı.” diye yazmıştı. Topçu taburu komutanı 23 yaşındaki Binbaşı James Dearing, o sırada at sırtında bir yandan bağırarak emirler yağdırıyor, bir yandan da Mezarlık Sırtı’ndaki Birlik mevzilerine endişeyle göz gezdiriyordu. Binbaşı Dearing’in komuta ettiği 16 toplu tabur, cehennemi bir ateş açarak tahrip ve yangın bombaları atmak için bir araya getirilen 130’dan fazla topu bünyesinde barındıran kudretli Güney topçu kuvvetinin yalnızca bir kısmını oluşturuyordu.

Teğmen Wood o sabah bir piyade saldırısı olacağına inanıyordu. Ne var ki 19. Virginia Piyade Alayı dört saat boyunca sıcak Temmuz güneşinin altında yattı. O sabah bir ara, alayın papazı rütbeli ve rütbesiz askerlerin önüne gelerek onlardan dua ederken kendisine katılmalarını istedi. Alayın yardımcı cerrahı, 1856 Virginia Tıp Fakültesi mezunu William H. Taylor o sabah gördüklerini “Bizim için hararetle ve en çok da o gün ölecekler için yalvararak dua etti... Duasını bitirdi ve ağlayarak geri döndü.” şeklinde günlüğüne yazmıştı.

Öğleden sonra saat birde Konfederasyon kuvvetlerine ait iki top aynı anda ateşlendi. Bu önceden kararlaştırılmış bir işaretti ve ardından tüm Konfederasyon topları atışa başlayarak düşmanı gülle yağmuruna tuttu. Birlik topçu bataryaları da aynı şekilde karşılık vererek muharebeye dahil oldu. Bu korkunç çatışma, birkaç dakika içinde bütün Amerikan İç Savaşı boyunca gerçekleşen en büyük topçu ateşine sahne oldu.

19. Virginia Piyade Alayı’nda görev yapan askerler için sanki kıyamet kopmuş gibiydi. Teğmen Wood o gün yaşananları “Dünya temelinden sıçrıyor ve atmosfer titriyor gibiydi.” cümleleriyle notlarına yazmıştı. Günün sıcağı çabucak unutulmuştu ve Virginia Piyade Alayı’nın askerleri toprağa sarılarak hayatta kalmak için dua ediyorlardı. Bereket versin ki öndeki düşman toplarının attığı mermiler uzun düştüğü için onların tam üzerine gelmiyordu. Ancak, sağ taraftaki Birlik toplarından hat boyunca sekerek ileriye düşen yan atışlar geliyordu. Bu yan ateş sırasında Virginia Piyade Alayı, komutan yardımcısı da dahil olmak üzere 20 askerini kaybetti. VMI mezunu olan Yarbay John Thomas Ellis 36 yaşında eski bir tüccar ve vergi memuruydu. Top mermilerinden biri sağdan hızla gelirken Yarbay Ellis yamaçtaki küçük bir çukurda yatıyordu. Oradaki askerlerden biri “Dikkat et!” diye bağırdı. Ellis tam bu esnada başını kaldırınca yüzüne bir mermi isabet etti. Askerleri onu dikkatli bir şekilde arka tarafta bulunan ağaçların gölgesine taşıdı. Yarbay Ellis kısa süre sonra orada öldü. Yaşanan bu olay başlarına geleceklerin sadece küçük bir habercisiydi.

Bu arada, hedef bölgesinin uzağına düştükleri için 19. Virginia Piyade Alayı’nı ıskalayan düşman mermileri hatların arka tarafında ağır zayiata yol açıyordu. Top atışları başladığında cerrah yardımcısı William H. Taylor, alay için sahra hastanesi kuruyordu. Kendisi o gün yaşadıklarını daha sonra şu ifadelerle yazıya dökecekti: “Burada yaralılar için kullanılmak üzere suyla doldurulmuş çok sayıda kabımız vardı. Kendimizi son derece güvende hissettiğimiz için gevşeyip muharebenin başlamasını beklemiştik. Bir anda, ağaç dalları ve kazanların parçaları havaya savrulurken, kaçışan sıhhiyecilerin çığlıkları duyuldu.” Bölgeden uzaklaşmaya çalışan Taylor bir gümleme duydu, kalbinin küt küt attığını hissetti ve öldürüldüğü korkusuna kapıldı. Endişeyle elini bacağına uzatınca, bir şarapnel parçasının etinin bir kısmını koparıp aldığını gördü.

Topçu bombardımanı iki saat sürmüş ve bu süre saflardaki askerlere hiç bitmeyecekmiş gibi gelmişti. Ateş kesilip “Dikkat!” komutu saf düzenine geçmiş askerler tarafından duyulduğunda 19. Virginia Piyade Alayı’nın askerleri hızla ayağa kalktı, safları sıklaştırdı ve tepeye tırmandı. Bu askerler Binbaşı Dearing’in bataryalarının arasından geçerken, ateş etmekten yüzleri kararmış haldeki topçu erleri şapkalarını sallayarak piyadelere tezahürat yaptılar. Piyadeler az ötede durup süngülerini taktılar. Teğmen Wood o gün yaşananları daha sonra “Burada güzel bir muharebe hattı oluşturduk. Tamamen düşmanın görüş alanının içindeydik. Ne savaş hattıydı ama!” sözleriyle dile getirecekti.

Tuğgeneral Garnett’in Tugayı düzen aldıktan sonra, Tümgeneral Pickett’in diğer iki Virginia tugayı da onları takip etti. Tuğgeneral James L. Kemper beş alayını hemen sağa yerleştirirken, Tuğgeneral Lewis A. Armistead beş alayını arkada konuşlandırdı. Bu şekilde Pickett’ın Tümeni yaklaşık 1.100 m uzunluğunda bir cephe oluşturdu. Eksik kadrolu ve yıpranmış altı tugay Konfederasyon hattını kuzeye doğru uzattı, iki tugay ise cephenin sağ tarafında kaldı. Tümgeneral Winfield S. Hancock’un komuta ettiği Mezarlık Sırtı’ndaki Birlik kuvvetleri, 12.000’den fazla Konfederasyon askerinin oluşturduğu devasa hat karşısında şaşkına dönmüşlerdi.

Hücum başlıyor

Tümgeneral Pickett’ın emirlerinin hilafına Garnett o gün muharebe sahasında ata biniyordu. Kendisi yürüyemeyecek kadar hastaydı. Önceki günlerde bir at Garnett’in bacağına tekme atmıştı ve ateşi vardı. Ancak bütün bunlara rağmen birliği ilerlerken bir komutan olarak askerlerini arkadan izlemeyi kabul etmedi.

Atını öne doğru dörtnala koşturan Garnett “İleri, marş!” şeklinde bağırdı. Komutu muharebe sahasında yankılayan Garnett, kılıcı elinde, 19. Virginia Piyade Alayı’nı aynı anda ileri sürdü. Taarruzun hedefi olan düşman mevzisi yaklaşık 1200 m uzaklıktaydı. Alayın komuta kademesinde üçüncü sırada olan 22 yaşındaki çiftçi kökenli Binbaşı Charles S. Peyton’ın ifadesine göre “Tepeye paralel uzanan ve tepeden yaklaşık 30 adım uzaklıkta bulunan göğüs yüksekliğinde taş bir duvar vardı. Bu duvarın etrafı toplarıyla çevriliydi. Yakınlarda küçük bir ağaç kümesi bulunuyordu.”

19. Virginia Piyade Alayı ilerledikçe Birlik topçuları yeni namluları devreye soktu. Alay ilk olarak ilerleme hattını çaprazlamasına ikiye bölen Emmitsburg Pike adı verilen tepeliğe yaklaşırken topçu ateşine maruz kaldı. Top mermileri askerlerin tepesinde patlıyor, alayın üzerine ölümcül demir parçaları şeklinde yağıyordu. Gülleler ise saf düzeninde ilerleyen asker gruplarına isabet ederek alayın cephesinde büyük delikler açıyordu. Binbaşı Peyton’un hatıralarına göre “Bazen tek bir merminin patlamasıyla ölü ve yaralı olarak ona yakın asker kaybediliyordu” Buna karşılık olarak, 19. Virginia Piyade Alayı’nın askerleri safları daraltarak merkezde toplandı. Böylece oluşturdukları cephenin genişliği kısaldı.

Alay, Emmitsburg Pike yolunun iki yanında bulunan iki sağlam çitin üzerinden tırmanmaya başladı. Ancak tırmanma eylemi ne yazık ki askerleri bu sefer düşmanın tüfek ateşine maruz bıraktı. Karşı tarafa geçen askerler küçük bir meyve bahçesinin ortasında saflarını yeniden oluşturdular. Bir kez daha “İleri, marş!” emri geldi.

O anda 19. Virginia Piyade Alayı iki ordu arasında bulunan geniş bir çukurdan geçiyordu. Ancak düşman ateşinden korunma kısa sürdü. Hızla çukuru geçen askerler kendilerini bir anda düşman hattına yaklaşık 230 m mesafede buldular. Sırtta bulunan Birlik topçuları parçalanırken misket saçan mermilerin atışı için emir verdi. Alay artık savunma topçusunun en kanlı ölüm bölgesine girmişti. Er William H. Jones yaşananları “Buradan sağ çıkabileceğimi hiç düşünmemiştim.

Her saniye misket saçan mermilerle yaylım ateşi açan bataryaların önünde ilerlemek zorundaydık.” sözleriyle aktaracaktı. Bu korkunç anlar Wood’un da hafızasına kazınmıştı. Durumu “topların yağmur gibi attığı misket mermileri yeri silip süpürüyordu,” sözleriyle aktarmıştı. Askerler ardı ardına düşüyordu. Albay Gantt omzundan ve yüzünden vurulmuştu. Alayın cerrah yardımcısı Taylor onu geriye giderken görmüştü ve “Neredeyse tüm dişleri bir kurşun tarafından düzgün ve etkili bir şekilde yok edilmişti.” Şaşırtıcı bir şekilde albay hâlâ konuşabiliyordu: Taylor’a “Geri dön.” şeklinde emir verdi.

Doruk Noktası

Alay, Binbaşı Peyton’ın komutasında “iyi bir düzen içinde ve tesis ettiği hattı neredeyse mükemmel bir şekilde koruyarak” ileri atıldı. Birkaç adım sonra 19. Virginia Piyade Alayı, düşmanın ileri mevzilerine çattı. Düşman avcı erleri ön yamaçtaki uzun otların arasına gizlenmişlerdi. Virginialılar yaklaştıkça Birlik askerleri ayağa kalkarak yakın mesafeden şaşırtıcı bir yaylım ateşi açtılar. Vurulan asker sayısının artması nedeniyle Alay kısa bir süre bocalasa da ilerlemeye devam etti. Bozguna uğrayan Birlik avcı erleri karışıklık içinde tepeye doğru koşarak çekildiler. Binbaşı Peyton amirlerine “Burada bazı esirler ele geçirdik ve bunlar başlarında muhafız olmadan arka tarafa sevk edildiler.” şeklinde rapor verdi. Taştan yapılmış alçak duvar artık sadece 90 m mesafedeydi.

Tuğgeneral Garnett ilerlemeleri için askerlerine tekrar emir verdi. Bu emre itaat eden 19. Virginia Piyade Alayı askerleri düşmana yaklaştıkça bir yandan da silahlarını doldurup ateş ediyorlardı. Birlik askerleri ise kendi avcı erleri önlerinden çekilince, mevzilendikleri duvarın arkasından Virginialılara ateş açmaya başladı. Bu sırada sağ taraftan ateş eden Birlik topları Virginia Piyade Alayı’nın hatlarını vurmaya devam ediyordu. İki yönden gelen ateş nedeniyle, Alayın hatları yoğun bir şekilde siyah barut dumanıyla kaplanmıştı. Bütün bunlar yaşanırken Alayın askerleri sert bir fırtınaya karşı ayakta durmak istercesine öne eğildiler.

Bir süre sonra aradaki mesafe sadece 18 m’ye düşünce düşman ateşi dayanılmaz bir hal aldı. Binbaşı Peyton daha sonra “alayın safların üzerine yağan müthiş ateş altında gerilediğini” hatırlayacaktı. Teğmen Wood’un sağ bacağına bir şey isabet etmişti. Kendisi bu olayı anılarında “Bir kayaya yaslandığımda bunun sadece bir morluk olduğunu anladım ve yanımda kalan az sayıda askerle birlikte tekrar ileri atıldım.” diye yazmıştı.

Tuğgeneral Garnett daha fazla ileri gitmedi. Kendisi en son duvara 20 adım mesafede şapkasını sallayarak askerlerine cesaret verirken görüldü. Tuğgeneral, kısa süre sonra Birlik askerleri tarafından açılan müthiş bir yaylım ateşinin dumanı içerisinde kaldı. Sağ omzunda büyük bir yarık oluşan ve başıboş kalan atı, dörtnala arkaya doğru koşarak piyade hatlarını yardı.

İlerleyen 19. Virginia Piyade Alayı düşmanın taş duvarını aştı. Artık göğüs göğüse muharebeler başlamıştı. Süngüler ve kılıçlar kullanılıyor, tüfek dipçikleri havada savrulurken yüksek sesle teslim olun çağrısı yapılıyordu. Birkaç Birlik askeri teslim olurken, çoğunluk ise Konfederasyon tarafından açılan yaylım ateşinin de baskısıyla bulundukları sırtın tepesine çekilmeye mecbur kaldı. Tuğgeneral Garnett’in birlikleri düşmanın taş duvarını ele geçirmişti ama gerçek bir zafer kazanmaları için daha ileri gitmeleri gerekiyordu. Birlik askerlerinin hattı geriye eğilmiş ama hâlâ kırılmamıştı. O kritik anda, Tuğgeneral James L. Kemper’ın Tugayı sağ taraftan yardıma geldi. Tuğgeneral Garnett’in birliklerinin arkasından giden Tuğgeneral Armistead’ın Tugayı, öndeki askerlerin duvar yakınlarında oluşturduğu mevzilerle birleşti. Birkaç adım ötedeki Birlik safları ise, takviye kuvvetlerin düşman tehdidi altında bulunan yere doğru koşarak gelmeleri nedeniyle kalabalıklaşmıştı. Düşman hattını yarmaya çalışan Tuğgeneral Armistead taş duvara tırmandı ve kılıcını başının üzerinde sallayarak “Onlara kılıcın gücünü gösterin!” diye haykırdı. Bunun ardından muhtemelen 200 kadar Konfederasyon askerini Birlik topçularının üzerine yönlendirdi. 19. Virginia Piyade Alayı’nın piyadelerinin bir kısmının bu nafile çabada Tuğgeneral Armistead’ın askerlerini takip ettiğine kuşku yoktur.

Virginia Piyade Alayı’na mensup çok az asker saldırıdan sağ çıkmıştı. Teğmen Wood orada yaşadıklarını günlüğünde “Sağıma soluma baktım ve felaket bir halde olduğumuzu hissettim. Hücuma başlayanlar neredeydi? Tek bir istisna dışında hiçbir korkaklığa tanık olmadım ama yine de taş duvar yakınlarında bir avcı hattımız bile yoktu.” cümleleriyle ifade edecekti.” Binbaşı Peyton da aynı fikirdeydi ve anılarına “Verilen yüksek kayıplar nedeniyle hattımız düşmanı bozguna uğratamayacak kadar zayıflamıştı.” diye yazmıştı.

19. Konfederasyon Alayı ve 19. Birlik Alayı Karşı Karşıya

Yapılan hücumun boşa gittiği belli olmuştu. Duvarın yakınlarında zayıf bir durumda kalan 19. Virginia Piyade Alayı’na mensup askerler düşmanın ezici bir karşı taarruz başlatmakta olduğunu görebiliyorlardı. Hemen önlerinde, Birlik kuvvetlerine bağlı alaylar hatlarını takviye etmek için koşar adım ilerliyorlardı. Sağ tarafta, Tuğgeneral Kemper’ın askerlerinin ötesinde, bütün bir düşman tugayı Konfederasyon birliklerinin kanadını kuşatacak şekilde yan ve arkasına doğru ilerliyordu. Virginia Piyade Alayı artık dağılmaya başlamıştı. Teğmen Wood duvar yakınlarında kalmanın ya ölmek ya da esir düşmekle sonuçlanacağını derhal anlamıştı. Kendisi o anda yaşadıklarını anılarına “Bir an bile tereddüt etmeden arkamı döndüm ve kısa bir süre önce geldiğimiz yaklaşık 1200 metrelik mesafeyi katetmeye başladım.” cümlesiyle kaydedecekti. Teğmen Wood topallaya topallaya geri dönerken, duvarın yakınlarında neden bu kadar az kişinin bulunduğunu anladı. Alayın ilerleme yolu ölü ve yaralılarla doluydu.

Karşı taarruz gerçekleştiren Birlik kuvvetleri taş duvarı yeniden ele geçirdiklerinde Birlik 19. Massachusetts Piyade Alayı’na mensup Çavuş Benjamin Falls bir Konfederasyon sancağını kapmak için duvarın üzerine uzandı. Sopasını tutmasına rağmen sancak yerinden oynamadı çünkü duvarın diğer tarafında yatan 19. Virginia Piyade Alayı’na bağlı askerlerden biri onu hâlâ sıkıca tutuyordu. Duvarın üzerine atlayan ve sancağı tutan askeri süngüsüyle öldürmekle tehdit eden Çavuş Falls, can pahasına elde tutulan sancağı aldı. Ertesi yıl bir muharebede öldürülen Çavuş Falls, sancağı ele geçirmesi nedeniyle ölümünden sonra Kongre Onur Madalyası ile ödüllendirildi. 19. Massachusetts Piyade Alayı’nın askerleri, Konfederasyon’a bağlı 19. Virginia Piyade Alayı’nın sancağının kendileri tarafından ele geçirmesindeki sayısal rastlantıya dikkat çekerek, sancağın üzerinde bulunan Virginia 19. Piyade Alayı yazısını söküp bunu bir muharebe onuru olarak kendi sancaklarına iliştirdiler.

Duvarın dibinde kalan ise kâbus gibi bir katliam sahnesiydi. Orada bulunan çok sayıda yaralı asker, acı içinde inleyerek su için bağırıyordu. Ölülerin altında kalan yaralılar ise kıvranarak çığlık atıyorlardı. 19. Virginia Piyade Alayı’da görevli Onbaşı James A. Leathers gördüklerini şu sözlerle günlüğüne yazmıştı: “Her yerde ölü askerler yatıyordu. Bunlar bazen beş ya da altı kişilik insan yığınları halindeydi. Gördüklerim bana domuz kesiminden sonraki bir mezbahayı hatırlatmıştı.” Kısacası Tuğgeneral Armistead ile birlikte duvarı geçen askerlerin çoğu öldürülmüş, yaralanmış ya da esir alınmıştı.

Hayatta kalan 19. Virginia Piyade Alayı askerleri güvenli olan ilk hattı teşkil ettikleri yere geri dönerken, düşmanın bir karşı saldırı başlatmasından korkulduğu için yeniden düzenlendiler. Toplamda 258 asker kaybedilmiş ve saldırı onlara 168 cana mal olmuştu. Alayın neredeyse %40’ı bir saat içinde yok olmuştu. Perişan haldeki Tümen Komutanı Tümgeneral Pickett, yeniden toplanan askerlerin arasından geçti. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak sağ elini Teğmen Wood’a uzattı ve “Benim cesur askerlerim! Benim cesur askerlerim!” dedi. Tümgeneral Pickett’ın sarsılmış haline rağmen Teğmen Wood, alayın iyi bir sınav verdiğine inanıyordu ve bunu şu sözlerle ifade edecekti: “İlk kez denediğimiz şeyi başaramamıştık ama gayretimizin ne kadar büyük olduğu uğradığımız büyük kayıpla kanıtlanmıştı.”

19. Virginia Piyade Alayı neredeyse iki yıl daha sürecek Amerikan İç Savaşı sırasında çeşitli muharebelere katıldı. Ama asker ve subaylar için hiçbir şey 3 Temmuz 1863’te yaşanan korkunç ve yürek burkan bu olaylarla kıyaslanamazdı. Pickett Hücumu’ndan sağ kurtulanlar kayıplarıyla sonsuza dek birbirlerine bağlandılar.

Ağır yaralanan Albay Gantt, muharebe sahasından 320 km uzakta bulunan Scottsville’deki Konfederasyon’a ait hastaneye bir at arabasıyla nakledildi. 1865’te orduya dönen Gantt, kısa bir süre “Gamecock Tugayı”na komuta etti. Pickett Hücumu sırasında aldığı yaralar nedeniyle 1884 yılında öldü. Binbaşı Peyton ise Gettysburg Muharebesi’nden sonra yarbaylığa yükseldi ve 1864’e kadar 19. Virginia Piyade Alayı’na komuta etti. Bu tarihte Konfederasyon Ordusu’ndan malulen ayrılarak emekli edildi. 1920’lere kadar yaşayan Peyton’a 1922’de ABD Hükümeti tarafından emekli maaşı bağlandı.

Teğmen Wood, 6 Nisan 1865’te yapılan Sailor’s Creek Muharebesi’nde esir düştü. İki ay sonra bağlılık yemini ederek Charlottesville’deki evine döndü ve ardından çiftçilik, kâtiplik, satıcılık ve muhasebecilik gibi çeşitli işlerde çalıştı. 1890’larda, ilk olarak memleketinde çıkan Progress adlı gazetede yayınlanan “The Reminiscences of Big I” adlı anılarını kaleme aldı. Amerikan İç Savaşı konusunda uzman olan tarihçi Bell Wiley bu eseri “Konfederasyon tarafında yaşanan deneylerin bölük seviyesinde görev yapan zeki bir subayın bakış açısıyla dürüst ve açık bir şekilde ortaya konulması” olarak nitelendirdi. Wood 1909 yılında öldü. Kısa bir süre sonra “Reminiscences of Big I” kitap olarak piyasaya çıktı.

Onbaşı Leathers taarruz sırasında yaralandı. Bir Konfederasyon hastanesinde 5 Temmuz günü esir düştüğünde sol bacağı diz altından kesilmişti. Baltimore, Maryland’deki bir tesise nakledildikten sonra takas edildi ve birkaç ayını Charlottesville’de bulunan Virginia Genel Hastanesi’nde geçirdi. Tek bacaklı Leathers daha sonra ordunun maluller listesine katıldı. Cerrah yardımcısı Taylor 1864 yılında baş cerrahlığa terfi etti. Nisan 1865’te Appomattox’ta şartlı tahliye edildikten sonra Richmond’da adli tabip olarak çalıştı ve 20 yıl boyunca bu şehrin Sağlık Kurulu’nun bir üyesi olarak görev yaptı. 1917 yılında öldü. Er William H. Jones, Haziran 1864’te Virginia, Petersburg’da ölümcül bir yara aldı.

Tuğgeneral Garnett’in cesedi hiçbir zaman teşhis edilemedi. Büyük olasılıkla, defin işlemini yapanlardan biri onun general rütbesinde olduğunu görmüş ve rütbelerini sökmüştü. Muhtemelen askerleriyle birlikte toplu bir mezara gömülmüştü. Otuz yıl sonra Tuğgeneral Garnett’in Pickett Hücumu sırasında taşıdığı hafif topçulara ait 1840 model kılıcı Baltimor’daki bir tefeci dükkânında ortaya çıktı.

Görseller: Alamy, Getty

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo