
Soğuk savaş nasıl başladı? Dünyayı ikiye ayıran gerçek kökenler
Nazilerin girdiği son çatışma Mayıs 1945’te yaşandı. Sovyet Ordusu, Berlin Muharebesi sırasında Nazileri nihayet ezip geçti. Savaşın en kanlı çarpışmalarından biri olan bu muharebe sadece dokuz gün sürmesine rağmen 1,3 milyon kişinin canına mal oldu. Ancak savaş henüz bitmemişken, İngiltere Başbakanı Winston Churchill, kendi müttefiki Sovyetler Birliği’ne saldırmayı ve bu devasa orduyu Doğu Avrupa’dan sürmeyi planlamaya başlamıştı bile.
“Düşünülemez Harekât” (Operation Unthinkable) kod adlı bu plan, zaferi garantilemek için Alman ordusunun kalanını bile devreye sokmayı öngörüyordu. “Rus egemenliği dalga dalga ilerliyor.” diye yazmıştı Churchill. “Savaş sona erdiğinde Rusların kontrolünde olacak topraklar arasında Baltık ülkeleri, tüm Doğu Almanya, Çekoslovakya, Avusturya’nın büyük bölümü, Yugoslavya’nın tamamı, Romanya ve Bulgaristan yer alacak. Umudumuzu şimdiden Rusya’yla hesaplaşmaya bağlamalıyız.” Saldırı için planlanan tarih 1 Temmuz 1945’ti ama 23 Mayıs’ta Churchill genel seçim ilan etmek zorunda kaldı ve -belki de iyi ki- bu seçimi kazanamadı.
Harekât elbette gizli tutuluyordu ama 1945’te Sovyetler İngiliz istihbaratına öyle başarılı bir şekilde sızmış durumdaydı ki Stalin planı tüm ayrıntılarıyla öğrenmişti. Nazizm’i birlikte yenilgiye uğratan Müttefik Devletler, Temmuz-Ağustos 1945’te düzenlenen ve savaş sonrası Avrupa’nın şekillendirilmesini amaçlayan Potsdam Konferansı’nda çoktan iki kutba ayrılmıştı: bir yanda İngiltere ve ABD’nin kapitalist yönetimleri, diğer yanda Sovyetler Birliği’nin komünist rejimi.
Şubat 1945’te Yalta’da düzenlenen bir önceki konferansta Stalin, işgal ettikleri Doğu Avrupa ülkelerinde serbest seçimler yapılmasını kabul etmişti. Ancak müttefiklerinin niyetinden kuşkulanan Stalin bu sözünden döndü. Stalin’in dediğine göre SSCB’nin batı sınırlarında “dost devletlere” ihtiyacı vardı. Sonuçta, eski müttefik Nazi Almanyası Rusya’yı uyarmadan işgal ederek onları savaşa sürüklememiş miydi? SSCB bunu gerekçe göstererek Polonya, Bulgaristan ve Romanya’da komünist rejimler kurma kararı aldı. Ayrıca Yalta’da anlaşıldığı üzere, Doğu Almanya’yı SSCB işgal edecek, Almanya’nın geri kalanıysa İngiltere, Fransa ve ABD tarafından yönetilen bölgelere ayrılacaktı. Savaşı kazanan Müttefik Devletler birlikteliği artık sona ermişti. Ertesi yıl Churchill, kapitalist Batı ile komünist Doğu’nun arasının artık onarılamaz bir şekilde açıldığını ifade etmek için “Avrupa’nın üzerine demir bir perde indi.” diyecekti.
Bu ifade tarihe kazındı. Churchill’in sözleri, Batılı Müttefik Devletlerin kapalı kapılar ardında zaten konuştuğu gerçekleri kamuoyuna açıkladı. Şubat 1946’da ABD’nin Moskova’daki diplomatlarından George Kennan, Washington’a bir telgraf göndererek SSCB’ye karşı bir “çevreleme politikası” izlenmesini önerdi. Kennan, SSCB’nin dünyaya yayılmakta kararlı olduğunu düşünüyordu. Ukrayna’daki milliyetçi hareketin bastırılması ve kukla yönetimlerin kurulması bunun açık kanıtıydı. Ancak Sovyet liderler risklerden kaçınıyordu. Kennan’a göre, kararlı bir direnişle karşılaşırlarsa, özellikle ABD’den gelen bir baskı olursa geri adım atarlardı.
Bu teorinin ilk sınavı 1946 baharında verildi. Yunanistan’daki İngiltere destekli hükümete karşı bir komünist ayaklanma baş gösterdi. Aynı dönemde Türkiye de Sovyet donanmasının Akdeniz’e erişim talebinden dolayı artan ekonomik ve diplomatik baskı altındaydı. Eskiden olsa İngilizler imparatorluğun gücünü kullanırdı ama altı yıllık savaş ülkeyi iflas ettirmişti. Bu nedenle “dünya polisi” rolünü artık Amerika üstlenecekti. Bir yıl içinde ABD Başkanı Harry S. Truman, Yunanistan ve Türkiye’ye 400 milyon dolarlık askeri ve ekonomik yardım bütçesini Kongre’den geçirdi. Truman’a göre ABD, silahlı saldırılara ve dış baskılara karşı özgür halkların yanında olmalıydı. “Truman Doktrini” olarak anılacak bu politika işe yarıyor gibi görünüyordu. Ekim 1949’a gelindiğinde Yunan komünistleri yenilgiye uğratılmış, Türkiye ise ekonomisini toparlamış ve Sovyetle direnç gösterebilir hale gelmişti. Hitler’in yenilgisi Avrupa’ya barış getirse de kıta hâlâ kaos içindeydi. Altyapılar çökmüş, insanlar büyük sıkıntılarla baş başa kalmıştı. Bu ortam sebebiyle özellikle İtalya ve Fransa’da halk, milli gelirin daha adil dağıtılması talebiyle komünizme yöneliyordu.
ABD hem komünizmi bastırma hem de ekonomik kazanç sağlama fırsatını görünce Marshall Planı’nı devreye soktu. ABD Dışişleri Bakanı George C. Marshall’ın tasarladığı plan, savaşta harap olmuş 18 ülkenin ekonomisine 1948-1951 yılları arasında 13 milyar dolar pompaladı. Bu sayede Batı Avrupa’nın yeniden inşası hızlanırken Amerikan malları için yeni pazarlar ve iş olanakları oluştu. SSCB etkisi altındaki ülkelere de benzer bir yardım teklifi sunuldu ama elbette bu teklif reddedildi.
Soğuk Savaş’a özgü misilleme oyunları Haziran 1948’de yeni bir boyut kazandı. İngiltere, Fransa ve ABD, işgal ettikleri bölgeleri birleştirerek Batı Almanya’yı kurmaya başladı. Stalin buna karşılık olarak Berlin’e erişimi tamamen engelledi. Berlin’in tamamı Sovyet işgal bölgesiyle çevrili olmasına rağmen savaş sırasında şehir dört bölgeye ayrılmıştı. Stalin’in amacı, Batılı güçleri Batı Almanya’yı birleştirme planından vazgeçirmek ya da Berlin’den çekilmeye zorlamaktı. Truman ise İngiltere, Fransa ve Amerika kontrolündeki 2 milyon Berlinliyi desteklemek amacıyla dev bir “hava köprüsü” kurulmasını emretti. Uçaklar şehre yiyecek, giysi ve yakıt taşımaya başladı. Truman gövde gösterisi olarak B-29 bombardıman uçaklarını da İngiltere’ye gönderdi. B-29 o dönemde nükleer bomba taşıyabilen tek uçaktı.
Oyunu kaybeden Sovyetler Mayıs 1949’da ablukayı kaldırmak zorunda kaldı. Yaptıkları hamle, gerilimi daha da tırmandırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Artık Batı, eski müttefikine karşı sıkı bir cephe oluşturmuştu. Nisan 1949’da ABD, Kanada ve 10 Avrupa ülkesinin katılımıyla yeni bir askeri örgüt kuruldu: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO). Bu açıkça SSCB’yi çevrelemeye yönelik bir askeri ittifaktı. Eski düşman Batı Almanya da 1955’te NATO’ya davet edilince Moskova, Varşova Paktı’nı kurarak karşılık verdi. Varşova Paktı, SSCB’nin kontrolü altında ülkeleri kapsayan bir askeri ittifaktı. Soğuk Savaş artık küresel bir boyut kazanıyordu. Yalta’da üzerinde anlaşıldığı şekilde, SSCB İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde Japonya’ya savaş ilan etmişti. Sovyet birlikleri Japonları Kore Yarımadası’nın kuzeyinden sürerken ABD kuvvetleri de güneyi kurtarmıştı. Ancak 1948’e gelindiğinde Sovyetlerle ABD arasındaki gerilim Kore’yi fiilen ikiye bölmüştü: 38. paralelin kuzeyinde komünist Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, güneyinde ise ABD destekli Kore Cumhuriyeti vardı. İki taraf da meşru devletin kendisi olduğunu iddia ediyordu. Haziran 1950’de Kuzey Kore ordusu güneye yürümeye başlayınca kriz patlak verdi.
ABD, henüz yeni kurulan Birleşmiş Milletler bayrağı altında Kuzey Kore’yle savaşmak üzere büyük bir askeri kuvvet gönderdi. Mao Zedong’un Çin’de kurduğu yeni komünist rejim ise Kuzey Kore’yi destekliyordu. Savaş 1953’te sona erdiğinde 1,5 milyondan fazla Amerikan askeri cephede görev yapmıştı. Ancak bu savaş barışla değil, günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan gergin bir ateşkesle sona erdi. Sınır, 1950’deki halinin hemen hemen aynısı olacak şekilde çizildi. Ama burada da tıpkı dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi, iki zıt siyasi sistemin kapışması onlarca yıl sürecek bir soğuk savaşa dönüştü.
Mayıs 1945’te Nazi rejimi çökerken Amerikan ve Sovyet askerleri Almanya’da bir araya geldi. Yakında düşman olacaklarını tahmin edemezlerdi.
“Ertesi yıl Churchill, ‘Avrupa’nın üzerine demir bir perde indi.’ diyecekti. Bu ifadesi tarihe kazındı.”
Soğuk Savaş’ın zaman çizelgesi
- Potsdam Konferansı
İngiltere’nin yeni başbakanı Clement Atlee, ABD Başkanı Truman ve Sovyetler Birliği Mareşali Stalin, savaş sonrası Avrupa’nın nasıl şekilleneceğini konuşmak üzere toplandı. 17 Temmuz - 2 Ağustos 1945
- Kore’nin bölünmesi
Sovyet birlikleri Kore Yarımadası’nın kuzeyindeki Japon kuvvetlerini püskürtürken ABD ise yarımadayı güneyden işgal etti. Böylece Kore 38. paralelden ikiye bölündü. 10 Ağustos 1945
- Kennan’ın çevreleme telgrafı
Diplomat George Kennan’ın Moskova’dan gönderdiği “Uzun Telgraf”, ABD’nin SSCB’yi rakip olarak görmesini ve ona karşı bir çevreleme politikası izlemesini savunuyordu. 22 Şubat 1946
- Churchill’in demir perde konuşması
Churchill, ABD’nin Missouri eyaletinde yaptığı konuşmada “Baltık’taki Stettin’den Adriyatik’teki Trieste’ye kadar Avrupa kıtasına demir bir perde inmiştir.” dedi. Bu ifade Soğuk Savaş’ın simgesi oldu. 5 Mayıs 1946
- Marshall Planı
ABD Dışişleri Bakanı George Marshall, Harvard Üniversitesinde yaptığı konuşmada, Avrupa’nın toparlanmasına yardımcı olmak için 13 milyar dolarlık yardım paketi açıkladı. 1 Ocak 1946
- Truman Doktrini
Truman Doktrini olarak anılan konuşmasında ABD Başkanı Truman, komünizm tehdidi altındaki tüm ülkelere Amerikan yardımı sözü verdi. Böylece çevreleme teorisi resmi politika haline geldi. 5 Haziran 1947
- Berlin ablukası başlıyor
ABD, İngiltere ve Fransa, işgal ettikleri bölgeleri ortak bir para birimi (Alman markı) altında fiilen birleştirince Sovyetler Berlin’e kara ve demiryolu ulaşımını kesti. 24 Haziran 1948
- Berlin hava köprüsü
ABD, Vittles Harekâtı kapsamında 11 ay sürecek bir hava köprüsü başlattı. Uçaklar Batı Berlin’e gece gündüz malzeme taşıdı. 26 Haziran 1948 - 30 Eylül 1949
- NATO kuruluyor
ABD, Kanada ve 10 Avrupa ülkesi Sovyet karşıtı bir askeri ittifak kurdu. Bu ittifak, ABD’nin nükleer silahlarının caydırıcılığını Batı Avrupa’ya genişletti. 4 Nisan 1949
- İlk Sovyet atom bombası
SSCB, Kazakistan’daki Semipalatinsk çölünde ilk atom bombasını başarıyla test etti. Sovyetlerin nükleer programı geniş bir atom casusluğu şebekesine dayanıyordu. 29 Ağustos 1949
- Çin Komünist oluyor
Yıllar süren iç savaşın sonunda Mao Zedong’un komünist kuvvetleri, Çan Kay Şek komutasındaki Çin milliyetçilerini yenilgiye uğrattı. Kay Şek Tayvan’a kaçtı ve orada kurduğu sürgün hükümetini ABD tanıdı. 1 Ekim 1949
- Doğu Almanya kuruluyor
Batı Almanya’nın kurulmasına karşılık olarak SSCB, Alman Komünist Walter Ulbricht’in liderliği altında Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti. 7 Ekim 1949
- Çin-Sovyet ittifakı kuruluyor
Çin lideri Mao Zedong, Moskova’da Josef Stalin’i ziyaret etti. Sovyetler Birliği ile Çin arasında bir ittifak için görüşmeler yürütüldü ve sonuçta Çin-Sovyet Dostluk, İttifak ve Karşılıklı Yardım Antlaşması imzalandı. 14 Şubat 1950
- Kuzey Kore Güney Kore’ye saldırıyor
Kuzey Kore birlikleri, Seul’deki antikomünist Syngman Rhee hükümetinin yönettiği güney yarımadayı “kurtarmak” amacıyla 38. paralelin güneyine geçti. 25 Haziran 1950
- ABD birlikleri Güney Kore’ye gönderiliyor
Yeni kurulan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Kore’ye gönderilecek tüm BM kuvvetlerinin ABD komutası altında toplanmasını önerdi. Savaşa katılan askerlerin %90’ı Amerikalıydı. 7 Temmuz 1950












