Soğuk savaş’ta ölümcül yarış: İnsanlığı tehdit eden nükleer silahlanma
Genel
4 dk okunma süresi
History Of War

Soğuk savaş’ta ölümcül yarış: İnsanlığı tehdit eden nükleer silahlanma

Barışa giden yol, ABD ve SSCB arasında prototiplerin ve dünyanın en büyük bombasının üretildiği ayrıca nükleer silahların yayıldığı bir silahlanma yarışına nasıl yol açtı?

Manhattan Projesi’nde çalışmış olan bazı bilim insanları, Nagazaki’nin bombalanmasından birkaç gün sonra bir bildiri yayınladı. Bu bildiride, diğer ülkelerin “kendilerini savunmak için atom bombası üretme yoluna gidebilecekleri ve bunun da bir silahlanma yarışına yol açabileceği” öngörüsünde bulundular. İlaveten insanlığın “önünde büyük tehlike” olduğuna da dikkat çekiliyordu.

Ne var ki, bilim insanlarının öngördükleri silahlanma yarışı çoktan başlamıştı. Sovyet lideri Joseph Stalin Hiroşima’daki yıkımı görür görmez, SSCB’nin bir atom silahı geliştirmesi için emir vermişti. Manhattan Projesi için uygulanan muazzam gizlilik tedbirlerine rağmen, Sovyetler nükleer silah yapmak için Amerikalıların hayal ettiğinden daha iyi bir konumdaydı. Bir yıldan uzun bir süredir Los Alamos’taki laboratuvardan haberdar olmakla kalmamışlar, aynı zamanda oraya bilim insanı olarak çalışan iki casus da yerleştirmişlerdi.

Amerika’nın nükleer silahlar konusundaki tekeli, SSCB’nin 29 Ağustos 1949’da Kazakistan’ın Semipalatinsk Test Sahası’nda ilk atom bombasını denemesiyle sona erdi. Bu gelişme üzerine şok geçiren ama Soğuk Savaş’taki rakiplerinin önüne geçmeye kararlı olan ABD, artık atom bombasından daha güçlü bir silah geliştirmenin yollarını arıyordu. Los Alamos’ta fizikçi olarak çalışan Edward Teller bu maksatla hidrojen füzyonu fikrini savundu. Teller’a göre güneşin kullandığı enerjinin aynısını kullanarak yıkıcı güce sahip bir silah üretilebilirdi. Başkan Harry Truman, Ocak 1950’de ABD’nin artık hidrojen bombası olarak adlandırılan bir nükleer silah üreteceğini duyurdu.

Teller ve ekibinin ilk hidrojen bombasını geliştirmeleri iki yıldan fazla sürecek ve bomba ancak Kasım 1952’de hazır olacaktı. Çok gizli yürütülen Ivy Operasyonu sırasında dünyanın ilk termonükleer bombası test edildi. Kod adı Mike olan bomba Pasifik Okyanusu’nda Marshall Adaları içinde bulunan gözden uzak bir mercan adasında patlatıldı. Patlama Hiroşima’yı yok eden bombadan 700 kat daha güçlüydü. Ancak Mike bombası, gerçekçi bir silahtan çok bir bilim projesiydi. Yüksekliği 6m ve ağırlığı 60 tondan fazla olan Mike, sıvı hidrojen yakıtını soğutmak için kendi soğutma teçhizatına ihtiyaç duyuyordu.

Bu konuda SSCB’nin ABD’yi takip etmesi uzun sürmedi. Rusya 12 Ağustos 1953’te Semipalatinsk Test Sahası’nda kendi hidrojen bombasını denedi. Mike kadar güçlü olmasa da, RDS-6s adlı bomba en azından uçaktan atılabilecek kadar küçük olduğu için pratikti. Teller’ın ekibi SSCB’nin bu hamlesine havadan da atılabilecek bir hidrojen bombası geliştirerek karşılık verdi. Kod adı Romeo olan bu yeni bomba, Castle Operasyonu kapsamında 26 Mart 1954’te Bikini Mercan Adası’nda test edildi. Ortaya çıkan patlama Little Boy’a göre bin kat daha güçlüydü.

Geliştirilen bu devasa bombaların aksine, ABD Ordusu Los Alamos’ta bulunan tesisten daha küçük bombalar da talep etti. Bunların birçoğu, 203 mm çaplı M110 kundağı motorlu obüs örneğine olduğu gibi, konvansiyonel top ve obüsleri atma vasıtası olarak kullandı. Ancak bu topların bazıları sadece nükleer mermi atmak üzere üretilmiş silahlardı. Örneğin M65 atom topu, W9 nükleer savaş başlıkları atabilecek yetenekleri olan bir topçu silahıydı. Nükleer bazuka gibi daha küçük silahlar da vardı. Bu arada ABD özel kuvvetlerine bağlı Yeşil Işık Timleri, Özel Atomik İmha Bombası ya da sırt çantası nükleer bombası olarak adlandırılan mühimmatın kullanımı konusunda eğitildi. Bunlar, kelimenin tam anlamıyla bir askerin sırtına bağlanarak muharebe sahasına taşınabilecek bombalardı.

Bunların çoğu Nevada Test Sahası’nda denendi. Toplamda 1.760 km2’lik bir alanı kapsayan çöl niteliğindeki bu saha, 1951 yılında nükleer silahları denemek için kurulmuştu. Burada 1951-1992 yılları arasında 828’i yer altında olmak üzere toplam 928 nükleer test gerçekleştirildi. Oluşan mantar bulutları genellikle 105 km uzakta bulunan Las Vegas’tan görülebiliyordu. Bu testler o kadar sık yapılıyordu ki 1950’lerde ve 1960’larda şehre gelen turist sayısının artmasına katkıda bulundu.

Sovyetler de muharebe sahası için kısa menzilli nükleer silahlar geliştirdi. Örneğin 9K52 Luna-M, 64 km menzilli güdümsüz 9M21 roketlerini ateşleyebilen kamyona monte edilmiş bir nükleer topçu sistemiydi. 240mm çaplı M240 ağır havan 10-20km arasındaki hedeflere 3BVF nükleer mermisi atabilen konvansiyonel bir silahtı. Ancak nükleer kapasitesini Batı’nın saldırganlığını caydırmak için geliştirilmiş olan SSCB için boyut önemli bir kavramdı. Bu nedenle SSCB 30 Ekim 1961’de tarihin en büyük nükleer bombasını patlattı.

Çar Bombası, ilgili taraflara bir mesaj göndermek için üretilmiş 27 tonluk bir canavardı. 8 m uzunluğunda ve 2 m çapında olan bomba, atılacağı yer olan Rusya’nın kuzey kıyılarındaki gözlerden uzak Novaya Zemlya Takımadaları’na Tu-95 ağır bombardıman uçağının içinde taşınamayacak kadar büyüktü. Bu nedenle bomba, neredeyse bir ton ağırlığındaki geniş bir paraşütle uçağa bağlanarak yaklaşık 10.360 m yükseklikte serbest bırakıldı. Tu-95 uçağı hızla bölgeden uzaklaştı, patlamadan sonra mürettebatının hayatta kalma şansı yüzde 50 idi. Bomba yaklaşık 4.000 metre irtifaya ulaştığında patladı. Patlama sonucunda ortaya çıkan parıltı 1.014 km uzaklıktan görülebiliyordu ve ateş topu 8 km genişliğindeydi. En geniş noktasında 100 km’ye ulaşan mantar bulutu gökyüzüne 64 km yükseldi. Patlamanın şiddeti, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombaların toplamından 1500 kat, II. Dünya Savaşı sırasında harcanan bütün mühimmatın gücünden ise 10 kat daha fazlaydı.

M28/M29 ‘Davy Crockett’ modeli geri tepmesiz silah, ABD Ordusu tarafından kullanılan en küçük nükleer mermi olan ve W54 harp başlığı taşıyan bir roket atıyordu

Alamy, Getty, Wiki / PD / US Gov

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo