Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
İstanbul Life

St. Petersburg’dan Kadıköy’e uzanan tasarım cenneti: Black Mustache

Mevzumuz, Moda Caddesi’nden iskeleye doğru yürürken sağ koldaki sokaklardan Murat Bey’in hemen girişindeki kitapçı: Black Mustache. Tasarımla yakından uzaktan ilgilenenler için mabet niteliğindeki bu kitabevinin hikâyesi, kitapları kadar anlatılmaya değer. Zira Black Mustache, St. Petersburg’daki Ermitaj Müzesi’nde bulunan kitapçının İstanbul’daki kardeşi.

Yazı: Eren Başağan

“Suriyeliler, Afrikalılar, Afganlar…” derken şehrin son sakinleri Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan kaçıp gelen Ruslar. Önceleri tek tük duyduğumuz Rusça sesler giderek çoğaldı, sonra o sesler İstanbul’un kozmopolit atmosferine karışıp artık farkına bile varmadığımız tınılar arasına girdi. Tıpkı 100 yıl önce, 1917 Ekim Devrimi ve ardından gelen Rus İç Savaşı’ndan kaçan Beyaz Ruslar gibi onlar da şehrin parçası olmaya, kendi kimliklerini kültürlerini yansıtmaya başladılar. Kadıköy’ün payına da en güzel parçalardan biri düştü: Black Mustache Kitabevi.

Açık gri renkli tentenin altından göz kırpan tasarım kitaplarının peşine düşüp birkaç basamakla inilen kitabevine ilk kez girdiğimde, başka bir dünyanın kapıları önümde açıldı. Çünkü mimari, resim, müzik, sinema, karikatür, gezi, bahçe dizaynı, sanat tarihi, kısacası işin içine az ya da çok tasarım giren her alanda onlarca kitapla karşılaştım. Tasarım konusunda hem dünyanın önde gelen yayınevlerinden çıkanlar hem nadir bulunan eserlerle dolu raflar arasında saatlerce kaybolmak işten bile değildi. Mekân büyük olmasa da her alanın akıllıca değerlendirilmesi seçenekleri arttırmış. Sağda solda göze çarpan tasarım objeleri, içeride çalınan soft caz da kitabevini daha da çekici kılıyor. Kitapların çoğu İngilizce ama Rusça, Almanca, İtalyanca gibi alternatifler de mevcut. Müşterilerin önemli kısmı Türk olsa da, bu haliyle yerleşik ya da gezgin yabancıları da ağırlıyor mekân. Özellikle Rusları...

Savaştan kaçış

Neden, Black Mustache’ın sahiplerinin Rus çift Oleg ve Alexandra (Sasha) Chernusov olması. Çift, Rusya – Ukrayna Savaşı’nın hemen ertesinde tarafı olmadıkları bu savaşın neferi olmamak için İstanbul’a gelenlerden. “Bu savaştaki tutumumuz çok net olduğu için bizim açımızdan Rusya’da kalmak mümkün değildi. Eğer fikirlerimizi açıkça söyleyip, açıkça yaşasaydık, şu anda Rusya’da hapiste olurduk. Oleg’in askere çağırılma olasılığı da vardı. Bunu kabul etmek bizim için imkânsızdı. O nedenle yurtdışına çıkma kararını çok hızlı verdik” diye anlatıyor o günleri Sasha. Savaş karşıtı olmalarına rağmen dünyanın çoğu yerinde pek de hoş karşılanmayacaklarını bilmeleri ve burada arkadaşları ve bağlantıları olması, rotalarını İstanbul’a çevirmelerini sağlamış. Ama en büyük sebep İstanbul’un kendisi olmuş. Oleg, “Gideceğimiz yere bir haftalığına mı, bir yıllığına mı, hayatımız boyunca mı kalmaya geldiğimizi bilmiyorduk. Üstelik gittiğimiz yerde de yararlı olmalıydık. Örneğin Gürcistan’a Tiflis’e de gidebilirdik. Orası aslında bizim için daha kolaydı. Çünkü herkes Rusça konuşabiliyordu. O zamanlar çok daha da ucuzdu. Ama bizim yaptığımız ve sevdiğimiz bu işi orada yapmamız çok mümkün değildi. Tiflis ve Gürcü halkı çoğu açıdan bu konuda yeterli değildi” diyor.

Neden İstanbul?

St. Petersburg’ta, Ermitaj Müzesi’nde yer alan sanat ve tasarım kitabevini uzun yıllardır işlettiklerini, Oleg’in sanat tarihçisi, Sasha’nın da moda tasarımcısı olduğunu öğrenince bilmecenin parçaları da yerine oturuyor. Chernusov çiftinin aradığı, kültürel-tarihsel birikime sahip ama yeni şeylere de açık, kelimenin tam anlamıyla hayat dolu bir yer… Bu koşullarda yanıtlarının İstanbul olması da çok zor olmamış. “İstanbul’un hemen her yerini çok seviyoruz. Burayı dünyanın başkenti gibi hissediyoruz. Burada herkes için bir şey var. O enerjiyi burada bulabiliyoruz. Mesela aynı şeyi Londra için söyleyemeyiz. Özellikle Kadıköy’ün, Moda’nın enerjisine, gelenekselle, modernin burada iç içe geçme haline bayılıyoruz” diyor ve ekliyor: “Tanrı Kadıköy’ü korusun.”

Hayatlarının büyük kısmını sekiz ay önce açtıkları Black Mustache ve hâlâ işletmeyi sürdürdükleri Ermitaj Müzesi’ndeki kitabevleri kaplasa da Chernusovlar için şehrin başka cazibeleri de var. Burası onlar gibi iki müze delisi için aynı zamanda en ideal şehir. En sevdikleri güzergâhlardan biri Tarlabaşı. Çünkü Arter orada. Hem sanat galerileri hem İstanbul Modern nedeniyle Galata-Karaköy çok sık gittikleri yerlerden. Onlara göre, dünyanın belki de en iyi arkeoloji müzesi de İstanbul’da.

Onları dinlerken Black Mustache’ın göreli küçüklüğüne, loşluğuna rağmen neden bu kadar mükemmel olduğunun sırrını da anlıyorsunuz. İşleri en zevk aldıkları uğraşlarını, uğraşları çok sevdikleri işlerini bütünlüyor ve hayat bu şehirde yaşayan hepimiz gibi onlar için de kendi akışında yolunu buluyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo