
Sthira ve Sukha ile gelen uyum
MIBOSO WELLBEING
Pandemi sonrası dünyada birçok insanın ortak arayışı şuydu: yeniden dengeye gelmek. Kaygılar, belirsizlikler ve değişen yaşam rutinleri; içsel gücümüzü sınadı, dayanıklılığımızı sorgulattı. İşte böyle bir zamanda ‘umut’ kelimesi, daha önce hiç olmadığı kadar derin bir anlam kazandı. Umut artık pasif bir bekleyiş değil, aktif bir duruş haline geldi. Ve bu duruş, Patanjali’nin Yoga Sutraları’nda geçen bir kavramla daha da anlam kazanıyor: Sthira-sukham asanam.
Sthira ve Sukha: Dengede köklenmek
Patanjali, asana (yoga duruşu) tanımını yaparken şöyle der: “Sthira-sukham asanam” yani, “Asana sağlam (sthira) ve rahat (sukha) olmalıdır.” Bu kısa ama derin cümle yalnızca fiziksel duruşları değil, aynı zamanda yaşamla olan ilişkimizi de tanımlar. Sthira, istikrar, içsel sağlamlık ve kararlılık; sukha ise esneklik, rahatlık ve açıklıktır. Bu ikisi bir araya geldiğinde sadece bedende değil, zihinde ve ruhsal alanda da denge kurulur. Ve işte umut, tam da bu dengenin içinde köklenir.
Umut etmek bir bekleyiş değil, bir hal
Çoğu zaman umut, geleceğe dair güzel bir şeylerin olmasını istemekle karıştırılır. Oysa yoga pratiği bize umut etmenin aslında şu anda kalma cesareti olduğunu öğretir. Zihin geçmişte yaşadıklarını hatırlayıp korkular üretirken ya da gelecekteki bilinmezliklere dair kaygılarla çalkalanırken; umut, şimdiye dönmeyi seçmektir. Çünkü ancak ‘şimdi’de kalarak içsel güven inşa edebiliriz.
Patanjali’nin birinci sutrasında geçen “Yogash chitta vritti nirodhah” yani, “Yoga, zihin dalgalanmalarının durmasıdır” ifadesi de bu farkındalığı destekler. Umut, dalgalanan zihinle savaşmak değil, onunla birlikte sakin kalmayı öğrenmektir. Sthira olmak demek, dış koşullar ne olursa olsun içsel merkezini kaybetmemek demektir. Sukha ise bu merkezin çevresinde nazikçe esneyebilmektir.

Sabır: Umudun sessiz yoldaşı
Yoga pratiğinde ilerlemek, her gün matın üzerine çıkmakla; bedenin, nefesin ve zihnin sınırlarında nazikçe gezinmekle mümkündür. Umut da böyle gelişir, sabırla. Sabır, acele etmeyen bir güven halidir. Köklerin derine indiği bir yerde, yüzeydeki fırtınalardan etkilenmeden beklemek gibidir. Meditasyonda bir düşünce gelip geçerken, onu tutmamak ne kadar sabır gerektiriyorsa; hayatta da belirsizliklerle karşılaştığımızda paniklememek, umudu sabırla beslememizi sağlar.
Pandemi sonrası: Umutla yeniden dengeye gelmek
Pandemi, bireysel ve toplumsal anlamda büyük bir sarsıntıydı. Birçok kişi yalnızlık, kaygı, kayıp ve duraklamayla yüzleşti. Bu süreçte yoga ve meditasyon uygulamaları, bedensel bir egzersizin çok ötesine geçti. Bir tutunma biçimi, bir merkezlenme pratiği haline geldi.
İşte bu dönemde öğrendiğimiz en temel şeylerden biri şuydu: dış dünya değişebilir, ama içsel sağlamlık geliştirilebilir. Ve bu sağlamlık, Patanjali’nin kadim öğretisinde, sthira-sukham asanam ile bedenlenmişti. Her şey değişirken, biz matın üzerinde ve yaşamın tam ortasında denge kurmayı öğrenebiliriz.
Umut etmek, geleceğe dair bir temenni değil; şu anın içinde, sabırla ve bilinçle köklenmektir. Patanjali’nin öğrettiği sthira ve sukha, bizi zihin çalkantıları arasında bile huzurlu kalabilen bir dengeye davet eder. İçsel gücümüzü hatırladığımızda, umut da sessizce yanımıza gelir.
Zihninizi ve bedeninizi dinlendirmeye hazır mısınız?
Umut, sabır ve dengeyi yalnızca zihinsel olarak değil; bedeninle, nefesinle, varlığının her zerresiyle deneyimlemek isterseniz 30 dakikalık ‘Derin gevşeme meditasyonu’nu deneyimleyebilirsiniz. Bu meditasyon, sinir sistemini yatıştırmak, zihni sakinleştirmek ve bedeni köklendirmek için rehberli bir yolculuk sunuyor. Kendinize bu zamanı hediye edin. Çünkü bazen en derin umut, en sessiz anda filizlenir.












