
Tarihten silinen 23 meslek
<p><strong><em>Yazan: </em></strong><em>Jonathan Gordon</em></p><p>Günümüzde yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilecek meslekler hakkında çokça konuşuluyor. Bu yeni gelişmeler, pek çok mesleği ya büyük ölçüde sadeleştirebilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir. Nitekim tarih, teknolojik ilerleme ya da değişen zevkler yüzünden unutulmuş sayısız mesleğin örnekleriyle dolu. Öte yandan, belki de bu kaybolmuş mesleklerin bazıları, yeniden sahneye çıkarak gözde birer kazanç kapısı hâline gelebilir. Hatta kim bilir, belki sizin geleceğiniz de bu eski mesleklerden birinde saklı. Ne dersiniz?</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-22-38_FFGQxlbX.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>BİRACI KADIN</strong></p><p>5. – 18. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ:</strong> BİRA ÜRETMEK</p><p>Biracı Kadın’ın (Alewife) yaptığı iş çok açık ve netti: bira mayalamak. Bu meslek, İngiltere’de Anglo-Sakson döneminde işçi sınıfı aileler arasında, evli kadınların üstlendiği bir görev olarak ortaya çıkmış, zamanla soyluların evlerinde çalışmak üzere bira üreticisi kadınlar istihdam edilmeye başlanmıştı. İlerleyen yıllarda bu unvan, meyhanelerde bira üreten kadınları da kapsar hâle geldi. Ancak bu mekânların sarhoşluk ve taşkınlıkla özdeşleştirilmesi mesleğin saygınlığını gölgeledi. Sanayi tipi bira üretiminin başlamasıyla birlikte Biracı Kadın mesleği tamamen tarihe karıştı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-23-04_o1L2hpVk.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>MASURACI ÇOCUK</strong></p><p>18. – 19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>TEZGÂH BAKIMI VE MASURA TOPLAMA</p><p>Sanayi Devrimi sırasında, çocuk işçiliğinin yaygın olduğu dönemde, masuracı çocuk olmak son derece tehlikeliydi. Tekstil fabrikalarındaki dokuma tezgâhlarında çalışan bu küçük yaştaki işçiler, ipliğin sarıldığı boş makaraları (masura) toplar ve yenileriyle değiştirirdi. İşin en riskli kısmı ise dokuma tezgâhlarında onarım yapmaktı. Bu sırada masuracı çocuklar sık sık makinelere kapılıp ağır yaralanır ya da hayatını kaybederdi.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-23-23_gIBwDEAS.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>SÜPÜRGE USTASI</strong></p><p>14. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ:</strong> ÇALI SÜPÜRGESİ YAPMAK</p><p>Bugün cadılarla özdeşleştirdiğimiz o dallı budaklı süpürgeler, Orta Çağ’da günlük temizlik için kullanılıyordu. Süpürge ustaları, huş ağaçlarının dallarını bir araya getirerek bu kaba ama işlevsel süpürgeleri üretirdi. Veba salgınları sonrasında temizlik, özellikle de sokak temizliği önem kazandıkça bu süpürgeler büyük rağbet gördü. Hâlâ bazı ülkelerde rastlansa da özellikle makinelerle üretimin başlamasıyla bu zanaat da yok oldu.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-23-46_Ywj2ngLF.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>ÖKÜZ ARABACISI</strong></p><p>18. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>ÖKÜZ KATARI SÜRMEK</p><p>Avustralya’da “Bullocky” adıyla bilinen öküz arabacıları, yük dolu arabaları çeken uzun öküz katarlarını sürerdi. Ülkenin ücra kasabalarında, ağır yüklü öküzlerin yavaş yavaş ilerleyişini görmek olağan bir manzaraydı. Çoğu zaman bir köpeğin de yardımıyla yapılan bu zorlu işte, keresteden tarım aletlerine kadar her türlü ağır yük taşınırdı. Modern kara ve demir yollarının gelişmesiyle birlikte bu meslek de tarihe karıştı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-24-03_bJaqYDv3.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>KAHVE KOKLAYICI (DIE KAFFEERIECHER) </strong></p><p>18. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>KAÇAK KAHVE TESPİTİ</p><p>1781–1787 yılları arasında Prusya Krallığı’nda görülen bu sıra dışı meslek, kavrulmuş kahve ithalatının yasaklanmasıyla ortaya çıktı. Amaç, ülke dışına para akışını engellemek ve yerli üretimi desteklemekti. Yaklaşık 400 savaş gazisi, izin belgesi olmadan kavrulmuş kahve üretenleri yakalamak üzere görevlendirildi. Bu “kahve koklayıcıları”, kahve kokusunun izini sürüyordu ve şüphelendikleri insanların evlerine girme yetkisine bile sahipti. Eğer iklim değişikliği kahve üretimini tehdit etmeye devam ederse, kim bilir belki bu meslek geri dönebilir.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-24-18_Yah0cUW3.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>MASURA DEĞİŞTİRİCİ </strong></p><p>19. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ:</strong> İPLİK MAKARALARINI TOPLAMAK VE YENİLEMEK</p><p>Masuracı çocuğa benzer şekilde masura değiştiriciler de genellikle çocuktu ve iplik eğirme makinelerinde çalıştırılırlardı. Dolu iplik makaralarını (masura) toplar, yerlerine boş makaralar takar, makineleri yağlar ve çalışma alanını temiz tutarlardı. Baş masura değiştirici olmak gibi bir terfi şansları da vardı. Bu kişi grubu yönetir, dolan makaraları belirler ve ustabaşının talimatlarını ekibe iletirdi.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-24-30_3M6mON8T.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>LAĞIMCI </strong></p><p>16. – 19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>FOSSEPTİK VE HELA TEMİZLEMEK</p><p>Modern sıhhi tesisatlar yokken, insan atıklarıyla başa çıkmak çok daha zorlu bir işti. O dönemde yaygın olarak kullanılan foseptikler düzenli aralıklarla boşaltılmak zorundaydı. İşte burada devreye “Gong Farmer” ismi verilen lağımcılar giriyordu. “Gong”, Eski İngilizcede dışkı anlamına geliyordu. Genellikle gece çalışır, kalelerin lağım çukurlarını temizler, isteyenlerin evlerine de uğrayıp özel tuvaletlerini boşaltırlardı. Ne kadar büyük bir iş yükünden bahsettiğimizi anlayabilmeniz için şunu söylememiz yeterli: Bir ton atık için sadece iki şilin kazanırlardı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-24-49_CRHNJKc9.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>GANDY DANCER </strong></p><p>19. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ:</strong> DEMİRYOLU İŞÇİSİ</p><p>“Gandy Dancer”, özellikle ABD’deki ilk demiryolu işçileri için kullanılan argo bir terimdi. Ülkenin kasaba ve şehirlerini birbirine bağlayan hatların raylarını döşerlerdi. Terimin kökeni tartışmalı: “Dancer (Dansçı)” kısmı, travers ve rayları yerleştirirken işçilerin senkronize hareketlerine atıfta bulunuyor olabilir. “Gandy” ise muhtemelen onlara ekipman sağlayan bir alet firmasının adından geliyor.</p><p><strong><em>“Ülkenin kasaba ve şehirlerini birbirine bağlayan hatların raylarını döşerlerdi”</em></strong></p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-25-10_CztM894G.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>BAHÇE KEŞİŞİ </strong></p><p>15. – 18. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>ÖĞÜT VERMEK VE MİSAFİRLERİ EĞLENDİRMEK</p><p>Zaman zaman “süs keşişliği” olarak da anılan bu mesleğin erbapları, zenginlerin malikânelerinde özel olarak inşa edilen kulübelerde yaşardı. Evin personeli yemeklerini getirirdi ve onlardan insanlarla çok az iletişim kurmaları beklenirdi. İstendiğinde ev halkına bilgece öğütler verir, malikâneye gelen misafirler içinse adeta gizemli bir bahçe süsüymüş gibi görsel bir merak unsuru teşkil ederlerdi. Kulağa biraz tuhaf geldiğinin farkındayız ama sessizlik, huzur, bolca kitap okuma fırsatı ve günde üç öğün yemek gibi olanaklar düşünüldüğünde, hiç de fena bir meslek sayılmaz kuşkusuz!</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-25-26_Q7CORQvn.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>KRALIN TUVALET HİZMETKÂRI</strong></p><p>16. – 17. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ:</strong> KRALIN KİŞİSEL TEMİZLİĞİYLE İLGİLENMEK</p><p>Bu meslek, İngiltere’de, Tudor ve Stuart hanedanları döneminde epey önemliydi. Aslına bakılırsa, “Kralın Tuvalet Hizmetkârı” nispeten kibar bir ifade sayılabilir; zira işin aslı, kralın tuvalet ihtiyaçlarında bizzat yanında bulunmak ve yardımcı olmaktı. Ayrıca, bu esnada gözlemlediklerini rapor ederek kralın sağlığının düzenli olarak takip edilmesini sağlamakla yükümlüydü. Hoş bir iş olmasa da bu son derece mahrem görev, sahibine ciddi derecede nüfuz kazandırırdı. Görevi üstlenen kişi kralın en güvendiği yakınlarından biri olur, hatta onun mali işlerini ve yakın hizmetkârlarını da yönetirdi. Gelgelelim, tüm bu avantajlarına rağmen, “Ne iş yapıyorsunuz?” diye sorulduğunda insanı biraz sıkıntıya sokacak bir meslek.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-25-43_hz4QgSlh.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>DOMUZ YAKALAYICI </strong></p><p>15. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>KAÇAN DOMUZLARI YAKALAMAK</p><p>Adından da anlaşılacağı üzere, bu mesleği seçenlerin temel görevi, kırsal topluluklarda kaçan domuzları yakalamaktı. Başlarda bu daha ziyade geçici bir iş olarak yapılıyor ve gönüllülük esasına dayanıyordu, fakat zamanla resmî bir vazifeye dönüştü ve görevliler özel olarak seçilmeye başlandı. Zira sorumluluklar giderek genişlemiş, diğer başıboş çiftlik hayvanlarını da yakalamayı, verdikleri zararı tespit etmeyi ve gerekirse sahiplerine resmî uyarı tebliğ etmeyi de kapsar hale gelmişti.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-25-58_kLSAvyrv.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>UYANDIRMA SERVİSİ</strong></p><p>18. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>SABAH İNSANLARI UYANDIRMAK</p><p>Uygun fiyatlı, güvenilir çalar saatler henüz herkesin evine girmemişken, sabah işe geç kalmamak için insanlar bir “uyandırıcı” tutardı. Bu kişiler, ellerindeki uzun sopalarla yatak odası pencerelerine vurarak müşterilerini uyandırırdı. Bu iş özellikle çok sayıda fabrika işçisinin yaşadığı büyük sanayi kentlerinde yaygındı. Ancak tahmin edersiniz ki zaman zaman tehlikeli bir meslek halini alabiliyordu, zira sabahları çalar saatimizi duvara fırlatma isteği duyduğumuz çok olmuştur!</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-26-14_BLPt7ZXH.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"></p><p><strong>SÜLÜK TOPLAYICI </strong></p><p>18. – 19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>TIBBİ AMAÇLI SÜLÜK TEMİN ETMEK</p><p>Kan almanın her derde deva sayıldığı dönemlerde, tıpta sülük kullanımı yaygındı. Peki, bu sülükler nereden geliyordu? İşte bu noktada devreye sülük toplayıcılar girerdi. Talebin yüksek olduğu yerlerde epey kazançlı olabilen bu iş, pek de hoş sayılmayacak bir yöntemle yapılırdı: Toplayıcılar, çıplak bacaklarıyla bataklık ve sazlıklarda dolaşır, vücutlarına yapışan sülükleri toplayarak satarlardı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-26-28_Lj7WKloQ.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>MEŞALECİ ÇOCUK </strong></p><p>16. – 19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>MEŞALEYLE YAYALARI YÖNLENDİRMEK</p><p>Gaz lambaları ve ardından elektrikle aydınlatılmadan önce özellikle Londra sokaklarında gece vakti yürümek oldukça tehlikeliydi. Çözüm ise meşaleci çocuklardı. Küçük bir ücret karşılığında, genellikle hali vakti yerinde olan yayalara yol gösterirlerdi. Gelgelelim, William Shakespeare ve Samuel Pepys’in eserlerinde de bahsi geçen bu çocuklardan bazıları, insanları karanlık sokaklara çekip soymak için suç çeteleri tarafından kullanılırdı.</p><p><strong><em>“Bu çocuklardan bazıları, insanları karanlık sokaklara çekip soymak için suç çeteleri tarafından kullanılırdı”</em></strong></p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-26-49_GToTfy9U.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>AV KÖPEKLERİNİN EFENDİSİ</strong></p><p>14. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>AV KÖPEĞİ SÜRÜSÜNÜ YÖNETMEK</p><p>Bir zamanlar sarayın itibarlı görevlerinden biri olan bu unvanı taşıyan kişi, kralın av köpeklerinin temininden ve bakımından sorumluydu. İngiliz hükümdarlarının köpekleri çok değerli ve gözde ırklardı, hatta yabancı devlet adamlarına hediye edilirlerdi. Dolayısıyla bu görev, sadece hükümdarın av keyfi için değil, aynı zamanda diplomasi açısından da önemliydi. Zamanla işin tanımı, her yıl kraliyet ailesinin de katıldığı ünlü ve prestijli Royal Ascot at yarışlarına ev sahipliği yapan Ascot Hipodromu’nun işletilmesini de kapsadı. Ancak 1901’de bu unvan tamamen rafa kalktı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-27-07_LCiNV1IX.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>ÇAMUR KÂTİBİ </strong></p><p>19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ:</strong> BUHARLI GEMİDE HER İŞE KOŞMAK</p><p>19. yüzyılın ortalarında Amerika’da buharlı gemiler hem ulaşım hem de eğlence amaçlı olarak sıklıkla kullanılıyordu. Bu gemiler, gençler için birçok iş olanağı da sunuyordu. Bunlardan biri, en alt kademe görevlerden olan Çamur Kâtibi’ydi. Bu gençler, kaptanın verdiği her türlü işi yaparlardı. “Çamur” ifadesi ise, gemi kıyıya yanaşırken sık sık çamurlu nehir kıyılarında yürümek zorunda kalmalarından geliyordu.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-27-35_6ijOPDHG.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>LABUT DİZİCİSİ </strong></p><p>19. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>BOWLİNG LABUTLARINI YERLEŞTİRMEK</p><p>Sanayi Devrimi’nden bu yana birçok meslek, makinelerin devreye girmesiyle ortadan kalktı. Bunlardan biri de mütevazı bir iş olan labut diziciliğiydi. Adından da anlaşılacağı üzere, görevleri bowling oyunlarında devrilen labutları tekrar dizmekti. Günümüzde bu işi makineler yapıyor ancak bowling salonlarının ilk dönemlerinde bu tam zamanlı bir işti. Bugün hâlâ salonlarda labutlarla ilgilenen görevliler var ancak işleri büyük ölçüde makinelerin bakımını yapmakla sınırlı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-27-51_RuIVh6CB.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>BARUT MAYMUNU </strong></p><p>17. – 19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>DONANMA TOPLARINA BARUT TAŞIMAK</p><p>Yelken Çağı’nın ilk dönemlerinden itibaren, çoğu yoksul ailelerden gelen küçük yaştaki erkek çocuklar gemilerde ufak tefek işlerde çalıştırılmaya başlandı. Bu çoğu zaman, ileride denizci olabilmek için bir tür çıraklık sayılırdı. Çeviklikleri ve kısa boyları sayesinde onlara verilen tehlikeli görevlerden biri de “Barut Maymunu” olmaktı. Bu çocuklar, geminin ambarındaki barut mahzeninden, topların bulunduğu güverteye barut taşırlardı. Hem yorucu hem de son derece riskli bir işti.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-28-10_GW6Yf9ew.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>MÜRETTİP ŞEYTANI</strong></p><p>15. – 19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>MATBAADA ÇIRAKLIK YAPMAK</p><p>Matbaanın yaygınlaşmasıyla basılı eserlerin hızlı ve ucuz şekilde çoğaltılması mümkün oldu; bu da yeni ve hareketli bir sektör yarattı. Dönemin pek çok zanaatında olduğu gibi, bu işte kariyer yapabilmek için de çıraklık şarttı. “Mürettip Çırağı” olarak bilinen bu gençler, matbaada mürekkepleri hazırlamak ve dizgi ustalarına harf kalıplarını ulaştırmakla görevliydi. Peki, neden “şeytan” benzetmesi yapılıyordu? Çünkü baskıda bir hata meydana geldiğinde, suçlu hep çırak olurdu!</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-28-25_rr4sqmP9.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>ESKİCİ </strong></p><p>15. – 20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>İSTENMEYEN EŞYALARI TOPLAMAK</p><p>Sanayi üretimi hızlandıkça ve tüketim kültürü yaygınlaştıkça, insanların hayatında yeni bir sorun baş gösterdi: evlerde birikmeye başlayan, artık kimsenin işine yaramayan eşyalar. İşte tam bu noktada devreye eskiciler girdi. Bu işin kökeni Orta Çağ’a kadar uzansa da daha ileriki dönemlerde eskiciler sokaklara bırakılmış ya da doğrudan kendilerine satılan eski eşyaları toplayıp kullanıyor veya başkalarına satıyordu. Günümüzde hâlâ klasik anlamda eskicilere rastlansa da ikinci el ürün satan mağazalar ve geri dönüşüm merkezleri büyük ölçüde bu mesleğin yerini almış durumda.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-28-47_J71k2YPN.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>HIRSIZ YAKALAYICI</strong></p><p>17. – 19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>SUÇLULARI YAKALAMAK</p><p>19. yüzyılda İngiltere’de modern ve örgütlü polis teşkilatları kurulmadan önce, suçluları yakalama işi sivillere düşüyordu. Devriye gezen polislerin olmadığı bu dönemde, hırsız yakalayıcılar suç mağdurları tarafından tutulur, suçluları bulup mahkemeye çıkarmakla görevlendirilirdi. Yaptıkları iş, sonraki yıllarda ortaya çıkan ödül avcılarınınkine benziyordu ve bu işten hatırı sayılır paralar kazanıyorlardı. Devletin suçla mücadelede daha etkin bir rol üstlenmesiyle birlikte bu meslek de tarihe karıştı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-29-03_vvgZl7sl.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>GAZOZCU</strong></p><p>20. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ: </strong>GAZOZ SERVİS ETMEK</p><p>Bu meslek, gazlı içeceklerin şurup ve sodanın ayrı ayrı karıştırılmasıyla hazırlandığı yıllarda oldukça yaygındı. Restoran ve kafelerde çalışan gazozcular, barın arkasındaki soda musluğunu kendine özgü bir el hareketiyle kullanır, istenilen içeceği hazırlarlardı. Zamanla bu iş, tam anlamıyla bir alkolsüz kokteyl hazırlama ustalığına dönüştü. Milkshake’lerden dondurmalı gazozlara kadar pek çok tatlı içecek servis edilir oldu. Ancak gazlı içeceklerin şişelenmiş olarak satılması ve makinelerin otomatikleşmesiyle birlikte bu meslek de ortadan kalktı.</p><p><img src="/bmag-images/images/2025/09/quill_image_2025-09-29_13-29-21_fHtV19Rt.jpg" class="resizable-image" data-align="center" width="800" data-centered="true" style="cursor: pointer; display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; width: 800px; height: auto; max-width: 100%;"><strong>TOSHER </strong></p><p>19. YÜZYIL</p><p><strong>GÖREVİ:</strong> KANALİZASYONDA HAZİNE AVCILIĞI</p><p>Tosher, 19. yüzyıl Londrası’nda geçimini kanalizasyonlardan sağlamaya çalışan kişilere verilen isimdi. Bu çaresiz insanlar, su seviyesi düşük olduğunda, para edecek bir şeyler bulma umuduyla kanalizasyon tünellerine girerdi. Sokaklardan gelen her türlü atık bu tünellere aktığı için, çoğunlukla hurda metal, kumaş parçaları veya odun kırıntıları bulsalar da bazen madeni paralar, hatta mücevherler gibi çok daha değerli şeylere de rastlarlardı. Ancak 1840 yılında, bu karanlık ve tehlikeli yeraltı tünellerine girmek yasaklandı.</p><p>Spot</p><p>“Su seviyesi düşük olduğunda, para edecek bir şeyler bulma umuduyla kanalizasyon tünellerine girerlerdi”</p>












