
Tasavvuf, huzur ve şifa
Cemal Nur Sargut
“İnsan, Allah’ın rahmetiyle tekâmül ettikçe kendi de rahmet ve şifa kaynağı hâline gelir. Böylece dert, dermana dönüşür; insan başkalarına derman olmaya başlar.”
Tasavvuf ve şifa denince ne anlamalıyız?
Tasavvuf; her şeyin Allah’tan geldiğini bilmek, her şeyi Allah’a teslim edebilmek ve gerçek şifanın da Allah’tan geleceğini idrak etmektir. Tasavvuf insanı stresten uzak tutar. Çünkü yapanın ve yaptıranın Allah olduğunu bilir. Allah’ın bizi gözettiğini ve bize ikram ettiğini idrak eden insan, başına gelen hadiselerin bir lütuf olduğunu kavrar ve strese girmez. Stresten uzak durmak insanı hastalıklardan korur. Çünkü vücudu zayıflatan, bünyeyi çökerten şey çoğu zaman negatif duygular ve strestir. Vücut güçlü olduğunda hastalıklara karşı daha dirençli olur. Dolayısıyla tasavvuf, yani Allah’ı bilme ve tanıma yolu, insana huzur ve mutluluk getirir. Huzur demek, insanın Allah’ın huzurunda olması demektir. Böylece insan maddi ve manevi şifaya kavuşur. Hastalıklar gelebilir ama hastalıklar insanı rahatsız etmez, daha kolay atlatılır. Hatta hastalıktan ders alınarak şükretmek öğrenilir. Bu yüzden tasavvuf her yönüyle şifadır.

Kaderde yaşanacak hastalıklar zaten yazılıysa “kafama çok taktım şu meseleyi de o yüzden bu hastalık oldu” demek doğru mudur?
Hayır doğru değildir.
Modern tıbbın açıklayamadığı bazı iyileşmeleri tasavvuf nasıl değerlendirir?
Tıp, Allah’ın lütfettiği ölçüde insana tesir eden bir yöntemdir. O halde doktor insanı iyileştirmez; Allah iyileştirir. Şifa Allah’tan gelir. Ama Allah, doktora gitmeyi, gayret etmeyi emrettiği için insanlar doktora gider. Aynı zamanda Allah’a yalvarır. Eğer şifa doktordan gelseydi, her ilaç herkese aynı şekilde iyi gelirdi. Dolayısıyla doktor ilacı verir; ancak ilacın tesiri için doktor da Allah’a dua edilmelidir. Şâfi sıfatıyla iyileştiren Allah’tır. Tedbir almak şarttır fakat tedbirin ötesini Allah’a bırakmak gerekir.
Şifa için dua etmek ne kadar önemlidir?
Allah’ın “Şâfi” ismini anmak, dua etmek Kur’an’da emredilen bir gayrettir. Doktora gitmek de gayrettir, dua etmek de gayrettir. Bütün bu gayretlerden sonra tevekkül edip Allah’ı vekil tayin etmek ve her şeyin ondan geldiğini bilmek işin aslı ve özüdür.
“Derman ararken derman olmak” nasıl bir şifa anlayışıdır?
Derman aramak bir gayrettir; fakat derde derman olan Allah’tır. Bir şeyi dert olarak görürsek ona derman ararız. Fakat onu dert olarak görmezsek o hastalık veya sıkıntı bize aslında derman olur. Onun lütuf olduğunu, şükretmemiz için bir fırsat olduğunu idrak edersek her şey bize derman olur. Ayrıca insan, Allah’ın rahmetiyle tekâmül ettikçe kendisi de rahmet ve şifa kaynağı hâline gelir. Böylece dert, dermana dönüşür; insan başkalarına derman olmaya başlar.
Son olarak, tasavvufun insan hayatındaki yeri nedir?
Tasavvuf insanı güzel ahlaka, stresten ve negatif duygulardan uzak bir hayata, huzura ve mutluluğa götürür. Ama tasavvuf bir felsefe değildir; çünkü felsefeler yaşanamaz. Tasavvuf ise bir yaşam biçimidir. Hayatımıza uygularsak Hz. Peygamber’in yolundan ilerlemiş ve yaşamış oluruz. Bu nedenle tasavvuf insan hayatında çok önemlidir.
“Bir şeyi dert olarak görürsek ona derman ararız. Fakat onu dert olarak görmezsek o hastalık veya sıkıntı bize aslında derman olur. Onun lütuf olduğunu, şükretmemiz için bir fırsat olduğunu idrak edersek her şey bize derman olur.”












