Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
Pozitif

Umut her zaman kazandırır mı?

Concorde yanılgısında gerçekçi olmayan bir umut beklentimiz var. Umut etmek; aslen kişinin hayat motivasyonunu, zorlayan hayat olaylarına karşı direncini artıran bir etken. Sadece bu umut bize kazandıran değil, kaybettiren bir umut olduğunda ne yapmamız gerekir?

SİBEL ÇETİN YÜCESAN

Geçmişin hatırına beğenmediğiniz, size iyi gelmeyen veya zarar veren işlere, yatırımlara, ilişkilere, alışkanlıklara devam ettiğiniz oluyor mu?

Size ipuçları verecek örneklerle başlamak istiyorum. Özellikle kariyer sorunlarıyla ilgili koçluk verdiğim danışanlarımın ciddi bir bölümünde duyduğum cümleyi paylaşıyorum: “Baştan beri sevmediğim, beni hırpalayan, potansiyelimi kısıtlayan bu işe devam ediyorum çünkü yıllarımı verdim.”

Bu kişiler için geçmişte harcanmış yıllar, gelecekle ilgili devam kararının da temelini oluşturuyor.

Eşiyle ilişkisinden hiç de memnun olmayan yakın bir dostumun da boşanma kararını bir türlü verememesinin ana sebebi tamamen aynı: Geçmişte o ilişkiye ayrılan zaman ve yatırım. Muhakkak ki bu kararı verirken kendileri için farklı etmenleri de düşünüyorlar; maddi konular, el alem ne der baskısı, bu karardan etkilenecek diğer insanlar, örneğin; boşanmadan etkilenecek çocukların olması gibi...

Hayatımız boyunca pek çok karar veriyoruz. Aldığımız kararlar, içinde bulunduğumuz zamanı ve geleceğimizi etkiliyor. Bu kararları alırken zihnimizin repertuvarı içinde olan seçenekleri gözden geçiriyoruz. Kararlarımızın rasyonel olmasını istiyoruz. Kendimize, ailemize, işimize fayda sağlayacak kararlar peşinde koştuğumuzu düşünüyoruz.

Peki gerçekten böyle mi? Aldığımız kararlar gelecek için her zaman bize fayda sağlayan kararlar mı oluyor? Gıcır gıcır, yeni bir karar verirken tam olarak faydayı bilmiyorum, varsayımlarım oluşuyor ve faydayı umut ediyorum. Örneğin, deniz kürek sporuna başlamaya karar verdim çünkü spor benim için faydalı ve denizi seviyorum. Altı aylık ders paramı yatırdım ve haftada iki kez kulübe gitmeye karar verdim. Buraya kadar kararımdan memnunum. Süregelen olaylarda, ilgili kararlarda durum farklı olabiliyor. Kürek sporuna başlayalı üç ay oldu, deniz bana iyi gelmedi, birlikte spor yaptığım kişilere uyum sağlayamadım ve gitmekte zorlanıyorum. Yeniden zihnime yöneldim, baş başa bir seans yaptık ve ben devam etmeye karar verdim çünkü altı aylık parayı yatırmıştım, üç aydır spora zaman ayırmıştım ve sevmesem de bunu yarıda bırakmak kişisel imajımı zedeleyebilirdi. Aslında ne yaptım; bana iyi gelmeyen, fayda sağlamayan bir durumu gelecekte koşullar değişmeyecek olsa da devam ettirme kararı aldım. İşte bu eğilimin bir adı var: Concorde sendromu veya Concorde yanılgısı (Concorde fallacy). Concorde yanılgısı; kişinin karar verirken gelecekteki kazançlarını değil, geçmişteki bedellerini referans almasını tanımlıyor. Geçmişin yatırımlarını kaybetmemek için daha çok kaybetmeyi göze almak cümlesiyle özetleyebileceğimiz Concorde yanılgısı, aldığımız zararı kurtarmaya çalışırken daha fazla zarar gördüğümüz durumları içeriyor. Burada verdiğimiz emek maddi olabileceği gibi zamansal, bedensel ya da duygusal da olabiliyor.

Zararın neresinden dönersen kar(ar)dır

Sesten hızlı uçan Concorde uçaklarını hatırlayacak yaşta mısınız? 1950’lerin ortasında doğan İngiliz-Fransız ortak fikri ile üretimi olan Concorde uçakları, bir tasarım ve mühendislik harikası olarak tanımlansa da ticari açıdan tam bir hüsrana dönüşmüştü. İki ülkenin uzmanları ve mühendisleri “Concorde” isimli uçağı üretmiş fakat aldıkları başarısız sonuçlara rağmen hükümetler fazlaca maddi kaynak harcandığı gerekçesiyle projeye yatırım yapmaya devam etmişti. Uçağın satış performansı, sürekli artan Ar-Ge maliyetini karşılayamamış ve aradaki fark iki hükümet tarafından üstlenilmişti.

Emeğimiz çok dediğimiz işler zarar verse de, başarısız ve işlevini yitirmiş olsa da bırakamama sendromu, davranışsal ekoloji profesörü Alex Kacelnik tarafından 1996’da İngiliz Psikoloji Derneği’nin “düşünme” üzerine gerçekleştirdiği bir konferansta ortaya atılmıştı. Concorde’un üretilmesi için uzun yıllar çaba harcayan yetkililerin geçmişteki çabalarını kaybetmemek için başarısız buldukları uçağı kullanıma sunması gibi, bizler de zaman zaman günlük hayatta sırf geçmiş yatırımlarımızın hatırına başladığımız işi, bize zarar verecek olsa dahi devam ettiririz. Olacak olan olur ve olumsuz gidişat devam eder, yine olumsuz sonlanır. Alex Kacelnik’in teorisine “Concorde” ismini verdiği tarihten yaklaşık dört yıl sonra, 25 Temmuz 2000 tarihinde 113 kişinin ölümüne sebep olan Concorde uçak kazasının gerçekleşmesi ile birlikte bu proje de tarihe gömülmüştü.

Batan balık yan gider mi?

Nasıl olabilir ki dediğimiz bu durumun, yaşamın içinde oldukça sık karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Kazançlarımızdan çok kayıplarımızın bizi harekete geçirmesi ve bir umutla bunları kurtarma girişimi karşısında risk alırız. Yapılan girişimcilik çabalarının büyük çoğunluğunun başarısızlıkla sonuçlanmasının sebeplerinden biri Concorde yanılgısı olabilir mi? Yanlış zaman, yanlış mekan, yanlış ortak, yanlış iş konusu seçilmiş olsa da gurur ve imaj kaybı korkusu ile zarara devam etmek ancak bununla açıklanır ve eminim böyle örnekler hemen aklınıza gelmiştir. Sadece girişimcilikte değil, kurumsal iş hayatında da buna benzer pek çok durum yaşanıyor.

Yaklaşık 15 yıl yöneticilik yaptığım uluslararası danışmanlık firmasında, farklı bir şirketten işe alınan tepe liderlerden biri tüm organizasyon yapısını bir kalemde değiştirmişti. Gerekli bilgileri toplamadan kolları sıvamış ve kararın uygulamaya geçirilmesini neredeyse emretmişti. Tam üç sene süren bu organizasyon kaosunda çok kişi işten çıkartıldı, ülkelerin iş yapış şekilleri değişti ve gelirler daha birinci sene sonunda düşmeye başladı. Bu düşüş, o lideri doğru karar verdiği sanısından kurtaramadı ve kararını uygulamaya devam etti. Üst yönetimdeki diğer kişiler de ona kırmızı kart gösteremediler, zira her yeni dönemin bir önceki sene zararını kapatacağı fantezisinde hapis kaldılar, ta ki üç senenin sonunda toplam zararı görene kadar... İşlerin düzeleceğini umut etmek, uğruna çokça yatırım yapılmasına rağmen içinde bulunduğu kötü durumu kabullenmekten daha kolaydır. Halk arasında yaygınca kullandığımız “Aman canım, battı balık yan gider” deyimi ne de güzel bir özettir.

Concorde yanılgısı sadece maddi alanda kendini göstermez. İnsan ilişkilerinde, geçmişte duygusal yatırım yaptığımız için vazgeçemediğimiz durumlarda da kendini gösterir. Günlük hayatta alınan kararlarda kendini gösteren, psikolojik açıdan hayatlarımızı etkileyen bir tutum olsa da psikologlar tarafından nedense yeterince incelenmemiştir. Araştırmalar daha çok ekonomik kapsamda ele alınmış ve “parayı batırma yanılgısı” teorisi ile dar bir kapsama hapsedilmiştir. Oysa tüm araştırmalar, günümüzde ekonomik kararların arkasında da pek çok psikolojik faktörün yatmakta olduğunu gösteriyor. Örneğin;

  • Çıkmazda olan evliliğini bitiremeyenler,
  • 3Yararını görmemiş olsa da üyeliklerini iptal edemeyenler,
  • Beğenmese de filmi yarıda bırakamayanlar,
  • Hiç haz etmese de işine, girişimine veda edemeyenler,
  • Sağlığına iyi gelmese de bağımlılıklarına devam edenler, Concorde yanılgısının bazı örneklerini oluşturuyor. Bu listeyi genişletebiliriz ve kendi hayatımızdan pek çok örneği katabiliriz.

Esen kal, iyi yönet

Başlıkla aynı adı taşıyan kitabımda altını farklı bölümlerde defalarca çizdiğim farkındalık, esenlik için atılması gereken ilk adımdır. Kendimizle, bedenimizle, duygularımızla, düşüncelerimizle ilgili farkındalık, kişisel gelişimin çok önemli bir adımını oluşturuyor. Farkında olmadığımız hiçbir tutumu, davranışı bilinçli olarak değiştiremiyoruz. Farkındalığımızı artırmak için zaman zaman durmak ve mola almak gerekiyor. Bu molalarda kendime soracağım sorular, kararlarımı etkileyen duygu ve düşüncelerime el feneriyle ışık tutabilir. Bir nevi kendime koçluk yapmaktan söz ediyorum:

  • Neden bu ilişkiye, bu işe devam ediyorsun?
  • Neleri kazanç, neleri kayıp olarak görüyorsun?
  • Bu ilişki veya iş sana kendini nasıl hissettiriyor, duyguların neler, bedenin sana ne söylüyor?
  • Bu ilişki veya işe devam ederek gelecekte nelerin bugünden farklı olacağını hayal ediyorsun?
  • Bu düşüncenin gerçekçi olduğunu nereden biliyorsun?
  • Geçmişteki emeğini, zamanını, paranı hiç önemsemeden, bu iş veya ilişkiyle ilgili farklı bir karar alacak olsan bu ne olurdu?
  • Hangi olasılıklara kapı açardı?
  • Bu olasılıkları düşünmek sana kendini nasıl hissettiriyor?
  • Şimdi seçimin ne olabilir?

Kendime doğru ve cesur soruları sormam, cevapları da can kulağıyla dinlemem Concorde yanılgısından çıkmamın sağlıklı bir yolu olabilir. Aldığımız kararlar, esenlik yolculuğumuza zorluk veya kolaylık katıyor. Sonuçta; kendimize fayda sağlamadığı gibi zarar veren kararlarımız bizi zihinsel, bedensel ve duygusal olarak yoruyor, sarsıyor, hasta ediyor ve mutsuzluğumuza neden oluyor.

İnsanız ve hatalar hayatımızın bir parçası. Ancak esenlik amacımız; iyi ve kaliteli bir yaşam sürmek, iyi olma halimizi bulup sürdürmek... O zaman buna köstek olacak süregelen zararlar yaratan kararlarımızı gözden geçirmek için hiçbir zaman geç değil. O para, o zaman, o emek harcandı, bitti!

Bir halk deyişiyle bitirelim: “Zararın neresinden dönersen kardır.”

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo