
Vikki Bardot’un yeni serisi: İstanbul’u silip baştan yazdı
Vikki Bardot, yeni serisi “Zaman ve Şehre Dair” ile izleyici karşısına çıktı. Sergi, Contemporary Istanbul BLOOM kapsamında gösteriliyor. Çalışmaları 19 Nisan’a kadar Lütfi Kırdar Rumeli Salonu’nda görmek mümkün.
Sanatçı bu seride İstanbul’u klasik bir şehir manzarası gibi sunmuyor. Görüntüyü bozuyor, parçalıyor ve daha çok bir “hafıza izi” gibi ele alıyor.
Şehir artık net değil

Serinin çıkış noktası basit: Şehir artık eskisi gibi hatırlanmıyor. Bardot, İstanbul’u sabit bir yer olarak göstermiyor. Ona göre şehir; zamanla aşınan, parçalanan ve netliğini kaybeden bir yapı. Bu yüzden görüntüler de net değil. Keskin sınırlar yok, bütünlük yok.
İzlediğin şey bir manzara değil. Daha çok silinmiş, üstünden geçilmiş bir kayıt gibi duruyor.
Yapay zekâ ne yapıyor?

Sanatçı üretim sürecinde yapay zekâ kullanıyor ama burada kritik bir nokta var: Yapay zekâ hatırlamaz.
Bardot bunu şöyle özetliyor: İnsan geçmişi hatırlar. Yapay zekâ ise olmayan anların görüntüsünü üretir. Bu yüzden ortaya çıkan şey, doğru bir hatıra değil. Daha çok “yanlış hatırlama” hissi verir.
Bu yaklaşım, günümüzde şehirle kurulan ilişkiye de benziyor. İnsanlar artık şehirleri net bir şekilde deneyimlemiyor. Her şey biraz bulanık, biraz kopuk.
Analog ve dijital karışıyor
Sanatçı, işleri üretirken analog ve dijital bozulmaları birlikte kullanıyor. Görüntülerde hem eski fotoğraf hissi var hem de dijital kırılmalar.
Sonuçta ortaya çıkan şey şu: Şehir bir ikon olmaktan çıkıyor. Yerine, iz bırakmış bir yüzey geliyor. Ne geçmiş tam net, ne de bugün.
Başka sergiler ve projeler
Bardot’un işleri sadece bu sergiyle sınırlı değil. Sanatçı, 21 Mayıs - 28 Haziran arasında düzenlenecek Edirne Bienali’nde de yeni çalışmalarını gösterecek.
Sinemadan gelen üretim

Bardot sadece görsel sanatla sınırlı kalmıyor. Sinema tarafında da aktif.
Geçtiğimiz dönemde “Bir Başkasının Rüyası” adlı kısa filmiyle dikkat çekti. Ayrıca Gerçek Ötesi adlı yapay zekâ belgeselinde yapımcı olarak yer aldı.
Sıradaki film: Uyuyan Kadın

Sanatçının ilk uzun metraj kurmaca filmi Uyuyan Kadın 2026’da çıkacak.
Filmde görüntü ve müzikleri yapay zekâ üretiyor. Dış ses için de sanatçının kendi sesinden oluşturulan bir yapay zekâ modeli kullanılıyor. Kısacası Bardot, hem sergide hem sinemada aynı şeyi deniyor: Gerçek ile yapay olanın sınırını bulanıklaştırmak.












