Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
Mindfulness

Voodoo büyüsünden ‘mindfulness’a...

İçeriği Paylaş

Batılı dünyanın dilinden düşürmediği mindfulness tekniği binlerce yıl öncesinde de uygulanıyor olabilir miydi? Bu sorunun cevabı için uzaklara gittik ve ‘mindfulness’ın izini Kongo’da sürdük. Müzisyen Enzo Ikah ile ‘mindfulness’ın Kongo versiyonunu konuştuk.

Röportaj: Damla Selin Tomru

Enzo Ikah, Kongo’nun en önemli kabilesine mensup; annesi Kongo’nun ilk hosteslerinden, babası ise ilk pilot. Annesinin büyükbabası bu kabilenin kralı, orada kral ölmeden önce veliahtını seçiyormuş. Bir gün Enzo’nun annesi büyükbabasını ziyaret ediyor ve kral “benim veliahtımı taşıyorsun” diyor, hamile olduğunu bilmeyen anne gülümsüyor ancak birkaç ay sonra hamile olduğunu anlayınca şaşırıyor. Enzo henüz birkaç aylıkken anne ve babası uçak kazasında ölüyor. İtalya’da yaşayan ailenin en yakın arkadaşı Vatikanlı bir rahip olduğundan, Enzo beş yaşına kadar bu rahiple beraber Vatikan’da kalıyor. Beş yaşına geldiğinde, Enzo’nun anneannesi çocuğun kral olduğunu ve ülkesine dönmesi gerektiğini söylüyor. Böylece küçük kral Kongo’ya geliyor. Burada 17 yaşına kadar anneannesi tarafından eğitilen Enzo aslanlarla karşılaşıyor, gece ormanda kalıyor, voodoo büyüsünü ve ‘mindulness’ı öğreniyor. Ardından Sorbonne Üniversitesi’nde psikoloji okuyor ve müzisyen kral olarak Kongo’da madenlerde çocuk çalıştıranlara karşı savaş açıyor. Ancak başkan Enzo’ya hapis cezası veriyor. Dünyanın yaşanılması en zor hapishanelerinden birine giren Enzo’nun soluk kesici hayatının devamını aşağıda okuyacaksınız. O şimdi İstanbul’da yaşıyor ve küçük oğlu Afa’ya kendi hayatının kralı olmasını öğretiyor.

Sizin için mindfulness ne demek? Kongo’da mindfulness nasıl biliniyor ve nasıl uygulanıyor?

Zihnini bir noktaya odaklayabilmek, anı yaşayabilmek. Beyninde hislerine ve güdülerine alan açmak. Bu evrensel bir uygulama şeklidir, aslında sadece insanlar için değil canlı olan her şey için geçerlidir. Mesela aslanlar mindfulness kullanarak avına saldırır; güdülerini, nefes kontrolünü, odağını kullanır.

Genç nesillere mindfulness öğretiliyor mu?

Büyüdüğünüzde büyücü olamazsınız, bu içgüdü siz çok küçük yaştayken başlar. Bu, çocuğun kendi zihninde kendine bir alan açmasını sağlar. Yaşam titreşimlerinin bu alanda yankılanmasını sağlar. Bu psikoloji alanında da kabul görmüş bir gerçekliktir. Aynı zamanda stres hormonu olan kortizol seviyesini düşürür. Tehlike anında kendine güvenmeyi ve kontrolü ele almayı da kolaylaştırır. Genelde insan kanıyla bağlı olan voodoo kara büyüsü öğretiliyor. Ben vejetaryen bir aslan gibiyim. Her zaman kan beni tuttu. Bu nedenle de Fransa’da psikoloji okuduktan sonra kriminolojist olmayı reddettim.

Siz ‘mindfulness’ı nasıl öğrendiniz?

Erken çocukluk döneminde annemizle aramızda derin bir bağ var; ihtiyaçlarımızın onun tarafından karşılanacağını hissediyoruz. Ardından zamanla tamamen kendi başımıza olabileceğimizi hissediyoruz. Mindfulness dersleri de böyle, anneannem benim rehberimdi. Her gün bana dua gibi şu cümleyi tekrarlatırdı: “Güneş ve ay hiç değişmez, hep devam ederler. Her şey bana ait, her şey mümkün, zekiyim, güçlüyüm, güzelim, huzurluyum. Pek çok yeteneğim var, sakinim, acelem yok.” Bana hep aynı konulu deyimler söyler, hikâyeler anlatırdı. Evrende hepimiz biriz, sadece farklı perspektiflerimiz var, bu nedenle de insanız. Her şeyi deneyimlemem yıllarımı aldı. Başkalarını anlamayabilirdim ama anlamak zorunda kaldım. Kendi içimdeki tüm parçaları kabul ettim; iyi/kötü, aydınlık/karanlık ve iyi olmayı seçtim. 2015 yılında bu süreç bana İnsani Barış Yıldızı ödülünü getirdi. Yaşam matematik değil, sihirdir. Ben sihir dediğimde insanlar çekiniyor, sihir aydınlık ve karanlık arasındaki savaştır. Bir başka deyişle problem ve çözüm.

Bir kabile krallığına doğmuş olmanız size neler getirdi?

Ben bir kabile krallığına doğdum, bu bir seçim değil görevdi. Dolayısıyla seçilen çocuğu bir kral gibi yetiştirmeleri gerekiyordu. Diğerlerine göre beni avantajlı kılan şey, 1480’den beri var olan altın dişti, bu krallığımızın tahtıydı. Şu anda da bende olan bu diş bana ansiklopedilerde bulabileceğinizden fazla bilgi verdi. 1480’den günümüze kadar olan bilgiler… 10 yıl önce yaşadıklarımı sabırla karşıladığıma kimse inanmıyor. O dönemde her şeyin geçici olduğunu biliyordum ve bir şekilde devam ediyordum. Kurallar eski zamanlarda da aynıydı, gelecekte de aynı olacak. Bana insan zihninin doğal kapasitesini öğrettiler, başka bir varlıkla nasıl iletişimde olunacağını gösterdiler: Hayvanlar, ağaçlar, deniz gibi. Bu temel kavramlar aslında tüm insanlarda aynı ve hepsi kendine güvene bağlanıyor.

Mindfulness’ı günlük hayatınızda nasıl kullanıyorsunuz? Bir örnek verebilir misiniz?

Sorbon’da öğrenimimi bitirdikten sonra ülkeme geri döndüm. Orada 48 kadının kaçırılıp her saat tecavüze uğratıldığını ve doğan çocukların da illegal olarak orduda kullanıldıklarını öğrendim. Bu konuyla ilgili sesimi yükseltmeye karar verdim. Vahşi Asker adlı bir şarkı yazdım, “Tecavüzü durdur, çocukları Kolton madenlerinde çalıştırma” gibi mesajlar veriyordu. Tutuklandım, bana bir şarkı için 10 yıl hapis cezası verdiler. Hapisteki sekizinci günümde zihin egzersizlerimi yapmaya başladım, aynı gün İstanbul yazısını gördüm. Ertesi gün eskiden yardım ettiğim biri beni tesadüfen buldu, bana yardım etti. Havalimanına geldik, orada Paris için bilet alacaktık, direkt uçuş yoktu, İstanbul aktarmalı olarak bilet alındı. İstanbul’a geldiğimde transit vizem olmadığı için uçağa alınmadım ve burada kaldım. Bana hapishanedeyken gösterilen o vizyon aslında bu 10 yılımı anlatıyordu.

Mindfulness okuyucularına bir mesajınız var mı?

Var olan her şeyin ruhu vardır; dağların, kayaların, denizin, ırmağın… Ruh, beden ve zihin arasında bir korunma vardır. Zihin ve beden beyin sayesinde beraber ilerler. Beyin duygularımızı, düşüncelerimizi karışık olarak saklar. Üç boyutumuz vardır: Biyolojik bedenimiz, ruhumuz ve zihnimiz. Bugünün insanı sadece biyolojik boyutta yaşıyor ve pek çok kişi sosyal gerçekliklerin içinde sıkışık hissediyor kendini. Daha yüksek bir boyut olduğunu inkâr ediyorlar, o da ruh. Öncelikle okuyucularınıza bu üç soruyu kendilerine sormalarını rica ediyorum: Ben kimim? Yeteneklerim ve özelliklerim neler? Nihai hedefim ya da amacım ne?

Doğa asla sizin olmayan bir şeyi size vermez. Başkalarının yeteneklerine odaklanırsanız, kendi kariyeriniz elinizden kayar gider. Çünkü başkasının güneşine oturursanız asla parlayamazsınız. Dışarıda çözüm ararsanız asla ruh boyutuna ulaşamazsınız. Olayların pozitif yanını görmek bir zorunluluktur. Kendi ruhunuzla bağlantıda olmayı deneyin.

Enzo’nun Kabilesindeki Geleneksel Mindfulness: “5 Seçilmiş”

Kongo’da uyumlanma aynı nesildeki bir grup çocuğa aynı anda yapılır. Önce bir hayvan kurban edilir, derisi yakılır ve külleri çocukların bedenine sürülür. Çocukların duş alması yasaktır. Ertesi gün sabah 05.00’te tüm köy 6 km yürür, şarkılar söyleyerek kutsal ormana gidilir. Kutsaldır çünkü burada Kongo Krallığı’nın kökleri olduğuna inanılan kutsal ağaç vardır. Bu ağaç yılda üç kez kanar ve kimse bu ağaca dokunamaz ya da fotoğraf çekemez. Ormanda beş kutsal rehber bulunur. Üç gün çocuklar bu ormanda uyur. Ormana girerken isimlerini ağaca bağırır, beyaz giyimli beş rehberle beraber burada kalırlar. Her çocuk için bir hayvan kurban edilir. Sonra bir anda bir ateş yanar, bu çocukların uyumlandığının işaretidir. Seçilmişler hayvanların çocuklara saldırmayacaklarını, sakin olmaları gerektiğini söyler.

İlk gün sessizce durur; sadece kuşları, böcekleri, doğayı dinlersiniz. İkinci gün hipnozdayken seçilmişler spiritüaliteyi öğretir. Köydeki tüm yaşlıları görürsünüz, onlar sizi öper ve size mindfulness hikâyeleri anlatır. Sonra köydekiler ormana gelir, Kivala Koka şarkısını söyler, perküsyon çalar, dans ederler. Sonra beş çocuk yavaş yavaş uyanır, genelde ilk uyanan diğerlerinin lideri olur. Ardından Nzadi ırmağında çocuklar yıkanır. Böylece kabilenin cadıları olarak kabul görürler. Seçilmiş olanlar atalarla iletişime geçebilir, rüyalarından mesajlar alırlar.

“Anneannemin bana anlattığı hikâye…”

Genç bir adam her gün tarlaya atıyla gidermiş ve atı bağlarmış. Bir gün ipi unutmuş. Atımı nasıl bağlayacağım diye endişe etmiş. O sırada yaşlı bir adam geçiyormuş, “Bugün neden çalışmıyorsun?” diye sormuş. Genç adam durumu anlatmış. Yaşlı adam, “Neden endişeleniyorsun? Sanki ip elindeymiş gibi, atı bağlıyormuş gibi yap, at bu harekete alışkın olduğundan kaçmayacaktır” demiş. Adam yaşlı adamın dediğini yapmış ve çalışmaya gitmiş. Döndüğünde at onu bekliyormuş. Pek çok insan bu at gibi, bir problem olduğunda şikâyet etmeye, depresyona girmeye programlı. Pozitif düşünemiyorlar çünkü değişime inanmıyorlar, oysa her şey değişir. Belki bir gün babanız size aptal olduğunuzu söyledi ve o günden beri kendinize güvenmiyorsunuz. Eski alışkanlıklarınızı her zaman değiştirebilirsiniz, hiçbir zaman için geç değil. Dilerim kendi hayatınızı tasarlamaya başlarsınız.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo