
Yeni yıl coşkusu sarsın her yeri
SELEN KEÇELİ
En sevdiğim aylardan biridir aralık. Bana hep çocukluğumdaki karlı, Noel Babalı, simli kartpostalları hatırlatır. Günler öncesinden başlayan “Yılbaşında ne yapacağız?” heyecanı, program arayışları, süslenen ağaçlar, sevdiklerimize alınan hediyeler, giyilecek kıyafetler ve daha pek çok keyifli hazırlık hız kazanır.
Dünyada olup biten her şeye rağmen, yeni bir yıla merhaba diyecek olmak, kısa süreliğine de olsa herkesi umutlandırır, heyecanlandırır. Çünkü günün sonunda yeni bir başlangıç yapma ihtimali vardır. Takvimlerde sadece bir rakam değişikliği olsa da hayatlarımızda yepyeni, bilemediğimiz ama en güzelini umut ettiğimiz, bizlere geleceğimize dair düşler kurduran bir zamana geçiş yapma ihtimalidir 31 Aralık gecesi. İşte bu yüzden kıpır kıpır olur içimiz.
İnsanı mutlu eden bir yanı vardır aralık ayının. Onun sonu, diğer aylardan farklıdır. Kocaman bir sene, ardında acı-tatlı hatıralar bırakarak ayrılır hayatımızdan. Bu yüzden insanlar, hem bitişi hem de başlangıcı temsil eden 31 Aralık akşamını yılbaşı gecesi olarak kutlamayı seçer. Peki yılbaşı gecesi ilk olarak ne zaman kutlanmaya başlamış? Günümüzde Miladi takvime göre 31 Aralık gününü 1 Ocak’a bağlayan geceye denk gelen yılbaşı kutlamalarının kökeni, aslında milattan önceye dayanıyor. Öyle ki kutlamalar da bir geceyle sınırlı değilmiş. MÖ 2000’li yıllarda Mezopotamya’da ilkbahar ekinoksundan sonra görülen ilk Yeni Ay, yeni yılın başlangıcı olarak kabul ediliyormuş. Günümüzde de Nevruz Bayramı olarak devam eden bu kutlamalar, bazı kaynaklara göre yaklaşık dört bin yıl önce Babil’de 11 gün sürüyormuş. Tanrı Marduk’un Tiamat’ı mağlup edişinden kralların tahta çıkışına veya tekrar görevlendirilmesine kadar birçok önemli gün de yılbaşına denk gelirmiş. Roma İmparatoru Jül Sezar’ın MÖ 46 yılında Güneş’i referans alan Jülyen takvimini benimsemesiyle de yeni yılın başlangıç tarihi değişmiş. Bir yüzü geçmişe, diğer yüzü geleceğe bakan, değişimi ve başlangıçları temsil eden Roma tanrısı Janus’un onuruna onunla aynı adı taşıyan ocak ayının ilk günü yılbaşı olarak kabul edilmiş.

Noel mi, yılbaşı mı?
Günümüzde yılbaşı kutlamaları ile Noel Bayramı sıkça karıştırılıyor. Oysa Noel, 25 Aralık günü yani Hz. İsa’nın doğumu ile kutlanırken, yılbaşı kutlamaları yeni gelen yılı karşılamak amacıyla yapılıyor. Roma İmparatorluğu’nun dağılmasının ve Hristiyanlığın Avrupa’da yayılmasının ardından Noel ve Paskalya gibi dini bayramlar, yeni bir yıla başlangıç olarak kabul görerek, 25 Aralık’taki Noel veya mart ayının sonlarındaki Paskalya uzun bir süre bazı Avrupa ülkelerinde yılbaşı olarak sayılmaya başlanmış. 1582 yılına gelindiğinde ise Papa XIII. Gregorius, dört yılda bir artık yılın da eklendiği, hata payı en az olan miladi takvimi düzenlemiş. Bugün dünyada yaygın şekilde kullanılan bu takvimin benimsenmeye başlanmasıyla, yeni yıl tekrar 1 Ocak’ta kutlanır hale gelmiş.
Yarı dini yarı hayali bir karakter: Noel Baba
Tüm bu bilgilerden sonra, gelelim yeni yılın en bilindik simgesi, çocukluğumuzun kahramanlarından biri olan Noel Baba’ya...
Yeni yıl arifesinde evlere gizlice girerek çocuklara hediye bıraktığına inanılan efsanevi bir kişi olan Noel Baba, günümüzde kır saçlı, uzun kır sakallı, koca göbekli, sevimli biri olarak karşımıza çıkıyor. Peki gerçekte kimdir Noel Baba? MS 4. yüzyılda Likya’nın Myra yöresinde (günümüzde Demre-Antalya’da) yaşamış, iyi kalpliliği ve cömertliğiyle meşhur olan Hristiyan Azizi Nikola, yıllar sonra İskandinavların Odin’inin yerini almaya başladı. Sonuçta günümüzün Noel Babası, İskandinav ülkelerindeki iyiliksever, çocukların koruyucusu ve sevindiricisi olan Tanrı Odin efsanesi ile Myra’lı Aziz Nikolaos’un kişiliklerinin birleştirilmesiyle, yarı dini yarı hayali bir karakter olarak ortaya çıkmış oldu.
Evlerdeki yeni yıl simgesi
Yeni yıl kutlamalarının en önemli parçalarından biri de yılbaşı ağacı süslemektir. Özellikle çocuklar yılbaşı ağacı süslemelerine bayılır. Farklı renklerden oluşan ışık topları, en tepeye yıldızı kimin koyacağı, hediye paketlerinden nelerin çıkacağı tatlı bir heyecan yaşatır hepimize. İşte bu yüzden yılbaşı gecesi hepimiz için özeldir. Çünkü yeni yıl, içinde bulunduğumuz durum ne olursa olsun umut taşır yüreklerimize. Yeni yılı birlikte karşılamak, bu gecenin mutluluğunu paylaşmak birleştirir hepimizi.

Tüm dilekleriniz kabul olsun
Yılbaşı gecesi yapılan ve haneye bereket, şans, para, bolluk, aşk getireceğine inanılan ritüellerden bazılarını sizin için derledik:
- Nar kırmak
Nar kırma ritüeli, özellikle Türkiye’de yapılır. Türkler için nar her zaman bereketi simgeler. Yeni yıla girerken, bereketini tüm yıla saçsın diye nar bir torbaya konarak kapının önünde kırılır ve ardından yenir.
- Tuz serpmek
Kapı paspasınız ile eşiğin arasına kaya tuzu serpmenin kötü enerjileri kovduğuna ve uğur getirdiğine inanılır.
- Kapı ve pencereleri açmak
Kapıları ve pencereleri açmanın; eski yılın dışarı çıkmasına, yeni yılın da sorunsuz bir şekilde içeri girmesine izin vereceği yaygın bir batıl inanıştır.
- Zeytin dalı yakmak
Bazı kültürlerde, yılbaşı gecesi evde zeytin dalı yakıp tütsü gibi gezdirilir. Tütsü sayesinde yeni yıl öncesinde evin temizlendiğine inanılır.
- Kırmızı giymek
Yeni yıla kırmızı ile girmek alışkanlıktır. Kırmızı, doğası gereği bizi harekete geçiren bir renk olduğundan, yeni yılda da şans kapılarının açılacağına dair inanış vardır.
- Aşure pişirmek
Birlik ve beraberlikle gelecek olan bereket duygusunu artırması adına aşurenin sofralardan eksik edilmemesi önem taşır.
- Kına yakmak
Hem 21 Aralık Nardugan gecesinde hem de 31 Aralık yılbaşı gecesinde kına yakmak tavsiye edilir. Böylece kendi enerjimizi artırmak ve bu geleneğin devam ettirilmesi adına yapılması önerilir.












