Haber kapak görseli
Genel
2 dk okunma süresi
Mindfulness

Yoga ve yaşam döngüsü: Doğumdan ölüme uzanan ruhani yolculuk

İlk nefesimizi alarak yaşama başlıyor ve buradan ayrılırken son nefesimizi veriyoruz. Yaşamımız, bu iki nefes arasında ne yaptığımızdan ibaret.

Dr. Neslihan İskit

Dünyaya geliyoruz ve dünyadan gidiyoruz. Bu yolculuk, doğumla başlıyor ve ölümle sona eriyor. Yoga akışı yani mat üzerinde yaklaşık bir saat boyunca çeşitli asanalar arasında yapılan geçişler de bu yolculuğun bir sembolü. Sanskritçe “yuj” kökünden gelen yoga kelimesi; birleştirmek, bağlamak, bir olmak anlamını taşıyor. Hem akıl, beden ve ruhun bütünleşmesi, hem de kişinin ruhani özünün evrenin tümüyle birleşmesi... Türkçe sözlüklerde bu kelimenin karşılığı; Hindistan’a özgü ruh ve beden eğitimi yöntemi, birlik, birleşme, birleştirme, tevhid, (işe) koşma, düzene koyma olarak tanımlanıyor. Özetle, sağlıklı ve doğru yaşamanın bilimi olarak tanımlayabileceğimiz yoga; zihin, beden ve ruhu dengelemenin; insan, doğa ve evren arasındaki birliği keşfetmenin yollarından biridir.

İçinde asana (yoga pozları) ve pranayama’yı (nefes) barındıran mat üzerinde yaptığımız yoga pratikleri, aslında bir yaşam döngüsünü temsil ediyor. Yoga asana pratiğine yeni bir dünyaya girer gibi sıfırdan başlarız; çocuk duruşuyla, teslimiyetle. Ve yine teslimiyetle, bu kez ölü duruşuyla uygulamamızı bitiririz. Bu iki asana arasındaki geçişlerde nefesimizi kullanırız. Nefesimizle birlikte kendimizi hareketlerin akışına bırakırız. Önce doğarız. Dengemizi korumaya, duruşların etkilerini hissetmeye, vücudumuz, zihnimiz ve duygularımızla birlikte şimdide kalmaya devam ederiz. Bir asanayı uygularız, bir süre o asanada kalır ve sonra yeni bir poza geçeriz. Bu geçişler, yaşamdaki değişimlerin ve geçiciliğin doğasını da temsil eder. Ardından bu akış sona erer ve yeniden doğmak için ölü duruşunda sembolik olarak ölürüz.

Savasana, bizi yüksek benliğimizle aramıza mesafe koyan her şeyden uzaklaşmaya ve özgürleşmeye götürür. Ancak oldukça kolay görünse de ustalaşması en zor asanalardan biridir. Çünkü kişinin kendini bırakmasını, unutmasını yani “ölmesi”ni gerektirir. Bu ölümde, gerçekten yaşamanın yolu gizlidir. Iyengar’ın da ifade ettiği şekilde: “Kişi, kendini unuttuğunda kendini keşfeder.”

Meditasyon; bizi bu geçişe, yeniden doğuma hazırlamaya yardımcı olur. Özellikle sabahın ilk ışıkları doğmadan önce yapılan meditasyonun üzerimizde ayrı ve özel bir etkisi olur. Gün ağarmadan önceki bu zaman yani 03.00-06.00 saatleri arasına Amrit Vela yani kelime anlamıyla “zamanın nektarı” denir. Budizm’de kutsal sayılan Amrit Vela sırasında meditasyon yapmak, bilinçaltı zihni bilinçli olarak açıp temizlediğimiz bir süreçtir. Bu süreç tüm varlığı canlandırır ve besler. Amrit Vela meditasyonu çok özel, sessiz ve kişiseldir. Bizi varoluşun ve yüksek benliğimizin huzuruyla buluşturur.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo